Frekans değiştirerek görünmez olan…

Daha hikayenin başında, olaylar gerçeklerle hayallerin birbiri içine girdiği değişik çağrışımlar yarattı. ilk olarak çocukken okuduğum Tunguska patlamasını zaman yolculuğuyla ile ilişkilendiren bilim kurgu bir çizgi roman aklıma geldi. Sonra ağaç insan karışımı direkt Philadelphia Deneyini hatırlattı. Aynı şekilde frekans değiştirerek görünmez olan ufo videoları. Tensegrity yaparak yarı görünmez olabilen insanlar. Sonuç olarak frekans değiştirerek teleportasyon, zaman yolculuğu boyut değiştirme vesaire mümkün gözükmektedir. Kitabı ilk okuyanlardan olmama rağmen yorum yapmakta geciktiğim için yazarımızdan özür dilerim.

Mehmet Çapuk 05.06.2016

*

Önümde onlarca kitap var, bir şairin kitabını çekiyorum Bir kovboyun ölmemek için silahını hızlı çekişi gibi Her hangi bir şirini açıyorum ortalarına doğru kitabın Anlatıyor dünyanın terekesini,arkadaşlarını ve kendisini Telefon çalıyor yakında ama uzaklardan geliyor sesi Açsan bir türlü, açmasan başka türlü sanki üçüncü türden ilişkile gibi Okuduğum şiiri bile bitirmek sürecek sanki bir asır Kitap orta çağ kitapları gibi kalın hatta daha da büyük Bir kıyaslama yapsam matematiksel sanırım on kez ölüp gelmem lazım dünyaya. Aklıma bir kitap düşüyor bilim kurgu hem de fantastik Anlatıyor elli bin yıl öncesini ve elli yıl sonrasını Geçmişin hikayesi karışmış ve şimdiye çık bakalım içinden Sanki ben de varmışım romanın içinde iki varlık halinde. Nereden, nereye geçenlerde bir arkadaşıma uğradım Şaşırmak elde değil, sebeb-i müsebbibi ise Arkadaşı hayatını yazmış bir romanında. Bir karmaşadır birbirinin üstüne binmiş gidiyor. Tüm kitaplar dünyaya noel hediyeleri gibi iyi, kötü vb yaymaktaydılar Şimdilerde miş gibi yapıyorlar sanki nedeni basit Tekno/(lobi)-loji herkesin elinde, hani derler ya yediden, yetmişe Tabletler, telefonlar, diz üstüler her türlü bilgisayarlar Alaka ne denirse artık kitap onların içine gömülmüş ölüler gibi Her hangi bir şey öğrenmek için konu başlığını yaz sana hemen kısa bilgi gelsin Bu yüzdendir ki artık herkes her şeyi bilmekte . Bu mısralar geleceğin pırıltılarını yok edici yobazlık mı Yoksa yoz, bilgisiz, ilgisiz vb yeni nesiller mi yetiştirmeye dikkat çekmemi Geçen yüzyıl da insanlar gelişim adı altında sömürüsünün hışmına uğradılar, Binlerce yıldır acılar yetmezmiş gibi kat be kat beterini tekno/lobi için yaşadılar Son yüzyılda savaşlarda ölenlerin sayısı dört bin yılda yapılanlarınkinden fazladır Artık ülkelerin vatandaşları “ya zafer, ya ölüm” yerine “ya tekno/lobi, ya ölüm” Naraları değil sloganları atıyorlar Bilgiyi, medeniyeti ve kültürü yok eden tekno/lobi nüfusu kontrol etmekte Gelecekteki yaşamın ve doğmamışların, gezegenler arası yolculuklarıyla ilgili Doğmamışların galaksiler arası ulaşımlarla Dünya medeniyetin temsilcileri olmalarını Bu günün insanının huzur ve barış içinde yaşamalarının önünde tutmaktalar Neden insan oğlu her zaman ya geçmişi ya da geleceğe dair yaşam kurar Çağını toplumlar arası sömürüsüz , huzurlu ve barış içinde yaşamaz Barış, huzur, mutluluk, karmaşanın ve kaosun işine gelmez mi.!?

Nihat Çavdar 06/06/2016 Gümüşlük- Ev Saat:16.06

Laniakea:Bilimsel bir öngörü-Akademi Politik

Özellikle belirtmek gerekir ki; bu roman kesinlikle sadece bir fantastik bilim kurgu değil, geçmişi ve geleceği birleştiren bilimsel bir öngörü.

