Wicca Bayramları

Rüya taşından sonra bir de bu eksik kalmasın diye yazayım dedim 🙂

SAMHAIN
Ekim 31, önemli olmasının birçok nedeni var. Kelt Yeni yılının arifesi ve Kışın ilk günüdür. Aynı zamanda Irlanda Keltlerinin lisanında Ekim ayına verilen isimdir. Bu önemli bayram gününde söylendiğine göre Maddi ve Spiritüel Dünyalar arasındaki örtünün en ince olduğu gündür, ve ne insan ne de ruh geçiş yapmak için herhangi bir büyüye veya şifreye gerek duymaz. Sevdiklerimizin ruhları ısınmak ve yaşayan akrabaları ile sohbet etmek için Samhain ateşleri etrafında toplanır.

YULE
Aralık 21 veya 22, Kış Gün Dönümüdür, cadılar yılın en karanlık ve en uzun gününü kutlarlar. Bu günde Tanrının dünyamıza ışığı ve sıcaklığı geri getirmek için tekrar doğduğu hatırlanır.

IMBOLG
Şubat 2, “Candlemas” olarak da bilinir. Bu en büyük bayram günü yılın canlandığı ve Baharın ilk heyecanlarının başladığı gündür. Işığın dünyaya döndüğünü vurgulayan Ateş festivalidir. Tanrıçanın üç evresi kutlanır; Bakire, Anne ve İhtiyar Kadın (veya Büyü, Olgunluk ve Bilgelik)

OSTARA
Mart 21 veya 22, İlkbahar Gün Dönümüdür. Bu küçük bayramda ışık ile karanlığın mükemmel bir dengede olduğu hatırlatılır. Ancak, ışık karanlığı yener. Günler uzar ve geceler kısalır.

BELTANE
Mayıs 1, Mayıs günü olarak da bilinir, bu Kelt Yazının ilk günüdür. Kelimenin asıl anlamı Irlanda Keltlerindeki “Bel-Fire” ın bir türevidir. Bel Keltlerde Işık ve Ateş Tanrısıdır. Bel veya Balor “Parlak Olan” diye bilinir. Dünyaya yaşamın ve doğurganlığın geri geldiğini anmak için ateşler yakılır. Bu gün birçok başka kültürde de benimsendi ve bugün pek çok kişi halen Mayıs Direği Dansı oynar, pikniklerde bayram kutlanır ve insanlar neden aşık olduğunu hatırlar.

LITHA
Haziran 21 veya 22, aynı zamanda Yaz Gün Dönümü veya Yaz Ortası olarak bilinir, kesinlikle Güneş bayramıdır, cadılar güneşin en yüksek en parlak ve en uzun olduğunda Tanrının ışığını ve Sıcaklığını onaylar. Bu bolluk ve bereket için neşelenmenin zamanıdır.

LAMMAS
Ağustos 1, eskiden bu bayram LUGHNASADH olarak bilinirdi ve toprak bize hasat ile kışa hazırlanmayı hatırlatır. Kelt Tanrısı ve Savaşçısı Lugh, Tarımsal Refahın Gizleri için düşmanının canını bağışlar. Bu nedenle Lammas ilk üç hasat kutlamalarının ilkidir. Buğday ve Mısırın ilk hasadıdır.

MABON
Eylül 21 veya 22, Sonbahar Gün Dönümü olarak da adlandırılır, ışık ile karanlığın eşit saatlerde olduğu neşeli bir gündür. Ancak, bu zamanda karanlık ışığı yener. Bu gün ikinci hasat kutlamasıdır. Bundan sonra yılın çarkı üçüncü ve son hasadı ve yeni bir Samhain yılının başlaması ile biter.

