Türkiye’de Nükleer Enerji Kullanımı

  • Bol miktarda nükleer santral kurulmalı
  • Çok iyi tedbirlerle birkaç tane santral kurulmalı
  • Yabancılar kuracaksa santral kurulmalı
  • Türkiye'de kesinlikle bu enerji türü kullanılmamalı
  • Sadece yakın çevrede değil, dünyanın hiç bir yerinde kullanılmamalı
  • Bunların dışında bir fikrim var. (Belirtiniz)

19 yorum “Türkiye’de Nükleer Enerji Kullanımı”

  1. Enerji kullanılmalı. Kullanılan enerjinin miktarı bir ülkenin refah ve gelişmişlik düzeyini gösterir. Ne kadar çok enerji türü ve miktarı kullanılırsa o derece uygardır o toplum.

    Ama neden tehlikelidir nükleer enerji, bu iyi araştırılmalı.

  2. Ne yazık ki, insan gücü, bilgisi ve yüksek teknoloji ile yapılan nükleer santraller, “doğal afetlere” karşı dayanıklı olamıyor… Bir kaç örneğini ve en son Japonya’da yaşanan felaketi gördük. Hem de depremde binaları yıkılmayacak kadar teknolojiye sahip bu ülke, deprem gerçeği ile yatıp kalkan bu ülke ; nasıl olur da gerekli tedbirleri ; santrallerin yapılma aşamasında; max riskler gözönüne alınarak almaz ? Tabii böyle bir sorunun elbet bir cevabı vardır, ama ben bilmiyorum, cidden..?

    Bu yüzden 21. yüzyılın “olmazsa olmaz” gibi görünen ki kısıtlı petrol kaynakları ve pahalı elektrik enerjisi kaynaklarına en güzel ikame gibi görünen “nükleer enerji” yi “risksiz”üretmeyi, kullanmayı , saklamayı öğrenebilecek miyiz acaba ? İnsanoğlu tüm doğal afetlere karşı bunu başarabilecek mi, yoksa kendi kendini yavaş yavaş zehirleyip öldürmenin bir yolunu mu bulmuş olacak …? Aşağıda benim gibi düşünen bir kaç arkadaşımın sözlerini paylaşmak isterim :

    “mersin,gokova,sinop ya da agri dagi,farketmez.nukleer istemiyoruz.dunyanin hic bir teknolojisi henuz nukleer atiklari guvenli sekilde yok etmeye yetmiyor,bu gercegi bilmekte bana yetiyor.”

    “araştırmamın sonucu: 1. türkiyenin tüm enerji ihtiyacını rüzgar ve güneşten elde etmek artık mümkün. 2. termik santrallere karşı da ben bolca eylem yaptım. 3. Bu aralar gazete okuyun, televizyon seyredin. İnternette japonya anahtar kelimesi ile aramalar yapın. Faydalı oluyor.”

    “güneş, pv, csp, rüzgar, akıllı şebekeler, ademi merkezi enerji sistemleri, enerji verimliliği, doğayla barışık hesler, jeotermal… bunlar hepsi mantıklı. hayatımızı değiştirip doğayla uyumlu hayatlar yaşamaya başlamak ve iklim, nükleer felaketlerini tarihe gömmek daha da iyi bir allternatif.”

    “tek yesil cozum nukleer,tek enerji cozumu nukleer.bunlara inananlari gormek uzuyor.japonyayi herkes ve hersey ,baskentini terkediyor.lutfen daha hassas dusunelim.bu gunler cok onemli,cunku gozumuzu actigimizda nukleer santralimiz olacak.ve elektrik faturalariniz azalmayacak,emin olun.”‎

    “%20 lik Enerji kaybını teknolojik yatırımlar ile öneleyebilirsek 3 Nükleer Santral gücünde tasarruf sağlanmış olacak”

