Gözlenebilir Evren ve bikaç şey daha…

Evren içerisinde herhangi bir noktadan, herhangi bir yöne doğru bakıp, teorik olarak görebileceğiniz en uzak mesafelerin oluşturduğu küre, sizin “Gözlenebilir Evren”inizdir. Bunun için özel bir terime sahibiz, çünkü ışığın hızı sabit. Dolayısıyla, ışığın Evren içerisinde ilk defa var olduğu andan, bize ulaşana kadar geçebilecek süre de belirli: En güncel analizlere göre 13.82 milyar yıl. Diyebilir miyiz? Hayır. Bu sadece yarı çap olur. Ayrıca bulunduğunuz gezegene ve baktığınız yöne göre de değişir. Hele evrenin tahmini büyüklüğünden hiç bahsetmeyeyim, sayı bombardımanı yormasın ama isterseniz tıklayıp yine de bakın.

*

Araştırmacı Dr. Camilo Rodriguez 1980’li yıllarda “Bu problemimize bir çözüm üreteceğim” dediği zaman ülkesindeki meslektaşları örnek bir tavır sergileyerek her türlü yardım için laboratuvarlarının kapılarını açmışlar.Dr. Rodriguez, büyük zorluklarla geliştirdiği laboratuvarında bugün ülkesinin tüm aşı ihtiyacının yüzda 70’ini karşılayacak bir kapasitede çalışıyor, 21 değişik aşı üretiyor.Akciğer kanserine karşı geliştirdiği Cimavax isimli aşıyla doktorların 1 yıl ömür biçtiği akciğer kanseri hastalarının ömrünü kanser hücrelerine saldıran antikor oluşturarak ve kanser hücrelerinin çoğalmasını sağlayan EGF hormon oluşumunu engelleyerek yıllarca uzatabilmiş.Gerek kendi ülkesinden gerekse dünyanın dört bir yanından akciğer kanseri teşhisiyle yaşama umudunu kaybederek Küba’ya giden hastalardan elde edilen başarılar sayesinde Dünya Sağlık Örgütü ve FDA, Dr. Rodriguez’in ayağına gitmiş.Bu tedavinin 20 yılı aşkın başarısına rağmen kanser tedavisinde tekerleği yeniden keşfetme çabasındaki birçok büyük Amerikan ilaç firması, üretilen aşı aleyhine çok büyük anti propaganda yapmaya, “Yan etkileri zavallı hastaları öldürecek” tehditleri savurmaya hâlâ devam etmekteler.Bunun üzerine bir televizyon programında Dr. Rodriguez’e “Hiç tehdit edildiniz mi?” sorusunu yönelten gazetecilere yanıtı ise çok ilginç: “Tehdit sırası bende. ‘Bu aşı tüm dünyada ya bedava yapılacak ya da maximum 1 dolara satılacak’ dedim. Şimdi ayıklasınlar pirincin taşını.”
Bu demecin ardından ekonomi uzmanları, “Aşı 1 dolardan satılsa bile bir tek bu aşı sayesinde Küba ekonomisini düzeltebileceğe benziyor” diyor.
Kıssadan hisse: Eğer ülkeler kendi bilim insanlarına ve buluşlarına sahip çıkarlarsa fikirler kurda kuşa yem olmuyor; kazanan kendisi, bilim ve tüm insanlık oluyor.”

Kaynak

*

DNA’dan canlı makineler üretmek mi?! Kulağa oldukça garip geliyor ancak Cornell Üniversitesinde bu konuda gerçekten ciddi adımlar atılmış.

Devamını oku “Gözlenebilir Evren ve bikaç şey daha…” →

Bragg Yasası

DNA’nın çifte sarmal yapısı, Bragg yasası sayesinde keşfedilmiştir. Bu yasa, düzenli bir yapıya sahip bir katı içinde ilerleyen dalgaların, parlak beneklerden oluşan bir desen meydana getirecek şekilde birbirilerini nasıl güçlendirdiğini açıklar. Beliren beneklerin aralıkları ise katıyı oluşturan atomların veya moleküllerin aralarındaki muntazam mesafelere bağlıdır. Benek desenine bakılarak malzemenin mimarisi anlaşılabilir.