Rüya Taşı Hazırlama ve Kullanma

Rüya Taşı rüya enerjisini odaklamaya yardımcı olur…
İlk önce, Rüya Taşını günlük çalışma olarak herkesin kullanmaması gerektiğini söylemek lazım, rüya enerjisi azalmış ve rüyada berraklığı yakalamada ve hatırlamada zorluğu olanların, veya rüyayı bilinçli olarak yönlendirmek için kullanıldığında taş yardımcı olabilir. Rüya Taşı, Rüya Enerjisine odaklanmayı, Rüyayı yönlendirmeyi ve Rüyaların bu taşa kaydedilerek hatırlanmasına yardımcı olur.
Çeşitli taşlar yüzyıllardır Şamanlar tarafından değişik amaçlar için kullanılır. Bazı Şamanlar enerjilerini ve varlıklarını korumak için muhakkak çeşitli taşlara sahip olmaları gerektiğine inanırlar. Taşlar, şifa, kehanet, rüya, çeşitli enerjileri depolamak için kullanılır. Rüya Taşları Şamanların Rüya çalışmalarını anlayıp üstünde çalışmaya başladıklarından beri, Rüya dünyasına sağlam bir şekilde ayak basmak için kullanılmaktadır. Rüya Taşları, bugün bizim uyku düzensizlikleri olarak adlandırdığımız, gece korkuları, uykusuzluk ve diğer rahatsızlıklara karşı kullanılmak üzere Şamanlar tarafından enerji yüklenir.
Sıklıkla Şamanlar öğrencilerine “özel” bir taş hediye eder ve onu iyi saklanmalarını ve özellikle onunla birlikte uyumalarını söyler. Bazıları bunun nedenini açıklar, bazıları ise sessiz kalıp herhangi bir açıklama yapmayı reddeder. Taşın yapısına ve Şamanın ona yüklediği niyete göre öğrenciler sıklıkla rüyalarının anlamlı bir şekilde değiştiğini görürler. Bu yöntem öğrenciler için, sıradan gerçeklikten ayrılmanın ve dünyanın esas doğasını nasıl göreceklerinin ilk adımıdır. Bundan sonra Enerji ile ilişkilendirildiği aşikar olan bu taşı öğrencinin rüya için nasıl kullanacağı öğretilir. Bazen Şaman, öğrencinin rüya deneyimine bağlı olarak bir iç karışıklık yaratmak için uygun olmayan tavsiyelerde bulunur, buradaki amaç doğrusal farkındalık yeteneklerinin beklenmedik bir parçalanmasına sebep olmaktır. Bugün insanlar taşları farklı görüşler ve nedenler için kullanırlar, fakat akılda tutulmasında yarar var ki, uygulamadaki esas amaç olan enerji değişmemiştir.
Rüya Taşını bulmak, temizlemek, yüklemek ve kullanmak için adımlar atmaya başladığımızda, nihai kullanım için her bir adımın neden önemli olduğunun kısa açıklamalarını aşağıda bulacaksınız. Ancak, açıklamaların yalnızca kelimelerden ibaret olduğunu, kendi deneyim ve enerji ihtiyaçlarınız için doğru ve faydalı olanı uygulamanız belirleyecektir.
İlk adım tabi ki taşı bulmaktır. Bunun için iki yol var, rüyaya gidip ve oradan bir taş getirmek, veya buradan bir taş bulmak. Önerilen burada bir taş bulunmasıdır. Şimdi, taş satan bir dükkana gitmeden önce durun ve düşünün; eski zaman Şamanları böyle bir taş aradıkları zaman nelerle karşılaşıyordu. Tabi ki taş satan dükkandaki güvenilir bir satıcı onları istekleri için yönlendirmiyordu, basitçe, doğru taşı bulmak için yalnız kendi sezgilerini, eğitimlerini ve enerjilerini kullanmaları gerekiyordu. Sizin ve taş arasındaki kişisel ilişki göz önüne alındığında bu yöntem halen en iyisidir. Şaman taşın enerjisine bakarak onun amaca uygun olup olmadığını görecektir. Eğer halen bu konuda kendinizden emin değilseniz, taşa baktığınızda veya onu tuttuğunuzda basitçe sezginizi ve hislerinizi kullanın. Bazı taşlar ilk anda garip bir şekilde soğuk ve itici gelecek, bazıları ise sıcak, ama halen onu cebinize koyacak kadar büyük bir istek duymayacaksınız.
Sonunda, epeyi bir dolaşıp ve birçok dükkan ve taş denedikten sonra “hah, işte bu” dediğiniz kendinize ve ihtiyacınıza uygun bir taş bulacaksınız. Bunu bulduğunuzda bir onaylama, taşlaşacak duruma gelmenize rağmen bir sıcaklık ve bağlantı hissedeceksiniz. Taşınızı dinleyin, o sizinle konuşacaktır, eğer dinlersen onu duyacaksın. Şimdi, yeni arkadaşına bir soru sorman gerekiyor, bunu sormayı asla unutma; “Benimle birlikte çalışacakmısın ? Benim Rüya Taşım olacakmısın?” Eğer cevap “evet!” ise daha ne olduğunu anlamadan bir anda kendini o taşı alıp cebine koyarken bulacaksın. Bu durumdaki taşlar genellikle senin için biçilmiş kaftandır, avucuna uygundur ve oraya iyi otururlar. Ararken gözlerini açık tut; doğru taş herhangi bir yerde bulunabilir, evinin arka bahçesinde, yol kenarında veya bir saksıda dahi. Taşın türü önemli değildir, önemli olan taşın seninle ve senin taşla rahatlamış olmandır.
