deve ve diyar hikayesi

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da demiş ya üstat..

Ve hatta, sevda yüzünden ölmek de ayıp değilse eğer…

Denilebilir ki belki;

Kendimizi savunduğumuz o malum mekanizmaların psikolojisi de ayıp değildir yaşamak için.

Şimdi tüm bu “çılgın şeyler” üzerine konuşmak aslında zahmetli iştir ve enerji gerektirir.

Benliğin kendisi zaten yeterince “deli”dir.

“Saldır ya da Kaç” dışında seçeneklerimiz de vardır, ironi oradan gelir.

Ama insan bir deveyle bir diyar arasında sıkışmaya yine de meyillidir.

O zaman da ağır gelir.

Biz işte bu ağır şey ile yaşarız.

Güttüğümüz develerin yüzü suyu hürmetine terketmek zorunda kalmadığımız diyarlar.

Ve terk etmek zorunda kaldığımız diyarlara inat gütmediğimiz develer.

İçimizde koşturan atların.. ve de itlerin birbirine karışmış izleridir onlar.

Ben ne diyecektim, gene nerelere geldim.

Ehveni şer.

kötüye mi gidiyor insan?

En genel,en yalın haliyle sormak istiyorum

İnsanlık gün geçtikçe daha kötüye mi gidiyor?

Eğer öyleyse ne zamandan beri böyledir bu?

Yani ne zamana kadar daha iyiydi de, ne zamandan sonra daha az iyi olmaya başladı?

Hergün heryerde pek çok şey duyuyoruz bir şekilde..Deformasyon deniyor mesela, ya da varoluşsal anlamın yitirilmesinden açılıyor çoğu kez bahisler..kendisi ile bütünleşememek, aklın varlığına rağmen kötüye hizmet etmek, ezmek, sömürmek, öldürmek, şiddetin esiri olup içimizdeki “özü” intehara sürüklemek…Tarif ve kavramlar bitecek gibi görünmüyor..ama ne dersiniz, insanlık her geçen gün daha mı kötüye gidiyor?

Ve eğer böyle ise, ne zamandır böyledir?

Tarih kitapları yazıyor,pek çok barbar savaşçı kavim, ardında canlı horoz bile bırakmazmış yakıp yıktığı yerlerde..Ya da binlerce yıl taşınıp durmuş,tarihin bütün köleleri ,köle işçileri..Roma’nın ihtişamı bir yere kadar, peki ya o hiç de esirgemediği vahşeti?..

Yakın çağlar derseniz ölümler ve vahşet hep diri..giyotine yatırılan kafalar, kazıklarda yakılan erkek ve kadınlar..savaşlar, en olmadık,en hesap vermez katliamlar..

Peki ya kişisel özgürlükler ve haklar?..sağlık..barınma..beslenme ve eğitim..

İnsanlık kötüye mi gidiyor, iyiden iyiye deforme mi olduk,şiddetin kapanına mı kapıldık gün geçtikçe?

Ne zamandan beri peki?..ne zamana kadar bizden değildi şiddet,ne zamana kadar tanımamıştık hiç kötülüğü, ve ne zamana kadar uyumluyduk da kendi “özümüzle”, o zamandan sonra döndü devran?

Evet,her zaman vardı şiddet,her zaman vardı kötü..Nedir ama bugünün kötüsünü,dünün kötüsünden daha kötü yapan şey?

Konu her türlü yoruma açıktır.

KÖTÜLÜK

Tam da benzer bir konuyu forum olarak açmayı düşünürken Rinda’nın son paylaşısını (kötüyüm ben kötüyüm) görmek hoş oldu..Ben aynı yerden devam edeyim o zaman..

Evet,peki ya siz hiç kötülük yaptınız mı?

Ama lütfen, öyle kazayla, bir sinir anında yanlışlıkla veya istemediğiniz halde falan filan değil..

Aksine, senaryosunu bizzat kaleme alarak, kurgulayıp hesaplayarak, ve yaptığınızın kelimenin tam anlamıyla katıksız bir kötülük örneği olduğunu bilerek..kötülük yaptınız mı hiç?

Yaptınız tabi ki, ve yaptık tabi ki..

Konuşmak isteyen?.-)

Bugüne kadar forumlar bize ne verdi?

Çok sade ve net bir soru soruyorum işte..

BUGÜNE KADAR KATILDIĞINIZ, AÇTIĞINIZ, VEYA TAKIP ETTİĞİNİZ FORUMLAR SİZE NELER VERDİ?

Mesela herhangi bir yorum veya katılımcı, o ana kadar inandıklarınız/düşündükleriniz üzerinde anlamlı bir farklılık yaratmayı becerebildi mi?Hadi bu çok iddealı olur, en azından usunuza bir kıymık kaçırabildi mi?

