Yeni Bir Ben Doğuyor

Arkadaşlar konuşmamı dinlemeye gelecek misiniz? Aslında ben de neler söyleyeceğimi merakla bekliyorum 🙂
Ve eğer yeterince tanış arkadaşımız gelirse bir de BAK oynayacağız çünkü bana nedense çok uzun bir süre tanımışlar bu festivalde 🙂
BAKlayalım diyenlere duyuruyorum
http://www.yenibirbendoguyor.com/programfirstday.aspx?day=3

Bu pazar 09.45 -12.00 arasında

2 Aralık pazar günü yani önümüzdeki pazar. Grand Cevahir otel deniyor, ben de bilmiyorum nerededir ama adresini verdiğim sitede haritası var.

Fiyatlarda indirim var sayfada göründüğü gibi değil, bir günlük tüm programlara katılım 100 tl sanırım.

Festivalin düzenleyicisi ve fikir annesi Türkan Hanım Amerika’da yaşayan kimya mühendisi bir hanım ve kuantumla da yakın ilgisi var.  Geçtiğimiz aylarda onun Yaşam Tasarımını (Human Design) yaptığımda tanıştık. O kadar etkilendi ki dosya üzerine Amerika-Türkiye arası çok uzun sohbetler yaptık. Hatta aslında o bu workshopumda tamamen bu konuyu anlatmamı arzu etmişti ama ben yalnızca bir bölümü buna ayıracağım.

http://www.yenibirbendoguyor.com/f4ea92da-d82a-4712-9129-03581d91bd97_presenters_turkan_aydogmus_ph_d_.aspx

Görüşmek üzere sevgi selam benden

Sibel Atasoy

Birleşik alan Kullanımı

Birleşik alan Kullanımı, dünya oyunundaki mekanizmaları ve hileleri göz ucuyla fark etmiş olabilenlere hitap eden yeni dünyaya dair bir uygulama olup, sizi kendinizi serseme çevirmenizi engelleyen bir donanımla korur. Kuantum Fiziği ve psikolojinin temel önermelerini sadece söylemez UYGULAR.
Biz bu aşamaya rüyalardan uyanarak geçebildik.

Daha çok bilgi için Tıklayınız:

Facebook sayfamızdanbizi takip edebilirsiniz: http://www.facebook.com/pages/BAK-Birle%C5%9Fik-Alan-Kullan%C4%B1m%C4%B1/167561823381620?ref=hl

*

İnsanların çoğunda sabırsızlık gözlemlerim evvelden beri, istedikleri şey hemen şipşak olsun isterler, isteklerine ulaştıracak merdiven basamaklarını adımlama disiplininden yoksundurlar, çabucak sıkılıp başka bir isteğe atlarlar, o da olmayınca ağlayıp tepinirler, bu bir çocukluk özelliği değil midir?
Oysa evreler, kendimizinkiyle birlikte dünyanın evreleri var, beslenme, hazmetme ve posayı dışa atma adeta bu dünyanın en temel sistematiği gibi geliyor bana. Bu süreçleri ancak çocuklar ve ergenler bilmiyor olabilirler 🙂

Bir başka çocukça ve şirin edim ise “ölümsüzlüğe”, “tanrıya ulaşmaya” duyulan istek 🙂
Hani derler ya “yağmurlu bir cumartesi öğleden sonra ne yapacağını bilemeyen insan bir de ölümsüzlük ister!”
Genelde erkeklerde gözlemlerim bu yakıcı eğilimleri, kadınlar bunu pek dert etmezler çünkü içleri zaten ölümsüzlüğü ve tanrıyla mesafesizliği biliyordur, çocuk doğurabilme ve onun süreçlerine şahit olma, kadınları daha olgun yapıyor.

Face’deki Sayfalarımız

Sosyal gezinti güzeldir, facede ya da her yerde. Buna zaman zaman hatta her zaman ihtiyacımız var. Bununla birlikte bazen daha belirgin bir alanda bize benzeyen kişilerle daha derine inmek isteriz, yol arkadaşlarıyla özgün soru ve sorgulamalar yapmak, kişiliğimizin sınırlayıcılığı olmaksızın deneyimlerimizi paylaşmak arzu ederiz. Eğer böyle bir ihtiyaçta iseniz sayfa-lar-mız size hizmet için kuruldu.

Dayanışma ve hatırlatmalar hepimize gerekli, Jung’un dediği gibi: “bilinç kesikli ve kopuk kopuktur”

İki dünya ayrımı arasında, zamanın görünümlerinin bakış açısından -birinin ilkelerini diğerininkine karıştırmadan, aklın birinin erdemiyle diğerini tanımasını sağlayarak- ileri geri gidip gelmek özgürlüğü ustanın becerisidir.
Kozmik dansçı,der Nietzsche, ağırlığını tek bir noktaya koymaz, neşeyle hafifçe döner ve bir konumdan diğerine sıçrar. Bir anda ancak bir noktadan konuşmak olasıdır ama bu diğerlerinin kavrayışlarını geçersiz kılmaz.

Temel parçacıkların atom-altı seviyede kalıcı kayboluş anlamında ölüm yoktur. Her şeyin temelinde yatan kuantum vakum sonsuza dek var olur. Şiirsel olarak vakumu “varlığın kuyusu” diye tanımlayabiliriz. Tüm temel özellikler bu kuyuda muhafaza edilir, hiçbir şey asla kaybolmaz, der Donah Zohar.
BAK, uygulamasının temeli bu görüşe dayandırılmıştır. Yıllar süren uygulamalardan sonra BAK’ın çok kadim zamanların şamanik şifa seansı, hailonaya benzerliği keşfedilip şaşırılmıştır.
Eğer bu öğretiyi ve onun uygulayıcısı şamanı tek cümleyle ifade etmek mutlaka gerekseydi ona “İlişki Sağaltıcı” denebilirdi. Peki, hangi ilişkiler? Bunları; zihin ve beden arasındaki, insanlar arasındaki, insanlar ve durumlar arasındaki, insan ve doğa arasındaki ve madde ile mana (ruh) arasındaki ilişkiler şeklinde özetleyebiliriz. Huna sağaltım bilgeliği; ilişkileri esas alır çünkü ilişki olmaksızın var olamayız, sebebi açıktır; gayet kuantumsal ve mantıklı bir temele dayanan bu ana çıkarım çalışmalarımız esnasında örnek uygulamalarla çok daha derinlikli olarak anlaşılacaktır.
Şamanlar, sadece anlayışı ve bilgiyi edinmekle yetinmezler, onlar doğal insan deneyiminin içine tüm boyutlarıyla nüfuz eder, gündelik pratiklerin içinde birlikte yaratımın sanatını uygularlar. Bir şaman için tatmin edici sonuçlar almak önemlidir, bunun için kullanılan yöntemler sadece araçtırlar, onların birine ya da ikisine tutunup kalmazlar, inançlar, kültürler ve genellemeler onları bağlamaz, netice alana kadar tüm insan deneyiminin biriktirdiği yöntemleri denemekten çekinmezler. Bunu uygularken, sevginin boyutlarını geliştirmeye, ilişkileri sağaltarak yaşamın ahenkli hale gelmesine odaklanırlar.
Milyarlarca insanı barındıran bu büyük köyde artık on binlerce şehir şamanına ihtiyacımız var ve siz onlardan biri olabilirsiniz. Umarım sunmaya çalışacağım bu öğreti; barışı, sevgiyi ve gücü bulmanıza yardımcı olur. Hoş geldiniz.
Birbirlerine 180 derece açıyla duran Ay Düğümleri ‘’Ejderhanın Kuyruğu ve Başı’’ olarak da tanımlanırlar. Her insanın içinde güçlü, yaratıcı ve şefkatli ejderha vardır. Sonuçta, baş – Kuzey Düğümü – nereye çekerse, kuyruk oraya gidecektir! Ama bu gerçeği görmezden gelerek, minik bir köpek yavrusu gibi kuyruğunu – Güney Düğümü – kovalayıp duran bir ejderha, ne kadar ejderhadır?

