Yeni Dünya’nın Penceresi

Sibel Atasoy’un “Laniakea” adını verdiği yeni romanı; Cinius Yayınları’ndan çıktı. Kitabın en önemli özelliklerinden biri geleceğe yönelik yeni bir Dünya’nın penceresini aralarken, gerek anlatım dili, gerek olay dinamikleriyle geniş bir yaş yelpazesindeki okuyucuya sesleniyor olması.

Alan W.Watts’ın; Aslında ‘dünyaya gelmek’ değil yaptığımız, dünyadan çıkmak: Tıpkı yaprakların ağaçtan çıkması gibi. Okyanus nasıl ‘dalgalanırsa’, evren de ‘insanlanır’, sözüyle giriş yaparak, insanın dünya yolculuğu için belirişine farklı bir bakış açısıyla yaklaştığını yeniden vurgulamış olan Atasoy’un “Laniakea”sı; Anayurt Lemurya adını verdiği fantastik-bilimkurgu üçlemesinin ilk kitabı.

Özellikle belirtmek gerekir ki; bu kitap kesinlikle sadece bir fantastik-bilimkurgu değil, geçmişi ve geleceği birleştiren bilimsel bir öngörü.

Sıradan bir gün nasıl sıra dışı bir maceraya dönüşür?

“Genç bir çift bir motosikletle dağda kamp yapmaya giderler. Karanlık çökmeden çadırlarını kurmaya çalışırken birden kadın ortadan kaybolur. Erkek de ertesi gün bir çoban tarafından bir ağacın içinde ölü bulunur. Adeta kısmen ağaçla bütünleşmiş gibidir. Neyse ki kimliklerini belirlemeye imkan verecek bazı materyaller kaybolmamıştır da kişilerin ailelerine bilgi verilir ve soruşturma için hızlı bir başlangıç imkanı bulunur. Meydana gelen olay öylesine sıra dışı ve mantığa aykırıdır ki, yetkililerce derhal yüksek seviyeli ulusal güvenlik kapsamına alınır ve istihbarat elemanlarınca bir dizi soruşturma başlatılır. Hikayenin gelişim evrelerinde, okuyucu kendini kahramanımız Serap’la birlikte, bir çok farklı zaman ve boyutta gezinirken bulur.”

laniakea

Laniakea
Sibel Atasoy
Cinius Yayınları
308 Syf.

Bir yazarın kitaplarına baktığınızda, hayatın içinde durduğu yeri de görebiliyorsanız, yazar yazının hakkını vermiş demektir. Sibel Atasoy da her romanında olduğu gibi bu gerçeği bir kez daha, hatta daha güçlü kanıtlıyor.

Aynı biçimde; insanların zihin ötesini kaleme almak gerçek bir ustalıktır. Yazar, farkındalık penceresinden bakıldığında, gerçek olanı, efsanevi bir masal tadında anlatıyor bu yapıtında.

Dünya’nın hızla değiştiği, kadim uygarlıkların önemli izlerinin birer birer su yüzüne çıktığı günümüzde, artık hiçbir şey eskiden olduğu gibi ‘öğretilmiş, kabul görmüş’ bilgi kirliliklerine pabuç bırakmayacak kadar uyanış halinde.

İnsanın içinde var olan ve en küçük zerresine kadar  (DNA, atomlar, kılcal damarlar deyin isterseniz) doğadan şifrelenmiş kodları içeren “Yeniden yapılanma, yeniden doğuş, geniş ve kapsayıcı farkındalık” bir bir su yüzüne çıkmakta.

Artık eski defterler sadece bir hologramın figürleri olarak tebessüm ettiriyor Urban Şaman’lara… Rüyaların sadece bir gece fantezisi olmadığı da adeta bilimsel olarak kanıtlanıyor.

Hepimiz, büyük ve ilahi bir gücün zerresi olmanın bilincine varırken; zerrenin ne kadar büyük ve ilahi bir hakikati içerdiğini de bilir hale geliyoruz.

Yazarın kendi ağzından, kitabın açılımını şöyle özetleyebiliriz;

“Bileşik sistemin bütünlükçü bir özelliği olan kuantum dolanıklık kavramının üzerine yapılandırılan roman, paralel dünyaların varlığına dair çok boyutlu bir anlatı çabası olup, yeni bir Dünyaya geçişin bütünsel şifasını amaçlamaktadır. Kitabın son fasikülü ise (anlatıcı tarafından gri sayfalar olarak tanımlanan bölüm) okuyucuyu bu serüvenden, evlerindeki güncel ve standart konumlarına sağlıcakla dönebilmelerini sağlamak adına, sevip saydıkları bilim, felsefe insanlarının beyanlarından oluşan bir manifesto sunar. Dikkatli bir okuyucu aslında bu kitapta sunulan ve şimdi fantastik gelen tüm bu olay örgüsünün dünyanın kaçınılmaz kaderi olarak bilim, felsefe ve teoloji tarafından öngörülmekte olduğunu fark edebilir.”

İşte bazen bir yazar tüm bunları evimizin içine kadar taşımaya aracı oluyor.

Keyifli okumalar.

http://www.kayiprihtim.org/portal/2016/05/25/laniakeada-bilincten-oteye-yolculuk/

Laniakea -Sonsuz Cennet

Yapısı itibariyle heyecanlı bir fantastik-Bilimkurgu olan Laniakea, içinden Lemurya bilgeliği olan Huna Bilgisini geçiriyor, yani urban shaman rüyası görüyor.

