Gamaro Geri Dönsün

Yılmaz Özdil’in Bekir Çoşkun için yazdığı bir yazı var 23/09/2010 da yayınlanmış,

Türk kahvesi

Gazeteci için…
Cezvedir aslında gazete.
Ateş vardır altında hep.
Suyu ısınır.
*
Patates mesela…
Koy cezveye.
Sıcağı görünce, gevşer.
Gelemez hiç zora.
Salar kendini.
O sert, dayanıklı zannettiğin karakter gider, ezilen büzülen, vıcık vıcık bi şey haline gelir. Üzülürsün girdiği kılığa.
*
Ve ya, yumurta.
Kaynat cezveyi…
Patatesin zıddına tepki verir.
Şartlara direnir.
Ancak, o narin yapısıyla koruduğu içindeki canı öldürür, yüreğini katılaştırır, çatlar çoğu zaman hatta, imha eder kendini; yarı yolda çıkarıp alsan bile, hayata döndüremezsin artık onu.
*
Ya, kahve?
Bambaşkadır.
Şartlar değiştiğinde, şartların dayatmasına uyacağına, şartları değiştirir.
Ortama lezzet katar.
*
Türk kahvesidir Bekir Coşkun.
*
Sabah güne başlarken, ya da, akşam günün yorgunluğunu atarken yudumlamanız ondan.
*
Hazmetmenizi sağlar memleketi.
Zihin açar.
*
Onsuz basın, püreleşmiş patatesler, kalbi taşlaşmış yumurtalar, telvesi donmuş boş fincanlardan ibarettir.
*
Ve, siz hâlâ diyorsunuz ki:
“Köşesini almışlar elinden…”
Yanılıyorsunuz.
Keyfinizi elinizden aldılar aslında.
*
Hedef, o değildir çünkü.
O, aynı o.
Hedef sizsiniz.

Tam olarak aynı şeyi Gamaro için düşündüğümden bu başlığın altına bu yazıyı ekledim.

Gamaro sonsuz.us’a keyif katıyordu, zihin açıyordu, en güzel us’larından biriydi bana göre. Kim/kimler küstürdüyse onu sonsuz.us a, bize yaptı aslında…

..gerçek dünyada gerçek sorunları irdelemek…

Delişey´in önerisi..

ebubekir günaydın:)

..gerçek dünyada gerçek sorunları irdelemek daha gerekli şu zamanlarda..

kaç çocuk aç
kaç kadın şiddete maruz kalıyor
dünya bozuluyor her gün kötüye gidiyor doğa
din (ve ideoloji´ler/izm´ler) yüzünden canından oluyor insanlar ve bence başka bir forum açalım ebubekir konudan uzaklaştık gibi geliyor bana:)…

elciye zeval olmaz..:))

buyrun..

slm.

Kutsal Kitaplar, “EY İNANANLAR İNSAN ETİ YİYİNİZ ! ” deseydi…

*Toplumsal ahlak mı, dinler mi bize insan eti yememeyi öğreten? Yoksa özgürce seçmiş olduğumuz bir şey mi?

*Toplum tarafından sınırları belirlenip toplumadaki bireylere zorla kabul ettirilen adına "toplumsal ahlak" denilen eylem biçimlerinin, "iyi" olup olmadığı tartışmaya açık bir konudur.Özgürlüğünü kullanamayan -yani salt kendi iradesiyle doğru/yanlış, iyi/kötü kavramlarından birini seçemeyen-  bireyin düşünsel bağlamda iyiyi seçebileceği şuhpelidir.Evrenselliğinin bile olmadığı "iyi" bir ahlak demetinin peşine takılıp neler yapılmaz ki..! İnsan öldürülür, kişi susturulur, farklı olmak yasaklanır, istediğiniz gibi düşünemezsiniz, namus bekçileri her an yanımızdadır ve daha neler neler... Ahlak efendi sana 'insan yeme, domuz yeme, ot yeme,enginar yeme' diyorsa yiyemezsin!! Ahlakın toplumlar, toplumların da insanlar tarafından oluşturulduğunu unutmamak gerekir.Bir insan, içinde bulunduğu toplumun ahlak sınırlarında yaşıyor ve hatta bu sınırlara  bir de mensubu olduğu dinin o muhteşem değişmez kaidelerini ekliyorsa o varlığın "birey" öldüğünü söylemek imkansızdır.Çünkü  her  birey biyolojik bir organizma olmak zorundadır ama her biyolojik organizma olan insan birey olmayabilir... Etrafında kimse insan yemiyor diye insan yemeyen bir birey, birey değil;   topluma ayak uyduran makineleşmiş insandır.<!--break-->