    “doğal kaynaklarımızı kullanabildiğimizde kesinlikle NÜKLEER SANTRALE ihiyacımız yok..Türkiye evvela bunun üzerine eğilmeli..yetmezse o zaman düşünmeli bu santraller . Kaldı ki patlama riskine göre bizimm bir santralimizin olmasına gerek yok…Romanyada 1,Bulgaristanda 2, Ermenistanda 1 ,ukraynada 15 tane…biz o halde zaten nükleer cehennemin tam ortasındayız….Merkezi Viyana’da bulunan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na göre, dünya genelinde, faal durumdaki 442 ticari nükleer santralin yüzde 20’si önemli derecede sismik faaliyetin olduğu bölgelerde inşa edilmiş durumda.. !”

    ……

  3. dünyanın hiç bir yerinde kurulmamalı. bir insanın canından daha mı kıymetli, üretilecek ve bir çoğu abuk işlerde boşu boşuna kullanılacak enerji????

    olmayıversin!!!!!

    insana hizmet için elde edilen bişi insanın sonu olacaksa olmasın:(

  4. otoriteye sadakat her şey den önemlidir.

    boşverin insan hayatını bence bol miktarda yapılmalı. zaten dünyanın herinde var. yapmayın diyenler teknolojiden faydalanmayı bilmiyor. modern olun biraz. hep engel oluyosunuz. yaptığınız bişede yok ! 🙂 ha bu arada TÜP TE TEHLİKELİ AMA KULLANIYOSUNUZ 🙂

  5. istemiyorum yaaaa aaa zorlamı?

    insan bilgisi teknolojiyi yarattıysa başka tehlikesiz şeyleride yaratabilir… moden fln değilim ben istemiyorum nükleeer santral o kadar.

  6. sorun bu zaten hiç bir zaman “İNSAN BİLGİSİ” yol gösterici olmamıştır. bir çıkara hizmet ettiği oranda varlığını sürdürür sadece

  7. banane istemiyorum ben ölee santrali üreten aklı:)

    düzeltme:

    bir insanın canı değil, tüm canlıların yaşam hakkından daha kıymetli bişi değil o dandik santral:P

  8. Ya halihazırdaki enerjimizi nasıl kullanıyoruz? Benim gördüğüm har vurup, harman savurduğumuz. Ne de olsa yüksek teknolojinin nimetleriyle yaşıyoruz ya, biriktirme yok! Geçen gün sular kesildi. Baktım, kenara ayırdığımız bir bidonluk su yok! Elektrik kesildi. Mum yok! Sigara da içmediğim için kibrit yok. Elektrik gitti, telsiz telefon kesildi. Doğalgaz söndü. Kalorifer çalışmadı, çay yapamadık falan filan. Bence enerjiden çok, enerji kullanımını bilmek hayati önem taşıyor. Tasarrufu bilmek, küçük yaştan itibaren bunu öğrenmek, öğretmek gerekiyor. Musluğu açık bırakılmış her çeşme, susuzluktan çatlamış toprakların, ölenlerin gözyaşıdır.

  9. Şuan dünyada enerji herşeydir. Enerjin varsa paranda vardır gücünde vardır ve avrupada sayısız nükleer enerji santrali kuruludur ki bu santraller ülke başına %40-50 civarında enerjiyi karşılarlar. Şuan Türkiyede en çok kullanılan enerji doğalgazdan gelmektedir. Bu kaynakların nekadar dayanacağı belli değil kaldı ki bizede ait değiller. Bizim insanımız televizyonda ne görse ona inanır. Medyanın şişirme radyasyon uyarıları yüzünden halk nükleer enerjiye düşman oldu. Japonyadaki deprem şuana kadar bir yerleşim yerini vurmuş olan en büyük depremlerdendir. Böyle şeyler hergün gerçekleişiyormuş gibi hep tehlike konusuna japonya örneği veriliyor. Nükleer enerji kesinlikle gereklidir ve santral kurulmalıdır.

