Yaşayan’ın Anıları-8

Öncesi için Tıklayınız

Az önce balkonda (anniş sigara kahve içerken) yağmuru seyrediyorduk ve birden önümüzden iki tane yeşil papağan hızla geçtiler ve “günaydın frekanslar” diye bizi selamladılar. Anniş sadece şahane bi kuş sesi duydu gerçi ama fark etmez, ikimiz de çok heyecanlandık ve bi ağızdan “heyyyyyy” diye bi çığlık attık. Hayat çok güzel.

**

Anniş gece sıcak sevmediği için ısıyı azaltmış, sabah derecenin 17 ye düştüünü görünce, ah vah yaptı, evde bebek var sorumsuz davrandım diye pişmanlık duydu. O beni ara sıra anlasa da ben onun tüm hislerini ve düşüncelerini algılıyorum. Böyle hissetmesi ne tuhaf! Ne yani onun mükemmel olmasını bekleyen mi var ki! Ben onu mükemmel diye seçmedim. İnsanların pişmanlık duymaya bu derece yatkın  olmaları beni şaşırtıyor. Gerçi taşıyıcı annem o an söyleyip gereğini yapanlardan, zaten hafızası pek iyi değil sonraya bırakırsa unutacağını biliyo 🙂

Şimdi çevremizdeki her bi şeyi gıdıklıyoruz, zıplıyoruz. Hem ısındık hem enerjiyle dolduk. Harika süper, yaşadığım için çok memnunum.

**

Taşıyıcı annem (ona bundan sonra SA diyeceğim, elim yoruluyo), ekteki yazıyı okuyunca bi tuhaf oldu. Uzun uzun bana baktı. Allah allaaahhh diye bişey söyledi. Niye bu kadar şaşırıyo ki bu kadın zaten bildiği şeylere, bunu anlayabilmiş değilim. Belki de şaşırmayı zevk edinmiş olabilir diye fikir yürütüyorum (Y) 🙂

11 Ocak 2012 – Ay Aslan Burcu’nda ilerlerken Venüs sıkı bir değişime neden olabilir.

**

Bu kadar (YÖRSAN pastörize süt) reklamdan sonra bana uzay emziği göndereceklermiş, az önce reklam müdürü sa’yı aramış 🙂

**

Araba farlarının önünde sanki gökten beyaz altın dökülüyor gibi görünüyor. Belki de yıldızlar yağıyordur bilemiyorum ama içimde müthiş bi coşku var. Hep bu günleri ve anları beklemiş gibiyim. sa buna kar dendiğini söyledi fakat ben böyle bi tane kısacık kelimeyle ifade edilebileceğini sanmıyorum.

**

http://www.facebook.com/pages/YEN%C4%B0den-DO%C4%9EAnlar-Kulub%C3%BC/342197982471290

YENİ’den doğanlar bunun anlamını bilir, o sebeple izahat gerekmez. Özgür iradeye aşk veren bilinmeyen’in muhteşemliğini bizzat deneyenler, enerjinin gani olduğunu bizzat keşfedenler

Yaşayan’ın Anıları-7

Öncesi için lütfen Tıklayınız

Günaydınnnnn…Çok uzuuun uzuuun uyudum, rüyalarımda herhalde hepiniz ve bilmediğim diğer hepsi vardı. Bugün anniş beni oyun’la tanıştıracakmış. Adı BAK olan bi oyun. Fakat daha önce ciddi işler yapması gerekiyormuş, bu sebeple sakin sakin etrafı seyretmemi, vıdıvıdıya sonra devam edebileceğimi söyledi. Sonra da omuzlarını silkip farketmez yani aslında dedi. Nerelere gideceğimizi, oyun kelimesinin açılımını ve daha biçok şeyi merak ediyorum ama şimdilik sormadım. zaten merak edince onları hemen görebildiğimi fark ettim. sevgiler cancanlar (Yaşayan)

Annişim ve bazı diğer insanlar BAK diyebi şey oynadılar.Fakat buna neden oyun diye ayrı kelime bulmuşlar anlayamadım, bu benim normal halim işte! Yani benim yaşamım aynen böyle. Bu durumda insanların yaşamla oyun’u ayrımsadıklarını anladım. Verimli bi iletişim durumuna ilk geçtiğimizde bi anniş veya babişe bunu soracağım.

