Kısa ,basit anlatımlı güzel bir video. Dinlerin doğup yayılmalarını zamana ve coğrafyaya göre anlatıyor..Her din farklı bir renkle ifade edilmiş.
Kısa ,basit anlatımlı güzel bir video. Dinlerin doğup yayılmalarını zamana ve coğrafyaya göre anlatıyor..Her din farklı bir renkle ifade edilmiş.
Sevgili Baal,
Güzel paylaşım. Fakat dünyada yalnızca 4 din yok. Her ne kadar bu dinlerin sosyal çevre ve birey üzerinde kurdukları hakimiyet diğerlerinden daha fazla olsa da, 2000’den fazla din olduğu tahmin ediliyor. Özellikle Afrika kabilelerinde hala bilinmeyen yerel dinler ve inançlar var.
Özellikle Durkheim’ın dinler sosyolojisi üzerine yazdıklarına büyük çoğunlukla katılıyorum. Yaptığı araştırmalarda kabile-totem inancına göre şekillenen toplumlarda, dinin yalnızca bir Tnarı’ya tapınmak olmadığını, kutsal sayılan bazı nesne ve aletlere de tapınmanın din sınırları içerisine gireceğini vurgular. Mesela Avusturalya’daki Arunkta kabilesinde totemizm özellikle hayvanların ve bitkilerin kutsal sayıldığı ve klanın amblemleri olarak alındığı bir din sistemidir.
Maddi beceriler ve gelişmeler de dinlerin toplumsal evrimi konusunda etkili unsurlardan birisi… En iyi bildiğimiz -bilmek zorunda kaldığımız- İslam dininin tarihsel gelişimine bakarsak, çağı yakalamak isteyen Seyh, Cenap, Hoca vs gibi adamların maddi koşullarla şekillenen düşüncelerini apaçık görürüz.
Dinlerin kaynağını kollektif bilinç oluşturuyor, kollektif bilinç de toplumu. Toplumun gelişmesi ise ekonomi, bilim ve modern çağ ile doğru orantılı… Dinler de bunlardan ister istemez nasipleniyor.. Nihayetinde dinsel evrim de kaçınılamaz bir gerçek. Çok tanrılılıktan tek tanrılılığa oradan da tanrı ihtiyacının ortadan kaldırılmasına kadar uzanan toplumsal bir serüven işte…
!?
ilginç paylaşım
Ben malesef senin kadar iyimser bakmıyoru tabloya 🙂
İslam kısa bir döenm hariç doğduğu günden beri ilerliyor..reforme ettiği şeyler ise kılıç yerine kaleşnikof ,zehirli hançerle yapılan suikastların yerine bombalı initihar saldırıları kullanmaktan öte değil …
İslam eninde sonunda bütün dünya medeniyetlerini yıkacaktır ve dünyayı medeniyet bakımından bir çöle çevirecektir.
Nasıl mı?
Mesela suriye’de esad isyancıları durdurmak için camiye gidiyor namaz kılıyor..Tv den bu görüntüleri yayınlıyor…bu durumda suriyedeki islamcılar ,isyanı kaybetse bile aslında bir bakıma görüşlerini yukarıya taşıyarak kazanmmış oluyorlar..
Mesela kılıçdaroğlu’nun bi ”valla billa müslümanız” demediği kalıyor..
Bunlar bana şunu anlatıyor 1940 yıllardan beri islam coğrafyasında ,din güçleniyor gerilemiyor..ve böyle böyle islam ,global hedeflere oynayacak duruma geliyor…
Dört dinden çok uzun zaman önce çıkmış, yazılı metinleri olan, çok daha kapsamlı Veda inanışlarını da unutmamak gerek. Videoda topuna Hinduizm deyip geçmişler. Oradan Hz İbrahimin doğuşu diye detaylandırmışlar. Çok yüzeysel olmuş. Topuna Mezapotaizm demeleri gerekirmiş bu bakış açısına göre. 🙂
İyimserlikten değil, din inancı zaten toplumları bir arada tutmak ve sorunsuz bir yönetim sağlamak için kullanıldı ve hala da kullanılıyor.