Avusturyalı fizikçi William Lawrance Bragg, kırınımın kristaller arasından geçen dalgalarda bile gerçekleştiğini keşfetmiştir. Tepeleri ve çukurları aynı hizada olan dalgalar aynı fazdadır ve üst üste geldiklerinde parlaklıkları artar, benekler oluştururlar. “Faz dışı” olan dalgaların tepeleri ve çukurları ters hizada olur. Bu yüzden birbirilerinin etkisini yok ederler ve hiç ışık çıkmaz. Dolayısıyla parlak beneklerden oluşan desende benekler arasındaki açıklık sayesinde kristalin atomları arasındaki uzaklık belirlenebilir. Dalgaların bu şekilde birbirilerinin etkisini arttırma ya da azaltma olgusuna “girişim” denir.

Bragg bunu iki dalgayı göz önüne alarak matematiksel olarak ifade etmiştir -biri kristalin yüzeyinden yansıyan, diğeri de yalnızca bir atomluk katman kadar girip yansıyan ikinci dalga. İkinci dalganın aynı fazda olup ilk dalgayı güçlendirmesi için ilk dalganın boyunun bir tam sayı katı kadar ek bir mesafe gitmiş olması gerekir. Bu ek mesafe ışınların geliş açısına ve atom tabakaları arası açıklığa bağlıdır. Bragg yasası belli bir dalga boyu için gözlemlenen girişim ile kristaldeki açıklıkların arasındaki ilişkiyi ortaya koyar.

Varlığın Kuantum Alanı

“Fizik bedeninin burada bulunuşu sana hatırlama konusunda
tam bir avantaj sağladı diyebiliriz; çünkü diğer gezginler
gibi rüya bedeninle gelmiş olsaydın bu hatırlamanın bir
garantisi olmazdı. Her varlığın kendi konumunun frekansına
uygun olan bedeni -fizik beden diyorsunuz buna- o konum
için esastır ve çok özeldir.”
“Neden?”
“Çünkü o, belirgin konumun frekanslarına uygun olacak
şekilde programlanmıştır, yani onun sayesinde deneyim
yaşayan bir varlık olarak onurlandırılmışsın anlamına geliyor.
Bir gezegene doğduğunuzda, ilk nefesi aldığınız an
varlığınızın kuantum alanı, gezegeni çevreleyen kristalimsi
kabuğa bakar ve DNA nızın verim oranını gezegenin enerjisine
ayarlar. Bu kabuk ise kolayca tahmin edebileceğin
gibi o gezegende yaşamış herkesin enerjilerini ve tarihini
barındıran bir bellektir.”

Laniakea‘dan alıntı

Ceza ve Ödül değil On-ikinci Tabaka

Ceza ve ödül, insana ait olan -ve intikam ya da kutlama yaratan ve bir İnsan hak ettiği şeyi almadıkça tamam olmayan bir paketi bağlayan- kavramlardır. Bu sizin, birçok kavramla yaptığınız gibi, Tanrı’ya yapıştırdığınız bir 3B kavramıdır. Sizin zihninizde, Tanrı ödüllendirir ve cezalandırır. Bu kavram sizin tüm “modern” inanç sistemlerinizde yer alır.

Siz, cennette de bir tür kavga olduğuna inanırsınız. Size göre, orada melekler iktidar için birbirleriyle dövüşmektedirler. Orada yönetim hiyerarşileri vardır. Hatta orada, her nasılsa güçlü olmasına da izin verilmiş olan ve sizin ruhunuzu ele geçirmeye çalışan düşmüş bir melek vardır. Orada intikam ve ceza, dehşet ve nefret vardır. Orada meleklerle savaşan iblisler vardır ve Tanrı her nasılsa tüm bunların ortasında, neyin doğru neyin yanlış olduğuna “karar veren” olarak bulunmaktadır.

Bu size gerçekten Tanrı gibi geliyor mu? Hayır. Bu, çok- boyutlu bir halde orada olmayan bir şeyi doğrulamak için elinden geleni yapan İnsan beynidir. Böylece, o tüm İnsan niteliklerini gökteki Tanrı’ya yükler ve çağların mitolojisi bununla doludur. İnsanlar kendi bilinçlerinin ötesinde düşünemezler ve bu olgu, “Sen bilemeyeceğin şeyi bilemezsin” sözüyle ifade edilir.

Söyle bana, sevgili varlık, sen bir başlangıcı olmayan bir şeyi düşünebilir misin?

Zamanın bir başlangıcı yoktur. Evrenin bir başlangıcı yoktur. SENİN bir başlangıcın yoktur! Sen hep vardın ve hep var olacaksın. Ama İnsan beyni bu gerçeğe karşı çıkar. Çok-boyutlu bir halde, bir “yer” diye bir şey yoktur. Siz sınırlı düşünüşünüzü aşıp bunu düşünebilir misiniz?

Yaratıcı saf, koşulsuz sevgidir, yaşam’a eğilimlidir ve trilyonlarca ruhun bir toplamıdır. Perdenin öbür tarafında, biri hariç hiçbir İnsan niteliği yoktur; o tek nitelik, gerçek olduğunu bildiğiniz sevgidir, çünkü o Dünya üzerinde de güçlüdür. Perdenin öbür tarafından bu tarafa el değmeden (değişmeden) geçen birkaç şey vardır. Onlar sevgi, müzik, sanat, yaratıcılık ve yuvayı bulma arzusudur. Bunlar sizin sahip olduğunuz ve tanrısal olan yegâne niteliklerdir. Başka her şey sizin kendi yapımınız, kendi icadınız, kendi 3B sisteminizdir.

On-ikinci Tabaka “Tanrı’nın suretinde yaratılmış”tır. İçinizdeki Yaratıcı’nın sureti olan, bu tabakadır.  3B numerolojisinde, on-iki sayısı üç’e indirgenir ve o burada “üçüncü dil”i temsil eder. Bu, daha önce de söylediğimiz gibi, Ruh’un, size sezginiz yoluyla mesajlar veren sözsüz, çok-boyutlu dilidir. Üç, ayrıca DNA’nın, Yükseliş ve Aktifleştirme Tabakası denen Üçüncü Tabakasıdır. Bunlar birlikte çalışır ve tanrısal değişim için bir katalizör oluşturur. Daha önce açıkladığımız gibi, DNA’nın Üçüncü Tabakası, Yüksek Benliğiniz olan Altıncı Tabaka ile birlikte çalışır. Eğer ben size çok-boyutlu numerolojiyle ilgili bir ders veriyor olsaydım, Onikinci tabaka ile ilişkili kuantum sayının otuz-üç olduğunu söylerdim! Çünkü o üç’ün kendi üzerindeki enerjisidir ve “etkisi” kuantum bir halde sayılır.

On-ikinci Tabaka, Tanrı tabakalarının üçüncüsüdür ve “içinizdeki Tanrı”nın enerjisi olarak kabul edilebilir. Tüm tabakaların en kuantumu olarak, o gerçekten de kendi DNA’nız içindeki Yaratıcı enerjidir. Onun, var olmak ve İnsanın içinde Tanrı’nın yaşam kuvvetini yaratmaktan başka bir işlevi yoktur. Tanrı’nın, var olan her şeye nüfuz eden sevgisi işte böyledir. Dolayısıyla, On-ikinci Tabaka, Tanrı’nın tüm yaşam kuvvetine, özellikle tanrısal İnsana karışımını temsil eden bir enerji birleşimidir.

Kryon’dan özetleme-sa

Dokuzuncu Tabaka: İnsan şifasının Eksik Bölümü!

Dokuzuncu Tabaka çok-boyutlu enerjiye karşılık verir! O nedir, diye sorabilirsiniz. İnsan bilincidir. İnsanlık tarihi boyunca bunun sonuçlarını görmüş ve ona birçok isim vermişsinizdir: Dua, meditasyon, ibadet, iman ve olumlu düşünme. Sonuçlar? Mucizeler, kendiliğinden iyileşmeler, tam şifalar.

Böylece, İnsan bedeninde gerçekte iki bağışıklık sistemi bölümü bulunduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan biri, bir ilk savunma sağlayan, ama Dokuzuncu Tabaka ile çalışması gereken ve genellikle bunu yapamayan 3B kimyasıdır. Dokuzuncu Tabaka, her DNA molekülünde bulunan çok-boyutlu bir tabakadır; ama o, İnsan ya da başka bir çok-boyutlu enerji ona bir biçimde hitap etmedikçe (onunla konuşmadıkça), hiçbir şey yapmaz. Bu ikinci bağışıklık sistemi bölümü (Dokuzuncu Tabaka) çok derindir, ama kimyasal kurallara bağlı değildir. O, hücresel çerçevenin manyetik bölümlerini değiştirebilir; anlaşılmayan, bir mucize gibi görünen, ama çok-boyutlu olan ve bedenin sahip olduğu her kimyasal tepkiden daha güçlü olan bir tür şifa yaratır.