<img src="https://sonsuz.us/files/ahlak5hz1.jpg" style="margin:9px" align="left" />*Özellikle ahlak kurallarının sınırlarının keskince çizilmesinde en önemli rolü oynayan "DİN", çoğu inanan için 'ne derse haklı bulunan, ne isterse yapılan'  ilahi kanunlar  bütünüdür.Peki ya o adına toz kondurulmayan dinler(semavi veya değil) şöyle seslenseydi: "Ey inananlar, insan eti yiyiniz!" Bu insanlar gidip kardeşini, komşusunu yerler miydi? Yedikten sonra:  "Bilmem kaçıncı sürenin bilmem kaçıncı ayetinde böyle buyurur ve biz de sualsiz inanlardanız, öyle demişse kesin doğrudur." mü diyeceklerdi??? Ne de olsa yaradan olarak kabul edilen Tanrı'nın adaletinden sual olunmaz.Kitapları hep doğrudur(her ne kadar hiç birinin asli olmasa da...) Bazı kesimler de "Biz  KÜLTÜREL müslümanız/insan yiyicisiyiz" diyerek bu halaya katılıp ellerinden mendili bırakmayı reddeceklerdi... En tehlikeli kesim bunlardır bence.Ne gerçek bir inanandırlar ne de gerçek bir inkarcı.Kültür ne gerektiriyorsa ona "evet" derler ve yaparlar.Başka bir kültürde doğup yetişselerdi o kültürün evetçisi olacaklardı.Yani içinde bulundukları kültür "insan ye!" derse ilk başta ellerinde tabakla koşacak olanlardır bunlar...  İlginç!

*Konunun bir başka muhattapı olan nihilist ve ateistler var.Madem Tanrı yok, peygamber yok, ahlak olmamalı, neden sağınızda ilk gördüğünüz insanı yemiyorsunuz? Toplumdan sıyrılıp kişisel hazlarınızın peşinden gitmek omuzlarınıza çok mu ağır geliyor?

*Herhangi bir hayvan( at,eşek,kuzu,kaplumbağa,ahtapot,denizyıldızı,maymun beyni) yenir.Onlar ne de olsa hayvandır ve insanlar tarafından yenmek için varlardır.Acaba insan yemememizin nedeni, bir gün yenme sırasının bize gelebileceğinden korkuyor olmamız  midir? Yoksa cidden ınsan etinden hoşlanmayacağımızı düşündüğümüzden mi? Kim bilir...

G Milat

Beynimizin Hangi Yarımküresi Daha Baskın?

Beynimiz milyonlarca sinir lifleriyle birbirine bağlı iki yarımküreden oluşmaktadır. 1981 yılında tıp ve fizyoloji alanında Nobel sahibi Prof. Sperry’nin çalışmalarına göre

Sol yarımküre tümevarımcı düşünceyi (mantık, dil, matematik, ayrıntılar, analitik yaklaşımlar),

Sağ yarımküre tümdengelimci düşünceyi (ritim, renkler, hayal gücü, sentez) işlemektedir.

Beynimizin sahip olduğu potansiyeli daha fazla kullanabilmemiz, birbirlerinden tamamen bağımsız çalışan iki yarımkürenin performansına bağlıdır.

Aşağıdaki test ile hangi yarımkürenizin çoğu zaman öne çıktığını keşfedebilirsiniz.

Teste geçmeden küçük bir not:
Prof. Sperry’den sonra akademik çevrelerde daha çok merak uyandıran ise, beynimizin nasıl çalıştığı sorusuna yönelik , kadın ve erkekler arasındaki temel farklılıkları ortaya koymayı amaçlayan araştırmaların sonuçları olmuştur.

Bu konuda Sergeant’ın bulguları ise, iki yarımküreyi birbirine bağlayan -corpus callosum- sinir ağının karşıt cinsiyetler arasında daha farkıl olduğunu ortaya koymuştur.

Bu sonuca dayanarak kadınların neden daha çok sezgilerine güvendiklerini açıklamak belki de mümkün olacaktır. Ya da, erkeklerin sezgileme konusunda daha az hassas olduklarını.

İyi Testler…

(yanıtlar için çok fazla düşünmeden size en yakın gelen seçeneği işaretleyin.)

