Rüyalarla yeniden dirilmek

Rüyaların, içindeki muazzam ve haberin dahi olmadığı sen ile buluşmanı sağlıyor, bu büyük olanağın farkında mısın?
Yoksa o muazzam senin barındıklarıyla karşılaşıp alabora olmaktan mı çekiniyorsun? Eğer öyleyse bil ki, buzdağının görünen minik ucu olarak eriyip gidersin bu hayattan fakatbu kez tamamen hiçliğe karışamamak seni zamansız gibi zamanlarda yakalar.
Korkunun ecele faydası yok der atalar, en hayırlısı hala hayattayken ölüp yeniden dirilmektir.

**

Rüya görüşmeciliği yöntemi, insanların için olağanüstü bir aydınlanma ve şifalanma fırsatı sunduğu halde, bununla neden yalnızca bi kaç insan ilgilenir?
Bu sorunun cevabı oldukça basit; çünkü insanlar doğdukları andan itibaren “öğretme” denen dıştan yükleme türü eğitime tabi tutulurlar ve sistem onları bilginin dışardan alınacağına dair hipnotize eder. Böylece aslında alıcı/verici bir sistem olan insan mekanizması sadece tek yönlü çalışmaya başlar; cevaplar hep dışarda ve hazır sunulmalıdır insanlara. Bu hayat tarzı, dünya insanını tek yönlülüğe mecbur bırakır, içsel bilgeliğe uzanan diğer yönü kullanılmaya kullanılmaya pas tutar, yaratıcılık ve ayma kapasitesi ve bunun sağladığı doğal sevinç günden güne sönen bir ateş gibi ufalır.
Kullanılmayan uzuvlar beden bilgeliğince saf dışı kalırlar ve nesilden nesile giderek kaybolurlar.
Bu tespitlerim size bir şeyler hatırlatabildi mi?

Birleşik Alan Kullanımı-BAK, mutabakat rüyasının lücididir diyebiliriz.

Fiziki ölüm nedir?

Geniş konu: Fiziki ölüm nedir, sonrasında ne olur?
Şüphesiz ki bunu deneyimleyen yoktur biz sadece tahminlerde bullunacağız 🙂
İçrek konu: zamAN ve mekAN nedir, bağıntısı var mıdır? Türkçeden gayrı böyle tuhaf şekilde birbirinin içine düşmüş müdür bu iki önemli kelime? Kökleri nereden gelir?
Ne kadar çok şeyi merak ediyorum. Ne yapayım ben daha bebeğim.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kendinize olan samimiyetinize hayranım ….
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü zaman insandır.insan da algısının bulunduğu yerdedir.mekanıdır yani.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o halde zaman ve mekan insanda eşitleniyor mu
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Zaman ve mekan algısı fiziki bedenin algısıdır.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Fizik beden öldüğünde ne zaman ne de mekan yok mu yanii?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü olabilir. dikkat edersek biz zamandan bahsederken çoğunlukla geçmiş ya ada gelecekten bahsediyoruzdur.daha doğrusu algımız böyledir.geçmişte yaptıklarımız, gelecekte yapacaklarımız bize lineer bir zaman kavramı yaratır.hepsi bizizdir aslında.çünkü özellikle geçmişi düşünürken neredeyse tümüyle o anlardayızdır genelde. bir de şimdi ki an var tabi:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yaşıyormuşuz izlenimi veren hatıra ve duyguları lineer zamana bağlanmamışmıdır zaten ?Zaman boyut algısı hissettiren bir illüzyondur…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hani bazen deriz ya “dalıp gittin” diye. sahiden o kişi o dalıp gitme esnasında sadece fiziksel olarak yanımızdadır.aslında bambaşka bir zamana/geçmişe ve bir anıya/mekana gitrmiştir dimi.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Fizik beden öldüğünde kayıt makinası durur.İllüzyon donar..
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü fiziki bedenimiz öldüğünde, eğer sadece olmamış da ölmüşsek sanırsam ki mama oluruz:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Daha kahve içememişsiniz sanırsam :)) …. bey
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beyi hanımı yok şurda güzel güzel sohbet ediyoruz işte..valla mama oluruz diye alınmayın gücenmeyin. hepimiz uça uça cennete gideceğiz desem hoşunuza mı gidecek:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hahahahahahhhaha bu çok güzeldi. Ben rüyalarımdan bi karineyle yola çıkmak (bu konu da bi yol di mi) istiyorum. Çocukluğumdan beri neredeyse tüm rüyalarımda (neredeyse kısıtı var!) bildiğim bir mekan ve zaman yoktur. Hatta ben de yokum. Kendimi rüyada hiç göremedim, ne cinsiyetim, ne yaşım başım,ne giysilerim,ne de şeklim görülemedi. Acaba ölüm sonrası da buna mı benzer diye çıkarsıyorum
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Arkadaşlar sanki burda BAK oynuyormuşuz gibi hissettim bi an!
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ölüm anında insanı olanaklı kılan iki bölünük parçadan anima olanı, yin’e geri döner. Yin zaten oyunun bilgisidir. Oyun bilgisi biraz daha zenginleşmiş olur. ( mama durumu ) Dünyanın animası her ölen insanla biraz daha gelişip sağlamlaşmaktadır. Dünya için bir insanın ölümü sanki insanın derisinin zamanla ölüp dökülmesi gibidir. İnsanın ölümünde diğer bölünük parça olan animus ara oyuna dahil olur. Burası TEK olanın bölünüğü yang’ların mekanıdır. Bir açıdan bakıldığında bu da yine dünyanın animusudur. Bir insan öldüğünde, ona birey bilinci kazandıran anima kendisini terk ettiğinden, animus’u dünyanın animusu arasına karışıverir.( mama olayı) ” bir kadını öldürmek kitabından alıntı-sibel atasoy