Bilimsel gelişmelerle birlikte günümüz sistematik dinleri de çatladı ama gelecekte ne olacağı hiç belli olmaz. On yıl sonrası için bile tahmin yapmak zor. Halkın nereye doğru evrileceği muamma.. Eğer şu anki gibi devam ederse insanların dinsel inançları bırakma konusunda ileri adımlar atacakları söylenebilir.
Dinin bilimsel gelişmelere ayak uydurmak zorunda olduğunu kavrayan bazı din alimleri zaten Kuran, İncil, Tora gibi kutsal kitapların aslında yanlış yorumlandığına, bilimsel gelişmelerin bu kitaplarda “eskiden beri” var olduğuna dikkat çekmeye çalışırlar… Bilirsin “..ama evrim Kuran’da var zaten, …ama DNA’nın yapısı İncil’de var zaten..” gibi şeyler söylernir durur. Yersen…
Dinler esnemedikçe daha kolay kırılır ve pek de esnemeye niyetleri yok..
Aşağıdaki chartta şu anda dünya üzerindeki inançların dağılımı var. Her ne kadar dindar sayılarının toplamı inanmayanlarınkinden fazla olsa da, 200 yıl öncesini düşününce durum o kadar da vahim değil.
Benim en çok dikkatimi çeken Budizm’in yayılma süreci.
Hrıstiyanlık ve İslamiyet fetih anlayışıyla, yayılmacı bir şekilde kendini kabul ettiriyorken, Budizm Hinduizm’in tam tersi istikametine doğru, Hinduizm’e hiçbir zarar vermeden yayılıyor.
Hangilerinin barış dini olduğu burada daha net ortaya çıkıyor sanırım.
Budha insanların acılarını dindirmekten başka bir şey vaat etmiyordu. Ondan olabilir. Beklenti az olunca uğruna yok edilecek (dışarıda) şeyler de az oluyor. Gerçi ben arzularla savaşma taraftarı da değilim ama dışarıyla savaşmaktan iyidir. 🙂
Toruk hangi dindensin?
Toruk’ta da var bi savaşçılık, sankim gibim :))
Şuyum deyince başka şeyleri red etmek durumunda kalabilir insan. Allah’ın varlığından başka kesin inancım yok. Red etmeme, kabul etmeme halini korumaya çalışıyorum. Yakın olduklarıma göre isimlendirmek lazım olursa, Müslüman, Allah diyen savaşçı (çömez), dış halkadan Hinduist, (hinduist neyse artık 🙂 ) Spiritualist, yolun kendisiyle bile özdeşleşmemeye çalışan Gurdjief takipçisi, vb. diyebiliriz…
Hem konuyu toparlamak hem de birazcık Baalcığıma sataşmak için sorayım:)(:
Baal, sen hala İslam’ın gelecekteki en baskın din olacağına inanıyor musun?
islam coğrafyasına baktığımızda;
* Amerikanın dümen suyunda gidenlerin karın tokluğunda hayatı devam ettirmeleri;
* Amerika ya kafa tutanların ise eninde sonunda al aşağı edilmeleri;
bunları alt alta toplarsak islamın gelecekteki baskın din olmasının pek mümkün olmadığını gösteriyor.
müslüman ülkeler ne zaman gerçek manada bilimin-sanatın önemini kavrayıp o yolda ilerlerse o zaman ibre tersine dönmeye başlar ama o da pek mümkün görünmüyor.
G milat korkuyorum açıkcası..yakın bir zaman için bende beklemiyorum ama çok uzun vadede olma ihtimalini yüksek görüyorum..
Chartla ilgilide bir şey söylemek istiyorum..Mesela %16 ateist islam coğrafyasına girdiğiniz %1 in altına rahatlıkla düşer..En batılı islam ülkesi Türkiyede bile 2 milyonun üstinde ateistin olduğunu sanmıyorum..O 2 milyonunda ne derece bu işleri kavradığı tartışılır…Bu bile aslında birşeyler anlatıyor..İslam’ın çekirdeğine yaklaştıkça domine edici etkisinin dayanılmaz olduğunu görmek lazım..İslam bir karadelik gibi yaklaşanı paketleyip yutuyor.