Bir yazarın kitaplarına baktığınızda, hayatın içinde durduğu yeri de görebiliyorsanız, yazar yazının hakkını vermiş demektir. Sibel Atasoy da her romanında olduğu gibi bu gerçeği bir kez daha, hatta daha güçlü kanıtlıyor.

Aynı biçimde; insanların zihin ötesini kaleme almak gerçek bir ustalıktır. Yazar, farkındalık penceresinden bakıldığında, gerçek olanı, efsanevi bir masal tadında anlatıyor bu yapıtında.

Dünya’nın hızla değiştiği, kadim uygarlıkların önemli izlerinin birer birer su yüzüne çıktığı günümüzde, artık hiçbir şey eskiden olduğu gibi ‘öğretilmiş, kabul görmüş’ bilgi kirliliklerine pabuç bırakmayacak kadar uyanış halinde.

İnsanın içinde var olan ve en küçük zerresine kadar (DNA, atomlar, kılcal damarlar deyin isterseniz) doğadan şifrelenmiş kodları içeren “Yeniden yapılanma, yeniden doğuş, geniş ve kapsayıcı farkındalık” bir bir su yüzüne çıkmakta.

Yazının tümü için tıklayınız

Heyacanımı şimdi anlıyorum

Merhaba Sibel Hanım

Sırıtkan Kırmızı Ay benim için o kadar özel bir kitap oldu ki … Biraz önce de kitapçıda acaba sizin başka bir kitabınız varmı diye bakınırken Bir kadın öldürmek’i gördüm ve aldım.. başlamak için çıldırıyorum ve Venüs Bağlantısı ve Sır Mısır’ bulacağım ..Okuyabilme zamanım gelmiş sanırım ..

Benim bazı kitapları bitirmem hiç kolay olmadı mesela j. redfield ın kehanetler serisi.. her bir bölümün sonunda okuduğum hemen herşeyin deneyimini yaşamımda idrak ederek okutuldum okudum yaklasık 3 ay sürdü her biri, bir kadın öldürmekte anladığım kadarıyla bu kadar önemli benim için kitabı gördüğümde ki heyecanıma okumaya başlayınca anlam verdim.. sevdiğim yazarın kitabını bulmaktan çok fazlasıymış .. şimdilik 8. bölüme takılmış haldeyim durup durup ağlama safhasındayım henüz Kitabı okumaya başladığımdan beri hem eski beni görüyorum hem eski hayatımdaki erkekleri hem annemle babamı en çokta içimdeki erille dişilin güç savaşını.. Sibel hanım …… İyiki varmışsınız….

Nil Han

BKÖ-2.basım

Seyirliklerden

Fringe’in 98. bölümünde ilginç saptamalar vardı. Gözlemciler ve insanlar birbirlerine “hayvansınız” suçlaması yapıyorlardı. Düşündüm de hayvanlar birilerine karşı bir yargı getirebiliyorlar mı diye cevap bulamadım, görünüşe bakılırsa onlarda bir suçlama ve yargı fonksiyonu yokmuş gibi ama bu insan algısından yapılmış bir çıkarım olduğundan doğruluğu hakkında bir iddiada bulunamadım. Yine de bir an için bunun doğru olduğunu varsaysak, bu durumda suçlama kapasiteleri sebebiyle hem gözlemciler hem de insanlar hayvan sınıfına giremezler sanki.
Yine aynı bölümde, dizinin başınan beri önemli bir rol olan Nina Sharp kendini vurarak öldürdü sebebi ise kendisini ele geçiren gözlemcilerin beynindeki sırları alma ihtimalini yok etmekti. Yani biz izleyenlere, kendi sınıfına karşı bir bağlılık örneği göstermiş oldu. Nina’sız bir Fringe nasıl olacak bilemiyorum, muhtemelen onu kurguya geri döndürmek için başka bir operasyon gerekecek 🙂

İlgimi çeken ayrıntılardan biri de, az önce yapılmış bir telefon konuşmasının içeriğini o odanın camlarından geri kazanabilmeleriydi! Frekansın bir süre kaybolmadığını ve cam malzemesinden geri alınabileceğini görmekti.

Şu ana kadar gözlemcilerin insan dünyasına neden geldikleri ve amaçlarının ne olduğu anlaşılmadı. Fakat insanların tıpkı vücudun yabancı organizmaya karşı tepki göstermesi gibi kendi direnişçilerini yarattığını ve gözlemcilerle kıyasıya savaştığını görüyoruz. Savaşmayan insanlar dizide açık-kapalı olarak korkaklıkla itham ediliyorlar. İnsanların Gözlemcilerde kendilerindeki duygusallığı görmemeleri onları korkutuyor.

Bu bölümde anladığımız kadarıyla gözlemci normlarına uymayan, bir sistem hatası olarak doğan ve ölüme terk edilecekken  insanların eline geçen bir çocuk gözlemciyle karşılaştık. Bu çocuğun duygu belirtileri onun farkı olmuş oluyor ve bu hali insanlar tarafından benimsenmesine ve hatta kurtarıcı gibi algılanmasına sebep oluyor.
Aslında dizinin nerden nereye gelen bu yeni yapısında gözlemci ve insan kavgasının sanki somut-soyut bir çekişme olduğunu düşünmeye başladım. Tepe çakrası ile Kök çakrası arasında bir hakimiyet savaşı gibi; biri dene beni dene beni diyen, diğeri anla beni anla beni diye yırtınan. Bu çerçevede Fringe yazarlarına şu soruyu yönlendiriyorum:
Gözlemcilerin amacı ne? Yoksa onlar sadece anlaşılmak mı istiyorlar?

Yeni Dünya’ya dair

“Bizler vazgeçilmez yanlılıklarımızla görüş sahibi özneleriz. Sonuçta, yorumlama öznel bir katkıda bulunmaksızın olanaksızdır” (Tierney ve Rhoads, 1993, s. 322).

Bireyler etkileşimlerini özgür irade ve seçimleri ile yorumlar ve bu yorumlar doğrultusunda davranırlar, böylece örgütsel ve çevresel gerçekliğin biçimlenmesinde kritik bir rol üstlenirler…Bireyler edilgin değildir, yani çevresel uyarıcılara sadece tepki vermezler, fakat aynı zamanda durumu etkiler ve yeniden biçimlendirirler” (Putnam, 1983, s. 36).

Simgeci (symbolic) yaklaşım kültür yaklaşımı ile ayni felsefik temelleri paylaşır, fakat simgeci yaklaşım “simgesel etkileşim” veya insan davranışının yorumlanması temeline dayanır. Temelde, pozitivist paradigmanın tersine gerçekliğin öznel olduğunu ve gerceğin yaratılmasında (contruct) bireyin aktif rol aldığı tezine dayanır.  Gerçeklik öznel olduğu için dünyayı nasıl gördüğümüz ve olgular olarak algıladığımız şeylerin bireyin yorumlama süzgecinden geçtiğini varsayar. Bu nedenle, en tartışmasız gibi görünen konularda dahi zaman zaman değişik sonuçlara ulaşırız çünkü her birimiz, öznel algımızdan yola çıkarak, aynı şeye değişik bir anlam yükler, değişik yorumlar getiririz. Öyleyse, aynı şeyin birden fazla yorumlaması olabilir. Örgüt ortamlarında bu değişik yorumlamaları anlamak, bireylerin öznel yorumlarının hangi süreçlerden oluştuğunu çözümlemek simgeci yaklaşımın temel ilgi alanıdır.

Dr.Hasan Şimşek’ten alıntılar

Bakınız:https://blog.sonsuz.us/?p=9855

Sözleşmelerini her gün -bilmeden-yenileyen insanları talep ettikleri düzeye nasıl çıkarabilrsin ki! İster doktor ol ister şifacı hatta peygamber olsan kar etmez. Geçici ferahlıklar sağlayabilirsin eğer gerçekten bi görücüysen, sonra her şey aslına rücu eder. Sebebi açık; evrende yalnızca tek kural var: Özgür irade kuralı. sa

Bir insanın, kendisinin bile bilmediği ŞU ANdaki gerçeğine en çok yaklaşabildiğimiz alan rüyalarıdır. Bu sebeple, insanla ilgili her tür meslek dalının temel eğitiminde mutlaka rüya görüşmeciliği yer almalıdır. Sanırım önümüzdeki on yılın eğitim programlarında BAK-Birleşik Alan kullanımı yöntemi ile birlikte rüya gerçekliği de dikkate alınacak ve yaygın şekilde kullanılacak.
Bu durum gelecekteki bir dünyanın hatta birden çok dünyanın sistemine dair bir kehanet olmakla beraber, aslında görünen köyün klavuz istemeyecek kadar bariz şekilde belirginleşmesidir. Elimizde bunlardan daha yararlı ve somut bir yöntem henüz yok. Olabilir de… YENİ’ler önce görüş alanamıza girdiler gözlerimizin gerisindeki ekranda belirdiler, sonra söze döküldüler, uygulanıp test edildiler, başarıları göz doldurdu ve şimdi artık bazı olası dünyalarda yaygın uygulama zamanı geldi.