Zihnin tümü bedende değildir

Yerli halk için köylü bir kahinin söylemiş oldugu şu söz
anayasadır: “Eğer kim çarpışma ve rekabet ile karşı karşıya
kalırsa, en uzun agacı bulup hemen tepesine kadar tırmansın.”
Kaçmak mı? Eger düz anlamında algılayacak olursak, sözün
demek istedigi anlam “Dövüş ya da sıvış” olacaktır. Ancak
insan yine de ” agacın tepesine çıkarak” bakış açısını olabilecegi
en üst noktaya getirip, karşısındakinin kötü durumuna
yukarıdan farklı bir bakış açısıyla bakabilir. İnsan kendine
bile bu şekilde yukarıdan bakabilir; yukarıdan ve uzaktan . . .
Böyle b i r üstünlük noktasını geliştirmek insana davranışsal
degerler katacaktır, çünkü bu şekilde insan artık bağlantılı ve
göreceli durumların farkına varabilir ve istediği gibi düzenlemeler
yapabilir. Böyle bir üstünlük noktasını korumak da
sezgi yetisini geliştirir, çünkü artık insan olacakları önceden
görmeye başlamıştır.
Beden yerdedir, ama zihin ve ağaç da yerdedir. Zihnin tümü
bedende değildir. Daha üstün bir nokta vardır ve bu nok·
ta sayesinde daha geniş bir manzara görünür. Olay sadece
beden için daha geniş bir manzarayı bilinir hale getirmektedir.
*
Kuvvet nazik bir şeydir; estetiktir,sanattır. Niyet ve yetenek gerektirir. Şiddetle ve rekabetle alakası yoktur.
Swami Rama
*

Devamını oku “Zihnin tümü bedende değildir” →