  10. osmanlı döneminde padişahlar hep devletin üstün olmasını amaçlamıştır ve halkın refah içinde yaşamasını istemiştir. onlarca savaş yapılmıştır devletin üstünlüğü için
    çanakkale savaşında devlet için binlerce genc öldü. hepsi türkiye için .

    biz neden diger devletlerden geri kalalım. neden insanlarımız rahat yaşamasın. eger bir gün deprem olurda tüm türkiye yerle bir olmasın diye mi? sizde ki sadece bir korkudur, bunun üstesinden gelin

  11. Hayvan nesillerinin yok olması, küresel ısınma, buzulların erimesi, nükleer atıklar v.s. Dünya yaşamının sona doğru yaklaştığının belirtileri. Kimse bunları görmek istemiyor ama gerçek şudur ki: bu gidişatla er ya da geç dünyanın sonunu kendimiz getireceğiz. Bazı ülkeler var: nükleer silahları savunma aracı olarak görüyorlar. Bu ülkelerin halkına sorulduğu zaman %90’ı bu silahlara karşıdır. Buna rağmen yöneticiler bildiklerini okumaya devam ediyor. Bunların yaşları da genellikle 60’ın üzerinde yaşayan fosiller olduğundan gelecek nesillere temiz bir dünya bırakmak umurlarında bile değil. Tek düşündükleri kıçlarını rahat ettirmek.
    Düşmanlara karşı caydırıcı etkisi olacakmış, ülke kalkınacakmış. Yaşadığımız yeri yaşanmaz hale getirdikten sonra dünyadaki tüm altınlar senin olsa neye yarar. Japonya’daki olayda herkes gördü ki dünyanın öteki ucunda bir sızınıtı olsa bile etkisi buralara kadar gelebiliyor. Yalnız nükleer enerji değil tüm fosil yakıtların kullanımına bile son verilmelidir.

  12. nükleer konusunda araştırma yapıyorum ve bence olmalı. diğer enerjilerden çok daha üstün ve daha yararlı. araştırmamdan bir kısım paylaşıyım:
    1000 MW gücündeki bir kömür santralı yılda yaklaşık 3 milyon ton kömür tüketir ve 7 milyon ton CO2 , 140 bin ton asit gazlan, 750 ton kül üretir. Bu hesaba göre 1000 MW’hk nükleer santral ekonomik ömrü boyunca 120 milyon ton daha az kömür yakılmasını, 2870 milyon ton CO2 salınmasını 5.6 milyon ton asit gazı atılmasını engeller. IAEA/Worldatom’da rapor edildiğine göre tüm enerji zinciri (direkt ve indirekt üretim süreci) kapsamında etki açısından CO2 eşdeğeri emisyonlar kömür için 860-1290 gram/kWh iken petrolde 689-890 gram/kWh, gazda 460-1234 gram/kWh olmasına karşın, nükleerde 9-20 gr/kWh kadardır. Nükleerin bu tür emisyonları hidrolik, biomas güneş fotovoltaik ve rüzgardan daha azdır.

    Reaktör içinde belli bir süre kullanılan yakıt elemanlarının fisyon yeteneği azalır. 1000 MW gücünde gelişmiş PWR tipi bir nükleer santralın reaktöründe yaklaşık 25 m3 hacimde ve 90 ton ağırlığında nükleer yakıt bulunur. Üç yıldan daha uzun bir sürede bu yakıtın en fazla % 2’si kullanılır, ama fisyon yeteneğini korumak amacıyla reaktördeki yakıtın 1/4-1/3’ü 1-1.5 yıl aralıkla değiştirilir. Değiştirilen elemanlara kullanılmış yakıt ya da yüksek seviyeli atık denilmektedir. 1000 MW’lık bir nükleer santraldan yılda çıkan kullanılmış yakıtın üst değeri PWR tipi reaktörlerde 25 ton, PHWR tipi doğal uranyumlu reaktörlerde 120 ton kadardır.