Daha evvel başka yerde de söylemiştim ..1700-1940 arası dönem islam’ın ortaçağı ve en zayıfladığı döenm olarak görüyorum..O dönemde islam yok olabilir veya kendi kendine yok olacağı bir sürece itilebilirdi.Bana göre dünya açıısından önemli bir fırsat kaçırılmıştır.
Ondan sonrasında ise gün geçtikçe dahada tehlikeli ve kontrol edilemez şekilde islamın güç kazandığını görmek lazım…
Dünyanın mesela en güçlü insanı kim diye sorulsa belkide en başta söylenecek adamlardan biri olan amerikan başkanı ,kendi askerleri ‘kuran ‘ yaktığı için özür dilemek zorunda kalıyor..diyeceksiniz ki ” politik çıkarlar için bir takım showlarda ibaret..” bunlar islamın şu günlerde bile ne kadar etkili olduğunu gösteriyor..
İslam bana kalırsa ,askeri,bilimsel ve ekonomik olarak kritik bir eşikte ,şimdiye kadar bu üç konuda diğer dinlerden geride devam etti…son yıllarda ise hızla arayı kapatıyor. Durdurlmazsa bağımsızlığını ilan ettiğinde artık dünya bambaşka bir yer olacaktır…
O günler geldiğinde kuran yakıldığında müslümanlar amerikaya füze atıp amerikayı yok edecekler şeklinde düşünmeyin..
Bu üç açıdan bağımsız müslüman devletler yükseldiğinde diğer ülkelerde durum şu şekilde cereyen etmeye başlayacaktır diye düşünüyorum… Mesela amerikalı bir müslüman ,kuran yakıldı diye kendi toplumundaki bir şeye saldırarak tehdit oluşturacak böylece batı toplumları yavaş yavaş rehin düşecekler.
denilebilir ki, islam coğrafyasında halk hareketleri ve demokrasi gelişiyor…
Bu kavramlar müslümmanlar arasında ne kadar gelişimini devam ettirse de ortaya çıkan şeyler islami birer demokrasi ve cumhuriyetler olacaktır diye düşünüyorum..
Sonuç olarak uzak gelecekte Mad Max filminde gibi islami bir The End olması bana daha muhtemel geliyor.
tabi ki bunların hepsi benim tahminlerim ve tutmama ihtimalide her zaman mevcut. :)(:
İslam dünyasının günümüzdeki köktendinci imajı yüzünden böyle karamsar tablolar çiziyorsunuz. Ben, İslam’ın gelecekteki en baskın din olacağını falan düşünmüyorum. Belki kalan son din falan olabilir. İslam devletlerindeki bu yönetici takımı çok yozlaşmış. Belki tepki eşiği toplumdan topluma farklılıklar gösteriyor ama, her halkın elbet bir sabrı var. İşte o eşik aşıldığında Arap Baharı’ndan daha büyük bazı ihtilaller yaşanabilir. Bugün, geleceği düşünüp bunu mümkün görmüyorsak demek ki o eşiğin aşılmasına biraz daha var :). Bu tür şeyleri öngörmek için insan ömrü kısa. 100 yıl sonra ne olacağını bilemezsiniz, oysa dünya tarihi açısından 100 yıl pek bir şey değil. 100 yıl sonra müslüman ülkelerde inandırıcılığını kaybetmiş bir İslam, 300 yıl sonra oldukça ılımlı, umursamaz bir islam dünyası demek.