Ayrılık, sadece pratik değeri olan bir yanılsamadır. der Gezgin şamanın yolu

Ezbere tutunmak

Geçen akşam şöyle bir düşündüm, neden bazı şeyler aklımızda kalmış da diğerleri ortada yok diye. Sanırım bütün bu bilgiler kaydedildiği duygunun yoğunluğu ile orantılı hatırlanabiliyor. Yoğun duygu ile saklanmış olanlar bilinç üstünde ya da bazen pek kaçınılacak şeyse bilinçaltında muhafaza ediliyorlar(onlarla rüyalarda müşerref oluyoruz). Duygu barındırmayanlar ise beynimizin kıvrımları arasında rastgele tutunmuş oluyorlar. Ve kuvvetli bir kıvılcım gelip onları aydınlatana kadar hiç yok gibi oluyorlar.

Aslında bu, ANDA yaşamaya alışkın olmamamızla doğrudan ilintili geliyor bana. An’da bişeyler olurken biz zihnimizin takılmış olduğu (ciddi ya da önemsiz, farketmez) başka bi yerde oluyoruz. Dünya bize herşeyi tastamam söylüyor ama ona odaklanacak kendimiz ortada yok.
  • BAK-Birleşik Alan Kullanımı sevgili BAK, “sanırım bütün bu bilgiler kaydedildiği duygunun yoğunluğu ile orantılı hatırlanabiliyor. ” demişsin, sanırım sözcüğü fazla, kadim bilgilerden de süzülüp gelen bilgi parçasıdır dediğin.
    Ş
    BAK-Birleşik Alan Kullanımı Anda yaşamak, ne kadar olanaklıdır bu aşamada süreklilik anlamında bilinmez, an a dikkatini vermek ve duygularını eklemekle de olasıdır. Tam burada bilgilerin kaydı denilen mekanizma daha sağlam olur.
    Ş
    BAK-Birleşik Alan Kullanımı Ayrıca bilgilenmeye ek; varlığının bir parçası haline gelmeyen bütün bilgiler ezberin bir parçasıdır unutulur gider. Varlığının içinde eriyen bilgi ise sizi bir üst aşamaya sıçratacak bilgidir.
    Ş
  • Sibel Atasoy Tamamen öyle: varlığının bir parçası haline gelmeyen bütün bilgiler ezberin bir parçasıdır unutulur gider
    BAK-Birleşik Alan Kullanımı işte o ezber bilgiler; beynin nörokimyasal akışında yeni bir dalgalanım yaratmıyor, ezber toplumlarının halinin ortadalığını başka ne anlatabilir ki?
    Ş
    Sibel Atasoy Belki de, yeni birleşim noktasına (hale) tutunamazsak kaybolmayalım diye bu ezberi yaşatıyordur bir tarafımız, hani geri dönmek için ormanda bi fener gibi
    BAK-Birleşik Alan Kullanımı zihinim ve algılarımız o fenere yapışmış böcekler kadar gelişmiyor işte:)
    Ş
    Sibel Atasoy Walla ne kadar yüksekten atarsak atalım, kaybolmaya olan korkumuz öylesine köklü ki, bunu saklayamıyoruz. Eğer olmasaydı bütün bunları konuşuyor olmazdık
    BAK-Birleşik Alan Kullanımı fener ışığından kontrollü uzaklaşma deneyleri yapılabilir. Ta ki başka bir ışığı buluncaya dek. Yoksa ciddi anlamda yapışıp kaldık bu fener ışığına, bir adım atamayız ne özne ne de toplum olarak…Yüksekten atan en alçağa düşürür:)
    Ş
    Sibel Atasoy Ben bunu sık sık deniyorum merak etme. Şöyle söyleyeyim bu korku-kaybolma- hakkında;hepimiz akrabayız ancak belki benim genlerimde çok yakın kuşaklarda çokça kaybolanlar olabilir ve bu hatıra bendeki korkuyu canlı tutuyordur. Korku sağlıklı bi şeydir aslında, çünkü kendini korkmayacak şartlar için yetiştirmek durumunda kalırsın. Değilse atla git boşluğa balık bilmezse halik bilir. Aşikar ki atlayabilmiş değiliz
    BAK-Birleşik Alan Kullanımı ayaklarını sokmuşsundur:)
    Sibel Atasoy ben üç dört kez sınırı aşıp geri geldim. Anlam arzusu o kadar güçlüydü ki son kerte gelişmiş bir elektrik süpürgesi gibi beni geri emdi ve bu bana kurtuluş gibi bir his verdi, ah tüh geri düştük gibi değil.