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü arkadaş yem olmaktan bu kadar korkuyorsanız siz de ölmeyin olun. bu kadar kolay dermişim:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ölmeden ölünüz” derken bunu mu kastetmişler acaba?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ölünüz derken herhalde fiziksel anlamda değildir bu.benliğin ölmesi. benlik ölürse ne olur bu enteresan bi durum bence, öyle hissediyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Farkındalığı dünyaya bırakıyoruz..
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ben” yoksa oyunda yok .
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben kartalın gagasının ucunda yitiveren farkındalık ışıltısını, mama olayını anlamakta daha şiirsel buluyorum
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü oyunu sürdürmek isteyen ölür. oyundan çıkmak isteyen olur.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Benlik- Ego azaltılabilir ama ölmez..Fiziki beden kaydına bağlı yaşadıkça bu böyle biliyorum.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben ölmez.ama ben benden vazgeçebiliriz. burada anlatmak istediğim kendinizden sonsuza kadar vazgeçebilmek..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü eh illa işe romantizm katıcam diyorsanız ışıltıda olur kartalda:)

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Olmak ile ölmek arasındaki fark ?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Meteryalist Dünya’da ölen öldü kalan sağlar bizimdir oluyor genellikle. Sonra ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar durumu da var. Bir de cenazelerde ben hep tabutu açıp kalkıp “şaka değil lan ölmüşüm” diyecek birini bekliyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ya ben, ya o diyor.. hem sen hemi de ben demiyoor…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ol ile Öl arasında iki minnacık nokta var gibi görünüyor. Mesele bu noktaları çözmekte galiba
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü
    Esîr, eski stoacıların ve günümüzde teozofların “ether” dedikleri, maddenin insanın beş duyusu ile algılayamadığı; katı, sıvı ve gaz hallerine oranla yoğunluğu daha az, vibrasyonel hızı daha yüksek, daha süptil ve daha akışkan haline verdik…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü

    Steiner; “insanın kısımlarının mükemmellik seviyeleri karşılaştırıldığında, insan kolaylıkla şimdiki haliyle fiziksel bedeninin en mükemmel, ether bedeninin daha az mükemmel, astral bedeninin bundan daha az mükemmel olduğunu ve şimdiki haliyle de “ben”in insanın en az mükemmel kısmı olduğunu kolaylıkla keşfedecektir. Bu insanın yaşadığı gezegensel gelişim süreci içinde en çok insanın fiziksel bedeni üstünde çalışımış olduğu olgusuna dayanır. İnsanın bugün fiziksel bedenolarak taşıdığı şey, Satürn, Güneş, Ay ve Dünya’nın tüm gelişimsel aşamalarından geçerek, bugünkü Dünya safhasına ulaşkıştır. Bu gezegensel cisimlein bütün kuvvetleri art arda bu beden üstünde çalışmışlardır, öyle ki kademeli olarak günümüzün mükemmellik derecesine ulaşılabilmiştir. Dolayısıyla, fiziksel beden günümüz insanının en eski kısmıdır. Bugün insanda ortaya çıktığı haliyle ether bedeni, Satürn dönemi sırasında kesinlikle mevcut değildi. Bu ancak, Güneş gelişimi sırasında eklenmişti.” diyor.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Akaşa kayıtlarını inceleyerek kavranabilir diyor bir de… “Fiziksel ve maddi olan her şey kendi açıklamasını manevi olanın aracılığıyla bulur. Manevi olan incelendiğinde, fiziksel olanın geleceğine ışık tutulur”…………
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bilgi ararsan çok. Velakin ben birinci ya da ikinci el deneyimden kaynaklanan bilginin peşindeyim
  • Sibel Atasoy Gidip gelen yoksa o zaman tahminler/esinler kıymet kazanıyor
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Orası salt karanlık idi, başka birşey de yok idi…
  • Sibel Atasoy DJ’ın bir öğretmen olarak yaptığı en öncelikli uygulama işte tam burada büyük anlam kazanıyor: Bildiklerini bir yana toplayıp, bilmediklerinin alanını boşaltmak! Bildiğimi varsaymayacağım, bilmiyor oduğumu itiraf etmekle yola çıkabileceğim. Bildiklerimi ise, sadeleştireceğim ki orada da yer açılsın yeniye.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bunu ben de deneyimledim. Adına hakikat dememiştim. Şüphesizlik haliydi. Müthiş bi ışık parlamasına benzer bi deneyim (simgesel olarak), öyle ki içimdeki tüm kuruntuları, gölgeleri ve karanlık köşeleri bir anda aydınlattı. Fakat bu sadece anlık bir şeydi, hep o halle devam edilmedi. O aydınlıkta şimdiye kadar edinilmiş tüm bilgiler olduğumu gördüm. Bu deneyimden sonra ne oldu derseniz, en bariz fark arayışın sona ermesiydi, ama hangi arayış? Onay bulmak , inanacak ve güvenecek bişey bulma arayışı, hatta açlığı kayboldu. Benimkiler ve başkalarınki gelmiş geçmiş herkesin bir hikayesi ve özgün deneyimii vardı. Bu hikayeleri dinlemek hoşuma gitmeye başladı, bir şey bulmak amacıyla dinlemek değil, onunla beraber onun filmini seyretmenin harika keyfi için dinlemek. O deneyimi geçirdiğim yıllarda farkında olmadan üçyüzaltmış derece gördüğümü söylediğimii duyardım. Bunun nasıl olduğunu anlatabilmek için basit örnekler verirdim. Bu gerçekten de pek bi ayrıcalık gibi hissedilmiyor, hatta bana oldukça külfet getirdi. O an herşeyle bir oldum diye değişim durmadı, hiç bi şey bitmedi. Çünkü bu deneyim ve yeni görümü aklileştirmem gerekiyormuş, onu ifade edebilmek için yeni yollar bulmam gerekiyormuş. Sebep? Çünkü halen fiziken yaşıyorum, o zamanlar her sabah uyanıyordum ve yine yaşadığıma şaşırıyordum, bu durum iki sene sürdü. Demek ki işlevsiz değilim hala bu dünya için. Demek ki dünya da bir an için benim gördüğümü gördü. İkinin bir olması sonra sınırsızca açılması gibi, garip süreçler geçiriyorum.
  • Rüya Güya Deneyimlerinizin, bir bilim kadını tarafından tecrübe edilmiş halini bu video da izleye bilirsiniz. Seyrettiğinizi düşünsem de, izlemeyen olabilir.http://www.ted.com/talks/lang/tr/jill_bolte_taylor_s_powerful_stroke_of_insight.html
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ölüm sonrasına dair uzak ellerden duyduklarımızı iteleyince sanırım kendimize ait pek bir tahmin ortaya çıkmamış oldu. Bu da iyi, en azından bildiğimizi varsaymayı bırakıp, bilmediklerimizin alanını boşalttık. Yanılıyor muyum?

    Gülen D Ben rüyada gittim.Ancak yalnz değildim, beni oraya götüren varlıklar vardı.Rehber bir nevi ancak sadce seslerini duydum sanırım ben de bilinç halindeydim.Farklı yerler var , tıpkı bu dünya gibi gerçek.Kimbilir belki de bu dünya da başka dünyaların cenneti ve cehennemidir.

