Bilim, Ruhlar, ve Temel Şamanizm / Michael Harner

Bilim, Ruhlar, ve Temel Şamanizm
Michael Harner


© Shamanism, İlkbahar/Yaz 1999, Vol.12, No.1

Bu makalenin önceki örneği Amerikan Antropoloji Birliğinin Philadelphia’daki Yıllık Toplantısında 4 Aralık 1998 tarihinde sunulmuştur.

Şamanlar eskiden beri insanların diğer tüm biyolojik formlarla birlikte tamamen doğanın bir parçası olduklarının ve bunlardan üstün olmadıklarının prensibini benimsemektedir. Bu “pagan” prensibi diğer birçoğu gibi Avrupalı Şamanların Engizisyon tarafından infaz edilmeleri için yeterli bir nedendi ve ayrıca başka yerlerdeki yerli Şamanlar da aynı şekilde, erkek ve kadınların bu görüşteki kaynağının Kutsal kitaba karşı olduğu düşünülmüş ve Batılı misyonerler tarafından mahkum edilmiştir. Aslında, Darvin’in “Türlerin Kökeni” (1) ve “İnsanın Türeyişi”ne (2) kadar, ve gerçekte sıklıkla isteksizce, insanlığın diğer yaşam formlarına benzerliğinin genel tanımlamasını Batılılar beyan etmeye başlamamıştı. Başka bir değişle, Batı, sonunda bilimin kanalı ile, uzun zamandan beri Şamanları infaz ettiğini ve alay konusu yaptığını benimsemiştir.

Şamanizmde bir diğer basit kesin prensip iki gerçekliğin olduğu ve her birinin algısının kişinin farkındalık durumuna bağlı olduğudur. Bu nedenle, “Olağan Farkındalık Durumunda” (OFD) olanlar için yalnızca “Sıradan Gerçeklik” (SG) algılanır. “Şaman Farkındalık Durumunda” (ŞFD) olanlar ise “Sıra Dışı Gerçekliğe” (SDG) girmeyi ve algılamayı başarabilirler. Bu her ikisi de gerçeklik olarak adlandırılır çünkü, her biri ile deneysel olarak yüz yüze kalınmıştır. Her birinin kendi bilgi formları ve insan varlığına uygun olduğu geçerliliği kabul edilmiştir. (3)

SDG anlaşmaya dayalı bir gerçeklik değildir, eğer gerçekten de öyle olsaydı, Şaman uygulayıcıların bir işlevi olmazdı, bunun için farkındalık durumlarını değiştirmek kendi sorumluluklarındadır ve bu nedenle de diğerlerinin algılayamadıklarını başarı ile algılayabiliyorlar. Şaman uygulayıcılarının ayırt edici bir diğer niteliği de, başkalarını şifalandırma ve yardım etme amacı için, kendi istekleri ile bu gerçeklikler arasında ileri geri hareket edebilme yeteneğidir.

Sonuç ilke ise, sıra dışı gerçeklikte karşılaşılan bireysel formların kendilerinin gerçek olduğudur. Buna “ruh” adı veriliyor, ve Şaman uygulayıcılar tarafından ilk elden onlarla etkileşiliğinden gerçek olduğu kabul ediliyor. Bu etkileşim tüm hislerle doğrudan algıyı gerektirir. Bir başka deyişle, Şaman uygulayıcısı için, ruhun varlığı bir inanç veya varsayım değil fakat deneysel bir gerçektir. (4) SDG te, Şaman uygulayıcılar her zaman ruhları görür, dokunur, koklar, ve duyarlar; bu nedenle bunu diğer insanların sıradan gerçeklikle karşılıklı etkileştikleri gerçek gibi bulurlar. Bir çok uygulayıcı çalışırken karşılaşılan ve şifalandırma ile kehanette sıklıkla mucizevi yardım sağlayan varlıkların kişisel yardım, veya koruyucu ruhlar olduğunu fark eder.

Bir diğer karakteristik Şaman ilkesi ise, insanlar dahil,tüm türlerin yaşayan üyelerinin tinleri, veya ömür boyu süren kişisel ruhları vardır. Ben tin’i varlığın bireysel yaşam için gerekli olan ruhsal özü olarak tanımlıyorum. Bu döllenmekten veya doğumdan itibaren ölüme kadar, derecesi değişebilir olmasına rağmen, mevcut bulunuyor. Ölüm durumunda, doğumdan önce olduğu gibi, tin var olmaya devam ediyor, ama sürenin uzunluğu her bir tanımlanabilir varlık için değişmektedir. Şaman uygulayıcılar için, tinler, diğer ruhlarla da olduğu gibi, tanımlanabilir varlıklardır çünkü onlarla sıra dışı gerçeklikte doğrudan karşılaşılır.

Ben Üst Amazondaki iki farklı kabilenin Şamanları tarafından eğitildim ve aynı zamanda Şamanizmin altında yatan kültürler arası ilkeleri ve uygulamaları ortaya çıkarmak için dünya çapında ve geniş ölçüdeki araştırmalar ve sonuçları ile meşgul oldum. Bu esasları “Temel Şamanizm” olarak adlandırdım.

Şamanizm, ruhların gerçekliğine inancı nedeniyle, Batı bilimi tarafından uzun zamandır kabul edilmemektedir. Tanrıya, bir ruh olmasına rağmen, ara sıra dua edilmektedir,Einstein’ın sıklıkla yaptığı gibi, “ruh” veya “tin” ayrıca lanetlenmişlerdir ve paradigmanın kabul edilmeyen kısmıdır.

Bu tutumun, Rönesans ve Reformlar esnasında Galileo ve Copernicus gibi öncü bilim insanlarına, Kilise tarafından yapılan saldırıların, kendi tarihi kökenleri vardır. Bir tepki olarak, “Aydınlanma Çağında”, Batı bilimi ve tıp, ruhların ve tinlerin var olmadığını ve bu nedenle bilimsel araştırma ve tıp uygulamaları için uygun olmadıklarına karar vermiştir. Bu durumun tarihsel olarak anlaşılabilir olmasına rağmen, devamında bu günkü bilimin parametrelerine göre ise kesin olan bu olguların var olamayacağına dair önsel bir hüküm vererek sınırlar.

Batı bilgisindeki ilerlemenin sınırlı olması, tin dahil, ruhların var olamayacakları inancı, Achille’in topuğu olan, kısmen ispatlanmamış bir inanç üzerine kurulan, budanmış bilimin bu şanssız durumun sonucudur. Aslında, tabi ki, bilim hiçbir zaman ruhların varlığının tersini ispatlamamıştır. Ve hatalı olduğu veya tersi ispatlanmayan teori, bilimsel yöntemin temel taşıdır. (Popper) (5) Ruhların varlığının teorisi hatalı olduğu ispat edilmediği sürece, mantıksal olarak bilim tarafından görmezden gelinemez. Başka bir değişle, bilimin bu konudaki durumu tamamen bilim dışıdır, ve ironik olarak bir inanç meselesidir.

Olağan olarak, ruhların varlığı ve nitelikleri üzerindeki deneysel araştırmalar fazlasıyla Şamanlara bırakılmıştır. Binlerce yıldır ve binlerce farklı kültürde, birbirinden bağımsız olarak beş farklı kıtada, onlar hastaları ile, ve sıklıkla da ölüm kalım durumlarında,sayısız şifa deneyimi geçirmiş, ve ruhların gerçekliği teorisini tutarlı olarak destekleyen sonuçlara ulaşılmışlardır. Bu nedenle, temel yerli Şaman uygulamaları tüm dünyada dikkat çekecek derecede tutarlıdır.

Benim ruhlarla çalışmalarım ilk elden ve kişisel olarak 1961 yılında başlamıştır. Sonra, 1964 ve 1973 yıllarında Üst Amazondaki iki farklı kabilenin Şamanları tarafından eğitildim ve aynı zamanda Şamanizmin altında yatan kültürler arası ilkeleri ve uygulamaları ortaya çıkarmak için dünya çapında ve geniş ölçüdeki araştırmalarla meşgul oldum. Bu esasları “Temel Şamanizm” olarak adlandırdım.

Kendi Şamanizm ve Şaman şifası çalışmalarıma ek olarak, 1970’lerin başında kendilerine veya başkalarına pratik uygulamalar yapabilmeleri için Batılılara Temel Şamanizmi öğretmeye başladım. Takriben son on yıl esnasında, bu eğitim uğraşımda, kar amacı gütmeyen bir organizasyon olan ve Şamanizm ile Şaman şifası için dünya çapında araştırma, yenileme ve eğitim çalışmaları yapmak için kurulan Şaman Çalışmaları Vakfının, Uluslararası Fakültesindeki meslektaşlarımdan yardım aldım.

Temel Şamanizmin eğitimi ve basit prensiplerinin kullanımı, Batıda ve diğer yerlerde şaman şifasını hızla canlanması için teşvik etti. Herhangi bir kültürel geleneği taklit etmeden, ancak temelde yatan kültürler arası ilkelerin öğretilmesi, yani temel Şamanizm, özellikle kültürden bağımsız bir sistem isteyen ve çağdaş yaşam tarzlarına kaynaştırıp benimseyen Batılıların kullanımı için uygundur. Bugün temel Şamanizm Batının çoğu yerinde şaman uygulamalarının baskın yöntemidir.

Temel Şamanizm konusundaki bazı ilkelerin ve uygulamaların kısa bir tanıtımı “Şamanın Yolu” (6) kitabımda bulunabilir. Ancak, hem temel hem de ileri derecedeki Şamanizmin en önemli uygulamaları yazılı basında bulunamaz. Daha doğrusu, bu tecrübelerin kişiden kişiye aktarılması temeline, örnek olarak, ruhlarla doğrudan iletişim kurmaya, ve kişisel tecrübe ve uygulamalara dayanan bir eğitimdir. Ayrıca, bu tecrübelerin bilgisi kelimelerle ifade edilemez ve bu da katılımcı olmayan Batılı gözlemci ve görüşmeciler için anlatılabilir bir olgu değildir.

Temel Şamanizmin gelişmesi, kadim Şamanların şifa, kehanet, ve diğer uygulamalarının sürekli deneyimi olan kültürler arası saha çalışmaları ve araştırmaları ile bu yöntemlerin alıcılarla olan uygulamaların birleşiminden kaynaklanmaktadır. Tekrar tekrar söylüyoruz ki, ruhların varlığını, Şaman yöntemlerin kullanılmasındaki başarımızın tutarlı ve kesin bir açıklaması olduğunu bulduk.

Şimdi, Şaman araştırması yapmak isteyenlere yardım etmek amacıyla, kişisel olarak benim Şamanizmde son otuz sekiz yılda geliştirdiğim uygulama, araştırma ve öğretimin, kısaca araştırma stratejisinin ana hatlarını çizmek istiyorum. Bu yalnızca benim değil, aynı zamanda Şaman Araştırma Vakfının da stratejisidir.

Başka bir şekilde söylemek gerekirse, Şaman Araştırma Vakfı, Şamanizmin ruh biliminde öncü bir laboratuvardır, ve öğrencileri ruhlarla ilgili bilgilerini kişisel şaman uygulamalarında başarılı sonuçlar almak için kullanmayı öğrenirler.