Afganlar bile günümüzde, internet veya işte TV aracılığyla falan iyi kötü dış dünyadan bir şeyler öğreniyorlar. Kendileri nerede, “kafir” milletler nerede biliyorlar. Kültürel olarak batı dünyasını etkilemesi mümkün değil ki baskın hale geçsin. Mesela bakın sokaktaki insanlara; bi İstanbul’da bakın, bir de ne bileyim işte Madrid’te Londra’dakilere bakın. İstanbul’da türbanlı fakat vücut hatlarını belli eden bir takım kıyafet giren melez bazı tipler göreceksiniz. Ama Londra’da örneğin normal bir giyim tarzı üzerine türban takan gördünüz mü, var mı böyle biri, ben oralaya gitmedim, gidenler belki söyler, var mı gören? Yok değil mi? Bakın bu bile rüzgarın hangi yönde estiğini göstermeye yeter. Fazla karmaşık düşünmeye gerek yok. Neyin usturasıydı o xenix ?:)
İslam şu an hakim olduğu coğrafyadan bir karış dahi genişleyemez. Hele bu 11 Eylül’den sonra dünya’daki imajı iyice bozuldu. Eskiden bu Amarikalı zenciler falan arada müslüman oluyordu, artık onlar da olmaz oldu heralde, değil mi? Cat Stevens vardı mesela.. sorsalar ona bin pişmandır… hala müslüman mı o bu arada. mürted keyvordunu kullanarak ayetleri hadisleri falan karıştırdıysa tabii o da öğrenmiştir bu işlerde ölmek var ama dönmek olmadığını, ondan tabii.
Yaşamayı haketmek gerekir arkadaşlar. Dünya küçük, herkese yer yok. Dünya hiç bir zaman büyük olmadı zaten, dünya her zaman küçüktü ve her zaman küçük kalacak. Yer küremizde hakeden yaşar, haketmeyen çeker gider ve yerini hakedene bırakır. Gelişmenin ve var olmanın mutlak ve evrensel yasasıdır bu. Gelişme mutlaktır ve engellenemez; gelişen yaşar, gelişemeyen çeker gider ve yerini gelişene bırakır. Bu tanrısal bir yasadır.
1-Dinazorlar
Bir zamanlar yer kürede dinazorlar yaşardı, artık yaşamıyorlar, şu ya da bu nedenle ortadan kalktılar, çünkü kocaman gövdeleri ve küçücük beyinleri vardı. Onların yerine daha küçük gövdeli ve daha büyük beyinli canlılar geldi. Ve sonuçta insanoğlu ortaya çıktı, giderek gelişti ve bugünkü düzeye ulaştı. Bunu dinazorların ortadan kalkmasına borçluyuz. Aslında yok olan dinazor değildi, onun temsil ettiği küçük beyindi yok olan. Dinazor gitti ve yerini daha büyük beyinliye, yaşamayı hakedene bıraktı. Gelişmenin ve var olmanın mutlak ve evrensel yasası böyle.
2-Yeni Dünya Çiftçileri
Bir zamanlar Amerika kıtasında Kızılderililer yaşardı, av avlayarak, kuş kuşlayarak, gül gibi geçinip gidiyorlardı. Günün birinde beyaz adam çıka geldi, bakti ki uçsuz bucaksız topraklar, üzerinde tek tük Kızılderili yaşıyor, basit bir hesapla şu kadar Kızılderili, artı şu kadar beyaz adam, şu kadar arazi, çarp böl deyip toprak dağıtımı yaptı. Her ne kadar Kızılderiliye bırakılan arazi beyazınkınden daha fazlaysa da avcıya yetmedi.
Kızılderili tarım yapmayı küçümsüyordu, avcılık yapmak istiyordu. Oysa ki bir avcıya gereken toprak, tarımla uğraşan birine gereken topraktan, o günün teknolojisiyle 30 – 40 kat fazladır. Kıyamet koptu, ya otuz çiftçi koca kıtayı av avlayıp kuş kuşlayan bir avcıya bırakacak ve gidecek, ya da bir avcı gidecek ve yerini otuz çiftçiye bırakacak.
Bildiğiniz gibi avcı yok oldu, tıpkı dinazorlar gibi. Aslında Kızılderili bir sembol yalnızca, yok olan avcı kültürüydü. Evrensel yasa böyle, insan oğlunun gelişmesi için avcının yok olması gerekiyordu.