Şimdi, yeni arkadaşını buldun ve neşe ile onunla birlikte eve giderken onu Rüyada kullanmak için nasıl hazırlayacağını düşünmen lazım. İlk önce, herhangi bir çamur veya pislik gidene kadar, temiz ve ılık bir su ile onu yıka. Mümkünse bir veya birkaç gün güneşli bir yerde kuruması için bırak. Bu diğer işlemlere geçmeden taşın eve ait enerjiye alışması içindir. Taşın bulunduğu yere alıştığını hissettiğinde taşın enerjisini temizlemek ve uyumlamak gerekir. Merak etme; bu taş için sıkıntı verici bir işlem değil. Biraz tuz al, deniz veya kaya tuzu iyi olur ama sofra tuzu da iş görecektir. Küçük bir kaba biraz tuz koyup taşı yerleştir ve üstü tuzla kaplanana kadar tuz ekle. İşlemin çalışması için yirmi dört saat bekle. Tuz taşın dıştan aldığı enerjilerin temizleyecektir; insanlar gibi, taşlar da dış kaynaklardan enerji toplarlar ama onların varoluşları çok uzun süreli olduğundan boşaltılması da daha zordur.
Tuzla işin bittiğinde taşı oradan çıkar ve nazikçe onu durula. Şimdi, taşın enerjisini, onu ısıtarak, kendine uyumlamaya hazırsın. Sakın mikro dalga fırınla bunu yapma. Fırını veya ocağı mümkün olan en düşük ısıya getirerek, bir tava veya kapta taşı her tarafı aynı sıcaklığa ulaşana kadar ısıt, sonra soğuyana kadar orada bırak. Buradaki en önemli şey senden başkasının bu taşa kesinlikle dokunmamasıdır. Bu işlemden sonra taş artık yeni bir enerjiyi almaya açıktır ve yüklenmeden önce dokunan herhangi birinin enerjisini çeker. Taş tamamen soğuduğunda artık ona Rüya için enerji yükleyebilirsin.
Şamanizmin esrarengiz yöntemlerini kullanmayan insanlar için sonraki adım biraz tuhaf gelebilir. Taşınıza enerji yüklemek için biraz özel zaman ayırın. Bu işlem karşılıklı iradelerin ve niyetlerin birbirine bağlanmasıdır. Taşını eline al ve göz hizasında tutarak onunla konuşmaya başla, o an için ne hissediyorsan onu söyle o en uygunudur. Taşının cevabını hisset, bu işlem onu ilk bulduğun andaki gibi olacaktır, fakat çok daha güçlü ve net. Taşına, sana Rüyalarında yardım etmesini rica et ve kabul edip etmediğini gözle; eğer kabul etmiyorsa yanlış giden bir şey vardır, yıkandıktan sonra biri ona dokunmuş olabilir, veya alırken hata yapmış olabilirsin. Eğer kabul etmemişse, onu yolun dışında güzel bir yere bırak ve teşekkür et. Kabul ettiğini varsayarak enerji yüklemeye devam edelim.
Taşı elinde ve göz hizasında tutarak, parmağınla küçük bir kuş’u okşarmış gibi onu okşa. Bu yaptığının ne kadar saçma ve aptalca olduğu gibi düşüncelerden zihnini arındır, ve tek bir niyete yoğunlaş. Yalnızca “Rüyalarını hatırlamaya” çabalıyorsun, veya Rüya enerjini berrak olarak “görüyorsun”, ya da “kabuslardan kurtuluyorsun”, bu amaçla tek bir niyet tut. Derin bir nefes al ve niyetini yaratarak taşa bağlanarak amacını ona yükle. Nefesini kullanarak, taşın yüzeyine doğru hafifçe üfleyerek niyetini fiziksel olarak taşa aktar. Taşın artık yüklenmiştir. Taşını devamlı üstünde taşıyabilir, veya başkalarının onu rahatsız etmeyeceği emin bir yere bırakabilirsin.
Enerji ile yüklendikten sonra artık taşın kullanılmaya hazırdır. Gece veya gündüz yatmaya gittiğinde, taşını enerji yüklerken kullandığın elinde tut. Niyetini içinden veya eğer istiyorsan taşınla doğrudan konuşarak niyetini tekrarla, ve taş elinde veya yastığının altında iken uykuya dal, taşın enerjisi sen rüyadayken etkinleşecek. Bazı kişiler taşı tutukları elde yanma hissedebilir, bu durumda taş yastığın altına koyulara rahatlama sağlanabilir. Rahatsızlığın devam etmesi durumunda bir süre ara vermek yaralı olacaktır.
Daha önce nefesinle yaptığın şekilde Taş yeniden başka niyetlerle de yüklenebilir. Mesela, uyku Rüyası için hazırladığın bir taşı uyanık Rüya için veya Rüyada istediğin yere seyahat ederken sana rehberlik etmesi için, ya da her ne sebeple olursa olsun uykusuzluk çekiyorsan derin uykuya dalabilmek için enerji ve niyet yükleyebilirsin.
Enerji yüklenmiş taşını başkalarının görmesi veya tutması sorun olmaz, ancak uzun süreli olarak başkalarıyla ilişkili olmaması gerekir. Ve eğer bir gün taşın çalışması zorlaşır veya Rüya enerjisi istemediğin yönlere gitmeye başlarsa, ona teşekkür ederek yeryüzüne geri iade et. Çoğu kişi bu sorunla karşılaşmıyor; ömür boyu süren birliktelikle yükselen güç ve iyileşen neticeler ile kendi Rüya dünyalarının bir parçası oluyor.
Aynı anda kullanılmamak şartı ile iki farklı niyetle yüklenmiş taşlarla da uygulamalar yapılabilir.