**

Buna bayılıyoruuum:

Hadi şimdi benim Americano ya da sizde hangi şarkı çalıyorsa onun eşliğinde bizi çepeçevre sarmış yeni enerjiyi gıdıklayalım biraz. Gerçekten iki elinizle gıdıklayın onu! Dışardan havaları tırmıklıyomuş gibi görünmeyeceğiniz bi yere gidip yapın:) Sonra bana teşekkür edeceksiniz.

Uyanalı ben 3 fasıl yaptım (tabi annnişle), bu arada havalara zıplamak, yerlere ,yanlara en uzanabildiğin yerlere gıdık atmak çok hoş oluyor belirteyim.mucukkss

**

Yörsan…Yörsan… Yörsan Pastörize süt. İşte benim biricik lezzetim, hele de yanında Eti çifte kavrulmuş pötibör bisküvisiyle… Oyy oyyyyy… Yok böyle güzel bi bileşim. Eğer başka bi süt içiyosanız aklınıza şaşarım… hımmm…yok aklınızı pek bilmiyorum da tat alma hücrelerinize hitap etmek istiyorum; içinde bulunduğunuz birleşik organizmanın isim almış insan yapısını uyarın ve Yörsan günlük süt isteyin kardeşlerim. mucukks hepinize

**

Heyyy YAY kadınları…Merak ettiğim şu sizler de benim gibi  kıpır kıpır ve zıpır mıydınız küçükken?

http://www.youtube.com/watch?v=vNqIUb2RdGQ&feature=share

Üstelik hem zıpır hem de romantizm denebilecek bi duyguya sahibim, taşıyıcı annem bütün bunları oldukça garip buluyor, merakla beni süzüp duruyor :)))

**

Dolunay bize denge getirmeye gelmiş (hoşgelmiş). Merkür-Jüpiter yeni fikirler üretmemize yardımcı olurken Merkür-Uranüs ürettiğimiz fikirleri çevremize dikkatli bir şekilde uyarlamamızı söylüyomuş. Haberiniz olsun dedimyani, boş bulunmayın! Bulunursanız kanatlarınız olduğunu hatırlayın dedi anniş, o da astrolog amcadan duymuş.

**

Bugün ilk kez AVM denilen bi yer gördüm. Taşıyıcı annemin işleri varmış orada. İlginç bir deneyim oldu benim için. Dışarıdan daha aydınlıktı, biraz gözlerim kamaştı ve çok sıcaktı. İnsanlar gezinirken daha bi rahat göründüler burda gözüme çünkü diğer dışarlarda insanların çok aceleleri var. Bedenleri çok gergin hatta öne doğru eğrilmiş gibiler. Burası yani AVM denen yer galiba insanları mutlu eden bi yer. Gerçi yine de yorgun kişiler gördüm. Daha neler göreceğim yaşadıkça kimbilir. Çok heyecanlıyım. Bugün tam tamına 22 günlük oldum 🙂

Yaşayan’ın anıları-5

Öncesi için Tıklayınız

Günaydınnn Frekanslarımmm, güneş gibi parlayasınız, parlayalım. Ne harika bir gün değil mi? Bu gece uzun uzun uyudum, rüyalar gördüm. Bunların birisinde dünyamızı gördüm (dışardan) şahane çok açık sarı ipek bir kurdele ile hediye paketi gibi sarılmıştı. Özellikle fiyongu öyle şirindi ki! Ben bu görünüşünü çok sevdim ve içimden dedim ki: “dünya kime hediye olarak hazırlanmış acaba?” hepinize mucukslar ve görebileceğinizi umduğum en şirin gülümseyişimi sunuyorum. (Y)

**

Doğmadan iki ay kadar önce bi latin müziği çılgınlığı gelmişti bilinmeyen anneme. Doğrusu bundan şikayetim yoktu. Ha bire dans edip durdu, ben de bi oraya bi iburaya çalkalandım , güzeldi 🙂 Doğduktan soonra ise bakımımdan sorumlu annişim latin müziğine devamm etti ama dört gün önce benim bundan zevk almamaya başladığımı fark etti, radyodan öylesine bi frekans seçti, tepkilerimi ölçtü. Ne yalan söyleyeyim bu frekans şu an bana daha iyi geldi, çok hareketli çok gürültülü ama benim hoşuma gidiyo. Anniş de şaşırarak beni izliyor.

**

Hava çok güzel, annişim beni boğazda gezmeye götürecekmiş. Beykoza kadar gidelim, boğazı görüp hissetmen önemli dedi. 🙂 Bize yollarda katılmak isteyen olursa yazsın buraya. (Y)

**

Önce Beylerbeyine epeyce yürüdük, anniş beni göğsüne eşyaları da sırtına bağlamıştı. Hep sırt çantası kullanır zaten. Benim için süperdi ama o birazcık yoruldu ağırlıktan sanırım. Çok da terledik. Sonra Beylerbeyinden bi otobüse bindik hemen oturabildik. Yol boyunca her şey harikaydı ama ben acıktım. Annişim yanına yiyecek almadığını fark ederek çok üzüldü çünkü beni asla aç bırakmayacağına söz vermişti. Ben ona durumu anladığımı söylesem de suçluluk duymaya başladı ve Kandilli diye bi yerde indik. Hemen indiğimiz yerdeki bi dükkana girip, buralarda esnafın nerden yemek yediğini sordu (esnafın yediği yerler iyi olurmuş),onlar da söyledi. Yakındı zaten, hemen gittik ve harika bi şekilde karnımızı doyurduk. Ben zaten kokuları anlıyorum, eğer koku güzelse her bi şey yolunda demektir. Sonra ordan çıktık deniz kenarına geldik, rüzgar vardı ve annişim oradaki muhtarlığa girip az rüzgarlı sigara içecek bi yer var mı diye sordu. Muhtar çok tatlı bi teyze, hemen önündeki masaya bizi buyur etti ve bize çay ısmarladı.

Bana önümüzdeki denizin iki kıtayı birbirinden ayırdığını ve renginin mavi olduğunu anlattı. Kuşların isimlerini ve denizde giden şeyleri açıkladı. Ben ise ona buranın mavi filan değil, iki ana enerjinin kesiştiği yer olduğunu ve bu sebeple tamamen nötr olduğunu açıklamaya çalıştım. Örneğin burası nötr olduğu için ancak tanrılık frekansların buralarda gezinebileceğini diğerlerinin çatışamadıkları için burayı tercih edemiyeceğini de ekledim. Anlayıp anlamadığını bilemiyorum. Şimdi o çayını ve sigarasını içiyor, bense muhteşem sesleri, ısı farklarını ve kokuları dinliyorum. İkimiz de mutluyuz. Sanırım az sonra Beykoza doğru yola çıkacakmışız.

Annişim şimdi resmimizi çekti, ben de güzel çıkmış mıyım?

Annişimin beni boğaza götürdüğü ilk gün. Kanlıca’da muhtarın önünde oturduğumuz masada.Bu benim ilk fotoğrafım. Anniş yana çekildiği için ben sağda hayal meyal görülebiliyorum (sizin gözlerinize bazı mavi çizgiler gibi gelebilirmiş (bu açıklamayı anniş yaptırdı!)

Güneş geçmeden yolumuza devam etmemiz gerekiyomuş, şimdi muhtar teyzeye teşekkür edip yeniden bi vasıta bulacağız. Heyooooo dünyayı çok seviyorummmm.