3-Yeni Dünya Sanayi Çağı
Genç Amerika’lı yeniliğe açıktı, çiftçilikten hızla sanayi çağına atladı. Önündeki tek engel eski çiftçilerdi. Onlar yenilmeden sanayi geçişi eksik kalacak veya hiç başarılamayacaktı. Ve Kuzeyli sanayici Güneyli çiftçiye karşı savaştı. Kuzeyli savaşı kazandı ve Güney, Kuzey’in egemenliğinde yaşamayı kabullendi. Aslında Kuzey ve Güney yalnızca sembol, kazanan sanayi toplumu oldu.
Eğer bugün elektrikten yararlanabiliyorsak, televizyon ve sinema seyredebiliyorsak, uçağa, arabaya binebiliyorsak, telefon edebiliyorsak, bilgisayar kullanabiliyorsak, kısa sürede haberleşebiliyorsak, fotoğraf çekebiliyorsak, uzayda dolaşabiliyorsak, kısacası insan olarak yaşayabiliyorsak, bunu Güney’in yenilmesine doğrudan borçluyuz. Evrensel yasa böyle, insanoğlunun gelişmesi için Kuzey’in kazanması gerekiyordu.
4-Yakın Çağın Cahilleri
Bir zamanlar Avrupa’nın içlerine kadar girmiş kanlı bir cehalet imparatorluğu vardı, adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Gittigi yerlere hiç bir uygarlık taşımamış, hiç kent kurmamış, var oluşunu talana borçlu, dünyanın en karanlık, en cahil devletlerinden biriydi. Baskı üzerine kurulmuş bir sosyal yapının temsilcisiydi. Egemen olduğu topraklarda uygarlığın yeşerebilmesi için Osmanlı’nın yok olması gerekiyordu ve yok oldu. Aslında yok olan bizzat Osmanlının kendi değildi. Yok olan Osmanlı’nın temsil ettiği barbarlık, talan, cehalet ve baskı zihniyetiydi.
5-Yeni Dünyanın Talancıları
Kuzey Amerika ileri topluma doğru adımlar atarken, Latin Amerika işgalcileri orada var olan uygar kültürlere sahip çıkıp, onları yüceltmek yerine, oraları talan etmeyi uygun buldular. Üstelik kendi kültürlerini de aşılamadılar. Latin Amerika’nın bugünkü sıkıntıları, o günlerde atılan yanlış tohumların sonucudur. Latin Amerikalı bu yanlış tohumları ıslah edebilmek için daha uzun yıllar uğraşmak zorunda.
6-Gelecek Dünya
Gelecekte insanlık hiç kuşkusuz bugünkünden daha gelişmiş olacak. Gelişmenin ve var olmanın mutlak ve evrensel yasası böyle. Artık ne yeryüzünde dinazorlar yaşıyor, ne Amerika’ya Kızılderililer hakim, ne de Avrupa içlerine kadar sokulmuş talancı ve baskıcı bir cehalet imparatorluğu var.
İnsan olmanın yolu hortumculuktan, köşe dönmekten, talandan, gazadan, cihattan, Allahü ekberden geçmez. İnsan olmanın yolu bilimden, sanattan, felsefeden, araştırmadan, laboratuarlardan, teknolojiden geçer. Eğer gelecekteki insanlık daha gelişmiş ve daha uygar yaşayabilecekse, bunu bugün hala yaşamakta olan bazı saçma sapan kültürlerin yakın bir gelecekte ortadan kalkmasına, dolaylı olarak borçlu olacaktır.
Eğer gelecekte insan oğlu birbirinin yüzüne kara sakallar ardından, kin dolu kara bakışlarla değil de, sevgi dolu gülen gözlerle bakacaksa, bunu bugün yaşayan karanlık kültürlerin ortadan kalkmasına borçlu olacaktır. O karanlık kültür yaşamayı haketmedi, gidecek ve yerini hakedenlere bırakacak. Gelişmenin ve var olmanın mutlak ve evrensel yasası böyle, insanoğlunun gelişmesi için onların yok olmaları gerekiyor.