    Reaktörden çıkan kullanılmış yakıtlar, radyoaktif olduklarından ve ısı üretmeye devam ettiklerinden reaktör binası içindeki havuzlara konur. Yanmış yakıt havuzda 8-10 yıl ve yeni reaktörlerde daha uzun süre bekletilir. Böylece, içindeki yarı ömrü kısa radyoaktif maddeler azalır. Bu yakıt özel kutular içerisinde yakıt işleme fabrikalarına gönderilir. Burada tekrar işe yarayabilecek bölümü ayrılıp, kalan bakiyesi cam içine alınır yani camlaştırılır. Cam, tuzlu suda bile korozyona uğramayan, bozulmayan bir maddedir. Camlaştırılan nükleer atıklar paslanmaz çelik borular içerisine yerleştirilip, sızdırmaz kaynakla kapatılır. Daha sonra bu borular çelik ve/veya beton bloklar içerisine yerleştirilir. Söz konusu bloklar reaktör alanında veya merkezi bir depolama tesisinde kuru olarak saklanabilecekleri gibi, son depolama için su bulunmayan tuz veya granit yataklarına gömülebilirler. Son depolaması bu şekilde yapılan nükleer atığın insanlığa zarar vermesi söz konusu olamaz. Nükleer karşıtlarınca savlanıldığı gibi, nükleer atık sorununa çözüm bulunamamıştır savı doğru değildir.

    Nükleer santrallar genelde 40 yıllık bir ömre sahiptir. Ekonomik ömrünü dolduran bir nükleer santralın sökülmesi ve santral alanının yeni bir nükleer santral kurulmuyorsa, radyasyondan arındırılması gerekir. Sokum ve arındırma işlemleri güvenlik açısından değişik etaplarda gerçekleşirilmekte, uzun zaman almaktadır. Bu arındırma işlemi 40 yılı aşabilmektedir. Nükleer santral sokum stratejisi ülkelere, coğrafi konuma, teknik ve ekonomik düzeye bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

    Fransız Elektrik Kurumu (EDF) raporlarında belirtildiğine göre, l kWh nükleer elektrik üretiminin maliyeti üst sınır olarak 0.258 FF (“0.05 $) dır. Nükleer santralın sökülmesi ve alanın radyoaktiviteden arındırılması için gereken harcama kWh maliyetinin % 3.6’sına (0.009 FF ~ 0.0018 $/kWh) karşılık gelmektedir. EDF, bir reaktörün kurulması için gereken toplam yatırımın % 15’ini, ileride sökümünde kullanmak üzere rezerve etmektedir. Henüz büyük bir nükleer santral sokumu yapılmamış olmakla birlikte, sokum ve arındırma maliyetleri yapım maliyetlerine eşdeğer değildir. OECD ve IAEA raporlarında belirtildiği üzere toplam maliyetin % 10-20’si arasında kalmakta ve ekonomikliğini bozmamaktadır. o

    Bugün nükleer santralların en yoğun oranda bulunduğu Fransa’da halk nükleer santrallara karşı değildir. Nükleer santrallarla kentlerinde iç içe yaşamaktadır. Üzerine iki atom bombası atılmış Japon halkı da nükleer enerjiye karşı değildir. Çünkü nükleer santral atom bombası demek değildir. Japonya bugün için 43 850 MW’lık kurulu nükleer santral gücünü 2010 yılında 160 000 MW’a çıkarmak istemi ile 70 000 MW’ın bölümün planlamasını yapmış bulunmaktadır. Fransa’da nükleer enerjiye karşı çevreci toplumsal muhalefet oluşmayışının nedeni, siyasi otoritenin kararlılığı ve halkın bilgilendirilmesidir.

    Türkiye’de mevcut duruma bakıldığında, özellikle 1980’lerin son döneminde başlamak üzere nükleer enerji karşıtları tarafından tek yanlı görüş oluşturulmaya ve tepki yaratılmaya çalışılmaktadır. Sonuçta kamuoyunda yanlış saplantılar oluştuğu görülmektedir. Bununla beraber, nükleer enerjide kamuoyunun bilgilendirilmesine önem verilmeli, nükleer santrallar halka rağmen değil, halkın isteği ile kurulmalıdır.

