Yaşayan’ın Anıları-7

Öncesi için lütfen Tıklayınız

Günaydınnnnn…Çok uzuuun uzuuun uyudum, rüyalarımda herhalde hepiniz ve bilmediğim diğer hepsi vardı. Bugün anniş beni oyun’la tanıştıracakmış. Adı BAK olan bi oyun. Fakat daha önce ciddi işler yapması gerekiyormuş, bu sebeple sakin sakin etrafı seyretmemi, vıdıvıdıya sonra devam edebileceğimi söyledi. Sonra da omuzlarını silkip farketmez yani aslında dedi. Nerelere gideceğimizi, oyun kelimesinin açılımını ve daha biçok şeyi merak ediyorum ama şimdilik sormadım. zaten merak edince onları hemen görebildiğimi fark ettim. sevgiler cancanlar (Yaşayan)

Annişim ve bazı diğer insanlar BAK diyebi şey oynadılar.Fakat buna neden oyun diye ayrı kelime bulmuşlar anlayamadım, bu benim normal halim işte! Yani benim yaşamım aynen böyle. Bu durumda insanların yaşamla oyun’u ayrımsadıklarını anladım. Verimli bi iletişim durumuna ilk geçtiğimizde bi anniş veya babişe bunu soracağım.

**

Buna bayılıyoruuum:

Hadi şimdi benim Americano ya da sizde hangi şarkı çalıyorsa onun eşliğinde bizi çepeçevre sarmış yeni enerjiyi gıdıklayalım biraz. Gerçekten iki elinizle gıdıklayın onu! Dışardan havaları tırmıklıyomuş gibi görünmeyeceğiniz bi yere gidip yapın:) Sonra bana teşekkür edeceksiniz.

Uyanalı ben 3 fasıl yaptım (tabi annnişle), bu arada havalara zıplamak, yerlere ,yanlara en uzanabildiğin yerlere gıdık atmak çok hoş oluyor belirteyim.mucukkss

**

Yörsan…Yörsan… Yörsan Pastörize süt. İşte benim biricik lezzetim, hele de yanında Eti çifte kavrulmuş pötibör bisküvisiyle… Oyy oyyyyy… Yok böyle güzel bi bileşim. Eğer başka bi süt içiyosanız aklınıza şaşarım… hımmm…yok aklınızı pek bilmiyorum da tat alma hücrelerinize hitap etmek istiyorum; içinde bulunduğunuz birleşik organizmanın isim almış insan yapısını uyarın ve Yörsan günlük süt isteyin kardeşlerim. mucukks hepinize

**

Heyyy YAY kadınları…Merak ettiğim şu sizler de benim gibi  kıpır kıpır ve zıpır mıydınız küçükken?

http://www.youtube.com/watch?v=vNqIUb2RdGQ&feature=share

Üstelik hem zıpır hem de romantizm denebilecek bi duyguya sahibim, taşıyıcı annem bütün bunları oldukça garip buluyor, merakla beni süzüp duruyor :)))

**

Dolunay bize denge getirmeye gelmiş (hoşgelmiş). Merkür-Jüpiter yeni fikirler üretmemize yardımcı olurken Merkür-Uranüs ürettiğimiz fikirleri çevremize dikkatli bir şekilde uyarlamamızı söylüyomuş. Haberiniz olsun dedimyani, boş bulunmayın! Bulunursanız kanatlarınız olduğunu hatırlayın dedi anniş, o da astrolog amcadan duymuş.

**

Bugün ilk kez AVM denilen bi yer gördüm. Taşıyıcı annemin işleri varmış orada. İlginç bir deneyim oldu benim için. Dışarıdan daha aydınlıktı, biraz gözlerim kamaştı ve çok sıcaktı. İnsanlar gezinirken daha bi rahat göründüler burda gözüme çünkü diğer dışarlarda insanların çok aceleleri var. Bedenleri çok gergin hatta öne doğru eğrilmiş gibiler. Burası yani AVM denen yer galiba insanları mutlu eden bi yer. Gerçi yine de yorgun kişiler gördüm. Daha neler göreceğim yaşadıkça kimbilir. Çok heyecanlıyım. Bugün tam tamına 22 günlük oldum 🙂

Ah, bu pasta çok lezzetli

Bir Zen ustası Ölüm döşeğindeymiş. Son günü gelmiş ve o akşam artık öleceğini ilan etmiş. O yüzden mü- ritleri, havarileri ve arkadaşları gelmeye başlamış. Onu seven çok insan varmış ve hepsi gelmek istiyormuş. Çok uzaklarda olanlar bile hemen gelmiş. En eski müritlerinden biri ustasının ölmek üzere olduğunu duyunca hemen pazara koşmuş. Biri sormuş: “Usta kulübesinde ölüyor, sen neden pazara gidiyorsun?”

Eski mürit yanıtlamış: “Ustamın bir tür pastayı çok sevdiğini biliyorum. Gidip ona o pastadan alacağım.” Pastayı bulmak hiç kolay olmamış ama akşamüstü bir şekilde bulmuş ve elinde pastayla kulübeye koşmuş. Kulübede herkes endişeliymiş. San…ki Usta birini bekliyor gibiymiş. Gözlerini açıp etrafı tara- dıktan sonra tekrar kapatıyormuş. Mürit, kulübeye gelince hemen sormuş: “Tamam, sonun- da geldin. Pasta nerede?” Mürit pastayı çıkartmış. Usta pastayı sorduğu için de çok mutlu olmuş. Ölmek üzere olan Usta pastayı eline almış … ancak, eli titremiyormuş; çok yaşlı olmasına rağmen elleri titremiyormuş…

O yüzden biri sormuş: “Bu kadar yaşlısın ve ölmek üzeresin. Yakında son nefesini vereceksin ama ellerin bile titremiyor.” Usta yanıtlamış: “Ben asla titremem, çünkü korkum yok. Bedenim yaşlanmış olabilir ama ben hâlâ gencim ve bedenim geride kaldıktan sonra bile genç olarak kalacağım.” Sonra pastadan bir lokma alıp çiğnemeye başlamış. O sırada biri sormuş: “Son sözün ne olacak, Usta? Yakında aramızdan ayrılacaksın. Neyi hatırlamamızı istersin?” Usta gülümsemiş: “Ah, bu pasta çok lezzetli.”…

Ah o incir var ya o incir!

Ah o incir var ya o incir, ne karşı konulamaz, büyülü bişeydir o! İlk tanıştığımız günden beri bana yaşattığı his budur ve değişmedi.
Lezzet, koku, zerafet, ses her şeyi bir başkadır. Kabuğu bile başka bi lezizdir.

Bazı ülkelerdekinin kabuklarından kurutulup bir çeşit (şamanik) marakaslar bile yapılıyor. Son zamanlarda piyasada oldukça çoğaldı ve dolayısıyla da ucuzladı. Hatta ritm gecelerimiz için ben de almıştım, bi tane de hediye geldi geçenlerde.

Çok bilinen bi atasözümüz de var incir hakkında: Ocağına incir ağacı dikmek!

Tabi herkes bunun anlamını bilir 🙂 Bilir de bilhassa müşahade etmiş midir bilinmez. Ben bu atasözünün fiziken ne olduğunu defalarca gördüm. Bu incir ağacının kökleri fecidir, duvar, temel, beton filan dinlemez, patlatır geçer! Eh bu durumda ocağın(ev-yuva) kutsal bilindiği hayat için korkulu rüya olması çok normaldir.

Kökü böylesi anarşist olan bi ağacın meyvesinin bu denli baştan çıkartıcı, iç gıcaklayıcı olması hiç ilginizi çekmiş miydi bilmem.

A bir de, yaprakları ünlüdür hatta cenneten kovulmanın daha ilk başında sahneye çıkar. Nasıl mı? E tabi ayıp yerlerin örtülmesi için! Ki bu bizatihi Lilith’in günahı sebebiyleydi. (Havva’nın demedim çünkü sanırım o henüz yoktu)

Neyse gördüğünüz gbi incirin kökleri çok derine gider! 🙂