Konuyla ilgili bir fıkra:
Uluslararası bir toplantıda, bir mola sırasında bir Arap elçisi ABD başkanına yanaşmış ve bir ricada bulunmuş:
– Sayın Başkan, oğlum uzay filimlerine hayran. Hiçbir filmi ve diziyi kaçırmaz. Ama bu dizilerde her milletten insan olduğu halde hiç Arap yok. Acaba hiç değilse bir tane de Arap konmasını sağlayamaz mısınız?
– Bu olanaksız Ekselans. Çünkü bu filimler gelecekte yer alıyor.
Yazımı Özdemir Asaf’ın bir dizesiyle bitiriyorum:
Bir insan treni kaçırırsa, başka bir tren gelir, onu alır.
Bir ulus treni kaçırırsa, başka bir ulus gelir, onu alır.
Her ne kadar bağlamaya çalıştığın yeri ve niyetini biliyor olsam da yazın çok yanlış şeyler içeriyor kardan adam.
Hem yalan yanlış bilgiler içeriyor, hem ırkçılık, hem nefret suçu sayılabilecek öğeler barındırıyor.
“Bir zamanlar Avrupa’nın içlerine kadar girmiş kanlı bir cehalet imparatorluğu vardı, adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Gittigi yerlere hiç bir uygarlık taşımamış, hiç kent kurmamış, var oluşunu talana borçlu, dünyanın en karanlık, en cahil devletlerinden biriydi. ”
Bunlar yalan. Aksine, Anadolu’ya çok az yatırım yaptığı için suçlanır. Avrupa’daki eski Osmanlı toprakları Osmanlı eserleriyle doludur. Cehalet imparatorluğu değildir, köklü bir kültürün uzantısıdır. Cahil değildir, zamanına göre ileri sayılabilecek bir yönetim şekliyle idare ediliyor, azınlık hakları o döneme göre fazlasıyla korunuyordu. Hatırlarsanız İstanbul’un fethi bir mühendislik dehasıyla yapılmıştır.
Fethettiği yerleri talan etmemiş, vergiye bağlamıştır, vs.
Bu arap nefretinin kaynağı nedir bilmiyorum. Her zaman kara sakallılar diye kustuğun öfkenden ve kininden yahudilerin de nasiplendiğinin farkında ol. Zira, onlar da da kara sakallı çoktur, hatta sakalları da çok daha uzundur. Her sakallıyı deden sanma, lanet okuma! 🙂 Belki yeni bir arap jenosidinin mimarı olur ve adını tarihe altın harflerle yazdırırsın!
islam bir kere yaygınlaşmaktan ziyade gittikçe islamlıktan uzaklaşmaktadır.
ortaçağ dönemindeki hristiyanlığa benzemektedir.
şimdi o islam olarak gösterilen coğrafyaya bir daha bakınız;
tamamı sermaye tarafından manuple edilmektedir.
kullandığı araç da oluşturdukları yeni islam şeklidir.
sermaye, yani yükseklerdeki o yönetimler…
g-8 ler vs vs…filanlar…
bunlar gittikçe değişen ihtiyaçlarını çekip çevirmek için milyonları çekip çevirmekteler…bunu da dini kullanarak yapmaktadırlar.
Afganistan, Irak, Libya, Sudan, Mısır…
…Suriye, İran Türkiye diye gidecek.
Kucağınızda birer truva atıyla gezmektesiniz…
…öperek, severek ve onu büyüterek.
1- Bir kulturun yok olmasi jenosit demek degildir.
2- Osmanli Imparatorlugunun planlayarak kurdugu bir tek kent yoktur. Planli kurulan ilk Turk kenti (Timuru Turk sayarsak) Semerkanttir, ondan sonra Cumhuriyet doneminin Ankarasi gelir. Bunu ben soylemiyorum.