    Toplumun nükleer enerji hakkında bilgilendirilmesinin zorlukları olduğu kuşkusuzdur. Her-şeyden önce teknik karakteri nedeni ile anlatılması ve anlaşılması zor bir konudur. Radyasyon duyu organlarınca algılanamamakta, korku için obje oluşturabilmektedir. Bununla beraber tutarlı bir bilgilendirme politikası ile medyadan kamuoyuna yayılacak bilgilerle, okullarda verilecek eğitimle, demonstrasyonla eğitim sağlanabilir. Bu bilgilendirme ve eğitim eylemi, santral kurulması öncesinden santral işletmeciliği dönemine kadar uzanmakta, orada da bitmemekte ve sürdürülmesi gerekmektedir. Türkiye’de gereken adımların atılmasında geç kalınmıştır. Yapılan sınırlı çalışmalar yeterli sayılamaz. En kısa zamanda, geniş kapsamlı ve planlı bir bilgilendirme kampanyası başlatılmalı, ilgili sivil toplum kuruluşlarından bu amaçla yararlanılmalıdır.

    Bilgilendirme ve eğitim çalışmalarında, santralların kurulacağı yöre halkına öncelik ve ağırlık verilmelidir. Çünkü, Türkiye’de özellikle Mersin-Silifke-Gülnar-Akkuyu yöre halkı üzerinde 1976 yılından beri nükleer karşıtı görüş oluşturma çalışmaları yapılmış ve olumsuz bir hava yaratılmıştır. Halkta yörenin turizm, seracılık, bahçecilik ve balıkçılık gibi gelir kaynaklarının zarara uğrayacağı, santralın kendilerine ekonomik bir katkı sağlamayacağı, buna karşın yaşam riski ile karşılaşacakları endişesi vardır.

    Yöre halkının ikna edilmesi için özel ve planlı etkinlikler düzenlenmeli, santralın kuruluş aşamasından başlayarak yöre insanına yeni iş olanakları sağlanmalı, bölgenin ekonomisini kalkındırıcı özel önlemler alınmalı (örneğin yörede elektrik birim fiyatının düşük tutulması ve tarıma dayalı sanayinin özendirilmesi gibi), idari yapıda geliştirici düzenlemeye gidilmeli, nükleer santral kazancından ayrılacak bir fonla yörede alt yapı, eğitim ve sağlık sorunlarının çözümlenmesine katkıda bulunulmalıdır.
    buna karşın diğer enerji kaynaklarınında bir bölümü kullanılamamaktadır. kayıp yaşanmaktadır. büyük ülkeler çok büyük adımlar atmaya devam ediyor. saaygılar

  13. Nükleer enerjinin neden olmaması gerektiğiyle ilgili bir konu açıldı mı daha önce.

    Ben nükleer enerjiye neden hayır demeliyim? Bilmiyorum.

    Ülkeler enerjiyle kalkınır.

    Nükleer gezegenimiz için zararlıdır.

    Hep bir ikilem. Nedir yahu bu işin özü?

