Rock çocukları,Ahlaki Erozyon ve Kanıma Dokunanlar

Birkaç hafta önce Küçükçiftlik Park’ta bir rock\metal festivali düzenlendi.Son yıllarda yapılan en kapsamlı festivaldi belki ülkemizde. Sevenleri için tam bir bayram havasıydı yani. Gitmedim ben o festivale sonradan pişman olacağımı bilmeme rağmen. Kafam götürmez artık dedim, yorgunluk olur dedim . Şimdi pişmanım tahmin ettiğim gibi gitmediğime ama bu kez farklı. Seneye daha kapsamlısı olur diyemiyorum, daha çok fırsatımız olur diyemiyorum. Önce korkuyorum neler oluyor bize diye sonra da kızıyorum, öfkeleniyorum. Ülkemizi yönetenlerin başındaki isim rock çocuklarını “ahlaki erezyona uğramış gençler” olarak niteliyor çünkü. Arkasında da binler, yüzbinler onu destekliyor. Bu söylediklerinde öyle rahat öyle samimi ki, düşünmüyor bile ne demek istediğini kimden bahsettiğini. Kitlesi de hazır tasdiklemeye. Tek bildiği söz satanist,şeytancı(?),sapık…

Kanıma dokunuyor artık!

Ben Deep Purple’la Led Zeppelin’le Rolling Stones’la Erkin Koray’la büyüdüm. Annemin objektifinden babamın sahnedeki fotoğraflarıyla, uzun saçlı haliyle,turne anılarıyla geçti çocukluğum. Beraber müzik yapmalarını izledim onların. Binbir zorlukla gittikleri konserlerden kalan anılarını okudum. Değil yabancı bir grubun Türkiye’ye gelmesi, plakların hatta ensturmanların bulunamadığı günleri dinledim babamdan.Sonra büyüdüm, ben de saçımı uzattım, ben de sahneye çıktım. Sorun değildi beğenenden çok beğenmeyenin olması. Herkesin düşüncesi,beğenisi farklıdıydı, bu da normaldi babamın dediği gibi. Ama artık bir sorun gibi geliyor bana.Çünkü kimse böyle rahatça,açıkça “ahlaksız” dememişti bugüne kadar. Birilerini dertlendiren, “horned hand” yaptıkları için nezarethaneye atılan o çocuklar gibi bendim, benim babamdı,annemdi.

O kişinin diplomatik ağızla kendince yumuşatarak “ahlaksız” dediği babam, Türkiye’nin ilk rock gruplarında çaldı. Konservatuar okudu. Kendisi gibi öğretmen olan annemle evlendi, 2 çocuğu oldu. 3 kuruşluk öğretmen maaşlarıyla büyüttüler bizi, okuttular. Yokluk görmeyelim “yok demeyelim” diye ek işler yaptılar. Annem özel ders verdi, babam bıraktığı gitarını yeniden astı omzuna ve çalıştı. Okullarındaki anıtkabir gezilerine öncülük ettiler, bizi de götürdüler. Ne kadar şanslı olduğumuzu anlamamızı sağladılar. Oruç da tuttular, dua da ettiler. Asla apolitik olmadılar. Cumhuriyete, Atatürk’e laf geldiğinde hırçınlaştılar. Doğru bildiklerini konuşmaktan çekinmediler hiç. Gene de isyan etmediler son birkaç yıla kadar, kimseyi kırmadılar,kırmak istemediler.

Geçenlerde Bekir Coşkun’un harika yazısında olduğu gibi “Rock Çocukları” onlar. 35 yıl geçmiş tanıştıkları ilk günden bugüne. Yakında Büyükanne ve Büyükbaba olacaklar. “Ahlaksızlıklarını”(!) bu şekilde sürdürecekler. Yeğenime hep bu erozyonu(!) anlatacağım. Üzerine kendi ahlaksızlıklarımı ve annesinin ahlaksızlıklarını anlatacağım.Ve onun için büyük bir dilek tutacağım.Umarım o büyüdüğünde,onun neslinde, bizi ve eskileri yad etmek zorunda kalmaz. Umarım hiçbirşey onun kanına dokunmaz.