Dolunay Meditasyonu

26 Haziran Cumartesi akşamı saat 20:30 da TuVa Sanatta “Dolunay Meditasyonu” yapmaya niyetliyiz.
Daha önce 12 Haziran da yapılan “Yeni Ay Meditasyonu” formatında olacak.
Uygulamamız Yönlendirilmiş Meditasyon formatında olacak, amaç daha önce böyle bir uygulamaya katılmayanların da yapabilmeleri.
Uygulama [ 20:30 dan 22:00 ) ye kadar sürecek… 20:30 ile 21:00 arasında yöntem ile ilgili kısa açıklamalar yapacağız ve 21:00 ile 21:30 arasında Meditasyonumuz olacak, sonraki yarım saati deneyimleri paylaşmak için ayıracağız.
Katılacakların meditasyon saatinden en az 2 saat öncesine kadar ağır bir yemek yememeleri, zihinsel bulanıklık yaratmayacak miktar alkol almamaları, yorgun olmamaları ve bedenlerini sıkmayacak bir giysi ile gelmeleri daha doğru olacaktır.
Ayrıca, oturmak yerine yatarak meditasyon yapmayı tercih ediyorsanız (ki benim önerim budur) üstünde uzanabileceğiniz bir mat veya küçük battaniye ve üstünüze örtebileceğiniz şal benzeri ince bir örtü tedarik ederek gelmenizi öneririm.
Sevgiler & Selamlar,

