Dağın Kralı ve 23 Nisan

Hayatında hiç Türkiye’ye gelmemiş, Amerikalı bir psikiyatri profesörü, Adı Arnold Ludwig, bir kitap yazıyor. Adı “Dağın Kralı” King of te Mountain” Dünyada ülke yönetmiş politikacılarla ilgili bu kitap, 20. Yüzyıl’da dünya liderleri ile ilgili bir seri araştırmayı kapsıyor…
Bu çalışması 18 yıl sürüyor. Dünyadaki tüm liderler arasında 2000 kişi değerlendiriliyor.Örneğin, en çok Roosvelt ve Mao 30’ar puan almışken, Nehru’ya 25, Churchill’e 22, Kennedy’ye 15 puan veriliyor. Sadece bir tek lider 31 puanla ilk sırayı alıyor.
Bu kapsamlı araştırma sonunda öne çıkan 377 devlet adamı belli ölçütlere göre tekrar değerlendiriliyor. Öne çıkan liderlerin hepsine aynı olmak üzere 200 kadar değişik kıstas uygulanıyor.
Bu kıstaslara göre 1’den 31’e kadar değişen puanlar verilip değerlendiriliyor. Uygulanan testin tam adı “Political Greatness Scale” olarak tanımlanıyor ve buna göre sıralama yapılıyor.
Bu lider “Visionary” (ileriyi gören, öngörülü, büyük görüş gücü olan) sıfatıyla, 20. Yüzyıl’ın en büyük devlet adamı unvanına layık görülüyor. Evet, işte o lider devlet adamı “Mustafa Kemal Atatürk’tür.”
Mektubu bize yazan Prof. Vural Cengiz;“En ilginç olan husus, yazılı ve görüntülü Türk medyasının bu haberi hak ettiği gibi duyurmamış olması” diyor ve ekliyor: “Türk halkı, gurur duyduğu Ata’sı hakkındaki bu güzel haberden mahrum bırakıldı.
Bizlerin ilk görevi insanlarımızdan gizlenen bu gerçek bilgileri tüm millete iletmek.
Saygıyla.
Prof. Vural Cengiz,
Atatürkçü Bilim Adamları Derneği

23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramımız kutlu olsun nicelerine erişsin.

Yetişkinlik düzeyine erişemeden ergenlik düzeyine takılıp kalan nesillerin bir sıçrama yaptığı döneme gelmiş olmayı diliyorum. İnsanın tüm bilinç aşamalarını layıkıyla yaşadığı, tadıp tattırdığı bir dünya ve ülke dileyelim. Böylece egemenliğimizi gerçekten takınabilelim. amin

Rüyaların İyileştirici Gücü ve BAK

20.Nisan Cumartesi günü saat 15.00’de Taksim Tuva Sanat merkezinde Rüyaların İyileştirici Gücünü konuşacağız. Bekleriz

 

Bu Etkinliğin hemen önünde yine  Cumartesi 12.00 de Bir BAK (Birleşik Alan Kullanımı) performansı yapacağız. Merak ettiğiniz her ne varsa bu hafta düşünün ve sorularınızı alıp gelin. Daha  çok bilgi için Tuva Sanat – Berrin Yılmaz’dan bilgi alabilirsiniz.

 

Birdenbire!

Epey zamandır dikkatimi çeken ama hiç dile getirmediğim bir şey daha var.
Kullandığımız, tüketilen her şey, en basitinden en önemlisine kadar, ister fiziksel ister duygusal fark etmez, önce uzuuun süre sanki hiç bitmeyecek gibi yerinde sayıyor. Örneğin duvardaki kağıt havlunuzdan, deterjanınıza, parfümünüzden kombinin su seviyesine, gençliğinizden hep aynı görünen divanınıza hatta aşkınıza kadar her şey bu kurala uyuyor. Sonra bir sabah uyanıyorsunuz o şey bitmeye bir çimdik kalmış! Bu inanılmaz bir şey. Her zaman aynı hızla tükettiğiniz o şey sanki bir gecede sihirli bir el tarafından yutulmuş!
Üzerinde düşünmeye değer olduğunu sanıyorum. Sizlerin de böylesi bir bulgunuz oldu mu?
 Şimdi hatırladım da şairler bunun çoktan farkındaymış. Örneğin Orhan Veli’nin şu şiirine bakın:
her şey birdenbire oldu.
birdenbire vurdu gün ışığı yere;
gökyüzü birdenbire oldu;
mavi birdenbire.
her şey birdenbire oldu;
birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
yemiş birdenbire oldu.
birdenbire,