İçinde hiç savaş olmayan bir Bilimkurgu (interstellar gibi) nasıl olur acaba diye merak edenler için bir öneridir Laniakea.

Tıklayınız

Laniakea:Bilimsel bir öngörü-Akademi Politik

Özellikle belirtmek gerekir ki; bu roman kesinlikle sadece bir fantastik bilim kurgu değil, geçmişi ve geleceği birleştiren bilimsel bir öngörü.

Bir yazarın kitaplarına baktığınızda, hayatın içinde durduğu yeri de görebiliyorsanız, yazar yazının hakkını vermiş demektir. Sibel Atasoy da her romanında olduğu gibi bu gerçeği bir kez daha, hatta daha güçlü kanıtlıyor.

Aynı biçimde; insanların zihin ötesini kaleme almak gerçek bir ustalıktır. Yazar, farkındalık penceresinden bakıldığında, gerçek olanı, efsanevi bir masal tadında anlatıyor bu yapıtında.

Dünya’nın hızla değiştiği, kadim uygarlıkların önemli izlerinin birer birer su yüzüne çıktığı günümüzde, artık hiçbir şey eskiden olduğu gibi ‘öğretilmiş, kabul görmüş’ bilgi kirliliklerine pabuç bırakmayacak kadar uyanış halinde.

İnsanın içinde var olan ve en küçük zerresine kadar (DNA, atomlar, kılcal damarlar deyin isterseniz) doğadan şifrelenmiş kodları içeren “Yeniden yapılanma, yeniden doğuş, geniş ve kapsayıcı farkındalık” bir bir su yüzüne çıkmakta.

Yazının tümü için tıklayınız

Laniakea Tüm İnternet kitapçılarında

Anayurt Lemurya üçlemesinin ilk kitabı LANİAKEA şu andan itibaren tüm internet kitapçılarında ve D&R’ larda satışı sunuldu.
Okuyucuyla buluşmak için Hıdrellez gününü seçen (Bu konuda hiç bir dahlim olmadı) Laniakea’mızı anneler günü münasebetiyle kendi anneciğime ve tüm annelere armağan ediyorum. Bereketi bol ve açık olsun, keyif ve sevinç versin dilerim. Aloha

Sibel Atasoy

“Şimdi” unuttuğunuz her şeyi yeniden hatırlama zamanı.

Laniakea romanının kahramanları, herkes gibi sıradan bir Dünya gününe uyanmışlardır. Ancak gün öyle sürmez.

Anlatıcı, 2014 yılının ilkbaharında başlayan olayı giriş bölümünde bize şu sözcüklerle sunar:

“Genç bir çift bir motosikletle dağda kamp yapmaya giderler. Yol tahmin ettiklerinden uzun sürmüştür ve dağın kamp yapmaya elverişli bölgesine ulaşmaları alacakaranlığı bulur. Karanlık tam olarak çökmeden çadırlarını kurmak için aceleyle davranırlar fakat işte tam o anda ne olduysa kadın ortadan kaybolur, erkekse ertesi gün bir çoban tarafından hayatını yitirmiş biçimde (işin bu kısmı bambaşka yönlere götürecektir bizi) bulunur. Allahtan kimliklerini belirlemeye imkan verecek bazı materyaller kaybolmamıştır da kişilerin ailelerine bilgi verilir ve soruşturma için hızlı bir başlangıç imkanı bulunur. Aslında elde yalnızca tuhaf konumda bir ceset vardır, kadına dair sadece bir iki çamaşır dışında fazla belirti olmadığından o gerçekten var mıydı sorusu bile belirsiz kalmıştır! İşte benim devreye girişim bu soruya (karanlığa) biraz aydınlık katmayı mümkün kılar. Tabi bazıları için böyle olur çünkü bilmediğimiz şeyleri duymaya görmeye muktedir değilizdir çoğu kez.”

Meydana gelen olay öylesine sıra dışı ve mantığa aykırıdır ki, yetkililerce derhal yüksek seviyeli ulusal güvenlik kapsamına alınır ve istihbarat elemanlarınca bir dizi soruşturma başlatılır. Hikâyenin gelişim evrelerinde, okuyucu kendini birçok farklı zaman ve boyutta gezinirken bulur.

Zamanda yolculuk, Teleportasyon ve hatta soyut boyutların, altınızda süper gelişmiş bir uzay gemisi olmadan bile nasıl ulaşılabilir olup iç içe sürebildiklerinin şaşırtıcı kurgusudur bu roman.

Son yıllarda adından sıkça söz edilen “kuantum dolanıklık” kavramının, gündelik, sıradan hayatımız içinde biz insanoğlu ve insankızının her zaman çok da farkında ya da umurunda olmadan nasıl işlediğine dikkat çeken yazar, paralel dünyaların varlığına dair çok boyutlu bir anlatım sunuyor okuyucuya. Ve yeni Bir Dünya’ya geçişin bütünsel şifasını amaçlamadığını da ekliyor.

Anayurt Lemurya üçlemesinin ilk kitabı olan Laniakea romanı, gelişmiş fiziğin, spritüal ve felsefi çıkarımların birbirlerinden hiç de uzak olmadıklarını fantastik-bilimkurgu tarzı ile ortaya koyan bir roman.