Yunusların işlevi nedir?

27.07.2012 Birleşik Alan Kullanımı Süreç Notları

Dostlarımızla beraber “Yunusların İşlevi nedir’’ diye sorduk. Birleşik Alan da bize aşağıdaki tabloyu işaret etti. Birleşik Alana, Sevgili Sibel Atasoy’a ve katılan, katılmayan tüm dostlarımıza teşekkürler.

Yunus diye bildiğimiz varlıkların bu dünyadaki işlevi nedir?

Kadın: Oyunun başında garip sesler çıkartıyor. Kendini boşlukta, anlamsız hissediyor. O zamanlar 5. boyut kör gibi olduğu için onu bu dünyaya taşımak istiyor ama erkek daha çekici geliyor. Ne zaman dişi yunus, erkeği bırakıyor o zaman kadın erkeğin arkasına geçiyor. Erkeği seçiyor. Ve tüm oyun boyunca da bırakmıyor. Oyunun sonuna doğru da erkeği de taşıyarak dünyanın dengesiyle birlikte olan dişi yunusun yanına getiriyor. Bi yanlarında da 6. boyut vardı. Oyun boyunca dünyanın dengesinden hiç haz etmedi, nefret etti, sevmedi.

Erkek: Kendini mekanik olarak hissediyor, ruh yok. Kibir var çünkü dünyanın yönetiminin onda olduğuna inanıyor. Dünyanın düzenini devam ettiren oymuş, dediğine göre. Oyundaki hareketin çoğalmasını sağlayan erkekti. Fakat tetikleyicisi kadındı.

Dişi Yunus: Oyunun başında erkeğin arkasına geçiyor yani erkekten hareket alıyor. Yol aldıklarını söylüyor birlikte. O ara manyetik dalgalanma oluyor şiddetli bir şekilde. Ve erkekten ayrılıyor. Erkekle kadın o an birleşiyor. Dünyanın bilincinden nefret ediyordu. Erkek yunusla ve kadınla hep aralarında bir bağlantı var. Erkek yunus ona çok sevimli geliyor. 5. boyut onu rahatlatıyor. Bir yanında dünyanın dengesi bir yanında kadınla erkek, oyunu bitiriyor.

Erkek Yunus: Oyun boyunca yunus sesleri çıkartıyor, hopluyor, zıplıyor, yağan yağmuru takip ediyor. Her şeye oyun gibi yaklaşıyor. Dişi yunusu tetikleyip manyetik dalgalanmayı şiddetlendiriyor. Dişi yunusun yanına sıklıkla gidiyor ama orada kalamıyor fazla. Kendi tabiriyle onun yanında kalıp onunla biraz ilgilenip sonra başkalarının yanına da gitmek istiyor. Kadınla iletişimde.