  14. Ben nükleer enerjiye körkörüne karşı değilim, nükleer enerjinin iki alternatifi var, biri bildiğimiz uranyum santrali ki dünyadaki nükleer santralların hemen hemen hepsi uranyumla çalışır, diğeri ise yeni yeni deneme aşamasında veya geliştirme aşamasındaki Toryum santrali, ki türkiye bir toryum zengini ülkedir, dünyada en önemli toryum rezervlerinden biri türkiyededir, ve toryum santrali uranyum santralinden çok daha güvenlidir, boğaziçi üniversitesinde öğretim üyesi Prof Engin Arık Toryum santrali yapılması için çalışıyordu, değerli profesörümüz uranyum santralı değil, yapılacaksa toryum santrali yapılsın diye her kapıyı çaldı, elinden geleni yaptı, sonunda değerli araştırma ekibiyle birlikte yok edilmesine karar verildi ve bindikleri uçak düşürüldü, olaydan sonra uçağın karakutusunun bulunamadığı söylendi ve olay örtbas edildi, bu işler böyledir, uranyum teknolojisi artık çağını doldurmuştur, türkiyeye uranyum reaktörü satmak isteyen lobiyi rahatsız eden engeller temizlenmiştir ve dünyanın en pahalı nükleer yakıtı olan uranyum ithalatçısı olacağız, atıkları da ne yapacağız kimbilir, oysa topraklarımızın altında bize de dünyaya da yetecek kadar toryum yatıyor. ve en önemlisi, toryum santralleri öyle uranyum santralleri gibi ölüm saçmazlar, çok daha güvenlidirler, ama bu işlerin arkasında küresel komplolar vardır, büyük, çok büyük parasal çıkarlar vardır. hindistanda ve norveçte toryum santralleri kuruluyor, bunu bir yere not edin. uranyuma hayır, toryuma evet.

  15. Alternatif enerjiler belli bir yere kadar kullanilabililer ama mega kentleri besleyemezler. Kucuk yerlesim birimlerinde kullanilmali. Turkiye icin bence en dogru karar nukleer enerjidir. Sanildigi kadar da urkutucu degildir. Tek sorun, kendi teknolojimiz ve hammadde kaynagimiz olmadigi icin disa bagimli olacagiz. Zaten bu konuda disa bagimliyiz,zira komur kaynaklarimiz yetersiz, petrol rezervlerimizin pek cogu ise ancak devlet subvansiyonu ile cikarilabilir ki astari yuzunden pahalidir. Petrolun arastirilmasi da cikarilmasi da disa bagli teknolojilerle gerceklesir.

    Bir petrol kuyusunun sismik arastirmasi, ulke kosullarina gore birbucuk ile alti yil arasinda degisir. Bu sure Suudi Arabistan’da birbucuk yil, Nijerya’da ve Iran’da uc yil, Venezuella’da dort yil, Turkiye’de alti yili bulabilir. Maliyet te sureyle orantili olarak artar. Arastirma maliyetleri, ortalama olarak Arabistan’da iki milyon, Nijerya’da ve Iran’da dort milyon, Venezuella’da bes milyon, Turkiye’de yedi milyon dolar kadardir.

    Petrolun maliyeti ulkeden ulkeye degisir. Varil basina maliyetler 2000 yili itibariyle, Irakta 2.5 dolar, Suudi Arabistan’da 5 dolar, Nijerya’da 9 dolar, Venezuella’da 14 dolar, Turkiye’de 25 dolarin uzerinde. Bu gunku maliyetlerini bilmiyorum.

    Evet, petrolu bulduk, simdi sira geldi pompa salip cikarmaya. Eskiden petrol yuzeydeydi, cikrik pompalarla yavas yavas cikardi, artik derin kuyular aciliyor, cikrik pompa ise yaramiyor. Pompayi derine, petrolun icine daldirmak ve yuksek voltajli elektrikle calistirmak gerek. 170 derecedeki derin kuyu petrolunun icinde calisacak pompayi kim yapar? Patatesi 120 derece kizarttigimizi dusunurseniz bu sicakligi daha iyi algilariz. Ustelik motor isinip ta sicakligi 200 dereceye cikinca bu 170 derecedeki petrolle sogutuluyor.

    Bu pompalari yapan uc ABD sirketi var. Hepsi de guvenilir ve durust sirketler. Sizin milliyetiniz onemli degildir, profesyonel calisirlar. Yalniz bir sorun var, bu pompalar satilmaz, kiralanir. Pompayi calistiracak uzman, pompanin bakimi, yedeklemesi ve onarimini da kiraya dahildir. Pompayi satsalar bile kimse almak istemez, cunku bu ozel pompalari ancak konunun uzmanlari isletebilir. Boylesi daha ucuza gelir. Anlasmali ulkede bir sube acar ve oraya uygun pompalarin servis hizmetini gorur.