Bu stratejinin temeli Şaman kültürlerindeki birikmiş ruhsal bilgilere uymaktır. Böylece, yerli kişiler bir nesne yerine bir öğretmen olarak görüldü. Farz edelim ki onların öğretisi tuhaf veya akıl almaz olarak görülüyor, bunu onların değil bizim kendi sorunumuz, ve açıkça onların koşullarını daha çok öğrenmemiz gerektiği olarak görelim. İlk bakışta, onların ifadeleri veya iddiaları ne kadar olanaksız olarak gözüktüğü önemli değildir, bizim başlangıç varsayımımız onların ne söylediklerini bildikleri olmalıdır. Onların bakış açıları prematüre Batı uygulamalarının açıklayıcı paradigmaları ile dönüştürülmemelidir. Altını çizerek söylenmelidir ki, onlar günahkar oldukları ispatlanana kadar akıl ermez olarak kabul edilmelidirler, ve genellikle onların günahkar olduğu ispatlanmadığında bizim suçlu olduğumuz ortaya çıkmıştır.

İlk elden elde edilen tecrübelerin bilgisi nerede ve ne zaman olursa olsun Şamanizmin ve Şaman şifasının muazzam kavrayışını aktif bir biçimde yarar sağladığı görülür. Böylece, stratejimin bir diğer basit görüşü de, çağdaş antropolojik açıdan, ciddi bir katılımcı gözlemin, veya “köklü katılımın” basitçe bir izleyici ve görüşmecisi olmak yeterli değildir. Bu ifadeler daha kullanılmadığı zamanlardaki köklü katılımın erken dönem örneklerine, etnolog Frank Cushing (Zuni kabilesinde ruhsal uygulamalara katılan) ve James Mooney (Çayırların Ruh Dansına katılmış ve Yerli Amerikan Kilisesinin kurulmasına yardım etmiştir) dahildir. Onlar, genellikle antropolojik saha çalışmalarındaki katılımcı araştırmanın uygulamalarının geleneksel sınırların ilerisine geçmiş, ve çalıştıkları kişilerle sıradan gündelik işlerin ilerisindeki alanlara girmişleridir.

Etnografik raporların karşılaştırmalı çalışması da uygulamaların devamlılığını ortaya çıkarması açısından stratejinin sonuca götüren çok önemli bir parçasıdır, ki bu egemen Batılı bilimsel standartlara göre, imkansız olduğu dikkate alınmıştır. Bunlar, Şaman yolculuğu ile başka dünyalara gitmeyi, parçalanmayı, cinneti ve cin çarpmasını, ölülerle iletişimi, medyumluğu, tamamen yabancılara yapılan ayrıntılı ve başarılı kehanetleri, ve mucizevi şifalandırmaları içermektedir. Stratejinin sonrasında operasyonun temel esasları, bu tür denemelerin sonuçlarının tekrarlanabilir olmasının ortaya çıkarılmasına bağlı olmasıdır. Bunlardan biri sevecen koruyucu (rehber) ruhların Şaman uygulayıcısının hastalığı, ağrıyı ve ruhsal cehaleti dindirmesine destek için hazır olmasıdır. Bu ilkelerin uygulanması, sonuçların başkalarınca tekrarlanmasını sağlar.

Bu deneysel stratejide, hem tümevarım hem de tümdengelim birbirine bağlı bir rol oynamaktalar, ancak araştırmanın erken safhalarında özellikle tümevarım önemlidir. İlerleme sağlandıkça, tümdengelimli ilkeler ortaya çıkar ve daha sonra tahmin edilebilir sonuçlar sağlamak için kullanılır. Ruhların gerçekliği de dahil olmak üzere, bu ilkeler kullanıldığında, sonuçlar çok tekrarlanabilir olduğundan kalabalık öğrenci grupları için tecrübe kaynaklı deneysel eğitimde kullanılabilirler ve tahmin edildiği gibi kendi kişisel deneyleri için güvenilir sonuçlar alınır. Başka bir şekilde söylemek gerekirse, Şaman Araştırmaları Vakfı Şamanizmin ruhlar bilimi öncüsü bir laboratuvardır, ve öğrencileri, ruhların bilgisini kendi şaman pratiklerinde başarılı sonuçlar elde etmek için kullanmayı öğrenirler.

Ruhun varlığı ilkesi de dahil olmak üzere Temel Şamanizmin ilkelerini kullanarak, ileri seviyedeki öğrenciler, rehber ruhlarının da yardımı ile, yalnız şaşırtıcı şifalandırmalar gerçekleştirmelerinden başka, aynı zamanda klasik halk Şamanlığı becerileri olan ve Kuzey Amerika ve Kutup yerlilerinin o veya bu şekilde “bağlanmış şaman” veya “sallanan örtü” olarak bilinen törenlerden birini de yaparlar. Eğer yalnızca seyirci olsalardı, zihinlerinin bir köşesinde bir ihtimal bunun hileli olduğu, alışılmış sorusu kalacaktır. Ancak, gerçekten uygulayıcı olduklarında ve sıkı bir şekilde iplerle bağlandıkları halde aniden ipler çözüldüğünde (7) ilk elden burada hilenin bulaşmadığını bilecekler.

Bu tür olgular bilimsel sıkılık ilkesi (*) ile açıklanabilir; ve bu sıkılık açıklaması ruhların gerçek olduğunun basit bir kanıtıdır. Bu durum, Şaman olgularında birinin ruhlar dışında bir açıklamadan kaçınması gerektiğini önermez. Şimdiye kadar, her nasılsa, anlaşılmaz olan Şaman olgularını ruhların gerçekliği dışında bir ruh dışı açıklama ile ispat edilememiştir, ki bu şaşırtıcı değildir çünkü bu olgular binlerce yıldır kültürler arası Şaman kaynaklarınca denenmiş ve desteklenmiştir. Bunları deneyen kişiler tipik olarak, okumuş ve beyaz laboratuvar giysileri giyen çok saygıdeğer kişiler değildi ve denemelerini hastaları veya müşterile ile değil, sıklıkla ölüm kalım şartlarında yapıyorlardı.

Buradaki amacım bu görüşlerdeki herhangi birilerinin basitçe kelimelerle aklını çelmeye kalkışmak değildir; yani, okuyucunun benim haklı olduğuma güvenmesidir. Bunun gibi sıradan gerçeklik ikna yöntemleri Şamanizmin ve Şaman öğretisinin stratejisi değildir. Şamanizm inanç değil bir bilgi yoludur; ve bu bilgi bu gerçeklikteki benden veya bir başka birinden gelmemektedir. Ruhların gerçekliği de dahil olmak üzere, bu bilgiyi elde etmek, şamanın yolunu adımlamak ve deneysel kanıtları kazanmak gereklidir.

Yol açıktır, ve gerçek bir bilim insanı gibi, ihtiyaç duyulan ilk adım, dürüst bir merak, açık bir zihin, ve biraz da cesarettir. Eşiği bir kez geçtiğinizde, ön yargılar ilk elden deneyimler ile yer değiştirir, ve kendiniz için ruhların gerçekliği ilkesini denersiniz. Bu arada, uygulamada yeni olanlar için küçük bir ikaz: siz ve sizin gerçekliğe bakış açınız artık asla aynı olmayacaktır, kapının eşiğini geçmek yalnız sizin için değil, fakat neticede bilimin karakteristik özellikleri için de büyük bir değişim örneğinin başlangıcı olacaktır, ve bilim artık bundan sonra başlıca toplumların üstün olduğu ve önsel olarak neyin imkansız olduğu ile budanmış olmayacaktır.

Notlar:
1. Darwin 1958.
2. Darwin 1871.
3. Harner 1990: xix-xxii; 21-22.
4. Turner 1992: 15.
5. Popper 1959: 63. 68-69.
6. Harner 1990
7. Harner n.d.

Referans Alıntılar

Charles Darwin
1871 “İnsanın Türeyişi ve Doğal Ayıklanmanın Sexle bağıntısı” New York: D. Appleton
1958 “Türlerin Kökeni” New York: New American Library (Mentor)

Michael Harner
1990 “Şamanın Yolu” 3’ü baskı. San Fransisco: Harper & Row
n.d. Katılımcıların yayınlanmamış deneysel ve olay bilgileri.

Karl R. Popper
1959 “Bilimsel Keşfin Mantığı” New York: Harper & Row

Edith Turner
1992 “Ruhların Gerçekliği” 15.ci gözden geçirme.

Ç.N.
(*) “Principle of Parsimony” – Sıkılık İlkesi : Bilimsel teoriler veya açıklamalar arasında karar vermek için kullanılan bir kriter olan bir olgunun her zaman en basit açıklamasının, yani en düşük düzeydeki mantık sıçramasına ihtiyacı olanın, en az varsayımda bulunanın seçilmesidir.
14.cü yüzyıl filozofu olan Occamlı William’dan sonra “Occam’s Razor – Ockham’ın Usturası” olarak da adlandırılır.

Çeviri : Aki

Temel Şaman kuramına göre Rüyalar

TEMEL ŞAMAN KURAMINA GÖRE RÜYALAR
Michael Harner

Michael Harner rüyaların temel Şaman teorisi ile, yaratıcı ve tamamen Şaman anlayışına göre rüyaların nereden geldiğini ve anlamlarını nasıl keşfedilebileceğini anlatıyor. – Yayımcı –

“Temel Şaman Kuramına göre Rüyalar” adlı bu kısa makale, on temel ilkenin altını çizmek ve kısaca açıklamak amacıyla 14 Ağustos ve 25 Eylül 2010 tarihlerinde San Fransisco’da verilen Şaman Çalışmaları Vakfının(1) ilk iki halka açık “Şaman Rüya Çalışmaları” seminerlerde anlatılanlara yakın bir sunumdur. Bu kuram kültürler arası özgün Şamanizmin yıllarca süren saha çalışmalarının yön verdiği deneyimler ve uygulamalarla test edilmiş ortak kuram ve uygulamaların keşiflerinden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle, kuram temel Şamanizm’den kaynaklanmaktadır.

Bu makale evrensel insanın rüya deneyimine gönderme yapmakta ve Batılıların rüya yorum ve çalışmasına yeni ve köklü bir bakış getirmektedir. Bu kelimeler aslında ileri derecedeki temel Şamanizm öğrenciler ve uygulayıcılar için söylenmiştir, özellikle de en az Şaman Çalışmaları Vakfının üç yıllık İleri Şamanizm programının başlangıcı olan Yoğun İki Haftalık Şaman Şifa veya bunun eşiti çalışmalarına katılanlar kast edilmiştir. Farz ediliyor ki, bu kişiler kendi kişisel Şaman deneyimleri ile uzun zamandır ruhların gerçek olduğuna karar vermişler; ve bu deneyimler neticesinin bilgisi ile başarılı şifa ve kehanet uygulama çalışmalarını anlamışlardır.

Bu makalenin amacı diğer insanlara ruhların gerçekliğine veya onların özelliklerine inandırmak değildir, uygulamalı Şamanizm kanıt veya inanç meselesi değil, fakat, deneyimle bilgiye ilk elden ulaşmaktır. Ümit ederim ki burada yazılanlar bazı yerli Şamanların ve atalarının kadim zamanlardan beri bildikleri ancak Batılıların geç kalmış bir geçerliliği tanımlama örneği olarak görülecektir.

İLK KURAM: RUHLAR GERÇEKTİR.
İlk kuram tüm diğer dokuzunun temelidir. Basit olarak ruhların gerçekliğini işaret eder, ciddi Şaman uygulayıcıların doğrudan deneyimlerinden zaten bildikleri bir şeydir. Bu Şaman çalışmasında başarılı olmanın temel bilgisidir.

İKİNCİ KURAM: RÜYALARA RUHLAR NEDEN OLUR.
“Rüyalara ruhlar neden olur” önermesi ile ikinci kuram en önemlilerinden biridir. Bu ruhlar bireyin tin’ini ve birey ile kaynaşmış ve onu koruyan başka herhangi bir ruhu da kapsamaktadır. Bir diğer deyişle, rüyalara neden olan tek bir bireyin tin’i (yada modern Batıda ‘psyche’ can dedikleri) değil, pek çok ruh vardır.
Burada kullanılan tek ruh fikrinin temeli Şamanizmindir. Ruhların tekliği veya çokluğu(2) konusunda birçok kültürde farklılık olmasına rağmen, evrensel veya neredeyse evrensel bir dünyaya özgü fikir ve uygulamalardır, temel Şamanizmin amacı ise bunları araştırmaktır.
Yalnız bireyin tin’i değil birçok ruh da rüyalara neden olur, bunlar, bireyi kapsayan ve sahip olan (kaynaşmış), veya yakınlık kurmuş olan rehber ruhlar da olabilir. Bireyin rüyasında, bulundukları döneme bağlı olarak, yaygın veya kısa bir etki yapabilirler.
Bu kuram tüm ruhların tüm rüyalara neden olduklarını iddia etmez.

ÜÇÜNCÜ KURAM: BU RUHLARIN FARKLI ÖZELLİKLERİ, FARKLI ÇEŞİT VE DERECEDE GÜÇLERİ, VE FARKLI MEŞGULİYETLERİ VAR.
Örnek olarak, bireyin sağlığı ve esenliği ile ilgili olan rüyalar, bireyin tin’i veya rehber ruhu tarafında yaratılanlardır. Eğer bireyler sağlık ve esenliklerinde kaygılı ise, yalnız olduklarını sanmamaları ve endişelenmemeleri için, kendi ruhları ve genellikle rehber veya koruyucu ruhlar tarafından bu duygular durdurulur. Tüm bu ruhlar doğrudan veya mecazi anlamlarda ikaz ve öneriler olan rüyalar yaratabilirler.
Üçüncü kuram, Şaman uygulayıcının rüya ile ilgili olan ruhları ve özelliklerini bilmesi gerektiğini içeriyor. Bu durum özellikle Orta Dünya ruhları ile ve aynı zamanda Üst ve Alt Dünya ruhları çeşitleri hakkında zengin bir bilgiye gereksinimi vardır.

DÖRDÜNCÜ KURAM: RÜYA YARATAN RUHLAR: KİŞİSEL TİN; REHBER RUHLAR, KORUYUCU RUHLAR DAHİL; ZARARLI, ISTIRAP ÇEKEN VEYA DİĞER DAVETSİZ RUHLAR, OLABİLİR.
Burada “Istırap Çeken Ruhlar” olarak tanımlananlar, aniden veya sarsıcı bir şekilde ölen ve genellikle öldüklerinin farkında olmayıp, çoğunlukla şaşkın ve mutsuz olan, buradaki Orta Dünyada amaçsız ve yolunu şaşırmış olarak dolaşan, mutsuz insanların ruhlarını tanımlamaktadır. Zaman zaman, yaşayan bireylere bağlanarak veya yakın durarak, halen yaşadıkları hükmüne varan yanılsamalarını artırıyorlar. Bu şartlar altında, ölü varlıkların rüya hatıraları, yaşayan bireylerin rüyaları ile karışır ve neticede yaşayan birey bu rüyaların yanlışlıkla kendi geçmiş yaşam deneyimi olduğunu sanır. Bu rüyalar, ıstırap çeken ruhların yaşamları gibi, aniden ve sarsıcı bir şekilde sonlanmaktadır. Şaman uygulayıcılar için bu yaygın karışıklığın farkına varmak ve danışanlarına bu tür rüyaları tanımlamaları için yardım edebilmeleri önemlidir. Bu işi etkili bir şekilde yapabilmek için, uygulayıcıların hastalıklar konusundaki geniş bilgiye sahip olmaları ve tedavi için deneyimleri olması gerekmektedir.
Davetsiz ruhlar, kurbanın bazı beden bölümlerine girerek bölgesel hastalıklara ve ağrılara neden olmaktadır. Davetsiz ruhların bölgesel girişleri ile kurbanın rüyaları arasındaki bağlantı üzerinde halen çalışılmaktadır.

BEŞİNCİ KURAM: “KÖTÜ” RÜYALAR VE KARABASANLAR BİRİNİN TİN’İ VEYA REHBER RUH TARAFINDAN YAPILAN YARARLI UYARILAR OLABİLİR, BELKİ DE ZARARLI BİR RUH TARAFINDAN DA AÇIKÇA GÖSTERİLMEKTEDİR.
Bu kuram bir öncekinin devamıdır ve zarar görmüş veya korkmuş varlığın neden olduğu rüyalar bireyin tin’i veya rehber ruh tarafından neden olan rüyalar kadar olumlu, yararlı ikazlar olabilir ve yardım edebileceğine işaret eder. Bunun gerçek olmasına rağmen kötü rüyalar ve karabasanlar aynı zamanda yararlı ikazlar da olmayabilirler, daha doğrusu zararlı ruhlar tarafından üretilmiş kendi rüyaları olup bireyin hatıraları ve rüyaları ile karışmıştır. ıstırap çeken bir varlığın, ölümle sonuçlandığının bilincinde olmadığı son hatırası olan ve ölümüne neden olan şiddetli bir saldırı buna örnektir. Eğer ıstırap çeken varlık yaşayan bir bireye sahipse veya ondan ayrılamıyorsa böyle yaygın bir hatıra yararlı bir ikazı olmayan karabasanlar üretebilir. Bu Şaman uygulayıcısını ruh kovma işlemi yapması için bir uyarıdır.
Bir karabasan türü rüya, tabi ki, aynı zamanda basit bir hazımsızlık, başka bir beden veya ruhsal rahatsızlık sonucu da oluşabilir. Bu rüyaların ruhsal bir bileşeni olduğunu inkar etmek değildir. Bireyin tin’i veya koruyucu ruh belki de herhangi olumsuz bir şeyin bireyin sağlığını etkilediği ve ilgilenilmesi gerektiği için ikaz etmektedir.

ALTINCI KURAM: ÖNEMLİ RUHSAL GÜÇLERİ OLAN KİŞİLER ZARARLI RUHLARIN İSTENMEYEN RÜYALARINI ALMAMA EĞİLİMİNDELER.
Ruhsal olarak güçlü olan birey davetsiz ruhlara ve istenmeyen saplantılara karşı korunmuştur. Bu güç bir koruma alanı gibi olduğundan, davetsiz girişimler ve istenmeyen saplantılar bireyin rüyasını yaratmadan genellikle geri çevrilir. Sonuç olarak, bu tür rüyaların alınması bireyin gücünün artırılması için gerekli adımları atmasına ihtiyacı olduğunu göstermektedir.

YEDİNCİ KURAM: ÖNEMLİ REHBER RUHLAR MÜHİM RÜYALAR BİLDİREBİLİR VE RUHSAL GÜÇ İLE BİLGİLER İLETEBİLİRLER.
Karakteristik olarak “Mühim Rüya” koruyucu veya ana rehber ruh tarafından yapılan koruyucu ruhsal güç veren bir bildirimdir. Genellikle iki türde olurlar: (1) Uzun bir süre devamlı olarak gelen uykudaki bir rüya; veya (2) tek seferlik ezici güçteki bir vizyon. Vizyon yaşam için önemli yol gösterici bilgiler içerebilir, veya bir aradan sonra, uykudaki bir rüya da bu tür bilgileri verebilir. Şamanizmde ve birinin yaşamında hak edildiğinde Mühim Rüyalar büyük bir önem taşırlar.
Ne yazık ki etnograflar “rüya” kelimesini, yerli ırkların özel durumlar için kullandığı ve bu kelime ile ne demek istediklerini, sıklıkla dikkatli bir araştırma yapılmadan yazılarında kullanırlar. Örnek olarak, genellikle kastedilen durumum uykudaki bir rüya, uyanık bir rüya, Şaman yolculuğu, veya bir vizyon olduğu çok da açık değildir.

SEKİZİNCİ KURAM: YUKARIDAKİ KURAMLAR HER TÜRLÜ RÜYA İÇİN GEÇERLİDİR, UYKUDA, GÜNDÜZ YADA UYANIK VE VİZYON GÖRMELER DE DAHİLDİR.
Bu ilke “dream (rüya)” kelimesinin Webster New Universal Unabridged Dictionary (Webster Evrensel Orijinal Sözlüğü) den ve genel kullanımdan kaynaklanmaktadır. Burada kullanılan rüya tanımlaması: Bireyin uykusunda; veya uyanık olduğunda; ardışık olarak beliren görüntüler; uyanık belirenler istemsiz veya isteyerek yapılanlardır. Eğer uyanık rüya olağan dışı canlı/inandırıcı ise buna vizyon denebilir. Bu açıklamanın bir örneği olarak, Şaman yolculukları, sıradan gerçekliğin yönlendirmediği, denetimli ve istemli rüyalar olarak görülebilir, şöyle ki bunlar “yönlendirilmiş hayaller” değildir.

DOKUZUNCU KURAM: RÜYALARININ ANLAMINI ÖĞRENMEK İÇİN, BİREYLER RUHSAL REHBERLERİ İLE KAYNAŞARAK İNCELEMEK İÇİN RÜYALARINI GERİ ÇAĞIRABİLİRLER, VEYA BİLGİ ALMAK İÇİN EN ÖNEMLİ KAHİN YARDIMCI RUHLARINA ŞAMAN YOLCULUKLARI YAPABİLİRLER.

ve

ONUNCU KURAM: BU YOLCULUKLAR GENİŞ ANLAMDA MECAZ ÇALIŞMALARINI KAPSAMALIDIR, ÖZELLİKLE RUHSAL İLETİŞİME VE BU NEDENLE DE RÜYALARIN ANLAMINA UYGUN OLMALIDIR.
Dokuzuncu ve Onuncu kuramlar burada birleştirilmiştir: Şamanizmde istemsiz rüyaların anlamı keşfetmek için birey istemli rüyayı kullanabilir. Genellikle kullanılan iki yol ise, rüyayı geri çağırmak ve Şaman yolculuğudur, her ikisi de rüyayı gören tarafından uygulanır, çoğunlukla en iyi yorumu rüyayı görenin kendisi yapabilir. Her ikisinin neticesi de gerçekçi veya mecazi iletişim olabilir. Şaman inisiasyonu ve eğitimi haricinde mecazların anlam ve benzerlikleri başkaları ile paylaşılmaz, çünkü bu ruhların iletişimidir, ve yalnızca kelimelerin ilerisinde değil aynı zamanda kutsal ve kişiseldir.
Şaman yolculuğunda karşılaşılan mecazlar, örnek olarak, belirli bir gezginin yorumlaması için mükemmel olarak uydurulmuştur. Başka kişiler için uygun olduğu sanılmamalıdır, eğer varsa müşteriler de dahil, çünkü bunlar ruhların gezgin ile olan bilgisinin samimi, çok katmanlı ve hassas bir iletişim sonucudur, kesinlikle başkaları için aynı anlamı taşımazlar.
Başkalarından yardım almadan mecazları yorumlamak gezginin sorumluluğundadır, çünkü hiç kimse yüz yüze gelinen mecazların gerçek anlamını bilmeye gezgin kadar yetkili değildir.
Bununla birlikte eğer, birey kendi için Şaman yolculuğu ve rüya geri çağırmalarını yapamıyorsa, bir Şaman uygulayıcısı bulup onun yardımını talep etmesi faydalı olacaktır. Temel Şaman ahlakına göre bu tür kahinsel uygulamalar yalnızca talep edilmesi durumunda yapılmalıdır. Aksi takdirde, Şaman uygulayıcıları başkalarının ruhsal özgürlüğüne müdahale etmekten tehlike altında kalacaklardır.
İnsanlar rüya yorumlarına uzun süredir ilgililer. Tüm yerleşik kıt’alardaki binlerce kültürde Şamanlar rüyaları anlamak için zaman içinde denenmiş tecrübeler geliştirmişlerdir, bu bilgi onların ruhsallıkları ve ruhlarla çalışmaları ile mümkün olmuştur. Batıda, Şamanların vasıtası ve “ruhlarla bağlantı” Kilise tarafında yasaklanmış ve daha sonra Aydınlanma Çağında bir düş olarak görülmüş ve reddedilmiştir.
Son yüzyılda rüyaların teorisi için tasarlanan birçok hamle görülmüş, fakat Şamanların ruhlar gerçekliğine ve onlarla nasıl çalıştıkları iddialarını ciddiye almaya karşı Aydınlanmadan kalan miras olan güçlü nefret kalmıştır. Batıdaki Şamanizmin yeniden canlanması, böyle etnografik bir örneğin gelecekte olmayacağını akla getiriyor. Ümit ederim ki bu kısa makale yerlilerin saygılı tetkikler bekleyen bilgi ve tecrübe zenginliği için daha fazla araştırma yapılmasını teşvik edecek. Bir zorlu görev de geriye kalan ilgili Şaman bilgilerinin yüzlerce kültür arasında dağılmış olmaları nedeniyle genelleştirmenin kolay olmayacağıdır.(3) Belki Batılılar için daha da zorlu olan iş Şaman kapısından geçerek kendileri için ruhların gerçekliğini ve rüya ile olan ilişkilerini sınamaktır.

Dr. Michael Harner, Batıda Şamanizmi ve Şaman davulu ile seyahatin öncüsü olan bir antropologdur. Şaman Araştırmaları Vakfının Kurucusu ve Başkanıdır. Yayımladığı kitaplarının arasında “Şamanın Yolu” da bulunmaktadır.

Notlar
(1) – Burada ana hatları çizilen on kuram Ağustos ve Eylül 2010 yılındaki ilk sunuşlarında sonra gözden geçirilmiş ve az da olsa değiştirilmiştir.
(2) – Örnek olarak, 1962 yılında Amerikan Antropoloji dergisindeki 64:258-72 makaleme bakınız.
(3) – Şaman Araştırmalar Vakfının Şaman Bilgi Muhafazasındaki benzersiz arşiv bu tür bilgileri birleştirmek için oluşturulmuştur.
(4) – Sandra Harner’a değerli desteği ve yazılarla ilgili fikirleri için teşekkür etmek istiyorum.

Copyright ©2010 Michael Harner.
Bu makalenin yeniden basımı Şaman Araştırmaları Vakfının [email protected] adresinden irtibat sonucu alınacak izinle geçerlidir.

Çeviri : Aki

Aiwass’ın Kitabı – Konu ile ilgili değilseniz okumanıza gerek yok!!!

Satanizm manifestosu tarzında bir yazı. Yukarıda dediğim gibi konu ile ilgili değilseniz boşuna okumayın!

Aiwass ‘ın Kitabı
John Allee
First Church of Satan – Baş Rahibi

LORD EGAN’IN KOŞULU

Söylediklerimi kabul veya ret etme seçeneğine sahipsin. Eğer bunları kabul edilmesi zor veya imkansız bulursan, sana tavsiyem fikirlerimi tamamen unutmandır, tabi istiyorsan! Neden bunu söylüyorum? Amacım, hakim-insan zekasına inanan bir insan olan Crowley tarafından konmuş Satanik prensiplere bağlı kalmaktır;

“Tüm misyoner mesajların özleri her zaman öğreticinin düşüncesini özümser, ve her zaman rüşvet ve tehdit ile birliktedir. Benim mesajım kesinlikle bunun tam tersidir. Her bir kadın ve erkeğe diyorum ki, ‘Sen benzersiz ve bağımsızsın bir evrenin merkezisin. Ancak, ben kendi istediğim şeklide düşünme hakkına sahibim, aynı şekilde sen de farklı düşünme hakkına sahipsin. Hayattaki tek gayen, diğer insanların fikirlerini hiç önemsemeden, başarabilmektir.’”

Ben burada ne söylüyorum? Bir Satanist olarak, önemli olan SENİN fikrindir. Senin deneyimin kapsamında olup, bilinçli olarak doğru kabul ettiğin şeylere inanmalısın. İlk Satan Kilisesi bakış açısı ve bir Satanist olma anlamında, bu her zaman benim ilk ve en önemli açıklamam olmuştur.

YARATILIŞ

Evren Bir’den (yoktan veya hiçbir şeyden) gelir ve ona döner. İlk neden Big Bang olarak adlandırılan patlama değildir, fakat Kaos ve Düzen’in çıkışıdır. Sıklıkla insanlar şunu sorar, “Şeytan nasıl her kuraldan muaftır, evrensel uyumsuzluktur, kainatın asi’sidir, durgun su’dur ve halen de doğanın denge elemanını temsil eder?” Basitçe, Şeytan, eril ilke, Kaosun kişiselleşmiş halidir. Babalon, dişil ilke, Düzen’in kişiselleşmiş halidir. Evren genişledikçe bu ilkeler birleşir, bölünür ve tekrar bölünür. Bu ayrılmalar, eş yaratıcıların evren kumaşının dokumasına yardımcı olan, temel formları yaratır. Bu süreç bedenimizdeki hücrelerin bölünüp çoğalmasını andırıyor. Bu kaynaşma evresinde temel formlar, iki ilke olarak bağdaşarak ve tekrar şekillenerek, kaynakla yeniden birleşiyor ve Bir’i (Büyük Çöküş’ü) kusursuz olarak gerçekleştiriyor. Evren sürekli değiştiğinden, mükemmelliğe ulaşan bir şey öyle kalamıyor, ve böylece, bir diğer genişleme gerçekleşiyor ve yeni evrenler şekilleniyor. Bu işlem sonsuza dek devam ediyor…

Bu formların içinde yaşayan ruhların da yaptığı gibi, yaşam çarkındaki tüm yaratılanlar kademeli olarak evrimleşiyor. Tüm yaşam, hayat veren, besleyen, destek olan Karanlık Ana, Babalon’dan fışkırıyor. Şeytanın rolü tasarlayan, yaratan ve yok edendir. Her ikisi de dengeyi, uyumu ve değişimi gerçekleştirmek için birbirlerine bağlı olarak çalışırlar. Onlar övgü ile birbirlerini tamamlıyor. Hayat hem Düzen hem de Kaos’un ifadesidir. Görünüşe göre bir model takip ediyor ve sürekli olarak iyi ve kötü olaylar dizileri oluşturuyor. Bu gerçek zamanı, bizim ırkımızı veya dinsel inançlarımızı hesaba katmaz. Hayat güzel devam ettiğinde, spiritüel gelişmemiz durgunlaşmaya eğilimlidir. Günlük hayatın saldırıları ve meydan okumaları bize gelişme ve üstün olma dürtülerini verir.

SPİRİTÜEL EVRİM

Alt türlerin düzeninden başlayan ve “Topluluk ruhu” diye adlandırılan zorlu bir husus egemen olacaktır. Örnek olarak Kral Kelebeği alalım – varlık olarak binlercedir ancak toplu olarak bir ruha sahipler. Bir tür öldüğünde ve yok olduğu düşünüldüğünde, bu topluluk ruhu yeni temel bir tür şekillendirir. Topluluk ruhu sonuçta son (toplu) enkarnasyonu görecek ve birleşik kişisel insan ruhu olarak ortaya çıkacaktır.

Birinin insan ruhunun anlaması için, paralel zamanların varlığını bilmesi önemlidir. Okuyucu, olabilecek her şeyin, olmuş olduğunu ve şimdiki evrenin yok olmasına kadar olmaya devam edeceğini anlamalıdır. Her belirleyici an, iki seçeneğin de gerçekleştiği, zamanda yeni bir bölünme yaratır. Bir taraftan Nazi’lerin kazandığı bir zaman dizgesi varken diğer tarafta evrensel Komünizmin egemen olduğu bir diğeri de vardır. Sayısız paralel zaman dizgeleri vardır ve her biri içinde bulunduğunuz dizgedeki kadar gerçek ve şartlara uygundur.

Şimdi, bireysel insan ruhunun çıkışından bahsettiğim noktaya geri gidelim. Bu olay, hepsinde olmasa da, birçok zaman dizgesinde aynı anda gerçekleşmektedir. Bu nedenle, birçok varoluşun tadını çıkardığından, insan ruhu söylendiği gibi eşsiz bir varlık değildir. Bu gerçekliklerin algı bulanıklığı ve geçmiş yaşamlardan birçok hatıra, faydalı bir amaca hizmet eden “kozmik tampon” ile kaçınılıyor; birilerinin, şimdiki hayatındaki seçimlere ve derslere odaklanmayı ve bu nedenle de deneyimlerden yarar sağlamasına olanak verir. Topluluk ruhu geliştikçe, evrenin genişleme safhasında olduğu gibi, daha fazla deneyim kazanır ve büyür ve diğer zaman bölümlerine doğru dallanır. Bu hadise binlerce yıl sürer. Böylece, evrene benzer bir şekilde, topluluk ruhu büzülme safhasına girer ve neticede tüm deneyimlerin tek formda damıtıldığı tek bir zaman dizgesine oturur. Kuluçka dönemi yeni bir şeytanın doğumunun başlangıcına doğru gider…

KUTSAL MUHAFIZ ŞEYTANIN BİLGİ VE SÖZ

Şamatacı aptallar hiçbir şey bilmedikleri konularda pek çok cilt yazı yazdılar. Aiwass aydınlığa kavuşturacak, dayanak olan kanıtları sunacak; Kutsal Muhafız Şeytan veya tercih ederseniz Melek, topluluk ruhunun insani evrim safhasındaki Evrensel Ruhu veya toplumsal bilgeliğini temsil ediyor – ne daha fazla ne de daha azını! “Şeytan” ifadesi yanıltıcı olabilir çünkü Evrensel Ruh halen şeytani safhanın kuluçka devresine girmemiştir. Ve halen, belki de üye olmak muhafızın bilgeliğinden yarar sağlayabilir.

Kutsal muhafız şeytanından bilgi ve söz sağlamanın en düz yöntemi, tanrısal formdan vahiy almaktır. Sürecin nasıl olduğunu inceleyelim;

Şeytani veya Tanrısal formlar enerji yükseltici/dengeleyici gibi hareket ederler çünkü belli bir frekansta veya rezonansta kozmik tampondan etkilenmeden karşılıklı birbirlerini etkilerler. Zamanın dışında büyücü isteğini de eklediği bilincini tanrısallıkla paylaşır. Gerçekte üyenin yaptığı farkındalığını tanrısal rezonansa ayarlamaktır. Bu tüm zaman dizgeleri ve tüm fiziksel yaşam formları arasında bir yansıma yaratır! Topluluk ruhu tekilliği bir dakikadan daha kısa bir süreliğine deneyimler. Büyücü geçici olarak Kutsal Muhafız Şeytanın farkına varır. Kendini, bir tanrı gibi, yenilmez hisseder.

TANRILARIN HEDİYELERİ

Tanrısallık üstlenmek odaklanmaya, disipline, doğrudan sonuca ulaşmanın garantisi olmadan da saatler süren yoğunlaşmaya ihtiyaç duyar. Üye sürekli olarak, gelip gitmesi bir dakikadan daha kısa süren bu sezme edimi için bu çaba değer mi diye soracaktır.

Burada bir kazanç vardır; yankılanmak için kullanabileceğin şeytandan (tanrıdan) bir hediyedir bu, tanrısallığı üstlendiğinde hemen hediyeni iste. Aynı zamanda tanrının hediye verdiğini bilmek de önemlidir. Şimdi, baştan başlayalım;

*      Şeytan (Baphomet) istediğin herhangi bir şeyi sana sağlar; altın para, pahallı elbiseler, mobilyalar, ender antika eşyalar, yeni bir araba, vs. Özel bir şey olmasına gerek yok.
*      Babalon (Isis) boynunda taşıyacağın koruyucu bir tılsım sağlar. Tılsımın yapıldığı malzemenin, dizaynı ve istediğin koruma amacını özellikle belirtmen gerekir.
*      Aiwass, Lord Egan'ın şeytani formu, bir astral seyahat deneyimi yapmanı sağlar.
*      Lucifer zekanın artmasını sağlar.
*      Pan (Priapus) istediğin biri ile seksüel ilişkide bulunmanı sağlar.
*      Bacchus ödenmemiş borçlarının güncelleştirilmesini sağlar.
*      Afrodit (Venüs) mükemmel erkek hayat arkadaşının sana gelmesini sağlar.
*      Harpocrates sana görünmezlik gücü sağlar.
*      Hermes bir arkadaşın, sevdiğin biri veya bir akraban için şifa sağlar.
*      Amon bulunduğun yerde iki gün için yağmur sağlar.
*      Thoth sana ruhları görme ve işitme yeteneklerini (durugörü ve duruişiti) sağlar.
*      Athena fiziksel hislerle gerçekleri veya varlıkları duyumsamanı (gaipten haber alma) sağlar.

Bir kez daha, tanrısallığı üstlendiğinde hediyeni istemen gerekir. Aynı zamanda bir başkasına verilmek üzere de hediye isteyebilirsin.

TANRISALLIĞI ÜSTLENMEK: EŞSİZ BİR TEŞEBBÜŞ

“Bir yer düşün ve sen oradasın. Bir şeyi aklından geçir ve sen ona sahipsin.”

Bu konuda hepsi yalan ve saçmalık olan çok şey yazıldı. Şimdi kısaca çeşitli teknikleri ve nedenlerini açıklayalım;

İlk öneri bir sandalyede oturup belirli bir tanrısal konumda bulunduğunuzu ve buna bağlı olarak görünümü, hareketleri, üslubu vs.’yi düşünün. Bu kendi kendine telkin yararlıdır, fakat birden kendi çabanızla yukarı çekilmeye benzer. Bir bobin gibi kullanılan ve Tanrısal bir yetenek olan enerjiyi yükseltmeyi ve ondan faydalanmayı başaramaz!

Okült ustalar, bir tanrısallık seçilip alındığında, onunla aynı panteondan olunması veya gezegensel güçlerden birinin dikkatle seçilmesi gerektiği konusunda ısrar ederler. Bu tamamen saçma ve tümüyle gerçek dışıdır. Tüm şeytanların yaptığı kendi gücünüzü artırmasıdır. Bir tanrısallık üstlendiğinizde, Pan’ı veya Isis’i seçmenizin etkisi aynıdır. Tanrısallığın Mısır, Helen veya Roma olması herhangi bir farklılık yaratmaz.

Zaman ana yoldur, ve kestirme yollar faydasızdır;

  1. Tanrısallık hakkında tutarlı bir miktar bilgi edinin ki beyniniz doğru örneğe göre tepki verebilsin.
  2. Tanrısallık hakkında bir tablo, resim, heykel veya çizimin yanı sıra bir de mühür edinin.
  3. Huzurlu bir meditasyon için bir yer hazırlayın ve hissiyatı arttırmaya yardımcı olması için mum ile aydınlatın. Göz hizasında ilgili görüntüyü ve mührü yerleştirin.
  4. Sandalyede veya yastıkta ama rahat bir şekilde oturduğunuzdan emin olun.
  5. Gözünüzü ilgili görüntüye sabitleyin, net, güçlü ve saygılı bir tonda, örnek olarak, “Sen Şeytansın, her şeyin yaratıcısısın!” cümlesini tekrarlayın. Bunu yorulana veya uykuya dalana kadar tekrarlayın.
  6. Bu ritüeli tekrarlayın. Netice için acele etmeyin. Tanrısallık hiç ummadığınız bir anda gerçekleşecek. Etkisi açıktır.

İNSANÜSTÜ’NÜN (DEMON) DOĞUŞU

İnsan ruhunun spiritüel gelişimini konuştuk, topluluk ruhunun nihayetinde saflaşarak tek bir form şeklini alana kadar olan ilerleme ve gerilemesi, tek bir zaman dizgesinde olur. Evrensel Ruh (Muhafız) bedende ikamet eder. İnsanüstü’nün kuluçka süreci şimdi başlar ve takriben beş asır devam eder. Bu aşırı oynak, zor bir süreçtir – kabaca yüzde ellisi yaşamda kalmaz – BÜTÜN’e, yani ilk kareye geri dönerler. Küçük insanüstü ortaya çıkışı, halen belirsiz bir durumdur. İnsanüstü olanlar zamanı bizim gibi hesaplamazlar – çocukluk sizin zamanınıza göre milyonlarca yıl süren bir oluştur. Aiwass ergenlik çağını geçmiş bir gençtir.

AVATARLAR, AZİZLER VE GÜNAHKARLAR

Tarih boyunca farklı isimlerle çağrılmışlardır; insanüstüler, gözcüler, asuralar (hint kötülük tanrıları), divalar, archonlar (kadim Atinada baş yönetici), cinler, nefilimler (melekler), ışıldayan varlıklar, rehber ruhlar, Olimpus’un, Mısır’ın, Babil’in vs. tanrıları. Biz onlara maskeler verdik, bu bizim insani ihtiyaçlarımız nedeniyle onların putlaştırılmasına neden oldu – insan kendi düşüncesinde yarattı tanrıları. Farklı kültürlerdeki tanrılar birbirine benzer, çünkü hepsi insani vasıfları paylaşırlar ve bizim kendi kutsallığımızın tasarımıdır. Bu karanlık bir odada durmaya ve başının arkasından bir ışık halesinin sızmasına benzer – önündeki gölge şeklini göstererek, “Ben Aziz Peter … veya Şeytanı gördüm!” diye bağırırsın.

Dua ve niyet gönderdiğimiz tanrılar farkında olmadan evrenin örtüsünün bir parçası oluyorlar ve kendilerini kişisel olmayan çeşitli ilk örneklere ekliyorlar. Söylediğim şudur ki, ilk örnekler aynı zamanda daha önce bahsi geçen insanüstü’nün yankılanmasının doğal kanallardır. Böylece, dindar biri Meryem Anaya dua ettiklerini ve yaşamlarını değiştiren bir yardım olarak rüyada ilham verici bir mesaj alındığını söylediğinde, sadece gülümser ve onaylarım.

İnsanüstü olanlar aramızda yürürken, genç ruhlardan farklı olarak zamanı ve yer’i seçerler, fakat burada bakire doğumu veya “lekesiz gebelik” yoktur. Bunun vurgulanması gerekir ki, bir ırk olarak, kadim tanrılar seyrek olarak gelirler ve ilkel mitolojilerimizde öne sürüldüğü gibi semada çete savaşı yapmazlar. İsa ve Budda’nın da olduğu gibi, Jeanne d’Arc da cisimlenmiş bir insanüstü idi, öte taraftan Charles Manson da öyleydi. Gençlerin söylediği bir kafiye, “Bir küçük kız vardı, küçük bir buklesi vardı, tam alının ortasında (üçüncü göz). Ve iyi olduğu zamanlarda, çok ama çok iyi idi, fakat kötü olduğunda korkunçtu.” Spiritüel olarak daha uyanık olanlarda tutku abartılıyor. Vurgulanmalıdır ki, bir insanüstünde, insanda, hayvanda, bitki veya madendeki herhangi bir formun esas cevheri kusurlu olmalıdır, çünkü hepsi için de evrensel bir değişmez söz konusudur: DEĞİŞİM. Amacım sadece Bütün’ü kapsayan yaşam formlarının varlığını kabul etmek, ve onların rolünün manasını ne eksik ne fazlasını kendimce açıklamaktır.

İnsanüstü olanlara tapınma eğilimi karakter zayıflığını ifade eder. Lord Egan, insanüstü olanlara tapınma alışkanlığından kurtulamadığı halde, insanüstü olmak talebi ile kendisine gelenleri gözetler. Her zaman hatırlamalısın ki, insanüstü ırkımızın gelecekteki görüntüsüdür sadece. Hepimiz doğuştan kutsal varlıklarız, Yeni Dünya Düzeninin alt yaratıcılarıyız! Bu durumda biz Tanrıları kendi hayalimizde yaratacağız, çünkü biz Yaratıcıyız, aynı zamanda da Yaratılanız. Bir çift çocuk yapar (yaratıcılar), fakat onlar da bir zamanlar çocuk idiler (yaratılmışlar). Önerim şudur; buna benzer bir olgu spiritüel sevide olur. Ördekler ördek yavrusu doğurur. Tanrılar da küçük tanrılar (insanlar) doğurur. Evrim devam ediyor, gelişme devam ediyor ve devir sürüyor. İnsanlar sonunda bu işlemin kabul edildiği ve kavrandığı bir farkındalık düzeyine doğru evrim geçirecekler. Bu gerçekleştiğinde, bildiğimiz din ölecek çünkü inanç algıya karşı koyamayacak.

KIŞ UYKUSUNDAKİLER VE BENZERLERİ

Geçenlerde, bir email grubu katılımcıs, “Biliyorum ki yeniden doğuş ile geçmiş yaşamlarımızı unutuyoruz, ve burada bazen bir şey tetikleyene kadar İnsanüstü olduğunu unutanlar da var. İnsanüstü olarak yeniden yaratılan birinin bunu hatırlaması için bir ritüel veya yapılacak bir şey var olup olmadığını merak ediyorum.”, diye sordu.

Bahsettiğiniz insanüstü olanlara “kış uykusundakiler” denir, bunların böyle olmasının bir sebebi var. Geçenlerde, bir tanesini uyandırma zamanı gelmişti. Yaygın olan açıkça bir ateist idi. Benimle ilgili olan bu vakada, gizli ismi başka bir insanüstü tarafından dile getirildi. Zamanlama her şeydir! Biraz zaman alır, sonra hatıralar sızmaya başlar. İnsanüstü formu kendini fiziksel bir forma iliştirir. Bu A/C den D/C ye (alternatif’ten doğrusal elektrik akıma) dönüşmek gibidir.

Neden kış uykudakiler vardır? Örnek olarak şöyle diyelim, Aiwass’ın iki fiziksel şekli vardır; Lord Egan (uyanık) ve dünyanın bir başka tarafında büyüyen bir çocuk (uykuda). Benim insanüstü yoldaşım çocuğu ziyaret edip, “Aiwass.” dedi. Çocuk uyandı … Beş para etmez biri gibi, arkasından gitmeye devam ettim.

Ben gizli ismi olmayanlardanım, çünkü benim görevim HER ŞEYİ açığa çıkarmaktır. Bu Lucius’un (Işık) zamanıdır ve Aiwass belirlenmiş habercidir. Açık konuş. Doğru sözlü ol. Artık, şifreli, kabalistik, muğlak ifadelerle örtünmüş gerçekler artık yok. Artık, sahte aydınların Kanunun Kitabı numaraları ve zihinsel mastürbasyon oyunları yok.

İNSANÜSTÜ NUMARACILARI

Aşağıda, insanüstü formu olduğu iddiasında bulunan birinin dürüstlüğünü sınamak için sağlam bir yöntem var;

Bu ferdin yeni bir resmini bulun. Gözünüzü doğrudan ona dikip, hipnoz eder gibi “Sen bir ölümlüden insanüstü olduğunu söyleme hikmetinde bulundun” cümlesini tekrarlayın. Bunu takriben yirmi dakika kadar tekrarlayın, sonra bunu aklınızdan çıkarın ve tamamen unutun. Normal hayatınıza dönüp yaşamınıza devam edin. Bir hafta zarfında şunlar ortaya çıkacak;

  1. Eğer o kişi bir insanüstü ise, tekrarladığınız cümle ondan yansıyıp dokuz katı ile size gelecek. Aniden, o kişinin bir insanüstü olduğunu “bileceksin”.
  2. Eğer o kişi insanüstü değilse, söylediğini yutacak. Aynaya bakacak, ve gerçek bir insanüstü olmadığını anlayıp artık kendini öyle tanımlamayacak.
  3. Eğer hiçbir şey olmazsa, o yalnızca insanları etkilemeye çalışan biriymiş ve bu iyi bir şanstı.

Copyright © 2002, c.e. John Dewey Allee

Çeviri : Aki

TENSEGRITY ve Sihirli Geçişler – Carlos Castaneda Röportaj – 1997

“TENSEGRITY” VE SİHİRLİ GEÇİŞLER

Carlos Castaneda ile Clair Baron röportajı – The New Times – Temmuz 1997

Otuz yıldan daha uzun bir süre önce, Meksika, Sonora’daki Yaqui kızılderilileri arasında saha çalışması yapan bir antropolog olarak Carlos Castaneda bir Meksikalı şaman olan don Juan Matus’la tanıştı. Önce, don Juan’dan antropolojik bilgiler aldı, ve sonra onun öğretmeni oldu. Carlos Castaneda’ya, kadim zamanlarda Meksikada yaşayan ve kendisinin de üyesi olduğu sülalenin şamanların algı dünyasını tanıttı.

Carlos Castaneda don Juan ile olan çömezliğini hepsi de de çok satan olan dokuz tane kitap yazdı, Don Juan’nın Öğretileri: Yaqui Kızılderililerinin Bilgi Yöntemi idi ve 1968’de yayınlandı, ve en sonuncusu Rüya Görme Sanatı 1993’te yayınlandı. Tüm dokuz kitabın halen baskıları mevcuttur, ve en az on yedi farklı lisana çevrilmişlerdir.

Yazar tarafında HarperCollins yayın evince yeni bir kitap yayınlanması planlanmaktadır, başlığı, Sihirli Geçişler: Kadim Meksika Şamanlarının Uygulamalı Bilgeliği. Burada, Carlos Castaneda okuyucularını, don Juan tarafından öğretilen bir takım bedensel hareketlerle tanıştırmaktadır. Tensegrity bu hareketlerin modern şekline verilen isimdir, birleşik Devletler, Meksika, Güney Amerika ve Avrupada verilen seminer ve çalışmalar ile ilgili son bir buçuk yılda üç adet video yayınlanmıştır.

CB : Tensegrity nedir?

CC : Don Juan’nın bana öğrettiği sonsuz sayıdaki şeylerden biri olan kadim Meksika’daki şamanların kullandığı, fiziksel ve zihinsel olarak daha iyi olmayı sağlayan bedensel hareketlerdir. O, bunları kendisine öğreten şamanın hareketlere sihirli geçişler dediğini söylemişti, çünkü uygulayanlar üstündeki etkisi hayret verici idi. Hareketleri uygulayan şamanlar, muhteşem bir fiziksel ve zihinsel dengeyi başarmaktaydılar.

Bu hareketlerin sentezini yapmak için on sene çalıştım. Neticesi ise adına Tensegrity diye adlandırdığım bir şey oldu: sihirli geçişlerin modern uyarlaması. Tensegrity, sihirli geçişleri harekete geçiren iki güç olan, gerilim (tension) ve bütünlük (integrity) kelimelerinin bir karışımıdır.

CB : Bu hareketlerin “keşfedildiğini” söyledin …

CC : Don Juan, rüya görme denilen bir özel farkındalık durumunda, bu adamların ve kadınların ideal bir fiziksel denge durumuna eriştiklerini anlattı. Aynı zamanda, rüyada olmadıkları zamanda da ideal fiziksel denge durumuna gelmelerine imkan veren gerçek hareketleri – rüyada – keşfetmeyi becerdiler.

CB : Daha önceki kitaplarınızda neden bu hareketlerden hiç bahsetmediniz?

CC : Sihirli geçişler bunları keşfeden Meksika şamanların en büyük mükafatlarıdır. Bunları, gizem ve törensel ayinlerle çevrelemişler ve yalnız layık olanlara muazzam bir gizlilik içinde öğretmişlerdir. Don Juan öğrencileri olan Taisha Abelar, Florinda Donner-Grau, Carol Tiggs ve bana bunları bu tutumla öğretmiştir. Bunlar benim kişisel ihtiyaçlarıma göre ve gizlilikle öğretildiğinden hiç konuya hiç ilişmedim; söylemek istediğim bana öğretilen geçişler yalnız benim kişisel ve fiziksel duruma uygun olarak özel olarak tasarlandı.

Her bir diğer öğrencinin de kendine ait olan, özellikle enerji biçimine ve kişiliklerine uygun, bir dizi sihirli geçişi vardı.

Sülalenin son halkası olan biz dördümüz aynı fikirde idik, ve sihirli geçişler için olan gizliliğin, don Juan’nın dünyasının yoldaş erkek ve kadınlarca kullanılabileceğine dair inancımıza karşı olduğuna karar verdik.

Uzun bir sessizlikten sonra, güçlerimizi birleştirip sihirli geçişleri bu karanlık durumdan kurtarmaya karar verdik. Yıllarca süren çalışmadan sonra, bizim bu dört bireysel sihirli geçiş dizilerimizi, hareketleri değiştirerek herhangi bir fiziksel durum için uyarlamayı ve birleştirmeyi başardık. Hepimiz, bu bileşimin beklentilerimize uygun olduğuna anlaştık.

Bu bileşimlere Tensegrity adını verdik.

CB : Tensegrity sihirli geçişleri ile aerobik veya jimnastik gibi diğer egzersizlerden farkı nedir?

CC : Sihirli geçişler ile aerobik veya jimnastik arasındaki fark, sondakilerin bedenin yüzeysel kaslarını çalıştırmak için tasarlanmalarına karşın, sihirli geçişler bedenin derinlerinde gevşeme ve germeyi etkilemeleridir. Sihirli geçişler kas siteminin ötesini etkilemektedir: yani, bedendeki temel enerji sistemini.

Bu hareketlerin ilk hazırlandıkları anda dahi, sihirli geçiş olarak görüldüklerini don Juan söylemiştir. Bu hareketlerin “sihrini” uygulayıcıların hoş bir değişiklik olarak deneyimlediklerini; gözlerin ışıl ışıl olması gibi, bir çeşit parıldama ile fiziksel ve zihinsel durumlarında kısa süreli bir nitelik artışı getirdiğini açıklamıştır. Bu hoş değişiklik durumunu “ruha dokunma” olarak söylemiştir; sanki uygulayıcılar, bu hareketlerle, onları taşıyan yaşam gücü ile yepyeni bir bağlantıyı yeniden kurmuşlardır. Bu hareketlerin sihirli geçiş olarak adlandırılmalarının daha ileri bir açıklaması da, bunların uygulanması vasıtası ile, şamanlar algılama anlamında kendilerini aşmış ve varlığın başka durumlarına geçerek dünyayı anlatılamaz bir mana ile algılayabilmişlerdir.

CB : Bu hareketleri hiç yapmamış olanlara ne diyeceksiniz? Ne zaman “sonuçlar” beklenmelidir?

CC : Olumlu sonuçlar neredeyse anında olur, eğer biri titizlikle ve günlük olarak uyguladığında, artan enerji sakinlik, etkinlik ve niyet üretir. Hepimiz bir anda aydınlanmayı, anında uzman olmayı, isteriz; işte hata buradadır. Don Juan, günümüzdeki ortak illetin, amaç eksikliğinin olduğunu söylerdi. Sonsuz kez bize tekrarlamıştır ki, yeterli enerji olmadan, yaşamımızın herhangi gerçek bir amacının kavranması mümkün değildir. Sihirli geçişler, bizim enerji depolamamız ile düşünsel ve eylemsel olarak amaç fikrini kavramaya yardım etmektedir.

Gelecek yıl, don Juanın Öğretileri’nin basımının on üçüncü yıl dönümüdür, Simon ve Schuster firması yazarın yeni bir önsözü ile bu kitabın özel bir on üçüncü yıl baskısı yapacaktır.

Muhtelif Birleşik Devletler şehirlerinde, yeni bir dizi kısa ve yoğun Tensegrity seminerleri, Seattle’da 19 Temmuz’da bir günlük bir seminerle başlayacaktır. Carlos Castaneda ile en az on sene birlikte çalışmış olan iki kişilik bir ekiple yönlendirilecektir. Katılımcılar üç adet Tensegrity video’larında gösterilen, artı gevşemeye ve aynı zamanda tetikte olmaya yarayan bir dizi sihirli geçiş hareketini deneyimleyeceklerdir – bu kısa süredeki uygulamalar için gerekli olan keskin dikkatin bu iki koşula ihtiyaç vardır.

© Copyright The New Times
Yayın Tarihi : Temmuz 1997

Çeviri : Aki

Kindred Spirit Dergisi – Carlos Castaneda Röportaj

Kindred Spirit Dergisi – Carlos Castaneda Röportaj

1960’ların başında Carlos Castaneda dokuz kitabından birincisi olan “Don Juan’nın Öğretileri – Yaqui Kızılderililerin Bilgi Yöntemi” yayınladığında dünyaya derin bir darbe vurmuştur. Bu kitapta,  Sonora Meksika’daki bir Yaqui Kızılderilisinin gözetimi altındaki bir büyücü çömezi olarak, edindiği deneyimleri anlatmaktadır. UCLA’dan bir antropoloji öğrencisi olarak doktora tezi için halüsinojen kaktüs olan peyote hakkında bilgi toplarken, don Juan Matus ile karşılaştı. Kitap yayınlandığı anda Castaneda bir inanç figürü oldu. Her ne kadar çok ender olarak röportaj vermesine rağmen Castaneda bu yılın (1997 yılından bahsediliyor ÇN) Şubat ayında konuştu, ve ne söylediğinin merak ettiğinizi sanıyoruz.
Castaneda’nın kitabı ‘savaşçının yolu’ görüşünü ileri sürmektedir, mükemmel yaşama, kişisel tarihi silme, ölümü danışman olarak alma ve kendi önemliliğini yok etme. Castaneda, don Juan, diğer öğretmen arkadaşları ve çömezleri ile olan etkileşimini, alayın ve eleştirinin hedefi olan ciddi bir Batı bilgininin, sosyal modelini bir tarafa bırakarak, bilinmeyenin gizeminde uyanışını açıklayarak, samimi olarak gözler önüne sermektedir.
Fayda değerinin yanında, Castaneda’nın çalışması şüphesiz yazınsal bir kaliteye de sahiptir. Şiir, büyü ve güzellik ile doldurulmuştur. Dokuz kitabı da çok satar kategorisine girmiş ve tüm önemli dillere çevirileri yapılmıştır.
Castaneda’nın arkadaşları, Taisha Abelar ve Florinda Donner-Grau, da don Juan ile olan deneyimlerini “Büyü Geçişi” ve “Rüyacı” kitapları ile anlatmışlardır. Castanedanın bazı kitaplarındaki kahramanı Carol Tiggs ise halen herhangi bir kitap yayınlamamıştır.
Carlos Castaneda’dan Tensegrity: Kadim Meksika Şamanlarından Büyülü Geçişler.
Şimdi, Carlos Castaneda ve arkadaşları Taisha Abelar, Florinda Donner-Grau ve Carol Tiggs, don Juan’nın dünyasının daha ulaşılabilir olmasına çalıştılar. Son günlerde don Juan’nın onlara öğrettiği Tensegry adındaki fiziksel hareketlerden oluşan bir yöntem ile ortaya çıktılar. İspanya fethi öncesi Meksika’da yaşayan şamanlar tarafından geliştirilmiş olan, algıyı yükseltmek ve fiziksel  bedeni güçlendirmek için tasarlanmış bu hareketlerin bazı modernleştirilmiş uyarlamalarına “Büyülü Geçişler” adı veriliyor. Tensegrity mimarlıktan ödünç alınmış bir kavram olup bedendeki kas ve tendonların gerginleştirmek ve gevşetmenin özü anlamına gelir. Bedene uygulandığında, büyülü geçişlere götüren gerilme ve bütünlüğün etkileşimi olarak tanımlanır.
Tensegrity seminerlerinin süresi bir hafta sonundan, günde birkaç saatin bu hareketlere tahsis edildiği, haftalarca uzunluğa kadar değişik dizilerdedir. Aynı zamanda üç adet video da yayınlandı: Bölüm 1, On iki Temel Hareket – Enerji Toplamak ve Sağlıyı İyileştirmek; Bölüm 2, Dağılmış Enerjiyi Paylaşmak; ve Bölüm 3, Enerjik olarak bir Alandan diğerine geçmek. Tüm bu videolar Cleargreen, Santa Monika, Kalifornia firmasınca yayınlandı ve oradan veya www.castaneda.com (www.webb.com/Castaneda – bu site artık kullanılmıyor ÇN) ‘dan tedarik edilebilir. Cleargreen Carlos Castanedanın Tensegrity kitabını bu yılın sonunda (1997 yılından bahsediliyor ÇN) yayınlıyacak.
Bu yıl Şubat ayında, Castaneda, Daniel Trujillo Rivas’ın Şili ve Arjantinde yayınlanan Uno Mismo dergisi için sorduğu soruları yanıtladı:
Carlos Castaneda ile karşılaşmam, 30 yıldır efsane ve mitlerle çevrelenmiş, bu sınıflandırılamayan yazar,  benim için dehşetli bir andı. Kolomb öncesi Amerikan kültürünün devrimci fikirleri ile yüzyılın en önemli yazınsal olgusu idi.
Dokuz kitaptan sonra dahi, başlangıçta halen Castaneda hakkında aynı sorular vardı: O gerçekte kimdi? Bir Antropolog? Yetenekli bir yazar? Bir büyücü çömezi? Veya kusursuz bir şaman mı? Şimdi kişisel olarak onunla konuşabilecek ve bu soruların cevabını alabileceğimin umudunu taşıyordum.

DTR : Bay Castaneda, yıllarca kesin bir kimliksizlikle saklandınız. Bu şartları değiştirmeye ve siz ve üç arkadaşınızla, nagual Juan Matus’tan edindiğiniz öğretiyi halk karşısında konuşmaya ne sebep oldu.

CC : Bizi don Juan Matus’un fikirlerini yaymaya zorlayan, öğrettiklerini aydınlığa çıkarma ihtiyacı oldu. Bizim için, bu daha fazla ertelenemeyecek bir görevdi. Onun diğer üç öğrencisi ve ben, don Juan Matus’un bize tanıştırdığı dünya, tüm insan varlıklarının algısı dahilinde olduğu fikrine vardık.  Hangi yolun uygun olacağını aramızda tartıştık. Don Juan’nın yolu bizim kimliğimizi saklamayı mı öneriyordu? Bu kabul edilemez bir olasılıktı. Diğer geçerli yol ise don Juan’nın fikirlerini yaymaktı: son derece tehlikeli ve zahmetli bir seçimdi, fakat bu, don Juan’nın tüm öğretilerine kattığına inandığımız kıymettin tek seçimi idi.

DTR : Savaşçının öngörülemez hareketleri ile ilgili söylediklerine göre, ki bunların on kez kanıtlanması gerekir, halka açık olan şu andaki gidişinizin bir yerde sona ereceğini beklemeli miyiz? Nereye kadar?

CC : Bizim için, zamana ait kriterler koymak mümkün değil. Biz don Juan’nın koyduğu öncül önermelere göre yaşıyor ve asla onlardan sapmıyoruz. Don Juan Matus bize, söylediklerine göre yaşayan bir adanın tüyler ürpertici örneğini vermişti. Ve ben de bunun tüyler ürpertici bir örnek olduğunu çünkü özenmek en zor şeydir; yekpare olmak ve aynı zamanda herhangi bir şeyle yüz-yüze gelebilecek kadar esnek olmak. Bu don Juan’nın hayatını yaşadığı yoldur.
Bu öncüller çerçevesinde, bir kimsenin olabileceği tek şey kusursuz uzlaştırıcı olmaktır. Biri, bu kozmik satranç maçındaki oyuncu değil, biri basitçe satranç tahtasındaki bir piyondur. Her şeye karar veren, büyücülerin niyet veya Ruh dedikleri kişisel olmayan bir farkındalık gücüdür.

DTR : Kanıtlayabildiğim kadarıyla, ortodoks antropoloji, ve aynı zamanda Kolomb-Öncesi Amerikan mirası iddiasını savunanlar, çalışmalarınızın güvenilirliğini baltalıyorlar. Çalışmalarınızın yalnızca sizin edebi yeteneğinizin sonucu olduğu inancı bugün de devam etmektedir. Aynı zamanda,  sizi çifte standart uygulamakla suçlayan başkaları da var, çünkü onlara göre, sizin yaşam şekliniz ve faaliyetleriniz çoğunlukla bir şamandan beklenenin aksidir. Bu şüpheleri nasıl açıklıyacaksınız?

CC : Batılı insanın algılama sistemi bizi ön yargılı fikirlere inanmaya itiyor. Tüm yargılarımızı her zaman önsel (a priori) bir şeye dayandırıyoruz. Örnek olarak, ‘ortodoks’ fikrinin ne olduğu. Ortodoks antropoloji nedir? Üniversite amfilerinde öğretileni midir? Şamanın davranış tarzı nedir? Başına tüyler takıp ruhlar için dans etmesi mi?
Otuz yıldır, insanlar Carlos Castaneda’yı yazınsal bir karakter yaratmakla suçluyor, çünkü basitçe benim anlattıklarım antropoloji ile ‘a priori’ olarak aynı fikirde değil – ders sınıflarında belirlenen veya  antropoloji çalışmaları alanında çalışılan fikirler değil. Ancak, don Juan’nın bana öğrettikleri,   toplu davranış olarak isimlendirilen duruma uygun geliyor, bu şartlar altında, ön yargıda bulunmak çok az veya neredeyse asla ortaya çıkmaz.
Şamanizm konusunda kararlar vermeye kendimi yeterli görmedim, çünkü bunu yapabilmek için şaman dünyasının aktif bir üyesi olmak gerekir. Bir sosyal bilimci, mesela sosyolog diyelim, batı dünyası ile ilgili bir konuda  sosyolojik bir karara varması çok kolaydır, çünkü kendisi bir sosyolog olarak batı dünyasının etkin bir üyesidir. Fakat şimdi, son iki yılını diğer kültürleri incelemekle geçiren bir antropolog, onlar için güvenilir bir karara nasıl varabilir? Bir kültürel dünyanın üyeliğini kazanmak yaşam boyu süren bir çabaya gerek duyar. Benim, kadim Meksika şamanlarının dünyasında otuz yıldan fazla çalışmalarım var, buna rağmen samimiyetle diyebilirim ki, bu dünya ile ilgili karar verecek hatta bir şey önerecek kadar bile bu üyeliği kazandığıma inanmıyorum.
Bunu farklı disiplinlerden gelen kişilerle tartıştım, ortaya koyduğum öncülleri hepsinin anladığını ve kabul ettiklerini gördüm. Fakat, daha sonra geriye döndüklerinde, vardıkları sonuçlarda saçma bir hata yapmış olabilecekleri ihtimalini dahi taşımadan, kabul ettikleri her şeyi unuttuklarını ve ortodoks akademik prensipleri desteklemeye devam ettiler. Öyle anlaşılıyor ki, algılama sistemimiz anlaşılmazdır.

DTR : Neden fotoğrafının çekilmesine, sesinin kaydedilmesine ve hayat hikayenin bilinmesine izin vermiyorsun? Bu insanı etkiler mi, eğer öğle ise nasıl, spiritüel çalışmalarında başardın? Bir doğrulama olarak, senin gerçekten kim olduğunun, duyurduğun yolu takip etmenin gerçekten mümkün olduğunu ve samimi olarak gerçeği arayanlar için yararlı bir bilgi olacağını düşünmüyor musun?

CC : Resim çektirme ve kişisel bilgiler konusunda, ben ve diğer üç çömez don Juan’nın talimatlarını uyguluyor. Don Juan gibi bir şaman için, kişisel bilgileri vermekten kaçınma düşüncesi çok basittir. “Kişisel tarihi” terk etmek bir zorunluluktur. “Ben” den ayrılmak son derece can sıkıcı ve zor bir şeydir. Don Juan gibi şamanların istediği, “ben” in hesaba katılmadığı bir akışkanlık durumunda olmaktır. O, fotoğrafın ve kişisel bilgilerin bulunmaması, bilinçaltı yolu ile etki alanına mutlak bir şekilde  herhangi birinin girmesini etkilediğini düşünür. Daima fotoğraf, ses kayıtları ve kişisel bilgileri kullanmaya alıştık, tüm bunlar kişisel önem düşüncesinden fışkırmaktadır. Don Juan, bir şaman hakkında bir şey bilmemenin daha iyi olduğunu; bu şekilde bir kişi ile karşılaşıldığında onu kabul edilebilir bir fikir olarak algılarız. Bu her günkü dünyada olanların  tersidir, orada psikolojik problemleri olup, fikirleri olmayan kişilerle karşılaşırız, tüm bu insanlar “ben, ben, ben” ile ağzına kadar doludur.

DTR : Takipçilerinizin, sizin ve arkadaşlarınızın yaydığı bilgiyi kuşatan, açıklığı ve ticari altyapıyı (yazınsal işinizin bu kısmını) nasıl yorumlamaları gerekir? Cleargreen, Laugan Productions and Toltek Artists gibi diğer şirketlerle ilişkiniz gerçekte nasıldır? Ticari bağlamda soruyorum.

CC : İşimin bu evresinde don Juan Matus’un fikirlerini yaymam için beni temsil edecek birilerine ihtiyacım var. Cleargreen bizim işimizle büyük benzerliği olan bir şirket, aynı zamanda  Laugan Productions and Toltek Artists de öyle. Don Juan’nın öğretilerini modern dünyaya yayma fikri benim ulaşamayacağım ticari ve sanatsal medyayı kullanmayı içermektedir. Don Juan’nın fikirlerine benzerlikleri olan şirketler olarak, Cleargreen ve Laugan Productions and Toltek Artists, benim yaymak istediklerimi yaymayı sağlama kapasiteleri olan şirketlerdir.
Her zaman, kişisel olmayan şirketlerde, onlara verilen ve kendi ideolojilerine uyarlanan, her şeye hakim olma ve dönüştürme eğilimi vardır. Eğer, Cleargreen ve Laugan Productions and Toltek Artists’in samimi ilgisi olmasaydı, don Juan’nın söyledikleri şimdiden başka bir şeye dönüştürülmüş olacaktı.

DTR : Şöhret elde etmek için, şu veya bu şekilde size bağlanan büyük sayıda insan var. Kendi kişisel teorisini üretmektense sizin öğretinizi yorumlayan ve yeniden düzenleyen Victor Sanchez’in  çalışmaları hakkında düşünceniz nedir? Ayrıca Ken Eagle Father’in, don Juan tarafından çömezi olarak seçildiğine ve yalnız onun için don Juan’nın geri geldiğine dair iddialarına ne diyorsunuz?

CC : Benim ve garanti ederim ki don Juan’nın da hiç tanımadığı veya hiç karşılaşmadığı birçok kişi kendini, benim veya don Juan’nın talebesi olarak tanıtmaktadır. Don Juan Matus özellikle kendi şaman sülalesinin devamı için ilgilendi. Bugün onun yalnız dört çömezi kaldı. Onunla birlikte giden başkaları da vardı. Don Juan bilgilerini öğretmeye ilgilenmedi; onu, sülalesinin devamı için çömezlerine öğretti. Don Juan’nın sülalesini onların devam ettirmedikleri gerçeğini göz önüne alırsak, onun dört çömezi fikirlerini yaymak için baskı gördüler.
Kendi bilgi yöntemini öğreten bir öğretmenin görüşü bizim bilişim sistemimizin bir parçasıdır, ama bu kadim Meksika şamanlarının bilişim sisteminin bir parçası değildir. Onlar için öğretmek saçma bir edimdir. Bilgileri sülalenin devamı için aktarmak başka bir konudur.
Birçok kişinin benim veya don Juan’nın adını kullanarak emek harcamadan kendilerine çıkar elde etmeleri basit bir harekettir.

DTR : “Spiritüalite” kelimesinin anlamı hakkında biraz konuşalım, bu insanların, türlerinin iktidar   kontrolünü ele geçirebilecekleri bir bilinç durumudur, ruhsal, ahlaki ve entelektüel bir eğitim gibi bir şeyler basit hayvansal koşulları başarı ile aşıyor. Bu iddiayı kabul ediyor musunuz? Bu bağlam don Juan’nın dünyasına bunu nasıl bütünleştirilebilir?

CC : Don Juan Matus için, uygulamacı ve aşırı dengeli şaman için, “Spiritüalite” boş bir idealdir, yazınsal kavramları ve şiirsel ifadeleri kapsadığından çok güzel olduğuna inandığımız, temeli olmayan fakat asla bunun ilerisine geçemeyen bir savdır.
Aslında şamanlar don Juan gibi pratik insanlardır. Onlar için yalnızca yağmacı bir evren vardır, ki arada anlayış veya farkındalık yaşamın bir üretimi ve ölümün meydan okumasıdır. Bir şamanın yaptığı gibi bilinmeyende gezeceğine, sınırsız pragmatizme, sonsuz dikkate ve “çelik gibi cesarete” ihtiyacı olan sonsuzda bir gezgin olarak düşünmüş kendisini. Tüm bunların görünümünde, don Juan “Spiritüalitenin” her günki dünyada başarılması mümkün olmayan basit bir açıklama, ve gerçek bir davranış tarzı olmadığına, inanıyordu.

DTR : Çalışmalarınızdaki bazı kavramların, birleşim noktası, enerji iplikçikleri, inorganik varlıkların dünyası, iz sürmek ve rüya görmek gibi, batı kültüründe karşılıkları var mı? Örnek olarak, birçok kişi insanın parlak bir yumurta görünümünün bir aura ifadesi olduğunu söylüyor.

CC :  bildiğim kadarı ile, don Juan’nın öğrettiklerinin hiçbirinin batıda bir karşılığı yok. Bir zamanlar, don Juan’nın halen burada olduğunda, bütün bir yılımı guruların, öğretmenlerin ve bilge insanların yaptıklarının ipuçlarını bana söylemeleri için arayarak geçirdim. Don Juan’nın söylediği ve yaptığı bir şeyin benzerinin bu dünyada olup olmadığını bilmek istiyordum. Kaynakların oldukça kısıtlı idi, ve yalnızca milyonlarca takipçileri olan belirli ustalara ulaşabildim, sonuçta herhangi bir benzerlik bulamadım.

DTR : Yazınsal çalışmalarınızda gerçekten inanılmaz olaylar bulunur. Takipçiniz olmayan biri,  söylediğiniz tüm bu “başka gerçeklikler” i nasıl doğrulayabilir?

CC : Bu, birinin yalnızca zihnini değil, tüm bedenini alarak kolaylıkla doğrulanabilir. Ne, Don Juan’nın dünyasına, bir amatörün hızlı ve çabuk bilgeliği araması gibi, zihinle girilebilir. Ne de don Juan’nın dünyasında, bir şey kesinlikle doğrulanabilir. Yaptığımız tek şey,  çevremizi saran dünyayı daha kapsamlı manada algılamaya müsaade eden yükseltilmiş farkındalık  duruma gelmektir. Başka bir değişle, don Juan’nın Şamanizmi, tarihsel karakteristikleri ve günlük algılamayı kırarak bilinmeyeni algılamaktır. Bunun için kendisine sonsuzun gezgini adını takmıştır. O, sonsuzluğun günlük algılama dışında yalan olduğunu iddia etmektedir. Bu karakteristikleri kırmak yaşamının hedefidir. O, olağan dışı bir şaman olduğundan, tüm dördümüze de bu isteği aşıladı. Bizi zihni aşmaya ve tarihsel karakteristiklerin sınırlarını kırma görüşünü somutlaştırmaya zorladı.

DTR : şimdi fiziksel bir çalışma olan Tensegrity’i sunuyorsunuz. Tam olarak ne olduğunu açıklayabilir misiniz? Amacı nedir? Bunu uygulayan bir kişi spiritüel açıdan kazancı ne olacaktır.

CC : don Juan Matus’un bize öğrettiğine göre, kadim Meksika’da yaşayan şamanlar,  uygulandığında, bedene fiziksel ve ruhsal açıdan öyle güçler sağlıyordu ki, bu hareketlere sihirli geçişler olarak adlandırdıkları, bir dizi hareket keşfetmişler.
Don Juan bize demişti ki, bu büyülü geçişler sayesinde, şamanlar tarifsiz bir algılama başarısına ulaşmaya izin veren yükseltilmiş bir farkındalık düzeyine ulaştı.
Nesiller boyunca, büyülü geçişler yalnızca şaman çömezlerine öğretildi. Bu hareketler büyük bir gizlilikle ve karmaşık ritüellerle sarmalandı. Don Juan bunları bu şekilde öğrendi ve dört çömezine bu yolla öğretti.
Bizim amacımız, sihirli geçişler öğretisini isteyen herhangi birinin öğreneceği şekle getirmektir. Bunlara Tensegrity adını verdik, ve don Juan’ın dört çömezi için özel olan bu hareketleri, herkese uygun olan genel hareketlere dönüştürdük.
Tek başına veya toplu olarak, Tensegrity’i uygulamak, sağlığa iyi gelir, canlılık verir ve genel olarak kendini iyi hissetme duygusu yaratır. Don Juan’ın dediğine göre, sihirli geçişleri uygulamak,  yükseltilmiş farkındalık ve algılama karakteristiklerini genişletmek için gerekli olan enerjiyi biriktiriyor.

DTR : Sizin üç çömezden başka, seminerlerinize katılanlar başka insanlarla da karşılaştılar, Chamcool’lar, Enerji Takipçileri, Elementler, Mavi İzciler … Bunlar kimdir? Sizin tarafınızdan yönlendirilen yeni nesil görücüler midir? Eğer öyle ise, nasıl biri bu çömez grubunun parçası olabilir?

CC : Bu kişilerden her biri don Juan tarafından tanımlanmış varlıklardır, bu sülalenin yöneticisi olarak bunları beklememizi istedi. Bu görünün bir parçası olarak her birinin geleceğini önceden bize   haber verdi. Dört öğrencisinin enerji konumları nedeniyle, don Juan’nın sülalesini devam edemeyeceği andan itibaren, görevleri, sülaleyi sürdürmek yerine eğer mümkünse altın bir taç ile  sonlandırmak olarak dönüştü.
Biz bu talimatları değiştirecek durumda değiliz. Biz don Juan’nın görüleri için ne çömez ne de aktif üye aramıyoruz. Tek yapabileceğimiz şey, niyetin tasarısına razı olmaktır.
Büyülü geçişlerin, bu kadar özenle ve bu kadar çok sülale tarafından korunması, şimdi anlaşıldı ki gerçekten de, birinin dolaylı bir yoldan yapabileceğinin kanıtıdır, Tensegrity çalışmaları ve savaşçının yolu önermelerini takip etmek bu yeni görünün bir parçasıdır.

DTR : Sıklıkla kendime sorduğum bir soru da: savaşçının yolu, diğer disiplinlerde olduğu gibi, çiftler için spiritüel bir çalışma mıdır?

CC : Savaşçının yolu her şeyi ve herkesi kapsar. Tüm bir aile kusursuz savaşçılar olabilir. İşin zorluğu, bireysel ilişkilerin duygusal yatırım temelli oluşunun korkunç gerçeğine yatmaktadır, ve uygulayıcı gerçekte bu uygulamaları öğrendiği anda ilişki çöker. Günlük dünyada, duygusal yatırımlar genellikle sorgulanmaz, ve tüm yaşamımızı karşılık bulmayı bekleyerek geçiririz. Don Juan benim tutucu bir yatırımcı olduğumu ve benim yaşama ve hissetme yolumun basitçe; “Ben yalnızca diğerlerinin bana verdiği kadarını veririm.” olarak tanımlanacağını söyledi.

DTR :  Birisinin, sizin kitaplarınızda yaydığınız bilgilerle, olası bir spiritüel gelişme için, çalışmayı arzu etmesi nasıl bir istektir. Don Juan öğretilerini kendi kendilerine uygulamayı isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

CC : Bireysel olarak başarmak için birinin niyeti kusursuz bir niyetse ona sınır koymak mümkün değil. Don Juan’nın öğretisi spiritüel değil. Bunu tekrarlıyorum çünkü bu soru devamlı olarak gelmektedir. Spiritüalizm fikri savaşçının demir disiplini ile bağdaşmaz. Don Juan gibi bir şaman için en önemli şey uygulama fikridir. Onunla karşılaştığımda, kendimin pratik bir insan olduğumu zannediyordum, tarafsızlık ve uygulamacılık ile dolu bir sosyal bilimci. O, bu iddiamı yıktı ve bir Batılı olarak ne uygulamacı ne de spiritüel biri olmadığımı görmemi sağladı. Anladım ki, “Spiritüel” kelimesini yalnızca günlük yaşamdaki çıkarcı karşıtı olarak tekrarlıyorum. Günlük yaşamdaki ticarilikten uzaklaşmak istiyordum ve bunu yapmak için olan heves “spiritüalizm” dediğim şeydi. Karar anına gelip: spiritüalite derken neyi göz önüne aldığımı tanımladığımda, don Juan’nın haklı olduğunu gördüm. Ne konuda konuştuğumu bilmiyordum.
Söylediğim küstahça gelebilir, ama bunu söylemenin başka yolu yok. Don Juan gibi bir şamanın istediği farkındalığı yükseltmektir, bu, tüm insani algılama ihtimalleri ile algılamayı başarmaktır; bu muazzam bir görevi ve bükülmeyen bir amacı içeriyor ki batı dünyasının spiritüalizmi bunun yerine geçemez.

Kinder Spirit Magazine
Yayınlama Tarihi : Temmuz – Ağustos 1997
Çeviri : Aki