Ya da daha önce farkında olmadığınız bir gerçekliği farketmenize vesile olabildi mi?

Veya herhangi bir tutum ya da yargınızı en azından tekrar gözden geçirmeniz anlamında etki sağlayabildi mı?

Size hiç “yanılmışım” dedirtebildi mi? Yoksa ne bileyim, tartıştıkça ve yazıştıkça ne kadar haklı olduğumu yeniden ve yeniden görme fırsatı buldum gibi bir duygulanım mı eklendi hayatımıza?

Benzer sorular uzatılabilir, yenileri eklenebilir..

Sahi, forumlardan geriye ne kaldı bize?..Tüm üye ve katılımcıların deneyim ve duygulanımlarını paylaşması dileğiyle..

herkesin derdi

Kaçmadım, sadece hastayım, tedavim zahmetli ve zor..Ama yine de dayanamadım,hasta yatağımdan kalkıp göz attım forumlara..

Neden böyledir anlamak zor..yazılan pek çok şey ve yazım tarzı acı veriyor bana..

Birkaç hususu vurgulayıp takdirleriniz bırakacağım öylece..

Hiçbirimiz bir büyük düşünür veya filozof değiliz..Ama her sıradan insanın sahip olduğu gibi, bizim de yaşamı, çevremizi ve dünyayı anlayıp algılama çabamız, ve kendimizi ifade etme dürtümüz var..Bunun için okuyoruz, bunun için bilgi edinme yollarını zorluyor ve kendimizce didiniyoruz..

Her birimiz pek çok şeyden şikayetçiyiz..ve yine her birimiz önümüzde öyle yadsınamaz bir şekilde durduğuna inandığımız o “büyük hakikatin” neden başkalarınca bir türlü görülemediğini sorguluyoruz..bazen de sinirleniyoruz buna..Kimimiz biraz, kimimiz çok, kimimiz narin, kimimizse pek bir şiddetli.. Ama benzetme yapmak gerekirse eğer, hepimizde öyle ya da böyle var biraz “KAYNANALIK” ..Herkesin kızı ve gelini de kendine elbet..

Buraya kadar bir sorun yok..Bu forum alanının kendisi kendi değerini ve ortalamasını yaratıyor zaten..Kimin neyi hak ettiği ya da hak etmediği önemli değil, hiç değil..Hepimiz bir bütüne dahiliz ve biz kendi başımıza ne kadar değerli ya da değersiz olursak olalım, ait olduğumuz bütünün ortalaması bizim de kişisel karnemiz olacaktır aynı zamanda..

Bir kadın hiç hak etmediği davranışlara maruz kalabilir sevdiği erkekten..Ya da bir erkek sevdiği kadından..Kim cefakar, kim fedakar, kim iyi, kim kötü, ne önemi olabilir burada..Belki kadın daha iyisini hak etmiştir, belki erkek..Asıl bu aşk hikayesinin kendisi neyi hak etmiştir, onu da gözetmek lazım..Çünkü kim kiminle yatağa girerse, bir olur onlar..Vali de olsan, fahişeyle yatsan, orada sen vali ben fahişe olmaz, herkes bir olur..aynılaşır. Onun için aynılaştıklarına hürmet etmelidir insan, çünkü bahsettiği kimse kendisi de onun gibi olur.

Burada yazılanlar bana acı veriyor..

Kendi çapında amatör bir düşünür gibi yazabilmek için çabalamak varken..neden bir siyasetçi ya da politikacı gibi yazma kaygısına yenik düşüyorsunuz arkadaşlar..Tüm samimiyetimle söylemeliyim ki, bazı arkadaşların yazdıklarını okuyunca kendimi acar bir politikacının mitinginde gibi hissediyorum..Oranın gerçeği daha başka, daha konu dışı, daha bir itici..

Ayrıca bu kadar alıntı, bu kadar metin, cümle..Mesela kitaplar bölümünde bütün Kuran’ı ayet ayet, sure sure yazmak daha mantıklı bir seçim olurdu pek çok katılımcı için, diye düşünüyorum..Meraklısı da gidip altına yazardı yazmak istediklerini..

Ve yine ayrıca, bir aydınlanma mücadelesi filan da vermiyoruz burada, bazılarının iddea ettiği gibi..Burası sadece bir forum, hepi topu bu..Okumak, yazmak,ve paylaşmak..

Sonsuz us’un katılımcılarının teker teker neyi hak edip etmediklerini bırakalım bir kenara lütfen..Sonsuz us’un kendisi neyi ne kadar hak etmiştir sayemizde, böyle de bir derdimiz olsun..

Herkese sonsuz sevgi….