    Petrol de sanildigi kadar emniyetli bir urun degildir. Ciddi bir gaz kacagi olursa yuzbinlerce insan yarim saatte obur dunyayi boylar. Zira petrolun icinde sikismis gazlar, bazan hic hesaba katmadiginiz bir nedenle kacak yapabilir ve kilometrekareler kadar alanda 10 metre yukseklige kadar bir bulut olusturabilir. Bu durumda olum kacinilmazdir. Bunlar yasanmis ama gizli tutulmustur.

  16. Petrolü çıkarmanın bu kadar detaylı olduğunu bilmiyordum Kardan adam. Paylaşım için sağol.

    Petrolü çıkatırken sızan gazdan ölenlerle ilgili detaylı bilgi verebilir misin? Kitlesel bi facia falan mı oldu ?

  17. Bu konuda kayit tutmadim ama daha yakinda Meksika korfezinde ciddi bir kaza olmustu ve okyanusun o kisminda fauna ciddi hasar gormustu. Yayin organlari olenler hakkinda bilgi vermis miydi animsamiyorum. Tek aklimda kalan 1989 Alaska felaketi, onunda sayilarini bilmiyorum. Bir de Turkmenistandaki Cehennem Kuyusu denen bir yer vardir. 15 yildir yanmakta olan dev bir cukur. Bir kaza sonucu yanmaya baslar ve etrafindaki her seyi yutar, giderek te buyumekte. Ne zaman sonecegi belli degil. Sovyet doneminde hem Rusyada hem de isgal ettigi Asya ulkelerinde buyuk boyutlu kazalar oldugundan soz edilir, fakat rakam verilmez.

    Kazalar hakkinda belki internet sitelerinden petrol veya dogal gaz felaketleri diye arayarak bir seyler bulabilirsiniz ama pek ihtimal vermiyorum. Nukleer enerji kazalari boy boy ortada dolasirken petrol kazalari duyurulmaz.

    Petrol gazi etraftaki canlilari zehirlemesin diye uzakca bir kosede kontrollu olarak yuksek bir bacada yakilir. Yanma durursa hemen tum uretim durdurulur ve alarm verilerek herkes tahliye edilir. Satisa sunulmamis petrol gazinin kokusu olmadigindan algilanamaz. Her yil Nijeryada birkac koy yediden yetmise hayvanlariyla ortadan kalkar. Buna dair haberler Turk gazetelerinde de yazildi, belki duymusunuzdur. Satisa sunulan gaza osuruk kokusu eklenerek insanlarin dikkati cekilir.

    Su anda calistigim yerde yeni petrol tesislerini tamamladik ama hala isletmeye alamadik. Cunku, olasi bir kaza durumunda 40km kare alana yayilmasi olasi gaz bulutu icine calisanlarin nasil tahliye edilecegi hala cozumlenemedi. Ilk alarmda calisanlar ozel siginaklara gidecekler ve emniyetli bir yerden gelen elektrikle aydinlanip, depolanmis temiz hava soluyacaklar. Siginaklar gaz gecirmez. Sonra maskelerini takip, kivilcim cikarmayan ozel otobuslerle tahliye edilecekler. Bu basit olayin pek cok karmasik etkeni ve sorunu var. Kisin -45 yazin +45 derece olan bolgede ne yaparsaniz yapin tam onlem alinamiyor.

    O halde yalniz sirketler degil, devletler de kurallari biraz gevsetip “Olen olur, kalan saglar bizimdir yine de hey hey. Onlar bizim ekonomi sehitlerimiz” diyerek alinabilen en ust duzeyde onlemlerle yetiniyorlar. Zira soz konusu yatirim 160 milyar dolar.

    Her seye ragmen bence en temiz enerji nukleer enerjidir.

  18. Amaç çok enerji üretmek değil az enerji tüketmek olmalı. Enerjiyi dönüştürebilmek olmalı.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.