birdenbire;
her şey birdenbire oldu.
kız birdenbire, oğlan birdenbire;
yollar, kırlar, kediler, insanlar…
aşk birdenbire oldu,
sevinç birdenbire.
Demek ki birdenbire OLUYOR ve birdenbire TÜKENİYOR. aradaki sürece de hayat diyor olabiliriz!
Belki de Fizik bilimindeki ismiyle entropi eşit hızda değil giderek artan hızda çalışıyordur. Tabi bence daha muhtemel olan seçenek farkındalığımızdaki entropidir.

Devamını oku “Birdenbire!” →

Yeryüzü Müzesi Haftası ve The Big Short

Yeryüzü Müzesi-Kitap

Geçtiğimiz yıl yayınlanan bu bilimkurgu öyküleri seçkisini maalesef yeni okuyabildim. Bu kadar geç kaldığım için kendime kızdım. Bence harika bir derleme olmuş, en iyi öykü hangisi diye seçemedim bile, her biri birbirinden güzeldi. Ülkemiz adına ne kadar sevindiğimi herhalde söylemem gerekmez. Bilimkurgu Kulübü​’nü ve İthaki Yayınları​’nı tebrik ediyorum. Harika bir girişim. Kitapta yer alan 18 öykünün 18 yazarını da kutlar, sevgilerimi sunarım.

Kitapta geçen yıl vefat eden büyük çınar  Ursula K. Le Guin ‘in de şöyle bir sunumu var:

Detayları bu adresten okuyabilirsiniz.

the driftless area

Bizim izleyicilerden pek iyi puan alamamış ama nedenini anlayabiliyorum, durağan ve derin içerikli 🙂 Suça, suçluya, ölüme, paralel gerçekliklere, sezgiye, her şeyin birbirine nasıl bağlandığına dair bir film. Ben ilginç buldum.

*

Her günümün en az iki saatini özel terapi görmüşçesine huzur ve neşeyle geçiriyorum. Bu durum üç dizi sayesinde oluyor ve genellikle birbirlerinin peşi sıra yayınlanıyor: Young Sheldon, The big Bang Theory ve Friends 😎😌☘️😌☘️
Friends dizisini izleyen varsa oradaki Tribiani’nin menajeri rolündeki kadın (ki maalesef çok nadir sahne alıyor) oynadığı rol insana haftalarca sürecek bir gülme, taklit isteği yaratıyor. Bazı Dizilerin böyle uzun sürmesi ve bunca ödül alması tesadüf değil, dokundukları bir şeyler var.

*

Cold War

1950’lerde geçen Soğuk Savaş yıllarında Zula ve Wiktor, İkinci Dünya Savaşı sonrasında harabeye dönen Polonya’da karşılaşır. Farklı geçmişlere ve karakterlere sahip olan kahramanlarımız birbiriyle pek de anlaşamayacak tiplerdir ama kader yollarını ayrılmayacak şekilde birbirine bağlamıştır. Zamanda sıçrayarak ilerleyen hikâye, melankolik bir hava, siyah-beyaz görüntüler ve tutkulu bir aşkı izleyiciye sunuyor. Doğrusu siya beyaz ve dönem filmi sevenler için bulunmaz gelebilir. Ben iki türe de pek ilgi duymuyorum. Ayrıca Zula’nın tam bir çok badireden sonra sonunda Pariste buluşabilmişken neden bu şartları ve aşık olduğu adamı terk ettiğinin sebeplerini de hikaye bize açıklamıyor. Yine de buraya izlediğime dair not düştüm. Muhtemelen değişik kültürlerin seyyahı olmak hoşuma gittiği içindir.

*

Bird Box filmi epeydir listemde duruyordu araya diziler girdiği için sıra getirememiştim nihayet bugün seyrettim. Başrolde Sandra bullockun olduğu hayli uzun be enteresan bir film. Nefes almadan izletiyor gerçi bittiğinde gerilen mide kaslarımı gevşetmek için ilk kez yasemin çayı içtim 😀
Film her ne kadar orta düzeyde fantastik bir kurgu gibi görülebilirse de, belli başlı öğeleri metaforik olarak okuduğunuzda hayli derinlik kazanıyor

*

The Big Short

AÇIK ismiyle yayınlanmış film. Ben çok beğendim fakat anlamakiçin çok dikkat sarfetmek gerekiyor. Amerikan ekonomik sisteminin hilesini ve emlak tabanlı bankacılığın çöküşünü deşifre ediyor.
Başlangıç sahnelerinde bir sürü tipik amerikan kısaltmalı kurum ve finans yöntemi ard arda hızlı biçimde anlatılıyor eminim daha bu aşamada pek çok seyirci ay ben bu filmi anlayamam çok teknik deyip yarıda bırakmıştır. Ancak dişini sıkıp devam edenlerimiz bu yöntemin tam da aldatma ve soygunun mekanizması olduğunu standart halkın gerçeği anlamaması için özenle hazırlanmış bir kamuflaj olduğunu anlıyoruz ve heyecan burda başlıyor! Sonra domino taşlarının nasıl birbirleri üzerine büyük bir düzen içinde devrildiğini ve aslında hilenin basitliği bize gösteriliyor (küçük amerika olarak aynı şeylerin ülkemizde olduğunu anlamamak da mümkün değil).
Filmin bir de Brad pitt bonusu var😀
Bir kez daha izlenesi bir film

 

Kelt Astrolojisi Burçlar ve ağaçlar

Hem benim hem de oğlumun Kelt burcu aynıymış:
13 Mayıs-9 Haziran Akdiken-Alıç Ağacı Burcu (Hawthorn)
Sembolü: Arı Gezegeni: Vulkan (planet x kapsamında bir gezegen) Enerji Taşı: Topaz

Gizemli özelliği”Koruyuculuk” olan Akdiken Ağacı, keskin dikenleri nedeniyle ayrıca, fiziksel korunma sembolüdür. İyilikçi perilerin bu bitki üzerinde daha çok bulunduğuna inanılır ve evlerin çevresine dikilirdi. Bu ağaç insanları, yeni fikirler yaratır, dahice buluşlar ortaya koyabilirler, her alanda becerikli ve değişikliklere uyum gösteren kişilerdir. Hemen karşılarındaki kişiyi çözümleyebilir, zayıf yönlerini görebilirler, acımasız değildirler ancak kesin stratejilerle onları yönetebilirler. Karizmatik, sempatik ve üretken olurlar, dürüsttürler. Mizah anlayışları iyidir, edebiyat yönleri de öyle olduğundan yazarlığa, gazeteciliğe, şairliğe eğilimlidirler. İyi bir aile kurabilirler. Vizyon sahibidirler, bir de gereksiz kuruntu yapmasalar, canları da çabuk sıkılmasa, mükemmellikleriyle daha fazla hayran toplayabilirler. 

Doğa Tanrıcı bir dinleri olan Keltler, İngiliz adalarında M.Ö.1000 yıllarında yaşamışlardı. Kutsal Ağaçları olan Meşe’nin üzerinde eğer Ökse otu da mevcutsa, bu durum, onu olağanüstü özel yapardı.

Ökse otu, törenle altın bir orak tutan Druid rahibi tarafından kesilip kullanılırdı. Druid, kelime anlamıyla; “meşe ağacının ruhunu tanımış olan” demekti ve Druid rahipleri toplumun en üstünde yer alırlardı. Elma ağacı ise ölümsüzlüğü sembolize ederdi, onlara göre ağaçlar, yer ve gök arasında bağlantı kurar; üstündeki kuşlar ile göklerden, kökleri ile de yeraltı dünyasından mesaj iletirlerdi.

Devamını oku “Kelt Astrolojisi Burçlar ve ağaçlar” →