“a” = 2 “b” = 1 “c” = 0

  1. Aşağıdaki ifadelerden hangisi sizin için daha cazip?

    a. Canımın istediğini yapabilmek
    b. Mükemmel bir aileye sahip olmak
    c. Seçtiğim kariyerde başarılı olmak

  2. Sezgilerinize ne ölçüde güvenirsiniz?
    a. Çok fazla
    b. Her zaman değil ama zaman zaman sezgilerime dayanarak davranırım
    c. Mantıksal bir açıklama getirebilmek her zaman daha önemli

  3. Aşağıdaki ifadelerden sizi en iyi tanımlayan hangisi?
    a. Meraklı, soru soran
    b. Düzenli
    c. Ciddi, gayretli

  4. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi sizi en çok heyecanlandırıyor?
    a. Büyük Kanyon gibi doğal mucizeler
    b. Taj Mahal gibi insan yapımı anıtlar, mabetler
    c. Domingo veya Pavarotti gibi yetenekler

  5. Gezegenimizi nasıl yok ettiğimizle ilgili olarak ne sıklıkta endişe duyarsınız?
    a. Çok sık
    b. Bazen
    c. Pek değil

  6. Aşağıdakilerden hangisi sizde hayranlık uyandırır?
    a. Bir kuşun uçuşu
    b. Bir çitanın hızı
    c. Bir aslanın gücü ve cesareti

  7. Bireysel hedefler belirler ve onlara sadık kalır mısınız?
    a. Hayır, doğru zamanın geldiğini hissetmem gerekir
    b. Zaman zaman, ancak oldukça esnek ve geri dönülebilir planlar
    c. Evet, sonuca ulaşmanın en etkili yolu

  8. Dakik olmak sizin için ne kadar önemli?
    a. Hiç değil
    b. Zaman zaman
    c. Çok önemli

  9. Katılmış olduğunuz sınavlarda sizi en çok hangisi zorlar?
    a. Konsantre olabilmek
    b. Heyecanımı kontrol edebilmek
    c. Başarılı olabilecek miyim endişesi

  10. Yeterince zamanınız olduğunu varsayarsak, hangisi sizin için daha çekici?
    a. Resim yapmak
    b. Golf oynamak
    c. Spor salonunda fitness yapmak

  11. Hangi ifade sizi daha iyi anlatıyor?
    a. Karmaşık
    b. Memnun
    c. Detaylara önem veren

  12. Açıklamakta zorlandığınız rüyalar görür müsünüz?
    a. Çok sık
    b. Bazen
    c. Çok az veya hiç

  13. Hangi ifade sizi daha iyi özetler?
    a. Sıra dışı
    b. Aklı başında
    c. Sabırlı

  14. Ne sıklıkta elinize geçen kâğıtlara bir şeyler karalarsınız?
    a. Çok sık
    b. Bazen
    c. Hiç

  15. Aşağıdakilerden hangisi sizi daha çok rahatsız eder?
    a. Kurallar
    b. Kabalık
    c. Yetersizlik

  16. “Aklıma gelen yeni bir fikri hayata geçirmezsem eğer asla rahat edemem.” ifadesi sizin için ne ölçüde geçerli?
    a. Çok
    b. Az
    c. Hiç

  17. Uzun bir süre boyunca aynı proje üzerinde hiç ara vermeden çalışmak sizin için ne kadar zorlayıcı olabilir?
    a. Çok
    b. Az
    c. Hiç

  18. Emeklilik ile ilgili sizi en çok ne endişelendirir?
    a. Emeklilik ile ilgili hiçbir şey beni endişelendirmiyor.
    b. Yaşlanmak
    c. Boşluğa düşmek, zamanımı nasıl geçireceğimi bilememek

  19. Hatalara yaklaşımınız ile ilgili hangi ifade daha doğru?
    a. Hatalar yaşamın bir parçasıdır ve bizi biz yapan deneyimlerimiz yapmış olduğumuz tüm hataların toplamıdır.
    b. Hiç hata yapmayan insan hiçbir şey yapmayan insandır. Bu da en kötü hatadan daha tehlikelidir.
    c. Hepimiz hata yaparız, ancak başarılı insanlar daha az hata yapanlardır.

  20. Hangi sözcük sizi daha iyi açıklıyor?
    a. Filozof
    b. Barışçı
    c. Pratik

  21. “Yapacak çok iş, ancak çok az zaman var” deyişi için ne düşünüyorsunuz?
    a. Katılıyorum, hepimiz boğulabiliriz.
    b. Daha yapmak istediğim çok iş var ama asla yetişemediklerim için endişelenmiyorum.
    c. Kesinlikle katılmıyorum, sonuçta iyi bir plan çözümleyici olacaktır.

