Siz hiç BAKladınız mı?

BAK, Biricik eşsiz BEN’ini yitirmeden BİRLEŞİKLİĞİN tadına ve yararlarına ulaşabilmenin eğlenceli ve aydınlatıcı yöntemidir demiştik. Oygulamaya katılanlar neden böyle iizah ettiğimizi anlayacaklardır, gerçekten de “bilmiyorum” hali insanın biricik Beni’ni (parçacık durumu) yarı yarıya geri çeker ve evren boşluk sevmez, boşaltılan kısma birleşikliğimiz hücum eder (dalga yanımız), hem de hangi konuda bilmediğimizi ifade etmişsek (yönelttiğimiz soru) o konunun cevabı haline geliriz. Zaten bu işlem günlük hayatta da tıpkı böyledir ancak bütünlüğümüz tarafından farkındalıksız olarak yürür gider. Oysa bir BAK seansında katılımcılar ve moderatör, her iki hallerinin de farkındadırlar.

Oyuna katılmayanlar için (hatta bir kez katılanlar da bunu tam çıkarsayamamış olabilir) BAK’ın sorulara nasıl cevap verdiğini anlatmak istiyorum. Bir çok oyun modere ettiğim için yavaş yavaş bende bazı gözlemler ortaya çıkabilmeye başladı. BAK, sorulan bir konuyu, rollendirilebilmiş etkileşimleri kanalı ile tüm gelişimini resmediyor ve nihayetinde şu andaki son durumu eğilimler halinde gösteriyor.

Gelecek henüz netleşmedi. BAK’ın bunu bilmesi mümkün değil, bilseydi özgür iradeden bahsedilmesi olanaksızlaşırdı! Tüm dünya üzerindeki en son eğilimin, önümüzde belirginleşmesi bence müthiş kıymetli bir veridir. Bunu seçim öncesi araştırmalarına benzetebilirsiniz. Olay yaklaştıkça eğilimler,netleşir! Buna rağmen değişmez değildir. Yeterli sayıda yapılan radikal seçim her şeyi alt üst edebilir. Gerçekten ilginç durumlar var. Bu oyunu anlamak için kuantumun basit ilkelerini öğrenmeyi öneriyorum Çünkü bu bizi büyüden bilime geçirir.
BAK Birleşik Alan Kullanımı hakkında: Tıklayınız
Uygulamalarımız ve deneyenlerin yorumları ile şimdi facebook’da sayfamız var:

What is really Matter?

Tek kişilik Bir BAK oynayayım geldi içimden ve soruyla birlikte geldi: “What is really Matter?” Yani “gerçekten fark eden nedir?”

İçimdeki niyet dünya için şu andaki durumu öğrenmekti. Bunun zor bir hesaplama, zaman alabilecek bir bilanço-kar-zarar tablosu olacağını zannettim. Ama aklımdan kovdum. Biliyorsam neden sorayım ki, bilmiyorum dedim.

Bilmiyorum.

Sonsuzca sürermiş gibi gelen bir dinginlik hissediyorum. Hislerimi yazmak için görevlenirilmiş olan ellerim şu an yazmakta olduğum kelimelerin gerginliğini üstlenmek istemiyor ama yine de görevini yapıyor.

Aslında bir enstrüman çalmak ister gibi, ya da çalabilirmiş gibi, havada, tuşlar üzerinde bir dalgalanma halinde parmaklarım, iyi bildiği bir şey bu dalgalanma, onun bildiği benim bilmediğim. Ne tuhaf! Duymadığım ama kesinlikle hissettiğim bir müzik var ve parmaklarım onu biliyor.

Gerçekte her hangi bir konuda taraftar olmuş olanların, onlara kapalı alt planında rakipleriyle nasl sarmaş dolaş olduklarnı gösterdi şimdi bana. Bu öylesine bi resim ki bir kez dahi görmek yeter!

Zamanmış, öznelermiş, trilyonlarca isimlermiş…Bunlara kahkahalarla gülersiniz, hadi gülelim lütfen. Aksi takdirde her an ağlamaya başlayabiliriz.

Onların hepsi, salınımlarımızı ifade etme isteğimizin araçları. Eğer soru olmasaydı, “what is really matter?” dememiş olsaydım, bu benim için bir ölümmüş öyle diyor parmaklarım. Mutlu bir ölüm olurmuş, özlenen bir ölüm.

Soru ise işin mekanik olan kısmıymış, onun içeriğini niyetiniz belirlermiş. Yani ikisi birbirinden ayrılamaz bunların, eğer yaşamak diye bi şey varsa işte “really matter” buymuş!

Bilmeye geçiyorum.

Bu küçük BAK oyunundan anladım ki, böyle bir soru – bir laz fıkrası gibi- beynimize sorulursa acaip bi hesap gerekir, oysa bilmiyorum’un boşluğunda kısacık bir işlemmiş bunun cevabı. Cevap bu kez beni şaşırtmadı, ancak sadelik ve zerafet şaşırttı.