Not: Burada 26 kişi aynı isim altında YEN’den DOĞAnlar kimliği altında cevaplar aramaktadır.

Yaşayan’ın Anıları-7

Öncesi için lütfen Tıklayınız

Günaydınnnnn…Çok uzuuun uzuuun uyudum, rüyalarımda herhalde hepiniz ve bilmediğim diğer hepsi vardı. Bugün anniş beni oyun’la tanıştıracakmış. Adı BAK olan bi oyun. Fakat daha önce ciddi işler yapması gerekiyormuş, bu sebeple sakin sakin etrafı seyretmemi, vıdıvıdıya sonra devam edebileceğimi söyledi. Sonra da omuzlarını silkip farketmez yani aslında dedi. Nerelere gideceğimizi, oyun kelimesinin açılımını ve daha biçok şeyi merak ediyorum ama şimdilik sormadım. zaten merak edince onları hemen görebildiğimi fark ettim. sevgiler cancanlar (Yaşayan)

Annişim ve bazı diğer insanlar BAK diyebi şey oynadılar.Fakat buna neden oyun diye ayrı kelime bulmuşlar anlayamadım, bu benim normal halim işte! Yani benim yaşamım aynen böyle. Bu durumda insanların yaşamla oyun’u ayrımsadıklarını anladım. Verimli bi iletişim durumuna ilk geçtiğimizde bi anniş veya babişe bunu soracağım.

**

Buna bayılıyoruuum:

Hadi şimdi benim Americano ya da sizde hangi şarkı çalıyorsa onun eşliğinde bizi çepeçevre sarmış yeni enerjiyi gıdıklayalım biraz. Gerçekten iki elinizle gıdıklayın onu! Dışardan havaları tırmıklıyomuş gibi görünmeyeceğiniz bi yere gidip yapın:) Sonra bana teşekkür edeceksiniz.

Uyanalı ben 3 fasıl yaptım (tabi annnişle), bu arada havalara zıplamak, yerlere ,yanlara en uzanabildiğin yerlere gıdık atmak çok hoş oluyor belirteyim.mucukkss

**

Yörsan…Yörsan… Yörsan Pastörize süt. İşte benim biricik lezzetim, hele de yanında Eti çifte kavrulmuş pötibör bisküvisiyle… Oyy oyyyyy… Yok böyle güzel bi bileşim. Eğer başka bi süt içiyosanız aklınıza şaşarım… hımmm…yok aklınızı pek bilmiyorum da tat alma hücrelerinize hitap etmek istiyorum; içinde bulunduğunuz birleşik organizmanın isim almış insan yapısını uyarın ve Yörsan günlük süt isteyin kardeşlerim. mucukks hepinize

**

Heyyy YAY kadınları…Merak ettiğim şu sizler de benim gibi  kıpır kıpır ve zıpır mıydınız küçükken?

http://www.youtube.com/watch?v=vNqIUb2RdGQ&feature=share

Üstelik hem zıpır hem de romantizm denebilecek bi duyguya sahibim, taşıyıcı annem bütün bunları oldukça garip buluyor, merakla beni süzüp duruyor :)))

**

Dolunay bize denge getirmeye gelmiş (hoşgelmiş). Merkür-Jüpiter yeni fikirler üretmemize yardımcı olurken Merkür-Uranüs ürettiğimiz fikirleri çevremize dikkatli bir şekilde uyarlamamızı söylüyomuş. Haberiniz olsun dedimyani, boş bulunmayın! Bulunursanız kanatlarınız olduğunu hatırlayın dedi anniş, o da astrolog amcadan duymuş.

**

Bugün ilk kez AVM denilen bi yer gördüm. Taşıyıcı annemin işleri varmış orada. İlginç bir deneyim oldu benim için. Dışarıdan daha aydınlıktı, biraz gözlerim kamaştı ve çok sıcaktı. İnsanlar gezinirken daha bi rahat göründüler burda gözüme çünkü diğer dışarlarda insanların çok aceleleri var. Bedenleri çok gergin hatta öne doğru eğrilmiş gibiler. Burası yani AVM denen yer galiba insanları mutlu eden bi yer. Gerçi yine de yorgun kişiler gördüm. Daha neler göreceğim yaşadıkça kimbilir. Çok heyecanlıyım. Bugün tam tamına 22 günlük oldum 🙂