  22. Okulda en başarılı olduğunuz ders.
    a. Resim, müzik
    b. Beden Eğitimi
    c. Matematik

  23. Sonuçları doğru zamanda elde edebilmek için sizce zaman zaman kızgın ve öfkeli olmak gerekli mi?
    a. Hiçbir koşul altında
    b. Duruma göre bazen gerekebilir
    c. Evet

  24. Arkadaşlarınız sizi anlatmak için hangi ifadeyi tercih ederlerdi?
    a. Yaratıcı
    b. Cana yakın
    c. Güvenilir

  25. Önemli bir karar almanız gerektiğinde..
    a. Tek başıma karar alırım
    b. Sonuçtan etkilenebilecek ilgili kişilerle görüşürüm.
    c. Uzman görüşüne başvururum.

  26. Ofiste kâğıtlarla aranız ne kadar iyi?
    a. Birsinin arkamı toplaması gerekir
    b. Düzenli olabilmek için kendimi zorlarım
    c. Son derece düzenliyimdir.

  27. Aşağıdaki ifadelerden hangisi size daha yakın?
    a. Vizyoner
    b. İstikrarlı
    c. İş odaklı

  28. Enerjinizin büyük bir kısmını işinize mi harcıyorsunuz?
    a. Asla, iş dışında yaşayabilmek için çalışıyorum
    b. İşime daha çok zaman ayırıyorum
    c. Hayatımın bu döneminde önce iş

  29. Aşağıdaki ifadelerden hangisi sizi daha iyi açıklıyor?
    a. Duygusal
    b. Kararlı
    c. Agresif

  30. Tatil kararınızda hangi seçenek sizin üzerinizde daha etkili olur?
    a. Muhteşem manzara
    b. Deniz, güneş ve kum
    c. Eğlence

Sonuçlar:

48-60 Puan Arası:
Bu sonuca göre siz beyninizin sağ yarımküresini daha yoğun kullanmaktasınız. Artistik ifade gücünüz, yaratıcılığınızı kullanma becerileriniz, duygusal yaklaşımlarınız ve iç görünüz ilgilendiğiniz tüm işlere yansımaktadır.

Büyük resmi görebilmek ve anlayabilmek sizin için bütünü oluşturan parçalardan daha önemlidir. Bu nedenle iş, sosyal ve özel hayatınızı kesin çizgilerle birbirinden ayırmak yerine tüm yaşamınızı bir bütün olarak değerlendirmeyi tercih ediyorsunuz. Bu yaklaşımınız size farklı olaylar, sahneler arasında sıradan olmayan ilişkiler kurup, alternatif çözümler geliştirebilme yetisi de kazandırmaktadır. Düz bir çizgi üzerinde neden-sonuç ilişkilerinden doğacak sonuçları araştırmak yerine, çoğu zaman dolambaçlı (herkesten farklı, denenmemiş) yollardan çözüme ulaşabilirsiniz.

Sanatın farklı dallarına karşı doğal bir ilgiliniz, hatta hayranlığınız olduğu söylenebilir. Böylece kurallar ve sınırlar olmadan kendinizi istediğiniz gibi ifade edebilme şansı bulabilmektesiniz.

Beyninin sağ yarımküresini yoğun olarak kullananlar için getirilebilecek bir öneri belki sizi zaman zaman içine düşebileceğiniz kaybolmuşluk veya işlerden boğulmuşluk hissine de çözüm olabilir. Biraz daha önünüzü görebilmek için son tarihlerle çalışmak çok faydalı olacaktır. Özellikle bir takım üyesi olarak, takıma karşı sorumluluklarınız söz konusu olduğunda son tarihler hayatınızı kolaylaştıracaktır.

30- 47 Puan Arası:
Eğer toplam puanınız 30 ile 47 arasındaysa, hiçbir yarımkürenin ağır basmadığı bir dengeden söz etmek mümkün olacaktır. Ancak bu dengenin sizi her zaman mutlu etmesi gibi bir sonucu olmayabilir. Şöyle ki, duygularınız ve mantığınız arasında çeliştiğiniz durumlar sizi zorlayacaktır ve karar alma süreciniz de doğal olarak etkilenecek hatta bazen oldukça sancılı olacaktır.