Çok-boyutluluk Lemuryalılar için bir yaşam biçimiydi ve onlar rastgele görünen kuantum bir haldeki bir şeyi anlamakta hiç zorlanmıyorlardı. Onlar bilimsel olarak ilerlemiş miydiler? Hayır. Onların bilgisayarları ve teleskopları yoktu. Ama DNA’yı biliyorlardı! Güneş sistemini, hatta galaksiyi biliyorlardı.

Modern İnsanlar, daha bilimsel hale gelirken, daha 3B hale de geldiler. Kuantum düşüncenin fikirleri dine ve spiritualiteye ayrıldı. Bunun da bir kısmı bölünerek gizemcilik, hatta büyücülük oldu. Ama gerçek şu ki, kuantum hal somut bilim olarak görülmedi; çünkü o tahmin edilebilir değildi, görülemiyordu ve 3B lineerliği içinde mantıklı gelmiyordu. Bugün ironik bir dönüş içindesiniz, çünkü şimdi parçacıkların rastgele bir biçimde davrandığı ve aynı anda iki yerde birden olabildiği kuantum hali keşfetmekte olan, bilimdir. Evrenin, tüm olasılıklara karşın, “yaşam’a eğilimli” göründüğünü keşfetmiş olan bilimdir. En sonunda, çok-boyutlu zarif enerjiyi -ironik bir biçimde, ezoterik temelli olan ve çok boyutlu enerjiyle çalışmaya yıllarını harcamış olanların yardımıyla- keşfedecek olan da bilimdir.

Bu tabakanın numerolojisi ilginçtir. O bir dokuz’dur, böylece o, “tamamlama”yı temsil eder. Onun temsil ettiği tamamlama türü, İnsanın şifa senaryosunun ikinci bölümünü, Birinci Tabakadaki 3B işlemini tamamlayan çok-boyutlu bir işlemi uygulama yeteneğinin tamamlanmasıdır. Bu yapıldığında, İnsan tamamlanmıştır ve tasarlandığı gibi iş görmektedir. Dümen yerini almıştır ve biyoloji, ilk başta uzun yaşam, sağlık ve kendini nasıl iyileştireceğini “bilen” bir sistem yaratmak için DNA’ya yerleştirilmiş olan nitelikler (dümen) tarafından yönetilir.

Dokuzuncu Tabaka, İnsan şifasının “eksik bölümü”dür. O, Üçüncü Lemuryan Tabakadır. Bağışıklık sisteminin kimyasının çok ötesinde, o, bedenin içinde bulunan, neyin yolunda gitmediğini “bilen” ve muazzam şifa gücü ve istikrar sağlayarak hücresel yapıyı kuantum düzeyde değiştirebilen bir enerjidir. Bu tabaka hareketsiz bir şekilde durur, İnsanın niyeti (bilinci), şifacıların saf enerji çalışmaları ve insanlığın halen üzerinde çalıştığı bazı yeni mekanik buluşlar gibi değişik kaynaklardan gelecek boyutlar-arası “işaretleri” bekler. O, İnsanın kendini iyileştirme, sağlıklı ve çok uzun bir ömür yaşama yeteneğinin senaryosunu tamamlar.

Kryon’dan özetleme-sa

Not: Örneğin, Reiki yöntemi ile aldığımız sonuçların temelinin neye dayandığını daha iyi anlıyoruz. Reikiye bağlanırken, niyetimizle dokuzuncu tabakanın beklediği boyutlar-arası işareti vermiş oluyoruz.

Tüm eski bilgiler Lemuryan kaynaklı ve biz bunları bilmeden ve bütünleyemeden, farklı kaynaklardan parça parça tanıyoruz ve kullanıyoruz. Bunların hepsi şamanik uygulamalar aslında. Her düzeyden sunum belli bir aşamanın göstergesi yani hem doğru hem de eksik oluyor, örneğin şamanik uygulamayı davul çalıp ayahuska içmek sanmak yüzeysel bir başlangıç sunumu oluyor ki bizzat Castaneda da böyle sanıp işe başlamıştı 🙂