2010 Yaz Gündönüme ve Yeni Yazgı.

Yükselin, Güneşin Çocukları, Melek Kanatlılar, Güneşin Habercileri, Gökkuşağı Savaşçıları ve diğer Aydınlık varlıklar, yükselin.

Bu Gündönümünde güneşimiz vasıtası ile yeni bir Altın Oktav titreşimine girmekle ödüllendirildik, Dünyamıza derinden etki eden ve hayat veren haşmetli ve zeki aydınlatıcısı buna izin verdi .

Kozmik Güneş enerjisi bizim fiziksel Güneşimize ve Dünyamıza doğru daha önce hiç olmadığı bir şekilde yayılıyor. Bununla bir geçiş yeri olan planetimizdeki tüm yaşam formlarına yeni bir yazgı belirleniyor. Maskeler kaldırılıyor, temiz kalpler ve aydınlanmış zihinler Büyük Merkezi Güneşin kanalına daha da yakınlaşmak için ilerliyorlar, zeki ve nihai ifademizin kaynağı olan güneş yuvamız, birlik ve bütünlüktür… bu Alfa ve Omegadır (başlangıç ve sondur).

Büyük Merkezi Güneş Samanyolu’muzun galaktik merkezidir. Bu galaksideki tüm yıldızların, gezgin bedenlerin ve yaşamın doğduğu yerdir. Engin yaratıcı enerjiyi de kapsıyor, pek çok ulu kozmik bedenin yuvasıdır ve düşünülemezin ötesinde kavranamaz bir görkeme sahiptir. İnsanlık olarak, Kaynak enerjiye doğrudan bağlanabilmemiz ve evrensel ışık zekasına daha büyük oranda erişim sağlamanız bu dünyada alabileceğimiz en büyük hediyedir. Bu beklediğimiz Kutsal Yazgıdır!

Büyük Merkezi Güneşi ve diğer tüm Evrensel Güneş Bedenlerini alt seviyelere dönüştüren Güneşimiz, bu devrede bedenlerimizin dayanabileceği en yüksek titreşimleri yaymaktadır. Bizim titreşimlerimizi okuyup evrimleşebilmek için ihtiyaçlarımızı belirleyerek bizi ona göre besleyen Güneşimizdir. Dünyamızdaki tüm diğer yaşam formlarının ve her birimizin ulaştığı gerçek farkındalığı da anlamaktadır. Müşfik Güneşimiz hisseden bir kalp merkezidir ve tüm yaşam için dengesizlikleri nasıl düzelteceğini bilmektedir. Bize ait olan yeni Kutsal projenin kodlarını elinde tutarak, her zamankinden daha çok, kutuplaşmış doğamızın aşılmasını sağlayarak Kaynak ile tekrar birleşmemizi sağlayacaktır.

Bırakın Güneş içeri girsin.

Güneşin ışınlarıyla birleştikçe, kendimizi kozmik güneşin dev dalgalarına karşı ortaya atıyor ve açıyoruz. Bedenimizin DNA’sını çözme yeteneğini, Evrensel Işığın lisanını, Kutsal Sezgiyi ve diğer hediyeleri alabilmek için, sonsuz, elektronik Nedensel Bedenimize doğru daha da çok açılıyoruz. Bu Nedensel Bedenimizi etkin hale getirince, Üst Benliğimizi daha derinden kavrayarak aslında ışın saçan bir Güneşe dönüşürüz. Birlikte, milyonlarca parlayan Güneşe dönüşürüz!

