İnsan İradesinin Özgürlüğü (1)

Varlıklar (insan da dahil) erk’i ile orantılı olarak, iradelerini kullanmakta tamamen özgürdür. Bu özgürlük hem mümkündür, hem de onların gelişmişlik derecelerine göre bir hak’tır. Bir varlık neyi düşünebilirse / düşleyebilirse, daha doğrusu neyi isteme gücünü gösterebilirse, iradesini o yolda kullanma özgürlüğüne sahiptir. Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunları, bunu evrimin bir yolu olarak, tüm varlıklarda daima ileriye doğru yürütmeyi amaçlamaktadır. Burda, Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunları bizim Tabiat Kanunuları dediklerimizi de kapsayan tüm evren ve boyutlarının bir kaos yerine bir düzen içinde olmasını sağlıyan kanunlar olarak anlamalıyız. Bu kanunlar hiçbir nedenle veya güçle değiştirilemiyeceği gibi hiç bir kişiye farklı şekilde uygulanmaz. Birbiriyle çelişen bazı kanunlar olduğunu varsaymak, bilgisizlik ve yeterli evrim seviyesine ulaşamadığımızın bir nedenidir. Büyücü (b), bu Evrenesel Yönetici Mekanizma Kanunlarını sıradan insandan daha yüksek bir seviyede bulunduğundan çok daha kapsamlı olarak kullanabilmektedir veya tersten gidersek Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunlarını daha iyi kullanabilen kişilere büyücü denir.

Ancak, bir şeyi istemekle, iradeyi o yolda kullanmak arasında fark ile bir şeyi istemenin zannedildiği gibi kolay ve her zaman mümkün olmadığını don Juan’ın (a) öğretisinden de gayet açık olarak biliyoruz. Herkes bir anda pek çok şey istediğini zannedebilir ama istemenin gerçek anlamını bilen büyücü bu insanların isteyebilme erkinden çok uzak olduğunu bilir / görür. İsteme ediminin temelini “inanmak” oluşturur ki bu da irade ve düşünce / düşleyebilme ile ilintilidir. İnsanın ruhunda doğan istekten yönünü alan irade tam bir özgürlüğe sahiptir, bu iradeyi herhangi bir engelin durdurması halinde bu olayın kökeninin dış nedenlerde değil, insanın kendi iç şartlarında aramak gerekir.

İrade özgürlüğünü, evrimin ilerleme yolu olarak yorumladığımızda, iradesini kendi kullanmayan bir varlık ve / veya iradesini bir başkasına bırakmış biri, ilerlemiyor yalnızca arkadan itiliyor demektir ki evrimleşmek için itilmek değil yürümek, dolayesi ile bir gayret sarfetmek, emek vermek gerekmektedir. Ancak bir çaba sarfetmek sonucunda bir kazanç olarak evrimleşme yaşanır. Eğer evrim itilerek olsaydı yerdeki bir taş da evrimleşirdi ve bu durumda insanın bir taş’tan veya bir ot’tan farkı olmazdı. Bir varlığın kendi iradesini kullanmak yerine, bir şekilde daha kolay olduğunu düşündüğü, bir başka iradeye teslim olması veya tesiri altına girmesi mükelleşmenin değil ancak ilkelleşmenin nedeni olabilir. Satranç tahtasındaki taşlar gibi bir sonuca ulaşmak için itileni bir “varlık” olarak tanımlamak bile gereksizdir.

Var oluş evrime doğru bir hız alıştır. Hen an, bir öncekine kıyasla gelişmenin bir adımıdır / adımı olmalıdır. İnsanın evrimleşmek için Evrensel Yönetici Mekanizma Kanunlarına uyma zorunluluğu ve özgürce iradelerini kullanma zorunluluğu aynı hedefe ulaşmanın iki farklı yönden görünüşüdür. Bir hedefe ulaşmanın birçok farklı yolu bulunduğundan, ki bazısı daha kısa veya daha zor olabilir, bunlardan birini veya birkaçını seçmek, özgür irademizi kullanmamız ile ilgilidir.

Özgür irade, Kader oyununda varlıkların kısmetlerini seçme yeteneğidir. Eğer Kader oyununun, değiştirilemeyen, kesin ve tek bir yolu olsaydı, varlıkların herhangi bir sorumluluğunun olması söz konusu dahi olmazdı. Sonu belli olan bir oyun, evrenlerde değil ancak tiyatro sahnelerinde oynanabilir. Kaderi bir istikamet, kısmetleri ise buraya ulaşan yollar olarak tanımlıyabiliriz, bu durumda evrimleşmek kader, evrimleşmeye gider yolların ise kısmetlerdir. Varlıklar önlerindeki kısmetleri kendi özgür iradeleri ile seçer, tabi ki bazısı en kısa olan yolu, bazısı ise uzun veya zor olanı seçer. Bu seçim varlığın erk’i ile doğrudan ilintilidir, kısa gözüken bir yol çıkmaz olabilir ve varlık burdan geri dönüp başka bir yol seçmek zorunda kalabilir.

Çok güçlü bir rakibe, mesala Kasparov’a karşı satranç oynayan acemi hatta iyi oyuncunun berabere kalmak ihtimali dahi nerdeyse imkansızdır. Bu durumu Kader olarak tanımlayan bir varlık, aslında kazanmak için yeterli erk’inin olmadığını, dolayesi ile bilgi eksikliğinden kaynaklandığını, erk’in bilgi ile eşdeğer olduğununu ve elde etmek için gayret sarfetmek ve emek vermek gerektiğini düşünememektedir. İşin kolay tarafı, kayıplar için Kader’e sığınıp emek harcamamak ve sorumluluk almamaktır.

(a)Don Juan Matus, Yaqui kızılderlisi, Meksikada yaşamış, antropolog Carlos Castaneda’nın doktora tezi olarak yazılmış ve 12 kitap halinde dünyaya tanıtılmış bir şaman.
(b)Şaman, görüçü, savaşçı, avcı, vs gibi kelimelerle de ifade edilen kişi. Ben aslında şaman’ı tercih ederim.