Dünyanın mesela en güçlü insanı kim diye sorulsa belkide en başta söylenecek adamlardan biri olan amerikan başkanı ,kendi askerleri ‘kuran ‘ yaktığı için özür dilemek zorunda kalıyor..diyeceksiniz ki ” politik çıkarlar için bir takım showlarda ibaret..” bunlar islamın şu günlerde bile ne kadar etkili olduğunu gösteriyor..
sevgili Baal;
bence obama nın tutumu son derece doğru. obama sayesinde amerika ya olan kin ve nefret duygularının biraz olsun gazının alınmış olması bile amerika için çok çok olumlu bir gelişme. Obama “askerler Kuran yakmışlarsa yakmışlar, ne özür dilemesi” falan gibi bir tutum içine girseydi, birçok müslüman örgütten intikam nağmeleri yapılacak ve bu da amerikan halkını, her an her yerde bombaların patlayabileceği paranoyasıyla yaşatmak zorunda kalacaktı.
Dun aksam yorgunluktan ve aceleden Turklerin kurdugu kentleri eksik yazdim. Bazilari sunlar:
Gokturklerin baskenti Signak. Kentin plani Yunan kent planlamasini andirir, su anda arkeolojik calismalar yapiliyor. Cengiz Han oteki Gokturk kentleri gibi burasini da tamamen yok etmis ve Gokturklerin soyunu kirmistir. Yok edemedigi sulama kanallari hala kullanilmaktadir.
Guz ve Oguz kent kalintilari uzerinde de arkeolojik calismalar yapilmaktadir. Cikan sonuclara gore kentler planli yapilmis. Cengiz Han Guzlarin soyunu kirmis ama Oguzlarin onemli bir kismi kacarak canlarini kurtarabilmis.
Cengiz Hanin olumunden sonra yerine gecenler yapilan yanlisligi telafi etmek istemis ve planli kentler kurmus. Bunlardan biri Fergana, birkac tane daha vardi, kayitlarima bakmam gerek. Oteki de Timurun kurdugu Semerkant. Timur, Cegiz hanin torunu Toktamisi yendikten sonra kurmus kenti.
Osmanli hic kent kurmadigi icin batili tarihciler Osmanli Imparatorlugunu barbar devletler sinifina sokmuslarsa da buna Vatikan tarihcileri karsi cikmislar. “Osmanlinin donanmasi vardir, barbar devletlerin donanmasi olmaz” diyerek Osmanli devletini uygar devletler sinifina sokmuslar ve oteki tarihcileri ikna etmisler. Hic kent kurmamis olmalari ise bir eksiklik olarak kayda gecmis.
Dun yapilanlardan ben sorumlu degilim, yarin olacaklardan da… Gunes yarin da dogacak ve inanin bunda benim hic bir sorumlulugum yok. Lutfen bana kizmayin. Bir daha fikra anlatmam.
İslamı güçlü ve tehlikeli kılan ,bana kalırsa bilim ve kültürle ilgisinin olmamasıdır…Başka dinlerin meczup insanları islamı doğru tanıma fırsatı bulsalardı.Benim kanaatime göre dakika düşünmeden müslüman olurlardı..İnsanın en kontrol edilemez duygularına uygun bir din hangisi denilse ben İslamı aday gösterirdim.Korku,Nefret,Öldürme…bu duygular çok fazla zekayı ,bilgiyi, beyin kapasitesini gerektirmiyor…Bu bence islama enerjisini veren çekirdek güçtür..birde bu çekirdeğin dışı var..Onlar öyle bir kesim ki reformist,ılımlı,diyebileceğimiz bilimden ,sanattan ,uygarlıktan bahseden yüzüdür..Bu yüzü sayesinde islam şimdilik medeniyetler arasında dışlanmadan yaşayıp ,zaman kazanarak güçlenmeye çalışıyor…yalancı bir bahar gibi bana kalırsa tuzak bir dönem.
Zaten diyorum ki Mad Max filmindeki gibi bir yokuluşu getirecektir… yani İslam özünde bilime ve felsefeye açıklık olsa medeniyetleri yıktığında yerine birşey koymasını beklerdim.Ama İslam yerine sadece çölü koyacaktır.
Sezgilerimi besleyen gözlemlerimden bir taneside şu; Dünyanın ilk uygarlık merkezleri ,Mezopotamya,Mısır,Anadolu..vesairesi hepsi bugün islamın elindedir ve bilim ve medeniye açısından eski haliyle kıyaslarsak çöle dönmüştür diyebilirz.