Enerjiler zaten bize ulaşıyor ve güneş enerjisinin yaşamımızı destekleyen yeni bir devreyi müjdeliyor. İnsanlığa ve Dünyaya hizmet için Düşünce/Hissetmek oranını ortaya koymaya, kişisel yeteneği kavranamaz bir ilerlemeye çekmeye hazırlanın.

Bu gündönümünde, Güneşin gelen ışınlarını saygı ile kucakla. Kendini Güneşin büyülü ışınlarına bırak ve değişimin güçlü bir dev dalgasını yarat “dualite ve ayrışma olan eski mitlerin kısıtlamalarını dönüştürerek, Dünyada birlik ve huzur mucizesini doğur”.

COS – Children of the Sun – Güneşin Çocukları

Sevgiler & Selamlar,

Aki

Dünya Buzul Çağının Eşiğinde

Aşağıdaki yazı Gregory F. Fegel tarafından yazılmış ve birçok yerde yayınlanmıştır. Bilgi olarak aklımızın bir köşesinde bulunması gerekir diye düşündüğümden ekliyorum.
Aki

İklim bilimi alanındaki büyük ve ilgi uyandıran kanıtlara göre, Dünya şimdi bir diğer Buzul Çağı’nın girişinin eşiğindedir. Uzun – vadeli iklim değişimi bilgi temelimizi sağlayan birçok veri kaynakları, sıcak, on iki bin yıl uzunluğundaki Holocene (şu andaki jeolojik çağ) periyodunun yakın zamanda sona ereceğini ve sonra dünyanın sonraki 100,000 yılda Buzul Çağı koşullarına geri döneceğini belirtiyor.

Buzulların merkez çekirdekleri, okyanus sediment çekirdekleri, jeolojik kayıt ve kadim bitki ve hayvan nüfusu araştırmaları, hepsi her biri yaklaşık 100,000 yıl süren Buzul Çağı maksimumlarını n düzenli döngüsel modelini gösteriyor, buzul çağları arasında her biri yaklaşık 12,000 yıl süren sıcak bir periyot oluyor.

Çeşitli kaynaklardan toplanan uzun – vadeli iklim verilerini çoğu da bir arada Milankovich döngüleri olarak bilinen üç astronomik döngüyle kuvvetli bir korelasyon gösteriyor. Üç Milankovich döngüsü 41,000 yıllık döngüde dünyanın yana yatmasını kapsıyor; 100,000 yıllık periyotta değişen dünyanın yörüngesinin şekli; ve 26,000 yıllık periyotta dünyanın ekseninin yönünü kademeli olarak döndüren, dünyanın yalpalaması olarak da bilinen Ekinoksların Presesyonu.

Milankovich’in teorisine göre, bu üç astronomik döngünün her biri dünyaya erişen güneş radyasyonunun miktarını etkiliyor, soğuk Buzul Çağı maksimumları ve sıcak periyotlar döngüsü üretmek üzere birlikte hareket ediyorlar.

Buzul çağı neden sonuç ilişkisinin astronomik teorisinin unsurları ilk kez 1842’de Fransız matematikçi Joseph Adhemar tarafından sunuldu, 1875’te İngiliz dahi Joseph Croll tarafından daha ileri geliştirildi ve teori 1920 ve 30’larda Sırp matematikçi Milutin Milankovich tarafından şu andaki şekline getirildi. 1976’da prestijli “Bilim” dergisi John Imbrie, James Hays ve Nicholas Shackleton tarafından yazılan “Dünya’nın yörüngesindeki varyasyonlar: Buzul Çağlarının Hız Ayarlayıcısı” başlıklı bir makale yayınladı. Bu makale üç bilim adamının okyanus sediment çekirdeklerinden elde ettikleri iklim verileri ve astronomik Milankovich döngülerinin modelleri arasında buldukları korelasyonu tanımlıyordu. 1970’lerin sonundan bu yana, Milankovich teorisi iklim bilimciler arasında Buzul Çağı neden sonuç ilişkisi için hesaba alınan hakim teoridir ve bu nedenle Milankovich teorisi iklimbilim kitaplarında ve Buzul Çağı ile ilgili ansiklopedi makalelerinde her zaman tanımlanır. 1976 raporlarında Imbrie, Hays, ve Shackleton, deniz – sediment çekirdekleri ve Milankovich döngülerine dayanan kendi iklim tahminlerinin iki şekilde değerlendirilmesi gerektiğini yazdılar. Birincisi, sadece gelecek iklimsel trendlerin doğal bileşenine uyguladılar – ve fosil yakıtlar yakmaktan dolayı olan etkiler gibi antropojenik (insan tarafından yapılmış) etkilere uygulamadılar. İkincisi, sadece uzun – vadeli trendleri tanımlıyorlar, çünkü yörünge varyasyonları nı 20,000 yıllık ve daha uzun periyotlarla ilişkilendiriyorlar. Yüksek frekanslardaki iklimsel salınımlar tahmin edilmiyor… sonuçlar sonraki 20,000 yılda uzun – vadeli trendin yaygın Kuzey Yarıküre buzullaşmasına ve daha soğuk iklime doğru gittiğini belirtiyor.”

1970’ler sırasında ünlü Amerikalı Astronom Carl Sagan ve diğer bilim adamları, insan endüstrisi tarafından üretilen karbon dioksit (CO2) gibi ‘sera gazlarının’ felaketsel küresel ısınmaya götürebileceği teorisini desteklemeye başladılar. 1970 lerden bu yana, “antropojenik küresel ısınma’ (AGW) teorisi giderek akademik kuruluşların çoğu tarafından gerçek olarak kabul edildi ve onların AGW’yi kabullenmeleri hükümetlerin AGW’nin kötüleşmesini önlemek üzere çok önemli değişiklikler yapmasını teşvik etmek için küresel bir harekete ilam oldu.

AGW teorisinin desteklenmesinde belirtilen kanıtın merkezi parçası 2006’da “Uygunsuz Gerçek” filminde Al Gore tarafından sunulan ünlü ‘hokey sopası’ grafiğidir. ‘Hokey sopası’ grafiği küresel sıcaklıklarda 1970’lerde başlayan ve 2006/2007 kışına kadar devam eden akut yukarıya doğru artışı gösteriyor. Ancak, bu ısınma trendi, 2007/2008 kışı Kuzey Yarıkürede 1966’dan bu yana en derin kar örtüsünü ve 2001’den bu yana en soğuk dereceleri doğurduğunda kesintiye uğradı. Şimdi Kuzey Yarıkürede şu andaki 2008/2009 kışının muhtemelen hem kar derinliği hem de soğuk dereceler açısından eşit olacağı veya daha yüksek olacağı görünüyor.

AGW (antropojenik küresel ısınma) teorisindeki ana hata, onun yandaşlarının sadece geçmiş bin yıldaki kanıtlara odaklanmaları dır, geçmiş milyonlarca yıldan gelen kanıtları görmezden geliyorlar, iklimbilimin gerçek anlayışı için zorunlu olan kanıtları. Paleoiklimbilimden (Geçmiş zamanların iklimini, sebeb, sonuç ve etkilerini inceleyen bilim dalı) gelen veriler son küresel sıcaklık artışı için, Buzul Çağı maksimumları ve buzul çağları aralarının doğal döngülerine dayanarak bize alternatif ve daha güvenilir açıklama sağlıyor. 1999’da İngilize “Doğa” dergisi, 1990’lar sırasında Antarktika’daki Rusların Vostok istasyonunda toplanan buzul çağa ait buz çekirdeklerinden türetilen verilerin sonuçların yayınladı. Vostok buz çekirdeği verileri, 420,000 yıl öncesinden itibaren şimdiki zamanımıza kadar küresel atmosferik sıcaklıklar, atmosferik CO2 ve diğer sera gazları ve havadan gelen partiküllerin kaydını kapsıyor.

