Dahilerin Özellikleri

dahi-cocukDâhi kişiler, bakış açımızı değiştirmekle kalmaz, dünyayı kendisiyle aynı perspektiften görmemizi sağlar. Dâhiler, muhteşem bir kavrayış, sezgi, ilham, düşünce ya da inanç yoluyla, her şeyi farklı bir perspektiften görür ya da algılarlar. Onların yeni perspektifi, karşı konulmazlığı zamanla ortaya çıkaran öyle farklı görüş açısı sağlar ki, bir daha hiçbir şeyi eskisi gibi göremeyiz. Onların görüş açısı, bizimkinden çok daha geniş bir alanı kapsar. Bu olağanüstü başarının sırrı, dâhilerin ayrıntılar arasında bağlantılar kurup, sığ bakış açısıyla görülemeyecek derin ilişkileri keşfedebilmelerinde yatar. Dehâ tarihinin,Shakespeare tarafından saptanan genel bir eğilimi vardır: Devrimci bir dâhi olabilmek için, belki biraz da deli olmanız gerekebilir.

Dehâyı anlamak, tarihsel şartların, kültürel ortamın ve başka unsurların farkında olmayı gerektirse de dehâ her zaman bireyseldir. Yine de onu kolayca tanımlayıp, sözcüklerle formüle edemeyiz. Fakat gördüğümüz ve ya hissettiğimiz zaman dehayı tanıyabilir ve hayal gücümüzü kullanarak onun anlaşılması güç niteliğini kavrayabiliriz.
Devamını oku “Dahilerin Özellikleri” →

Sonsuzluğun Sonu -Asimov

“Her şeyden evvel, bir Teknisyen soğukkanlı olmalıdır.Yapacağı Gerçeklik Değişikliği elli milyar insanın hayatını etkileyebilir. Bunun bir milyon, belki de daha fazlasının hayatları ise öylesine etkilenir ki, hemen hemen yeni bireyler haline gelirler. Bu şartlar altında, duygusal bir davranış hoş görülemez” demişti eğitmen Yarrow.

*

“Dertli bir meslek için uygun olmadığını söylüyorsun” demişti ulu Twissell  “Zaman için! Eğer kendini Sonsuzluğa vakfetmişsen, ki ben öyle olduğuna inanıyorum, senin için fark etmeyecektir. Artık aptallar seni dışlayacak ve sürgündeymişsin gibi gelecek. Alışacaksın. Sana ihtiyacım var”

*

“Zaman’da Ölümlülere öğretmeye çalıştıkları tarih her Gerçeklik Değiştirmesiyle değişir. Bunu fark edemezler. Her Gerçeklik’te onlara göre tek tarih kendi tarihleridir. İlkel tarihte farklı olan bu işte. Güzelliği de orada. Ona müdahale edemeyiz, nasılsa öyledir.”

Not: Rüyanın Öte Yakası’ndan Ursula K. Le Guin’ sevgilerimle

*

Sonsuzluğun Sonu, insanı dehşete düşürüyor. Simgelerin kullanılışı ve basite indirgenişi açısından bir deha eseri olduğu için dehşete düştüm. Şu da bir gerçek ki her okuyucu olayı kendi çerçevesinden algılar ve böylece kitap yalnızca tek kopya olarak ona yalnızca o okuyucuya yazılmış sayılır. Benim sibel olarak okuduğum biricik kopya öyle çok katmanlı güzellikler sundu ki, bunu şu an ifade dahi edemiyorum çünkü aslında ifade etmeye başlarsam ben de bir kitap yazmış olacağım 🙂

Sonsuzluğun Sonu kitabı, sonsuzluk adına hareket ettiklerini söyleyen kişi ve örgütlerin hem kendilerine hem de insanlığa nasıl bir etki yaptıklarını, sonsuzluğa kafasını takmış bir çok erkeğin arzularını gözden geçirmesine sebep olacak müthiş bir eser.

Asimov’a en derin hayranlığımı ve saygılarımı kapsayan şefkatimi sunuyorum.

 

Sonsuzluğun Sonu-Asimov

Yaratıcılık Dehası

Elizabeth Gilbert, sanatçılara ve dehalara imkansız özellikler atfetmemiz üzerine konuşup, radikal bir fikri savunuyor: Nadir bulunan bu insanların “dahi” demek yerine, “dehanın” onlara geldiğini söylemek gerekir. Önce konuşmayı dinleyelim, evet bu sabrı gösterelim çünkü bu hoş kadın, duygularını manalandırırken kendi “yazar” dehasını alabildiğine zarif biçimde ortaya koymuş:

http://www.ted.com/talks/lang/tur/elizabeth_gilbert_on_genius.html

Eğer sabredip de sonuna dek dinediyseniz, hep sözünü ettiğim “Yeni Dünya”nın geldiğini de anlamış olmalısınız. Bu beni ziyadesiyle mutlu ediyor,hani derler ya ölsem de gam yemem artık.