Yeni Dünya için Nöronlar

http://www.okyanusum.com/belgesel/tanri-noronlarda.html

Yirmi dakikalık bir video olduğu ve manken ya da futbolcu barındırmadığı için sabırla izlemek belki zor olabilir 🙂 Şaka yapıyorum…

Bu konu gerçekten de çok önemli; Kendin nedir? işte bu soruya oldukça yalın bir izah yapılıyor; çünkü orada burada devamlı söylenen kendini önemseme, egonu öldür gibi tembihlerin neden yapıldığına dair öncelikle  insanların ikna edilmeleri gerekir. KENDİN denen şeyin seçebildiğin bir arka plan tezine dayanıyor olması, yüceltip yere göğe koyamadığın DUYGUlarının düşünceler tarafından oluşturulduğunu anlamanın değeri çok büyük.
Hislerle duyguların bir an önce ayrılması lazım, TDK yı da göreve çağırıyorum, bu şaka değil çok hayati bir durum.

Videoda göreceksiniz ki bizler sürekli “akla yakın hale” getirmeye çalışan organizmalarız, yani yabani olanı ehlileştirmeye çabalıyoruz, eğer yapamazsak onu reddedip görüş alanımızdan atıyoruz. Dıştan ve içten sürekli ETİKETLİYORUZ. Bu ise mutluluğumuzun en büyük engelihaline geliyor. Şu anda yaşamaktan söz ederken her sözümüz eğer etiketse, anlıyoruz ki zor dostum zor. Aslında bu da şaka çünkü gerçekten zor değil.
Hiç bir şey DIŞSAL değil ve bu varsayımsal bir felsefe değil, günümüzün gerçekliği.
O halde ne yapalım:
1.Kendini gözlemle (bundan kaçış yok)
2.Kesinlik yerine olasılık kelimesini koy
3.hepimizin zincirleme bir reaksiyon olduğunu fark et

Veeee dördüncü önerim, bulabiliyorsan sık sık BAK oyna.

Bİrleşik alan Kullanımı BAK nedir-Tıklayınız–

Rüya Kampları ve BAK

Rüya gurubumuz büyüyüp serpiliyor, bu hafta sonu aramıza Ankara’dan iki yeni rüyacı katıldı; Esra ve Özlem frekanslarımız. Gerçekten birlikte güzel ve verimli bir haftasonu geçirdik. Kampımıza üçüncü kez katılan Şenay bazı anlarda bizi aydırmaya başladı. Ayrıca kampın Cumartesi gecesi yapmayı gelenekselleştirdiğimiz BAK seansları az sayıda katılımcıyla bile bizi şaşkınlıktan şaşkınlığa düşüren sonuçlar vermeye devvam ediyor.Bu gelişmeler beni çok sevindiriyor.
Kamplar dışında yazmaya niyetlendiğim rüya ve vizyon kitabının oldukça zahmetli alt yapısıyla ilgili çalıştığım için başka hiç bi şeye fırsat bulamıyorum.
Ancak şu an itibariyle dokuz-altı bi işte çalışmayan Şenay frekansımız, Nöbetçi Görüşmeci olmaya gönüllü oldu :))) Yani rüyalarını taze taze onunla internet ya da telefon ya da karşılıklı görüşmelerle açığa çıkarmak için bir fırsatınız var.
Bu arada dün gece Brüksel’den Rüya kamplarını ve BAK uygulamasını tanıtmam için bi davet aldım. Hoş bi fikir gibi geldi bakalım nasıl olacak 🙂

Rüya Kampları ve etkinlik için tıklayınız.

*

Rüyalarda ilgimi çeken bir başka özellik de hangi rüyayı hatırlayabiliyor oluşumuzun belirgin bir sebebi olup olmadığı?
Bir çok rüyamız saniyeler içinde bozulup gidiveren bulut fallarını andırıyor. Hatta bazen örgünün ufacık bi ip ucunu bile tutamadan geri geri bilinmeyen alanına çekiliyor. Acaba bu rüyaları hatırlamaya hazır mı değiliz yoksa farkındalığımıza bi katkısı olmayan fizik alem gerilim düşürücüleri mi onlar yalnızca?
Not: gerçek bir soru olduğundan bir BAK seansı hak ediyor bence.

Hangi Reenkarnasyon?

“Reenkarnasyona inanıyor musun?” Dedi durup dururken, sarı düz kâkülü gözlerinden birini tamamen kapatmıştı.
“Niye bir şeye inanmak durumunda olayım ki!”
“E kimse ölüp geri gelmemiş, demek ki bazı şeylere inanmak zorundayız.”
“Bilmiyoruz desek daha rahat olmaz mı? Ayrıca hiçbir şeye zorunlu da değiliz. Bu kelimeyi öyle günde yüzondokuz kere rastgele tekrar etmenin ne tür sonuçları olduğundan haberli misin?”
“Üffff… Seninle de konuşulmuyor! Sadece fikrini merak etmiştim.”
“Öyle sor o halde. Hangi reenkarnasyondan bahsediyorsun bu arada? Hint kültüründeki haliyle mi, yoksa Amerika’nın yeni spritüel rüzgârı kapsamındaki hali mi? Kızılderili yada benzer şekilde kuzey asya inanışı mı?”

“Vaz geçtim”

“Aman tabi ya boşver bunları, arkadaşları çağır da BAK oynayalım.”