Şöyle bir itiraz gelebilir… bu sadece islamın suçu değildir..hristiyanlık ilk yıkımı gerçekleştirmiştir…Ama burada yine belirtmem gerekir ki ben zaten islamı hristiyanlığın bir mezhebi olarak başlamış bir din kabul ediyorum…bana kalırsa islamın müstakil bir din olarak başladığını düşünmek mantığa uygun düşmeyen çok fazla öğe barındırıyor..bu durumdada diyorum ki…haa islam, ha hristiyanlık al birini vur ötekine .
Biz yaşadığımız bilimsel ve teknolojik seviyeyi hristiyanlığa avrupada vurulmuş darbelere borçluyuz bunuda ayrıca görmek lazım.
Kardan Adam (doğrulanmadı) tarafından Paz, 01/04/2012 – 22:17 tarihinde gönderildi.
1- Bir kulturun yok olmasi jenosit demek degildir.
Öyledir, başkası yok ederse asimilasyon olur. Kendiliğinden yok olursa talihsizlik. Kültürü oluşturan insanları katledersen Jenosid olur. Sende o potansiyeli görüyorum.
2- Osmanli Imparatorlugunun planlayarak kurdugu bir tek kent yoktur. Planli kurulan ilk Turk kenti (Timuru Turk sayarsak) Semerkanttir, ondan sonra Cumhuriyet doneminin Ankarasi gelir. Bunu ben soylemiyorum.
Planlı kent kurmayana yağdıralım o halde? Bu mudur? Ben bilmiyorum kim planlı kent kurmuştur? kim kurmamıştır. Planlı kent kurmayanın cahil olduğunu söylemek garip. Mimar Sinan gibi bir deha çıkarmış ülkeye özellikle. Herhalde kerpiçle yapıyordu o kubbeleri. 🙂 Diğer söylediklerine ne diyorsun?
Baal,
“G milat korkuyorum açıkcası..yakın bir zaman için bende beklemiyorum ama çok uzun vadede olma ihtimalini yüksek görüyorum..”
Korkulacak bir şey yok aslında. Yani herkes ateist olunca, bazı temel problemler sihirli bir şekilde çözüme kavuşmayacak 🙂 Örneğin bir ülke düşün, çoğunluk ateist. Bu ülkeye cennet diyemeyiz.
Ben dine inanç gözüyle bakmıyorum. Yani bir nevi toplumsal ihtiyaç olarak bakıyorum. İnsanların bir Tanrı’ya/Mesih’e/Mehdi’ye ihtiyaçları var.. Birçok işlevi vardır dinin.. Yalnızca Tanrı’ya varmak falan değil. Bir kere dayanışmayı kuvvetlendirir. Aynı dine mensup olan insanlar arasında Tanrı korkusundan kaynaklanan bir yakınlaşma vardır. Bu da toplumsal sorunları en aza çeker.. Herkes ateist olunca da böyle olacak.. Toplumların ihtiyaçları da evriliyor. Artık daha materyalist şeylere kaydı bu ihtiyaç olayı.
Tarihsel gelişimlerinde de dinler eskisi gibi değil. İslam mesela.. 300 yıl önceki İslam mı? Tabii ki de değil.. Şekilleniyor, çerçeve yeniliyor. Kendi içinde modern tavır takınan akımlarla bölünüyor, gelişiyor… Nurcular, Fetocular derken modern-postmodern dincilik peyda oluyor.. Yani 500 yıl sonraki İslam ile şimdiki İslam aynı kefeye konulamaz.. Çünkü insan değişiyor, dolayısıyla toplum da…
Yukarıda bir yerlerde dedim, eğer dinler kaskatı dururlarsa çabuk kırılırlar. Esnedikçe ve çağa ayak uydurdukça daha kabullenilebilir hale gelirler. Belki İslam’ın kendisi gitmez ama içeriği baya değişir. Ama yine de İslam’ın ileride tek din falan olacağını sanmıyorum. En azından olmayacağını umut ediyorum :)(: