Aumakuanızla birlikte olduğunuz anlardan biri

Bu her zamanki gibi son derece zevkli bir uygulamadır, onu her gün en az bir öğününüzde uygulamanızı istiyorum.
Tabağın içindeki yiyeceklerin hepsiyle göz göze gelin. Onları onurlandırarak kokusunu renklerini içinize çekin. Sonra ilk lokmayı ağzınıza alın. Tamamen sıvıya dönene kadar yavaş yavaş çiğneyin, malzemenin ağzınızın tavanına, dilinizin her yanına ve diş etlerinizin tamamına sürünmesini sağlayın, o yiyecek varlıklarının özünün tad/koku olarak tüm bedeninize patlayan bir ışık gibi çarpışını, dalgalar halinde oynaşarak sonunda gırtlağınızdan geçtiğini fark edin.

Zihniniz bomboş olsun sadece o güzel varlıkları dinlemeye açın kendinizi. Tüm lokmalarınızı bu şekilde hazinelerini açarak bitirin. biz tamamız diye haber verdiklerinde (tabağınızda ya da masanızda yemek kalmış olsa bile) çatalınızı/kaşığını bırakın ve bu muhteşem anı geçirebildiğiniz için teşekkür edin, hepsine tek tek ismiyle hitap edecek kadar hislenmiş olabilirsiniz, devam edin onların size ulaşmasını sağlayan aracılara, kendinize, aklınıza gelen her şeye teşekkür edin. Böylece uygulamayı bitirin.
Bedeniniz size aumakuanızla birlikte olduğunuzu haber verdi mi?
aloha

*  Devamını oku “Aumakuanızla birlikte olduğunuz anlardan biri” →

Sadece Sallanıyoruz.

Kendini unutmadan da “salınmak” mümkünmüş! Ben eskiden bunların ya biri ya da diğeri olabilir diye düşünürdüm (atom altı varlıklarından esinlenerek); fakat şimdi burada fark ediyorum ki, kendini kaybetmeden salınabiliyormuşsun. Daha önceki hatam şuymuş: dışardan bakıyormuşum! :))) İçeride durum daha değişik oluyormuş. Şimdi bu sayfaya dışardan bakanlar için sadece sallanıyoruz.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yani gel de şimdi bu olayları gözümüzün önüne nü resmi gibi seriveren facebook’a teşekkür etme! Tüm emeği geçenlere ve kendime teşekkür ediyoruuummmm

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
    “Kimsin?”
    “Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
    Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
    “Sen kimsin?”
    …“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
    “Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
    “Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
    “Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
    “Vezir” demiş adam.
    “Daha daha sonra ne olacaksın?”
    “Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
    “Peki, ondan sonra?”
    Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
    “Hiç.”
    “Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
    “Hiçlik makamında!”
  • Sibel Atasoy bunun bi iş adamıyla kayıkçı versiyonunu okumuştum çok önceleri 🙂

Fiziki ölüm nedir?

Geniş konu: Fiziki ölüm nedir, sonrasında ne olur?
Şüphesiz ki bunu deneyimleyen yoktur biz sadece tahminlerde bullunacağız 🙂
İçrek konu: zamAN ve mekAN nedir, bağıntısı var mıdır? Türkçeden gayrı böyle tuhaf şekilde birbirinin içine düşmüş müdür bu iki önemli kelime? Kökleri nereden gelir?
Ne kadar çok şeyi merak ediyorum. Ne yapayım ben daha bebeğim.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kendinize olan samimiyetinize hayranım ….
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü zaman insandır.insan da algısının bulunduğu yerdedir.mekanıdır yani.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o halde zaman ve mekan insanda eşitleniyor mu
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Zaman ve mekan algısı fiziki bedenin algısıdır.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Fizik beden öldüğünde ne zaman ne de mekan yok mu yanii?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü olabilir. dikkat edersek biz zamandan bahsederken çoğunlukla geçmiş ya ada gelecekten bahsediyoruzdur.daha doğrusu algımız böyledir.geçmişte yaptıklarımız, gelecekte yapacaklarımız bize lineer bir zaman kavramı yaratır.hepsi bizizdir aslında.çünkü özellikle geçmişi düşünürken neredeyse tümüyle o anlardayızdır genelde. bir de şimdi ki an var tabi:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yaşıyormuşuz izlenimi veren hatıra ve duyguları lineer zamana bağlanmamışmıdır zaten ?Zaman boyut algısı hissettiren bir illüzyondur…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hani bazen deriz ya “dalıp gittin” diye. sahiden o kişi o dalıp gitme esnasında sadece fiziksel olarak yanımızdadır.aslında bambaşka bir zamana/geçmişe ve bir anıya/mekana gitrmiştir dimi.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Fizik beden öldüğünde kayıt makinası durur.İllüzyon donar..
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü fiziki bedenimiz öldüğünde, eğer sadece olmamış da ölmüşsek sanırsam ki mama oluruz:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Daha kahve içememişsiniz sanırsam :)) …. bey
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beyi hanımı yok şurda güzel güzel sohbet ediyoruz işte..valla mama oluruz diye alınmayın gücenmeyin. hepimiz uça uça cennete gideceğiz desem hoşunuza mı gidecek:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hahahahahahhhaha bu çok güzeldi. Ben rüyalarımdan bi karineyle yola çıkmak (bu konu da bi yol di mi) istiyorum. Çocukluğumdan beri neredeyse tüm rüyalarımda (neredeyse kısıtı var!) bildiğim bir mekan ve zaman yoktur. Hatta ben de yokum. Kendimi rüyada hiç göremedim, ne cinsiyetim, ne yaşım başım,ne giysilerim,ne de şeklim görülemedi. Acaba ölüm sonrası da buna mı benzer diye çıkarsıyorum
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Arkadaşlar sanki burda BAK oynuyormuşuz gibi hissettim bi an!
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ölüm anında insanı olanaklı kılan iki bölünük parçadan anima olanı, yin’e geri döner. Yin zaten oyunun bilgisidir. Oyun bilgisi biraz daha zenginleşmiş olur. ( mama durumu ) Dünyanın animası her ölen insanla biraz daha gelişip sağlamlaşmaktadır. Dünya için bir insanın ölümü sanki insanın derisinin zamanla ölüp dökülmesi gibidir. İnsanın ölümünde diğer bölünük parça olan animus ara oyuna dahil olur. Burası TEK olanın bölünüğü yang’ların mekanıdır. Bir açıdan bakıldığında bu da yine dünyanın animusudur. Bir insan öldüğünde, ona birey bilinci kazandıran anima kendisini terk ettiğinden, animus’u dünyanın animusu arasına karışıverir.( mama olayı) ” bir kadını öldürmek kitabından alıntı-sibel atasoy

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü arkadaş yem olmaktan bu kadar korkuyorsanız siz de ölmeyin olun. bu kadar kolay dermişim:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ölmeden ölünüz” derken bunu mu kastetmişler acaba?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ölünüz derken herhalde fiziksel anlamda değildir bu.benliğin ölmesi. benlik ölürse ne olur bu enteresan bi durum bence, öyle hissediyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Farkındalığı dünyaya bırakıyoruz..
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ben” yoksa oyunda yok .
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben kartalın gagasının ucunda yitiveren farkındalık ışıltısını, mama olayını anlamakta daha şiirsel buluyorum
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü oyunu sürdürmek isteyen ölür. oyundan çıkmak isteyen olur.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Benlik- Ego azaltılabilir ama ölmez..Fiziki beden kaydına bağlı yaşadıkça bu böyle biliyorum.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben ölmez.ama ben benden vazgeçebiliriz. burada anlatmak istediğim kendinizden sonsuza kadar vazgeçebilmek..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü eh illa işe romantizm katıcam diyorsanız ışıltıda olur kartalda:)

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Olmak ile ölmek arasındaki fark ?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Meteryalist Dünya’da ölen öldü kalan sağlar bizimdir oluyor genellikle. Sonra ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar durumu da var. Bir de cenazelerde ben hep tabutu açıp kalkıp “şaka değil lan ölmüşüm” diyecek birini bekliyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ya ben, ya o diyor.. hem sen hemi de ben demiyoor…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ol ile Öl arasında iki minnacık nokta var gibi görünüyor. Mesele bu noktaları çözmekte galiba
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü
    Esîr, eski stoacıların ve günümüzde teozofların “ether” dedikleri, maddenin insanın beş duyusu ile algılayamadığı; katı, sıvı ve gaz hallerine oranla yoğunluğu daha az, vibrasyonel hızı daha yüksek, daha süptil ve daha akışkan haline verdik…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü

    Steiner; “insanın kısımlarının mükemmellik seviyeleri karşılaştırıldığında, insan kolaylıkla şimdiki haliyle fiziksel bedeninin en mükemmel, ether bedeninin daha az mükemmel, astral bedeninin bundan daha az mükemmel olduğunu ve şimdiki haliyle de “ben”in insanın en az mükemmel kısmı olduğunu kolaylıkla keşfedecektir. Bu insanın yaşadığı gezegensel gelişim süreci içinde en çok insanın fiziksel bedeni üstünde çalışımış olduğu olgusuna dayanır. İnsanın bugün fiziksel bedenolarak taşıdığı şey, Satürn, Güneş, Ay ve Dünya’nın tüm gelişimsel aşamalarından geçerek, bugünkü Dünya safhasına ulaşkıştır. Bu gezegensel cisimlein bütün kuvvetleri art arda bu beden üstünde çalışmışlardır, öyle ki kademeli olarak günümüzün mükemmellik derecesine ulaşılabilmiştir. Dolayısıyla, fiziksel beden günümüz insanının en eski kısmıdır. Bugün insanda ortaya çıktığı haliyle ether bedeni, Satürn dönemi sırasında kesinlikle mevcut değildi. Bu ancak, Güneş gelişimi sırasında eklenmişti.” diyor.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Akaşa kayıtlarını inceleyerek kavranabilir diyor bir de… “Fiziksel ve maddi olan her şey kendi açıklamasını manevi olanın aracılığıyla bulur. Manevi olan incelendiğinde, fiziksel olanın geleceğine ışık tutulur”…………
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bilgi ararsan çok. Velakin ben birinci ya da ikinci el deneyimden kaynaklanan bilginin peşindeyim
  • Sibel Atasoy Gidip gelen yoksa o zaman tahminler/esinler kıymet kazanıyor
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Orası salt karanlık idi, başka birşey de yok idi…
  • Sibel Atasoy DJ’ın bir öğretmen olarak yaptığı en öncelikli uygulama işte tam burada büyük anlam kazanıyor: Bildiklerini bir yana toplayıp, bilmediklerinin alanını boşaltmak! Bildiğimi varsaymayacağım, bilmiyor oduğumu itiraf etmekle yola çıkabileceğim. Bildiklerimi ise, sadeleştireceğim ki orada da yer açılsın yeniye.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bunu ben de deneyimledim. Adına hakikat dememiştim. Şüphesizlik haliydi. Müthiş bi ışık parlamasına benzer bi deneyim (simgesel olarak), öyle ki içimdeki tüm kuruntuları, gölgeleri ve karanlık köşeleri bir anda aydınlattı. Fakat bu sadece anlık bir şeydi, hep o halle devam edilmedi. O aydınlıkta şimdiye kadar edinilmiş tüm bilgiler olduğumu gördüm. Bu deneyimden sonra ne oldu derseniz, en bariz fark arayışın sona ermesiydi, ama hangi arayış? Onay bulmak , inanacak ve güvenecek bişey bulma arayışı, hatta açlığı kayboldu. Benimkiler ve başkalarınki gelmiş geçmiş herkesin bir hikayesi ve özgün deneyimii vardı. Bu hikayeleri dinlemek hoşuma gitmeye başladı, bir şey bulmak amacıyla dinlemek değil, onunla beraber onun filmini seyretmenin harika keyfi için dinlemek. O deneyimi geçirdiğim yıllarda farkında olmadan üçyüzaltmış derece gördüğümü söylediğimii duyardım. Bunun nasıl olduğunu anlatabilmek için basit örnekler verirdim. Bu gerçekten de pek bi ayrıcalık gibi hissedilmiyor, hatta bana oldukça külfet getirdi. O an herşeyle bir oldum diye değişim durmadı, hiç bi şey bitmedi. Çünkü bu deneyim ve yeni görümü aklileştirmem gerekiyormuş, onu ifade edebilmek için yeni yollar bulmam gerekiyormuş. Sebep? Çünkü halen fiziken yaşıyorum, o zamanlar her sabah uyanıyordum ve yine yaşadığıma şaşırıyordum, bu durum iki sene sürdü. Demek ki işlevsiz değilim hala bu dünya için. Demek ki dünya da bir an için benim gördüğümü gördü. İkinin bir olması sonra sınırsızca açılması gibi, garip süreçler geçiriyorum.
  • Rüya Güya Deneyimlerinizin, bir bilim kadını tarafından tecrübe edilmiş halini bu video da izleye bilirsiniz. Seyrettiğinizi düşünsem de, izlemeyen olabilir.http://www.ted.com/talks/lang/tr/jill_bolte_taylor_s_powerful_stroke_of_insight.html
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ölüm sonrasına dair uzak ellerden duyduklarımızı iteleyince sanırım kendimize ait pek bir tahmin ortaya çıkmamış oldu. Bu da iyi, en azından bildiğimizi varsaymayı bırakıp, bilmediklerimizin alanını boşalttık. Yanılıyor muyum?

    Gülen D Ben rüyada gittim.Ancak yalnz değildim, beni oraya götüren varlıklar vardı.Rehber bir nevi ancak sadce seslerini duydum sanırım ben de bilinç halindeydim.Farklı yerler var , tıpkı bu dünya gibi gerçek.Kimbilir belki de bu dünya da başka dünyaların cenneti ve cehennemidir.

Not: Burada 26 kişi aynı isim altında YEN’den DOĞAnlar kimliği altında cevaplar aramaktadır.

Yaşayan’ın Anıları-8

Öncesi için Tıklayınız

Az önce balkonda (anniş sigara kahve içerken) yağmuru seyrediyorduk ve birden önümüzden iki tane yeşil papağan hızla geçtiler ve “günaydın frekanslar” diye bizi selamladılar. Anniş sadece şahane bi kuş sesi duydu gerçi ama fark etmez, ikimiz de çok heyecanlandık ve bi ağızdan “heyyyyyy” diye bi çığlık attık. Hayat çok güzel.

**

Anniş gece sıcak sevmediği için ısıyı azaltmış, sabah derecenin 17 ye düştüünü görünce, ah vah yaptı, evde bebek var sorumsuz davrandım diye pişmanlık duydu. O beni ara sıra anlasa da ben onun tüm hislerini ve düşüncelerini algılıyorum. Böyle hissetmesi ne tuhaf! Ne yani onun mükemmel olmasını bekleyen mi var ki! Ben onu mükemmel diye seçmedim. İnsanların pişmanlık duymaya bu derece yatkın  olmaları beni şaşırtıyor. Gerçi taşıyıcı annem o an söyleyip gereğini yapanlardan, zaten hafızası pek iyi değil sonraya bırakırsa unutacağını biliyo 🙂

Şimdi çevremizdeki her bi şeyi gıdıklıyoruz, zıplıyoruz. Hem ısındık hem enerjiyle dolduk. Harika süper, yaşadığım için çok memnunum.

**

Taşıyıcı annem (ona bundan sonra SA diyeceğim, elim yoruluyo), ekteki yazıyı okuyunca bi tuhaf oldu. Uzun uzun bana baktı. Allah allaaahhh diye bişey söyledi. Niye bu kadar şaşırıyo ki bu kadın zaten bildiği şeylere, bunu anlayabilmiş değilim. Belki de şaşırmayı zevk edinmiş olabilir diye fikir yürütüyorum (Y) 🙂

11 Ocak 2012 – Ay Aslan Burcu’nda ilerlerken Venüs sıkı bir değişime neden olabilir.

**

Bu kadar (YÖRSAN pastörize süt) reklamdan sonra bana uzay emziği göndereceklermiş, az önce reklam müdürü sa’yı aramış 🙂

**

Araba farlarının önünde sanki gökten beyaz altın dökülüyor gibi görünüyor. Belki de yıldızlar yağıyordur bilemiyorum ama içimde müthiş bi coşku var. Hep bu günleri ve anları beklemiş gibiyim. sa buna kar dendiğini söyledi fakat ben böyle bi tane kısacık kelimeyle ifade edilebileceğini sanmıyorum.

**

http://www.facebook.com/pages/YEN%C4%B0den-DO%C4%9EAnlar-Kulub%C3%BC/342197982471290

YENİ’den doğanlar bunun anlamını bilir, o sebeple izahat gerekmez. Özgür iradeye aşk veren bilinmeyen’in muhteşemliğini bizzat deneyenler, enerjinin gani olduğunu bizzat keşfedenler