Dengenin getirdiği farkındalık ve aynı durumu birçok açıdan değerlendirebilme becerisi size birçok fayda da sağlayacaktır. Daha başka bir ifadeyle, siz büyük resmi onu oluşturan detayları da değerlendirerek görebilmektesiniz. Ayrıca hem analitik bir düşünce yapısına sahip olup, hem de eş zamanlı olarak estetik duygunuz gelişmiş olduğundan mimarlık gibi meslek alanlarında çok başarılı olabilirsiniz. Aslında sadece mimarlık gibi bir alanla kısıtlamak doğru olmaz, siz özgünlük ve fonksiyonelliği birçok farklı alanda bir arada kullanarak başarılı sonuçlar elde edebilecek bir potansiyele sahipsiniz.

Genel olarak sonuçları bu aralıkta olan kişiler sahip oldukları esneklikle birçok farklı alanda kendilerini gösterirler. Örneğin hem başarılı bir tıp doktoru, hem de bir fotoğrafçı olabilecek bir kapasiteden söz etmekteyiz.

30 Puandan Az:
Eğer toplam puanınız 30’dan düşük ise genel olarak tutum ve davranışlarınız üzerinde sol yarımkürenin daha etkili olduğunu söyleyebiliriz. Muhtemelen analitik düşünce yapınızın bir sonucu olarak kendinize testin sistematiğine yönelik birçok soru sormaktasınız. Gerek iş hayatınızda, gerek özel yaşamınızda mantıksal bir açıklamaya ihtiyaç duyabilirsiniz.

Her hangi bir sorun ile karşılaştığınızda, sorunun nedenine inmek için sık sık daha fazla kanıt arayışına da girmeniz olasıdır. Böylece tüm verileri toplayıp, doğru bir değerlendirme yapabilmeniz mümkün olacaktır. Genellikle neden-sonuç ilişkilerini takip eden bir düşünce tarzını benimsediğiniz söylenebilir. Bu nedenle karşılaştığınız sorunları parçalara bölüp aşama aşama çözmeyi tercih edebilirsiniz. Ancak bu noktada, bir konuyu sonuçlandırmadan diğer konu başlığına geçmemeniz bazen sizi yavaşlatabilir.

Muhasebe, finans, mühendislik alanlarında çok başarılı olabilecek bir potansiyele ve çalışma anlayışına sahipsiniz. Ayrıca planlama ve kalite güvencesine yönelik birçok alanda detaylara vermiş olduğunuz önemin bir getirisi olarak fark yaratabilmeniz olasıdır. Son olarak, yabancı dil öğrenmenin sizin için hem kolay, hem de zevkli olduğunu ekleyebiliriz.

Yoğun olarak sol yarımküreyi kullananlar için bir öneri yapılması gerekirse belki biraz daha esneklikten bahsedilebilir.

KEŞİŞ – KADIN ve KAYBOLAN HÜCRELER

İki keşiş yolda giderlerken, su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadın görürler. Keşişlerden biri, genç kadını kucakladığı gibi suyun öteki tarafına bırakır.

Ötekisi; arkadaşının bu davranışına hayretle bakar. Hoş karşılamaz, farklı yorumlar, hatta içten içe ona kızar, yaklaşık bir kilometre yürüyünce daha fazla dayanamaz ve arkadaşına hışımla döner:
– Sen!! Böyle bir şeyi nasıl yaparsın? Biz keşişiz!! Bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmeyi, onlara bakmamız bile yasaktır!!.

Öteki keşiş oldukça sakin karşılık verir:
– Ben o genç kadını bir kilometre geride bıraktım. Sen? Sen ise hâlâ onu taşıyorsun.


Biz de böyleyiz, karşılaştığımız olaylar var, insanlar var, onlarla ilgili olarak yaptığımız yorumlar var…

Hayatınızla ilgili yaşadığınız sorunlara nasıl baktığınız ve ne yorum yaptığınız aslında geleceğinizi de belirliyor.

Sorunları kendinize yük olarak mı görüyorsunuz, yoksa çözümlenmesi gereken problemler olarak mı?

Beyninizde mi taşıyorsunuz, kucağınızda mı?

Beyninizde gereksiz yere soru ve sorun taşıyorsanız hemen belirteyim ki, beyniniz, bir sorunla başa çıkmak için veya bir travmayı atlatabilmek için en az 4000(dört bin) ile 6000(altı bin) sinir hücresini yani nöronu yok ediyor.

Bu yok olan hücrelerin yerine yenileri de gelmiyor. Bu hücreler bize sonradan lazım olacak hücreler aslında.

O nedenle bir kez daha düşünmekte fayda var:

Bu konu benim en az 4000 hücremi yakmaya değecek mi?

Sorunları taşımaya, tutmaya değer mi?

Şimdi düşünün bir kez daha, hangi olay sizin beyninizdeki 4000 hücreden daha önemlidir?

(alıntıdır)