Vostok buz çekirdeği verilerinin grafiği, Buzul Çağı maksimumlarını n ve sıcak ara dönemlerin düzenli döngüsel bir modelde gerçekleştiğini, elektrodiyagramda kalp atışının ritmine benzer bir grafik – çizgisini gösteriyor. Vostok veri grafiği ayrıca küresel CO2 seviyelerindeki değişimlerin, küresel sıcaklık değişimlerinin yaklaşık 800 yıl gerisinde kaldığını gösteriyor. Bunun belirttiği şey, küresel sıcaklarının CO2 değişimlerinden önce geldiğidir veya küresel sıcaklıkların CO2 değişimine neden olduğudur, tersi değildir. Başka bir deyişle, artan atmosferik CO2 küresel sıcaklığın artmasına neden olmuyor; bunun yerine küresel sıcaklıktaki doğal döngüsel artış küresel CO2’in artmasına neden oluyor.

Küresel sıcaklığa tepki olarak küresel CO2 seviyelerinin artmasının ve düşmesinin nedeni, soğuk suyun, sıcak sudan daha fazla CO2 tutma kapasitesidir. Karbonatlı içeceklerin, sıcak bir ortama konulduğunda karbonatının veya CO2’nin serbest kalmasının nedeni budur. Karbonatlı içeceklerin, şarabın ve biranın köpüklerinin kaçmasını önlemek için bunları soğuk yerlerde saklarız. Dünya şu anda doğal Buzul Çağı döngüsünün sonucu olarak ısınıyor ve okyanuslar ısınırken, atmosfere artan miktarlarda CO2 salıyor.

Isınan okyanuslar tarafından CO2 salınması, dünyanın sıcaklığındaki değişimlerin gerisinde kaldığı için, dünyanın şu andaki buzul çağları arası sıcak periyodunun bitişinden sonra bir diğer sekiz yüzyıl boyunca küresel CO2 seviyelerinin artmaya devam etmesini beklemeliyiz.

Vostok buz çekirdeği verileri grafiği, küresel CO2 seviyelerinin geçmiş 420,000 yıl boyunca Buzul Çağı minimumları ve maksimumlarını n doğal döngüsüne direkt tepki olarak düzenli bir şekilde yükselip düştüğünü ortaya koyuyor. Bu doğal döngü içinde, yaklaşık her 110,000 yılda küresel sıcaklıklar ve bunu izleyen CO2 seviyeleri, yaklaşık bugünkü aynı seviyelerde zirveye ulaşıyor.

Bugün tekrar zirve noktasındayız ve sıcak ara periyodun sonuna yakınız ve dünya sonraki Buzul Çağına girmek üzere. Eğer şanslı isek, buna hazırlanmak için birkaç yılımız olabilir. Buzul Çağı, her zaman olduğu düzenli ve doğal döngüsünde gibi geri dönecek, antropojenik küresel ısınma etkileri olsun ya da olmasın.

AGW teorisi, saçma bir şekilde dar bir zaman genişliğinden alınan verilere dayanıyor ve uzun – vadeli iklim değişiminin ‘büyük resmi’ni amaçsız (düşüncesiz) şekilde ihmal ediyor. Buz çekirdeklerini, deniz sedimentlerini, jeolojiyi, palebotaniği ve zoolojiyi kapsayan paleoiklimbilimden gelen veriler, bir diğer Buzul Çağına girişin eşiğinde olduğumuzu belirtiyor ve veriler ayrıca ciddi ve uzun süren iklim değişiminin sadece birkaç yıl içinde gerçekleşebileceğini gösteriyor. Antropojenik Küresel Isınmanın kuşkulu tehdidi üzerine endişe dünyadaki insanların dikkatini başka yöne çekerken, Kuzey Yarıkürenin büyük bölümünü oturulmaz kılacak olan yaklaşan ve kaçınılmaz Buzul Çağının çok gerçek tehdidi aptalca görmezden geliniyor.

Gregory F. Fegel