Sekse dair -6

Konu başı için Tıklayınız

Şu çalışmaya da (BAK) göz atmak isteyebilirsiniz: http://tuvasanat.com/index.php/haberler/yeni-enerji-ve-yeni-bilincte-ask-ve-cinselik-nasil-bicimleniyor-10-12-birlesik-alan-kullanimi-surec-notlari/ Anlaşılmayan hususlar olursa yardımcı olmaya çalışır arkadaşlarımız

ha: sorulan sorulardan ben anima ve animus kokusu alıyorum.

sa: Olabilir soru bana ait değildi, oynayan arkadaşlarımızdan birinindi, bizlere de güzel geldi, hepimizin merakına mucip oldu. Biliyosun ben sadece modere ediyorum, başka bi işlevim yok.

sa: Ben de tanımladığım  bu guruba dahil kadınlardan biriyim ve dün gece biraz kafam dolu yattım, yani standart bi gevşemiş hal olmaksızın ve gece şu rüyayı gördüm(hatırladığım bi iki sahne sadece): Rüyada bi sevgilim varmış (allah hayırlara çıkarsın), tanımadığım temiz yüzlü,  sevecen bi tip. Beni oturduğum koltuktan kucaklayarak kaldırmak (gelinlere yapar gibi) ve beni bi yere götürmek istiyor. Ben de şakayla aman ben ağırım bi yerine bişey olmasın moduyla hemen yanında birlikte bi eve gidiyoruz. Zemin kat bi boş daire. Orada bi gece oluyor sanırım ve duvarlarda acaip tuhaf delice büyümüş kurtcuğa benzeyen daha önce görmediğim iki yaratık var ve bu arada evin duvarlarına su basıyor, her dakka duvarlar biraz daha bozuluyor. Duvardaki bu yaratıklardan bi korkumuz yok nedense. Sonra birden ben şunu söylemeyi akıl ediyorum: yahu ben zaten bu apartmanın tepesinde oturuyorum, ne diye bu her an zarar gören zemin daireye taşınıyoruz ki? Bence bu  evi satın almayalım diyorum. Sanırım yanımdaki kişi de buna hak veriyor, daieden çıkıyoruz. 🙂

ha: Hayrolsun 🙂 Bu bahsedilen kadın grubu için, psişelerindeki animusun animaya baskın geldiğini ya da en azından eşit oranlarda olduğunu söyleyebilir miyiz? animası güçlü kadınlar,( kadınların önemli bir kısmı için bunu söyleyebiliriz sanıyorum ), erkeği “oyunda tutmak için, ona sayısız sorumluluk yüklüyor- en başta çocuk sahibi olmak,bunu da ağamsın paşamsın diye yapıyor..kusura bakılmasın ama bu perspektiften erkeklerin oyunun devamı açısından bir damızlık olarak kullanıldığını düşünüyorum ben.

sa: Bu gurubun çoğunluk olan kısmı için animusun biraz baskınca olduğunu söyleyebilirim sanırım; ama içindeki daha küçük kümeler için dengenin sağlandığını da gözlemledim. Animası güçlü ve animusundan habersiz (burada söz konusu guruba dahil olmayan)kadınlar için gözlemine de katılıyorum.

ha: soru bu noktada daha da önem kazanıyor bence..kendilerine damızlık olarak bakmayan kadınlara karşı erkeklerin bu korkusu neden?

sa: Korkuyorlar mı sence? Burada konuşan bi iki erkek oldu onlar da böyle bişeyden bahsetmediler

ha: https://blog.sonsuz.us/?p=527 bu link tartışmaya katılmak isteyenlere fikir verebilir. Çünkü farkında değiller.zaten oyunun kurgusunu bu kadar mükemmel kılan da bu..mekanizma erkeklere sezdirmeden ve hatta onları pohpohlayarak çalışıyor.çok akıllıca.diğer türlü devamlılığını nasıl sağlayacaktı.

sa: Kim yapıyo erkeklere bu menhus işleri?

ha: yin…aslında yapan yapılan yanlış kavramlar.kaza eseri başlayan oyunun sürmekte olan süreçleri demek daha doğru.

