Yasak elmadan çıkalım yola, madem yolumuz yasaklardan geçiyor, o halde ilginç yasakları tartışma vaktidir.
Yasakların çıkış sebebi ne olabilir? En büyük yasakçı kimdir? Tanrı olabilir mi?
En büyük yasak nedir?
Yasak elmadan çıkalım yola, madem yolumuz yasaklardan geçiyor, o halde ilginç yasakları tartışma vaktidir.
Yasakların çıkış sebebi ne olabilir? En büyük yasakçı kimdir? Tanrı olabilir mi?
En büyük yasak nedir?
İslamiyet….Sadece bir din degil,bir derya…sebil.
Tüm dinlerin cemidir(Toparlanıp özütünün alınmasıdır)
Bir yaşam tarzıdır,bir felsefe,bir ilim.
İslam,sadece bir din de degildir…bir idealdir;
Son kertede ulaşılabilecek.
İslam,tevhid dinidir.Kayıtsız ve şartsız;
Saf Tevhid’dir.
Zaman zaman,yüregi buruk insanlar gördük,
”Ben/Biz müslümanım/müslümanız”diyenlerin incittigi,
Pireye kızıp,yorganı yakanları gördük.
Dini kendi diyalektigi ile degil,uygulaması ile,
Uygulayan taraftarlarının icraatleri ile degerlendiren…
Bu lezzete uzak duran…uzak kalan…
Nice canlar,mücevherler gördük.
Onlara,izah etmemize bile izin vermeyenler gördük.
O kadar kırılmış,o kadar üzülmüş,sinirlenmiş.
İzin verse idiler;
Onlara İslamın ”Gariplerin Dini”oldugunu anlatacaktık.
Asla,cebbarların,zalimlerin,anlayışı kıtların,sevgisizlerin..
Hoşgörüsü olmayanların dini olmadığını,olamayacağını,
Bir bir anlatacaktık.Çoğunca olmadı,olamadı.
Onlara,her ilahi din mensubuyetine sahip saliklerin…
Kendilerinden bir parçayı bu gergefte bulabilecegini,
Bu gariplerin cemaatinde,masum ve mazlumların
otağında herkese bir minder olduğunu söyleyemedik.
Onlara…Rahman ile Brahman arasındaki benzeşimi;
Ya Huve derken Yahveh,El-lahumme derken Elohim
demiş oldugumuzu,meryem suresini anlatamadık.
Neticede Bütün güzel isimlerin…
O,El Müteali’ye ait oldugunu diyemedik.
Sapalarda,gölgelerde yaşanan hakiki İslamı,
Saf tevhid’i ve Saf Vahiy’i ifade edemedik.
Ortada dolaşan,garip kılıklı,çatık kaşlı…
Din bezirganlarından,tacirlerinden,Heva ve
hevesini din-tanrı edinenlerden…o karanlıktakilerden,
nefis ejderhasının sırtına semer olmuşlardan
sıra gelmedi belkide…….neyse.
Buda bir imtihan aslında….belki;
Kapıyı böyle heyulalara tutturmak…
O engele ragmen kapıdan girmek,
Bedevi degil;
Medeni İslama yönelmek.
Veya yerdeki mücevheri,üstündeki tortu ve
kirleri silip parlattıktan sonra görmek…
Görebilmek…….Kim bilir.
Bu,son yazımızdır.
Bir nevi de veda yazımız olsun.
Yolcu,yolunda gerektir.
Sapalarda-gölgelerde bir hayat,
isimsiz,unvansız,yalınayak ve çıplakçasına
Hakk’a doğru yürümektir.
Bize düşen de yakışan da işte budur.
Bu defa,hem sağlıcakla ve hem de…
Hoşça kalınız.
Lezbiyen düşünceye sahip değilken şuan kadınlara ilgim var. Bunu önleyemiyorum. Bu ihtirasın nedeni nedir? Sexte arayış mı ? Doyumsuz ruhum farklı şeyler mi istiyor? Yoksa lezbiyen mi oluyorum? Güçlü erkeksi bir kadının yatağında uzanıp sadece acaba şimdi ne yapacak diye düşünmek istiyorum. Yada ürkek bir genç kadına hayatında yaşayacağı en doyumsuz deneyimi yaşatmak istiyorum. Bu konuyu tartışmaya açıyorum. Sizce bunu yapmalı mıyım? yoksa bastırmalı mıyım? Bu ihtirasa yenik düşmek beni tamamen lezbiyen yapar mı?
Casiye suresi 23.ayet:
Hevâ ve hevesini tanrı edinen ve Allah’ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâla ibret almayacak mısınız?
İsmi Yüce Olan Huve/O’nu ….O’nun bütün’lüğünü bilerek ve kabul
ederek sevmek.
Celali ile…Cemali ile…ve bunların sentezi olan Kemali ile.
Herhangi bir noktasını değil,Tüm’ünü sevmek…
Bütün’ünü sevmek.
Gün dediğimiz zaman diliminin,gece ve gündüzden oluşması gibi
evren ve içre evrenler Huve/O Yüce Olan’ın Celal ve Cemal
sıfatlarının tecellisi ile oluştu….vücut buldu.
Külli enerji ve Külli aklın sentezi olan Saf Düşünce’nin ”KÜN”'(OL)
nidasının titreşimleri, boyutları ve evrenleri var etti.
Huve/O,kendisinde külli olan ne varsa,cüz-i olarak yarattıklarına da verdi.
Celal sıfatı nedir?
Büyüklük,Kibir,Yücelik,Ululuk,Gurur,Kızgınlık,Öfke,Kahır,Gazab,Savaş…
Yaratılışın negatif kuvvetinin sonsuzdaki ana kaynağı.
Cemal sıfatı nedir?
Güzellik,İyilik,Hayır,bağışlayıcılık,Yumuşaklık,Hoşgörü,Lütuf,
İkram,Barışçılık…
Yaratılışın Pozitif kuvvetinin sonsuzdaki ana kaynağı.
İnsanların bir kısmı,Negatif kutba meyl ederek Bütün’den uzaklaşırken;
Bir kısmı da Pozitif kutba meyl ederek aynı hataya düşüyorlar.
O/Huve,bizim kafamıza göre bir İlah değildir.
Heva ve hevesimize göre değil yani…
Huve/O,bir Bütün…Celal-Cemal-Kemal sıfatları ile Bütün.
Hepsi O…Herşey O.
Dikkat etmemiz gereken bir diğer nokta da şudur;
Huve/O’nun Pozitif kuvvetin tecellisini sınırsız bırakarak,Negatif
kuvveti sınırladığını ve”Rahmetim Gazabımı geçmiştir” sözünü
idrak edelim.
.Ayrıca Negatif yola ruhsatının olduğunu ve fakat,
rızasının olmadığını da bilelim.
O’nu Celali ve Cemali ile sevebilmeyi başarabilenler…
O’nu azda olsa anlayabilenler…
Celal ve Cemal sıfatlarını hazım edip,bunları içte sentezleyerek
Kemal’e erenler…
İşte bunlar Bütün’ü sezebilenlerdir.
Şöyle bir ifade ile konuyu açmaya çalışalım;
Yüce Olan Hakk’ın tüm sıfatları ve esmaları
neticede gider gider üç kalemde toplanır:
Celal,Cemal ve Kemal sıfatlarında.
Bunlar, aslında aynı kaynaktan çıkıp,yine aynı kaynağa dönen
ve dolayısı ile çember oluşturan şuurlu ve diri titreşimler.
Buyrunuz…yine geldik ”Çember”’e.
Bu çemberde önemli şeyler var sanki…
Çember ve dönme hareketi…..önemli ve anlamlı.
Evrende herşey de öyle…Hem dönüyorlar,hem de
çember(Yörünge)çeviriyorlar değil mi?
Atomdan gezegene ve yıldızlara kadar….öyle.
Karşıtlık-Zıtlık titreşimlerin alt boyutlarında ortaya
çıkıyor…üste doğru yükseldikçe zıtlıklar ortadan kalkıyor.
Celal ve Cemal sıfatları iki yapışık çember gibi birbirine
sürtünürcesine geçiyorlar.
Her sıfat(Celal-Cemal) çok sayıda esmalar grubunu içeriyor.
Kemal sıfatı ise tek bir esmaya sahip:
Kemal-Olgun-Kamil =İnsan-ı Kamil.
Esas olan da zaten budur.
Hedef budur.
Yarışın/Mücadelenin/Tekamülün finişi budur:
İnsan-ı Kamil olmak….Adam olmak,
veya daha açıkça dersek:
ADEM olmak.
Celal ve Cemal sıfatları evrenlerin her noktasında
mevcut ve kaynak olarak aynı kaynaktan geliyorlar:
Huve/O’ndan…Hakk’tan geliyorlar.
Ve merkezi yayınları frekansları var.
Ve;
Siz,hangi frekansa göre beyninizi ayarlarsanız
o yayını üzerinize çekersiniz.
Ve,öyle bir adam olursunuz.
Püf nokta şudur:
Bunlardaki zıtlıklara bakarak bunları ayrı şeylermiş gibi
görmek yanılgısını terk edenler…
İşte onlar,Bütün’ü sezmeye başlamış demektir.
Bu da büyük bir avantaj ve aşamadır.
Zira;
Alemlerde Tek bir Sultan var…Tek bir ”’ Şey ”’var.
Ve,O’nun irade-i İlahisinin tecellileri var.
O tecellilerin ”””Amelelerine”’ bakarak aldanmamak lazım.
Huve/O’nun arzu hilafına bir yaprak bile kımıldayamaz.
Ve,elbette ki O güçlüdür Hakimdir.
Sağlıcakla kalınız.
Atletizm insan organizmasının ve limitlerinin testidir. En saf ve direkt spordur. İnsanin fiziksel limitlerini zorlayıp aşmak için çocukluğun ve gençliğin (belki de) feda edilmesidir.
Yüzme de olayın sudaki devamı. Uçamadığımız için 3’leme olamıyor. Böyle bir sporun gerçekten var olduğundan ve ciddi olduğundan Türkiye’deki geniş kitlelerin haberdar olması ilk defa televizyondan verilen 1972 Münih Olimpiyatlarıyla olmuştur.
Açılışı, halen dünyanın en hızlı insanıyla yapıyorum :