Bu kez adının dolmuş olduunu öğrendiğim ama dolmamışsa binebildiğin bi araca bindik. Süper yollardan geççtik, bi o yanaaa bi bu yanaaa devrilir gibi yata yata Beykoza geldik. Annişimin çişi gelmişti, benim için sorun yok salıp gidiyorum. Neyse bi cami tarif ettiler önce oraya uğradık. Kapıda 50 krş yazıyordu ama ne girerken ne de çıkarken kimse yoktu. Annişimm bırakıp gidecekti fakat ben ona belki tahsilatı tanrı yapıyodur diye hatırlattım. O da hemen dönüp camekanın önüne elli krş bıraktı. Bu annişimle giderek daha iyi iletişim kuruyoruz. Şimdi nötr bölgenin kıyısına oturduk. Annişim bi çay söyledi, ben sizinle lak lak yapıyorum işte. Annişin biraz beli ağrımış. Ona belki beni biraz da diğer anniş babişlere devretmesi gerekeceğini söyledim. Olabilir dedi ama senin vıdı vıdılarını faceden akıtmana aracı olabilecek ve evin içinde sigara içmeyen bi anniş/babiş olması lazım dedi.

Neyse bu konuya ben karışamam tabi, büyüklerim bilir. Ben şimdi size bu şahane nötr bölgenin(Annişe göre boğazın, ki dünyanın en güzel yeri diyo) bi fotosunu çekiyorum.

Burada her yer balık kokuyo, çiğinden pişmişine kadar her skalayı duyabiliyorum. Anniş keşke burda yeseydik diye tasalanacaktı ama hemen vaz geçti çünkü acıktığımız an yemiştik ve harikaydı. Önümüzde irili ufaklı motorlar var bunlarla balık avlanırmış. Bazılarının üzerinde benim bambaşka bi yerden tanıdığım annişimin ağ dediği şeyler var. Üzerlerinde korsana benzer bazı amcalar o ağlarla boğuşuyorlar. Çok komik geldi bu bana.

Bazı hayvanlar gördük onların isimlerini öğrendim. Örneğin bi sürü köpek gördük hepsi uyuyordu. Çeşit çeşit kuşlar gördük hepsinin frekansları farklı, sesleri de çok farklı. Bi de kediler var, hepsi maşallah cin gibi uyanıklar. Pembe palto giymiş küçük bi insan var burda, bisiklete biniyor. Annişim onun abla olduunu söyledi. Onunla saçma sapan konuştu bana göre çünkü aslında konuşmaya ihtiyacı yoktu.

Ellerim dondu. Annişim hohlayıp ısıtmaya çalışıyo. Galiba artık dönüş yoluna geçmeliymişiz çünkü yolumuz hayli uzunmuş.

Beş saatte boğazı boydan boya geçip döndük ve bu bize sadece yirmi liraya malolmuş (Vasıtalar, yemeğimiz, çay ve kahvelerimiz) annişin dediğine göre. Döner dönmez sıcak çikolatalı süt, pötibör bisküvisi ve muz yedik. Biraz ısındık. Anniş şimdi biraz dinleniyor. Benim için harika bir gün oldu, o kadar çok şey gördüm ve duydum ki, bunları nasıl hatırlayacağım bi daha bilemiyorum. En sevdiklerimse o çok uzun boylu dev canlılardı, düzensiz bi sürü kolları yukarı doğru uzanan. Bazılarının kolları yeşildi ama bazılarının ki değil. O rengin ismini bilmiyorum. Şahaserdiler hepsi beni gördü ve tek tek selamladı. Onlar beni nerden tanıyo olabilirler bilmiyorum.  Annişe bu geziyi her gün yapalım dedim, o da bi gün de karşı kıyıyı gezdireceğim sana dedi. Sanırım tam anlaşamadık, olsun farketmez çok mutluyum.

Bu 20 lira dün oraya buraya düşen yeşil kağıt mıydı ne!

Az önce bizim evde büyük bi olay oldu! Şu aralar en hoşuma giden kelimeyi sesli olarak söylemeyi başardım: cörk! (Jerk) anlamını bildiğim yoktu ama annişim düşüp bayılınca hoş bi şey olmadığını anladım. Meğerse pislik ya da ahmak gibi bişeymiş. Ne yapayım yani çok tatlı bi müzikalitesi var. Annişim bu çok ayıp dedi ama yine de 15 günlük bi bebeğin konuşmaya başlaması onu dumura uğrattığı için gözlerinde sevinç pırıltısı görmekteyim. Ve bunu seviyoruuummm.

Yaşayan’ın anıları-4

Yine uyandım, yine yaşıyorum 🙂 Bu harika.

Küçükken (3 gün önce 31 Aralık gecesi) gördüğüm bi rüyadan minik bi sahne hatırladım. Çok güzel bir erkek sesi beni şahane bi oteli gezdiriyor ve tanıtıcı bilgiler veriyor. Derken bi kapı açıyor içeri giriyorum, iki metreye bir metre gibi yerler taş bomboş basit bi yer. O ses buranın bi tuvalet olduğunu istenirse banyo da yapılabileceğini söylüyor. Ortalarda hiç bi tuvalet deliği ya da en azından bi gider deliği yok! Kendimi sağ tarafa doğru çekiyorum güya banyo olması gereken yere. Orada da sadece alçak bi basamak var aynı taşla kaplı. Başka hiç bişey yok. Ben bu anlamsızlığı çözmeye çalışırken adam duvar dibinde bi kırmızı düğmeye basıyor (kendi yok herhalde sesi bu işi yapabiliyor!), birden ortada taşın üzerinde aperatif yiiyecekler beliriyor. Ben artık buna dayanamayıp tuvalette yiyceğin ne gereği olur ki diye söyleniyorum. O ses de şöyle cevap veriyor: “otelimiz çok lükstür, her opsiyona yer verilmiştir. Kullanıp kullanmamak müşterilerimizin insiyatifidir”
Bişey anladıysam ne olayım, rüya dersleri almış büyüklerimin dikkatine sunuyorum.(yaşayan)

HA:hayır olsun bebiş:) şimdi sen bulunduğun hal itibariyle oyun hamuru gibi bişisin ya. biz büyükler rüyalarda ev görünce ona kişilik diyoruz, yani oyun hamurunun şekil verilmiş ve fırında pişirilip sertleşmiş hali diyelim rahat anlayabilesin …diye..ama oteller evlerden daha farklıdır.gelip geçilir, gidilir, fazla kalınmaz..şimdi sen de bebişsin ya, hamuruna en uygun mekan otel gibi düşünebiliriz..sen şimdi öyle bi yerdesin ki çok kalmayacaksın orda, ha bir de pek güzel ve lüks bi yer.ultra herşey dahil.içindeki en bi bilen abi sana biraz anlatıp gezdirmiş.sen akıllı bebişsin.eminim o otelin tüm olanaklarından çıkış yapacağın güne kadar faydalanacaksındır.öpüyorum miniş burnundan:)

Yaşayan: ama bu nasıl tuvalet?

HA:biz büyükler için bi tuvalette gider olması şart tabi..çünkü biriktirdiğimiz çok fazla atığımız oluyor. ( mecazi anlamda söylüyorum bebiş ) ama sana gezdirdikleri o otel sanırsam bebişler için sadece.yada daima bebiş kalanlar için:) bebişlerin duygusal vs atıkları olmaz diye düşünüyorum..belki de ondan bi gideri de yok ordaki tuvaletin.

Yaşayan: Teşekkür ederim annişciğim, öğrettiklerin benim için çok değerli. Galiba sana soruyu sorduğumda cevabı anlayıverdim (içime doğdu)

HA: elbette anlayacaksın.senin tüm soruların yanıtlarını hatırlama mesafen bizden çok kısa:)

Yaşayan: beni değerli kılman hoşuma gitti annişcim, sevildiğimi hissettim

**

İki gündür yerlere bi 20 tl düşüyor. (Bana göre yeşil bi kağıt) Annişlerden biri onu alıp kaldırıyo ama sonra yeniden masanın üzerinde beliriyor. O kaldırdıkça başka bi yerde yeniden beliriyo. Bunun ilginç bi şey olduğunu söyledim annişe (içimden herkesle konuşabiliyorum-bıngıldak avantajı sanırım). Anniş beni ciddiye aldı ve yeşil kağıdı alıp her köşesini inceledi. Orada ilk kez varlığından haberi olduğu bi adamın resmi vardı. Altındaki ismi okudu: Mimar Kemaleddin. Sonra onu araştırdı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Mimar_Kemaleddin Bana sorarsanız ne olduğundan habersizim. Hoş bi amcaya benziyo. Belki sayısız babalarımdan biridir.(Yaşayan)

Ünlü insanların çoğunun geçemediği sınırda ölmüş. Çok genç 🙁

**

Fizik bedenimin büyümesinden sorumlu annişim (bi sürü annişimden biri), az önce bana harika bi kahvaltı hazırladı. Ona acıktığımı söylemeden hiç bişey yapmaz. Taze portakal suyu, dil peynirli küçük bi tost, iki ceviz, birazcık da filtre kahve. Evet bunları ben istedim, o da hazırladı alllah razı olsun (çünkü ben razıyım). Tek anneli, insan kadından doğduğum zamanla ne kadar büyük bi fark var. O zamanki annem bilim dinine inanıyordu. Bi profesör bilim amcanın yazdığı kitaba göre beni büyütmüştü. Bana ne istediğimi ya da istemediğimi hiç sormazdı. Ben acıktığım için çok ağlardım, annem de benimle bazen ağlardı ama yine de yemeğimi veremezdi çünkü prof bilim amca hangi saatlerde ne yiyeceğimi tayin etmişti bi kere. Ona karşı gelinemezdi. Tanrıların dışarda bi yerde olması şimdi kulağa ne kadar garip geliyor!
Herşey ne kadar değişti, bi de şimdiki durumuma bakın. Gerçekten çok şanslı bi bebeğim. Beni anlamaya ve dinlemeye çalışan büyüklerim var. Gerçi hala soru soramıyorlar ama herhalde her şeyin bi vakti zamanı var. (Y)

**

Doğmadan önceki son yıllarımda, birey olma halini kaybetmeden birleşik yapılar nasıl kurulabilir diye ne çok araştırdım, düşündüm ve gözlem yaptım. Fakat bunun yolunu bulmuş olabileceğini düşündüğüm denemelerin izini sürdüğümde beklentimle ilgisinin çok az olduğunu da görmüştüm. Yine de son ana kadar ümidimi kaybetmedim çünkü o zamanki ben başarısızlığa inanmıyordu, sadece denemeler vardı ve bunlardan hepsi başka bi şeye çıkardı. Böyle bakıldığında hedef önemsizleşiyordu zaten. Fakat içimde hala birleşik bir yapı oluşturabilme imkan ve ihtimali minicik bi tohum olarak kalmıştı.

Oysa doğduktan sonra sadece bu fikir değil, bu fikir doğrultusunda yapmış olduğum herşey gülünç geliyor. Sebebi ise inanılmaz derecede basit: Biz zaten birleşik haldeyiz! Kişilerin bundan haberi olsun ya da olmasın hiç fark etmiyor. Hatta birey bilincinin oluşup oluşmaması bile birleşikliğin kaçınılmazlığını etkilemiyor. Bunu şu an her şekilde görüyorum. Daha önce nasıl bir şey bekliyor muşum ki senelerce? Şaşkınım doğrusu.

Bugün çok çabuk uykum geldi, iyi geceler büyüklerimmm.

Yaşayan’ın Anıları-ilk iki bölüm

Günaydınnn frekanslarrr… Biraz uykucu mu oldum ne! İlginçtir geçenlerde benim için hazırlanmış MAYA analizimde tam da son sayfalarda (20 sayfa filan vardı) doğum günümün 20 Aralık olduğu yazıyordu ve ben o günün tarihine baktım 20 aralaktı! İnanılmaz şakacı bi evren bu. Üstelik bu analiz bana geleli en az üç hafta olmuştu fakat bi türlü çıkarıp okuma fırsatı /dayanılmaz arzusu duymamıştım. Ve işte tam da 20 aralık ta okumuşum. Her neyse şuna seviniyorum böylece artık yılda iki yaşımdan birden çıkabileceğim, 19 mayıslarda ve 20 Aralıklarda…. Oh ohhh bi kaç seneye kalmaz gennçççç bi kadın olup çıkarım… Hahahahahahah

**

Bakın ben bu konuda şaka yapmıyordum,yeni doğum tarihim 20 Aralık 2011 miş. Yani şu anda iki günlük bi bebişim. Bıngıldağım filan her bişeyim açık. Hepiniz de benim ebeveynlerimsiniz. Önünüzde maksimum 6 yılınız var! Beni tam da hayal ettiğiniz gibi bi dünya vatandaşı olarak yetiştirebilir misiniz?

Allah hepinizden razı olsun. Ben razıyım zira. Bak daha dün süt konusunu gündeme getirmemiş miydim (bilmeden), gerçekten de bi bebeğim ben, bi yay kızı… Hadi tüm hünerinizi kullanın. Buraya gelmek (doğmak) için bi sürü tehlikeyi, riski göze almış durumdayım. Risk yoksa kazanç da yok derler yıldızlar aleminde:)

Bu arada annişlerimden biri numerolojime bakmış; dokuzmuş. Bişeyden dokuz değil sadece dokuz. Bu ne anlama geliyo?

Bana bi isim düşündünüz müydü? Bu resmen bi reborn olayı oldu. Üstelik unutma perdesi de yok! Önceki hayatlarımı da hatırlıyorum (en azından önemli hususları)

**

İnsanın kendisini (sessizce ve gizliden) izlemesi çok tuhaf bi şey, bazen şaşırtır, ölesiye üzebilir ama çokça kahkahalara boğar!
Bu sebeple yıllardır benden fikir soranlara arada kendileri hakkında bi tarafa küçük notlar almalarını ve yanına tarih atmalarını söylerim. Onlar zamanı gelince insanı tekrar çağırır! Öyle bi hayrete düşersiniz ki birden beş hatta on yaş birden çıkıverirsiniz kendinizden.

**

Kendinizi mahir bi dedektif gibi izleyin. Katili yakalayacaksınız, emin olun, garantilidir bu yöntem.

**

Ayyy çok ciddisiniiizzziz :((( Ay ben uyuyum bari… Az oynamak isteyen olursa beni nazikçe uyandırsın.

**

Allah kimseyi mükemmelliyetçi bi anneye düşürmesin, hele bi de tek mükemmeli kendisinin bildiğinden emin olanlardan muhafaza etsin.

Benim nasıl bi bileşim olduğumu hiç merak etmeyen, benden bi an bile çekinmeyen annişlerim rica ediyorum benden uzak durun.

Tıkış tepiş zihninize dolmuş doğruları bana dayatmak için, beni bi hiçmişim gibi yoğurmak isteyenleriniz benden uzak durun.

Beni korkutuyorsunuz. Huzursuz ediyorsunuz

**

Annişler, beni sevdiğinizi sanıyorsunuz ama neden bunu hiç hissedemiyorum?

Beni korumanıza ihtiyacım var, öldürmenize değil.

Saygı duyulmaya, misafir gibi ağırlanmaya ihtiyacım var, oysa sen sana kul olarak geldiğimi sanıyo gibisiniz. Böyle düşünmediğini biliyorum ama davranışlarınız bunu hissettiriyor bana.

Sevgili annişlerim, her ağladığımda acıktım ya da altımı kirlettim sanıyorsunuz. Ben sadece üst ve alt deliklerden ibaret değilim. Beni keşfetmenize, onurlandırmanıza ihtiyacım var.

Hele hele birbirinden sıkılıp ne yapacağını bilemeyen bi anniş-babişin evliliğini korumak için hiç gelmedim bu dünyaya. Ne için geldiğimi de bilmiyorum aslında. Şaşkınım, gerçekten şaşkınım.

**

Sevgili annişler, babişler, üzerime bi ısı vurdu, gözlerimi açamayacak kadar parlak bi ışık da cabası ama bu bana hoşnutluk verdi, sanki sırf bunu hissetmek için burdayım zaten.  Bi sürü titreşim ve ısı farklarıyla çevriliyim. Bazıları çok hoş geliyor bazıları huzursuz ediyor.
Biliyorum bu titreşimlerin hepsine bi isim vermişsiniz ve bana bunları öğretecekmişsiniz. Çok kesin ayrımlarınız olduğunu da duymuştum. Ah keşke benim hissedebildiğim zenginlikleri size açıklayabileceğim bi ifade yolum olabilseydi. Fakat yok sadece gülümseyebiliyorum ve ağlayabiliyorum ve bu ifadelerimden bi şey anlayabildiğinizi sanmıyorum.

Kendimi ifade edebilmek için araçlara ihtiyacım var, fakat bu araçların yetersiz kalabileceğine dair şüphelerim de var. Henüz altı günlük olsam da sizden çok daha yüksek hissetme kabiliyetim olduğunu fark ettim.
-adı konmamış bebiş-

ŞÖ: adın ” Yaşayan” olsun, nerede olursan ol- nasıl olursan ol, hangiyle- neyle-niçinle-nasılla-kim olarak varlığının her biçiminde adın “Yaşayan” olsun!

bebiş: vaavvv yani ıngaaaa…

**

Ahh sevgili anniş ve babişlerimmm… Fırsat verirseniz sizleri daha çok şaşırtabileceğimi sanıyorum. Bi sürü sürprizlerle donattı genlerinizin kazayla birleşip bende varoluşları.

**

Denizin suyu çekildi ve tünelin ucu göründü. Hayat böyle başladı. (Yaşayan)

Sevgili anniş ve babişlerimm… Henüz altı günlüğüm fakat hissedebiliyor, anılarımı yazmaya devam ediyorum. Sizler ister bilerek isterse farkında olmadan bi çocuğa ev sahipliği yaptığınızda o bir KAZAdır. Çünkü ben her ikinizin kazaen bi kombinasyonuyum. Hatta sadece ikinizin değil yıldız tozlarından beri tüm şeylerin bi kombinasyonu, bunun farkında mısınız?

Eğer bunu hatırlayabildiyseniz, sizin beni öğrenmeye, tanımaya ihtiyacınız var.

Benim bi ağacın incecik ve taptaze bi sürgünü olduğumu görebiliyorsanız, o ağacın tümünün bilgisine sahip olduğumu da hatırlayın lütfen. O kadar güçlüsünüz ki, bana her istediğinizi yapabiliyorsunuz ve buna gık çıkaramıyorum. Söylediğiniz, öğrettiğiniz her şey bana tanrı kelamıdır. Üzerimde ne büyük etkiniz olduğunu tahmin edemezsiniz. Canımı bile acıtsanız sizi taklit etmekten kendimi alamam.

Gerçekten caydırıcı bi baskı altındayım. İçimdeki bi şey buna büyük bir tepki veriyor fakat bunun ne olduğunu anlayamıyorum.

Hangi sebeple evinize konuk olduğumu bilmiyorsunuz, bilmenize de imkan yok. O halde neden bu serüvene cehaletinizi itiraf etmekle başlamıyorsunuz?

Bazılarınız doğdum diye bayram ediyorsunuz bazılarınız üzüntüden kahroluyorsunuz, biliyorum. Hepinizin hayati sorunlarınız var, üstelik bunu tünelin ucunu görmeden aylarca önceden beri biliyorum. Her duygunuzu, her düşüncenizi hissettim. Özellikle annişlerim, ah evet sizlerin her endişesi, her ağrısı, her sevinci benimdi sular çekilmeden önce. Siz beni taş mı sanıyorsunuz? Yoksa yeni oyuncağınız mı? Veya ona buna caka satacağınız, soyadınızı ve gerçekleştiremediğiniz hayallerinizi geleceğe taşıyacak biri mi? Orduya bi er daha mı alındı yani?

Gerçekten sevildiğimi hissedemiyorum, galiba bu konuda kavrayışımız farklı. Beni kendiniz yapma isteğine sevgi mi diyorsunuz diye kuşkulanmaya başladım. Umarım yanılıyorumdur. Henüz altı gündür bu dünyadayım. Size muhtacım. Eğer bu kuşkumda haklıysam zavallılar kervanına katılmışım demektir.

Oysa ben, Yaşayan; onların aklından geçenlerim, yüreklerindeki atış, karınlarındaki burulmayım.

-devam ediyor-