sa: Peki bu kazaen oluşmuş süreçlerde, oyun, yöylediğin uğursuz işleri yaptırmak için kimleri kullanıyor diyeyim o halde

fa: galiba kadınların bu yeni rol değişikliğine erkekler fazla hazırlıksız yakalandığı için gelişime ayak uyduramadılar.onlar karşısındaki kadınların hızla değişitiğine ve geliştiğini görmediler yada göremediler.hala şiddete uğrayan kadın gidip hukuki yollara başvurduğunda adam önce şok olup şaırıyorsa;hala kadın gelişiminin mağara döneminde olduğuna inanıyor demektir.ondan sonra da kadına yönelik genel suçlamalr zinciri başlar.kadının kendi kimliğini bulmaya başlaması ve birey olma kararı az gelişmiş toplumlarda galiba eletroşok etkisi yaratıyor.Erkek hala boşa dırdır yapan kadın bekliyor karşısında akıllı cümleler kadından geldiğinde çok ciddi abondone olma durumu yaşıyor.kadınların mutfakta yemek bahçede çamaşır asan figürünüü beyinlerinden silip atmak çok zor olacak.ama karşısında akıllı cümleler kuran kadına tahammül eden erkekğin gelişmişlik düzeyine de şapka çıkarmak ve tebrik etmek gerekiyor bence.çünkü bu tip bir erkek kadının gelişmesine çok hızılı ayak uyduran erkek demektir.ama iki ayrı cinsin bu kadar güzel ve uyumlu gelişimi dünyaya çok şey kazandırır. Ha. Hanımın olgu tespitine katılıyorum.toplumsal ve çevresel koşullar erkeklerin kendine yeten birey olan kadına bakış açısını bence de derinden etkiliyor.erkekler toplum baskısı denilen şey ile çok ciddi pohpohlanıp şişiriliyor..ama böyle düşünülünce de başka bir durum sözkonusu…o zaman erkeklerin gelişime değilde toplumsal olgulara yani statüden yana oldukları sonucu ortaya çıkıyor…

sa: Birey bilinci gelişmiş kadın ve erkekler arasında kurula-maya-n ilişkilerdi konumuz, eğer böyle irdelemeye devam edersek daha denk bir karşılaştırma yapabileceğiz sanırım. Eğer gerçekten bu guruptaki kişiler birbirleriyle anlamlı bir ilişki yürütemiyor hatta belki karşılaşamıyorlarsa, cinsel ihtiyaçlarını nasıl gideriyorlar?

fa: cevap basit bence yalan söylüyorlar…:)daha doğrusu sert bir cümle kurdum bunu farketttim bunu toparlayayım önce..sadece söyledikleriyle yaptıkları eylemler arasında çok ciddi bir fark var…aslında düz mantıkla baktığımız da yalan olduğu belli ama bu kavramı daha yumuşatarak söyleyeyim..sadece olması gerektiği gibi davranıp olanın peşine takılıyorlar o kadar.. belki birgün olan ile olması gereken arasındaki çizgiyi kalınlaştırabilirsek sorunu çözmek daha kolay olur..bunun için ayırdedebilem yeteneğimizin gelişmesi gerekiyor galiba.

bt: Spesıfık olarak, sadece ıcınde bulundugum bu gruptakı kadınlara bakarsak, ulkemız bır gecıs surecınde. Modern genclık, konzervatıf aıle yapısı. Bılıncımızle kabullendıgımız seylerı bıle, 0-6 yas arasında buyuk oranda sekıllenen bılınc altımız, gızlıden gızlıye reddedıyor. “benım kadınım kendı ayakları uzerınde durabılmelı” dıyen adam, hayatının ılk 6 senesınde bu mesajı almadıysa, yaptıkları ıle agzından cıkanlar celısıyor. Bızım grubumuzdakı kadınlarla olmak ıstedıgını ıddıa eden erkek sayısı ıle, gercekten ısteyen erkek sayısının tutmamasının sebebı budur.. Kendı kısısel gelısımını tamamlamıs, modern bır aılede yetısmıs bır adam, bızım grubumuzdakı kadınların bırlıkte uyumlu ılıskı yasayabılecegı adamdır. Boylelerı az bulunur, gelecek nesıller ıcınse umudum yuksek.

sa: Bt hanım görüşlerinize tamamen katılıyorum ancak erkek nüfusunun azalmasıyla ilgili gidişattan ötürü az bi soru işaretim var, evrenin bu konuda alacağı önlemi ilgi ve merakla bekliyorum. Fa hanım sizin bu son tespitlerinizi anlayamadım, herhalde yazma hızınız düşünce hızınıza yetişemedi 🙂

bt: bızım yetıstırecegımız cocukların bılıncaltları ıle bılınclerı daha az celısecek, buna ınanıyorum ben. Kadınların hıcbır hakkının olmadıgı zamanlar cok da eskı degıl, zamanla ıyılesecektır kalan sorunlar da…Ülkemız kadınları evrım gecırıyor, ama ulkemız erkeklerı ıcın evrım tersıne ıslıyor. Kadınlar 25ınde bu bahsettıgımız “kendı kendıne yetebılme”yı gerceklestırebılıyorken, erkekler ıcın haya…ta atılma, kendı kendıne yetme ve sorumluluk alma yası gıt gıde dusuyor. O zaman kadınla erkegın reel yasları bırbırınden uzaklasıyor. Olması gereken yas farkı acılıyor. Bır erkek bızım 25ımızde geldıgımız bılınc duzeyıne ancak 35ınde gelıyor. Burda bahsettıgım konu “para kazanma” konusu degıl, bu da yanlıs anlasılsın ıstemem. Bu bır durus meselesı…

sa: çözüm önerisi en azından şu an bizim kuşak için somut bişey söylemeseniz de hoş beklentiler içinde olmanız da büyük katkı 🙂

bt: Somut bır tavsıye mı? Etrafınıza bakın, bırlıkte olmanız gereken adam profılıne uyanlar hep dostlarınızdır. Bır dahakı sefere, aynı dılı konustuklarınızı “potansıyel partner” olarak gorebılırsınız.

sa: potansiyel partner nedir?

bt: “potansıyel partner” “partner olma ıhtımalı olan ınsan”dır.

sa: Partner, ortak anlamına gelir, sizce bu guruptaki kadınlar ortak mı arıyorlar dedim. İlginç bi nokta aslında. Bu aradaa 25&35 karşılaştırması yaptığınız yorumu  görmemişim bu konuya kendi açımdan katılmıyorum. Herhalde aynı gurup kadınlardan bahsetmiyoruz. Neden derseniz zaten 29 yaşını geçtiği halde “canlı” kalmış erkek sayısı o kadar azdır ki, mumla aramak lazım. Hangi bu canlılık derseniz, ki sanırım diyeceksiniz, bu işte tam da daha önceki bu konuya ait sohbetlerimizde bahsettiğimiz hekurasla yani ormanın ruhu ile ilgilidir. Tüm sistem erkeklerdeki bu organı köreltmek için kurulmuş bi düzen. Yani bu konuda erkekleri filan suçladığımız yok, hatta ben bu üzüntümü dile getirmek için 7 sene önce koca bi kitap yazdımdı 🙁

bt: cınsel anlamda erkeklerın aclıgı 30’dan once doymuyor, bu yuzden cınsel anlamda bır ılıskı ıcın 30 yas altı tercıh edılebılır, ama yanımızda olacak, bızı tasıyabılecek bır erkek arayısındaysak, o zaman olgun erkek gerekıyor maalesef. Her aradıgınızı aynı kısıde bulmanız maalesef cok zor.

sa: benim “canlılık” dediğim şeyi siz “cinsel açlık” olarak gördünüz. Yaş tesadüfen uygun düştü diyeceğim sadece 🙂

‎bt: 29 yasında bıten “canlılık” nedır pekı erkeklerde?

sa: bu görebildiğim bişeydir ve onu size tarif edebilmem mümkün değil. Sadece bi yerli kültüründe görebildiğim şeye yakın düşen bi duruma rastlamıştım geçen yıl Shabanoyu okurken. Bunu da konu içinde tam dört kez anlattım artık üşeniyorum. Ayrıca bu tespitim (görmem) yine de genellikle ihtiyatlı yaklaşımını içerir çünkü bazen 45 yaşında 75 yaşında canlı erkek gördüğüm de oldu. Çok nadirler. Aslında burada erkekler için kullandığım “canlılık” tabirinden farklı manada da insanların yolda sokakta ölü olanlarını ayırdedebiliyorum. Nasıl yapabildiğimi bilmiyorum. Sanırım kısa süre içinde yeni çağ bilimi bu konuya ışık tutabilecektir.