Manyetik Dalgalanma: Oyunun en başında ciddi gerilim halinde. Konumunu belirleyen şeyden rahatsız ama onu da bırakmıyor. Dişi yunusla erkeğin beraber hareket etmesinden rahatsız oluyor. Dişi yunusu yok etmek istiyor hatta. Ardından kadınla erkeğin birleşmesinden memnun kalır gibi oluyor. Müzikle yakın temasta. Müzik ona çok iyi geldi.

Deniz: Oyunun başında kendini bacaksız, havada hissediyor. Kötü hissediyor. Frekansı izliyor ama çok güçsüz. Ne zaman frekans harekete geçiyor, o zaman bir rahatlama hissediyor. Dünyanın dengesi ona konumunu veriyor. Gökyüzünü seyredip oyunun sonuna kadar dalgalanma ve huzur hissiyle kalıyor. Sadece seslere duyarlı.

5. Boyut: İlk başta kendini kör gibi hissediyor. 5. boyut dünya bilincinden uzaktı, onu istemiyordu. Frekansla uyum içerisindeydi. Manyetik dalgalanmayla yakındı. 6. Boyutla sürekli göz teması halindeydi. Müzik aletleriyle temas halindeydi. Onları çalmayı görevi gibi hissediyordu.

Frekans: Oyuna ilk girdiğinde başının üzerinde bir üçgen varmış gibi hissediyor. Etraftaki tablolarla ilgileniyor. Tabloların içinde deniz ve dalgalanma varmış gibi hissediyor. Sonra harekete geçip tablonun düşmesini istiyor. Tablo düştüğünde deniz ilk canlılığını kazanıyor.

Dünyanın Bilinci: Oyundaki herkesin yanına gidiyor. Sanki veri topluyor gibi. Özellikle dişi yunus ve kadınla aralarında ciddi bir gerilim oluyor. Dünyanın bilincinden her ikisi de rahatsız oluyor. Denize son şeklini o veriyor.

Müzik: Manyetik dalgalanmaya kendini yakın hissediyor. Oyun boyunca müzik aletleriyle oynadı. Oyunun sonucundan memnun. Oyun boyunca kendisini enteresan ve hoş hissediyor. Frekansla ve 5. boyutla bağantılı.

6. Boyut: Oyunun başında her şeyden uzak. Elleriyle spiral hareketler yapıyor sürekli. Ortadaki hareketler ona gereksiz geliyor. Durmaları lazım diyor. 5. boyutla göz teması kuruyor belli bir noktadan sonra. Oyunun sonunda ayakta farklı el hareketleri yaparak bitiriyor ve kadınla göz temasında.

Dünyanın Dengesi: Kadını ve erkeği seviyor. Sürekli gülümsüyor. Dingin bir halde. Suyun yoğunluğunu tesbit ediyormuş gibi hissediyor kendini. Oyun boyunca dingin ve sevgi doluydu.

SONUÇ:

Dünyanın ve kadın-erkeğin son durumunu anlattı, bize. Dişi yunus dünyanın dengesini sağlamakla görevli, bir yandan da kadınla erkeğin birleşmesiyle, dengesiyle de ilgili. Manyetik dalgalanma da müzikle denge buluyor. Kadın, erkeksiz hiçbişeye anlam veremiyor. Erkekle dünyayı anlamlandırıyor. Ayrıca erkek ona hareketi de sağlıyor. Dünyanın bu düzeninde kadın erkeği seçmiş durumda ve erkeği bırakamamakta. Erkek ise, mekanik hissediyor ve tüm dünyayı yönettiğini düşünüyor. Dünyanın bu zamanda bilinci de bozuk. Yalnız denizi hareketlendiren de dünyanın bilinciydi. Dişi yunus dünyanın mevcut bilincinden nefret ediyor. Erkek yunus ise sevinçli bir hoppalık içine coşup duruyor. Yardım isteyene koşuyor ancak hiç bi yerde fazla kalamıyor.