4 yorum “Rock çocukları,Ahlaki Erozyon ve Kanıma Dokunanlar”

  1. Daha neler diyecekler. Bu ülkede depremden sonra bile “kafirlere müstehaktı” dendi. Kendi inandıklarını doğru sananlar kadar tehlikeli bir kitle var mıdır acaba. Bütün insanlık tarihi, bütün savaşlar, bütün katliamlar, kıyımlar çok ama çok basit birşeyden çıkar. İnsanın kendini doğru sanıp önemsemesinden.

    xenix

  2. Duvarların yıkıldığı dünyada, ülkenin; türkiye’nin içine duvarlar ördüler.
    Duvarların bir tarafında hep kendileri vardı, diğer tarafında
    ise önce “demokrat” ve diğer açılımları olan insanlar.
    Ne hazindir ki, bunları yaparken demokrat bir söylemle
    yaptılar. Peki bunu nasıl yaptılar, tabiiki kafa karıştırarak
    kaos yaratarak. Bir sol söylem olan sihirli “özgürlük” sözcü –
    ğünü kullanarak; içlerindeki tuzakları “cambaza bak” oyunları ile saklayarak.
    Gelinen noktanın vehametini anlamak, anlatmak lazım insanlara
    Fakat heyhat ne mümkün …
    Bu düşünceyi taşıyan insanlarla tartışmayı bırakın,konuşamıyor
    sunuz bile. Yafta hazır; “Siz iftiracısınız !”
    Cumhuriyetin siyasi tarihinde, hiç bir parti bu kadar tahrip
    etmemiştir memleketi.
    Üzül delikanlı, ama başbakanın “siz”e sarfettiği sözler için
    değil, memleketin geldiği nokta için üzül ve önlemini düşün..
    Geç 68 kuşağı ve aynı zamanda bir müzisyen olarak da, babanızı
    tebrik ediyorum. “adam” gibi yetiştirmiş sizi. N.K

  3. Ahlak erozyonunun ne olabileceği hakkında kendilerini bilgilendirmek isterim.

    Bazı örnekler:

    -akraba evliliklerinin sayısındaki artış, ensestin evlilikle örtbas edilmeye çabalanışı,

    -“evlatlığın” kendisine “helal” kılındığı bir zihniyetin makbul ve haklı görülüşü,

    -henüz çocuk olan kızları bir “cinsel istismar” “objesi” gibi algılama.

    -Namusu örtü ile açıklama.

    -kendisinden olmayanı ahlaksızlıkla suçlama vs.. ahlak erozyonu örnekleri olabilir ve benzer örnekler çoğaltılabilir. Durum karşısında söylenebilecek şey “kültür erozyonu” “olabilirdi” bu fikre kesinlikle katılmayarak söylediklerini dinleyip bir de soru sorabilirdim kendilerine “peki o halde çölde yaşamayan bir milletin sosyo-kültürel hayatı neden çölün örf adetleriyle düzenlenmeye çalışılır?” arap-islam müziği denilen şey Türkler ve anadolu söz konusu olduğunda emin olunuz ki led zeppelin kadar mantık silsilenizde absürd algılanmalıydı.. ama algılamadınız…adını bile söyleyemeyen, bir örnek, amaca yöneltilmiş, adliye önlerinde demokrasi yıkılacak şeriat gelecek diye bağıran, bir diğerine saldıran gençler..peki onlar? neden bir açıklama da o zaman duymadık…

  4. onlara mı kendinize mi acıyorsunuz/ ya da kızıyorsunuz;
    hangisi yapılmalı ve seçilmeli;

    bu dünya sizin/bizim dünyamız değil mi örneğin, öyle görünüyor;

    kim kaybediyor ama;
    kartalların nesli tükenirse örneğin ne olur,

    bilinç arıyorsuz ya da bilinçli seçim ve tavır; bu bulunur mu olmayanda?
    görmemekle yargılayamayabilir miyiz körü
    ama yine de bu şeyler çok saçma ve çözümsüz/denksiz gözüküyor;

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.