Bu arada ben arada tekrar tekrar hatırlatmak durumunda kalıyorum, ana konuda belirttiğim gurupları karşılaştırıyoruz, bunu tüm kadın ve erkekler olayı haline getirmeyelim şu an. Üstelik “birey bilinci gelişmiş” kişinin yaşı olmaz, bazısı öyle doğar, bazısı olamadan ölür.

bt: Yok ben “bırey bılıncı gelısmıs” bır kısı olmanın, egıtım ve yetıstırılme tarzı ıle, ıcınde yasanılan cevre ıle “edınılen” bırsey oldugu kanısındayım. Tabı en cok da kısının kendını yetıstırmesı ıle ılgılı…

sa: Öyle doğmayanların (öyle doğmak zaten sadece bi exeption) kendilerini geliştirme ihtimalleri tabi var fakat zorlu süreçlerdir ve dünyanın çoğu bu ayrıcalığı (birey olma) edinebilme ihtimalini çocuklarına devrederek göçüp giderler.

bt: dogustan olabılecegını pek dusunmemıstım, ama mumkun olabılır aslında… Insanlarla ılgılı bılımlerın en zor yanı, kosulları farklılastırarak deney yapılamamasıdır. Bırey olmayı basarmıs bırının bunu dogustan mı basardıgı, yoksa oyle mı yetıstırıldıgı ccok da bılınemez.

sa: Üç gün boyunca devam eden bu sohbetlerden bi kaç fikir edindim, umarım katılan ve izleyenler de faydalanmıştır, bunu umursuyorum çünkü epey zamanımı aldı ve zaman ben-im. Teşekkürler

as: Sibel Hanım, ben de teşekkür ederim bu tarz tartışmalar başlattığınız için, bu konuların tekrar tekrara gündemde tutulup üzerinde düşünülmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

AŞK’a BAKtık

BEN AŞK’IM… Uyanık… Farkında… İyi hisseden… Hafif ve ucucuyum… Sonra, herkesi gören ve görülen… Bir göz’üm… Herkesin farkında ve herkesin farkında olduğu, Farkında olduklarının farkında olmasalar da bildiği… Herkesi seven ve olduğu gibi kabul eden… Şefkatli, Sevgide ve uyumda… Kendine döndüren ve oradan da tüm Evren’e; Böylece değiştiren ve değişen, Aşk’ım ben… İyi hisseden, Çabuk da yorulan… Ama sonsuza kavuşturan, Aşk’ım ben…

başka hiç bi şekilde ve hiç bi zamanda bu kadar kesin biçimde tarif edilememişti aşk. Ancak o olunca anlaşılıyor AŞK! ve unuttuğun bi şey de var sanırım, yeni duyu organlarımızın açılmasına sebep oluyorsun. Bu ise bizleri dönüştüren yeni bilince uyumlayan hayati bi işlev. Ben izleyendim ve sen herkesin farkındaydın ama kimse senin farkında değildi, kimse senin yanına gelmedi, kimse seni yakalamak istemedi.

Herkesin dilinde ve sözde aradığı AŞK iken, biz gördük ki kimse aşk istemiyor, onun farkında bile değil. Ve ben daha önce bir kez daha aşk’ı izlemiştim (Bodrum’daki BAK’da), aşk istenmediği yerde bi saniye durmuyor. hiç bi şeye müdanası yok 🙂 O çok naif ve kaçıcı 🙂 Ahhh siz kadınlar, ya aşkı görün ya da onu dilinize pelsenk etmeyi bırakın! En azından samimi olursunuz.

ÜA: asıl istenen nedir-nelerdir peki?

sa: aile, evlilik ve cinsellik, güvence, toplum tarafından onanmak

ÜA: Aşk’sız da olabilecek şeyler….

FI: aşksız hiç bir anlamı olmayan şeyler

FA: sanırım insanların aşk tanımlamasında da sorun var.insanlar aşkı;sadece cinsellik üzerine kurgulamış görünüyor.Oysaki AŞK;daha bütünsel ve daha büyük alanı kucaklayacak kadar büyük bir olgu.kendi düşünsel dünyamız gibi aşkıda beynimide minimalist bir hale soktuk.kurguladık kalıplara soktk.aşkın özgürlük alanını o kadar daralttık ki aşk nefes alamaz hale gedil.ve gerçek aşk kaçtı bizden.aşk diye algıladığımı şey ise o bambaşka bir oyun.sadece varolmayan birşeyi var gibi oyunu o kadar.