Neden gece karanlıktır?

Evrenin Büyük Patlama’yla oluştuğu gerçeği bir başka gizemi de açıklıyor: gökyüzünün gece neden karanlık olduğunu. Bu bilmeceyi çözen ilk kişi, 1610 yılında Alman astronom Johannes Kepler oldu.

Gözünüzün önüne, düzenli olarak serpiştirilmiş çam ağaçlarıyla sonsuza dek giden bir orman getirin. Düz bir çizgide koşarak ormanın içine dalacak olursanız, önünde sonunda bir ağaca çarpmanız kaçınılmazdır. Benzer şekilde, evren de düzenli bir şekilde serpiştirilmiş yıldızlarla kaplı durumdaysa ve sonsuza dek gidiyorsa, dünyanın neresinden bakacak olursanız olun, bakışlarınızın bir yıldıza takılacağı ortadadır. Bu yıldızlardan bazıları çok uzakta ve solgun olacaktır. Öte yandan uzakta olan yıldızlar, yakınlarda olanlara nazaran daha fazla sayıdadır. Aslında -önemli nokta da burası- uzakta olan yıldızların sayısı, solgunluklarını dengeleyecek şekilde artacaktır. Diğer bir ifadeyle, dünyadan belli bir mesafede olan yıldızlar, iki, üç ya da dört kat uzakta olan yıldızlarla aynı miktarda ışık verecektir. Dünyaya ulaşan tüm ışık toplandığında ise sonuç sonsuz miktarda ışık olur!

Bu açık bir şekilde anlamsız. Yıldızlar nokta benzeri şekiller değil, küçük disklerdir. Bu nedenle yakınlardaki yıldızlar, daha uzaklardaki yıldızlardan gelen ışığın bir kısmını keser. Tıpkı yakınlardaki çam ağaçlarının daha uzaklardaki ağaçların önünü kapatacağı gibi. Ancak bu etkiyi hesaba kattığımızda bile tüm gökyüzünün, aralarında hiç boşluk olmayacak şekilde yıldızlarla kaplanacağına dair kaçınılmaz sonuç ortadadır. Bu bağlamda, gece gökyüzünün karanlık değil, aksine tipik bir yıldızın yüzeyi gibi parıldıyor olması gerekir. Tipik yıldızla kastettiğimiz kırmızı cücedir; yani can çekişen bir kor gibi ışıldayan yıldızlar. Dolayısıyla gece yarısında gökyüzü kan kırmızısı olmalıdır. Ancak neden böyle olmadığı, 19. yüzyılın başlangıcında Alman astronom Heinrich Olbers tarafından ortaya konmuş ve bu durum Olbers paradoksu olarak adlandırılmıştır.

Olbers paradoksundan çıkışımız, evrenin ezelden beri var olmadığı, Büyük Patlama’yla oluştuğunu fark etmemizle oldu. Evrenin oluşumunun ilk anından itibaren, uzaklardaki yıldızların ışıklarının bize ulaşması için yalnızca aradan 13,7 milyar yıl geçmiştir. Bu nedenle, şu anda gördüğümüz tüm yıldız ve galaksiler, ışıkları bize bu süre zarfında ulaşabilmiş olanlardır. Öte taraftan evrendeki yıldız ve galaksilerin birçoğunun bize olan mesafeleri, 13,7 milyar yıl gibi bir sürede ışıklarının bize ulaşamayacağı kadar büyüktür. Bu cisimlerin ışıkları halen yoldadır.

Gökyüzünün gece karanlık olmasının nedeni, evrendeki birçok cismin ışığının bize henüz ulaşmamış olmasından başka bir şey değildir. İnsanlık tarihinin ilk anlarından itibaren, evrenin bir başlangıç noktasının olduğu gerçeği, gecenin karanlık gökyüzünden gözlerimizin içine bakıp durmuş. Şapşallığımızdan bu kadar geç fark edebiliyoruz.

Bir milyar yıl kadar daha varlığımızı sürdürebilecek olursak, ışığı bize 14,7 milyar yılda ulaşan yıldız ve galaksileri de göreceğiz. Buradaki soru şu: eğer trilyonlarca yıl daha varlığımızı sürdürürsek ve çok daha uzaklardaki birçok yıldız ve galaksinin ışıkları bize ulaşırsa, gece gökyüzünün kırmızı olup olmayacağı. Cevap ise hayır. Kepler ve Olbers’in akıl yürütmesi yanlış bir varsayım olan yıldızların varlıklarını sonsuza dek sürdüreceği üzerine şekillenmişti. Ancak en uzun ömürlü yıldızlar bile 100 milyar yıl gibi bir sürede tüm yakıtlarını tüketerek yok olurlar. Bu da, dünyanın gökyüzünü tamamen kırmızıya boyamaya yetecek miktarda ışığın bize ulaşacağı zamandan çok daha önce gerçekleşecek bir şeydir.

Uyku bir vergi mi?

Farklı bi yerde geceleyene sorarız: Uykunu aldın mı? diye.
Çok önemlidir uyku, bütünsel sağlığımızı en az yiyecek içecek ve izlenimler kadar etkiler.
Acaba uykuyu alıyor muyuz yoksa veriyor muyuz? Bana sanki bu hayatı satın almak için bir bedelmiş gibi de göründü şimdi.
Bazıları uykuda geçen zammanı ziyan gibi görür, öyle ya sınırlı hayat süresinin üçte biridir ve azımsanamaz.
Dün uykusuzluğu akşam saatlerinde aynada gördüğümde nerdeyse korktum 🙂 Ve bu gece tüm açığı kapattım, gerekeni ödeyip kurtulayım neme lazım! :))))

**

Her bir rüyanız deşifre edildiğinde bir ayma yaşarsınız işte bu serap anıdır.
Mutabakat rüyasında (hayat) da seraplar olur, bunlar da simgelerin çözülme anlarıdır.

**

Siyoux kabilesine göre, onlar birer bufalo; çünkü bir bufallo avladıklarında onu bütünüyle içlerinden geçiriyorlar. Minicik bi parçası bile dışta kalmıyor. Bu sebeple bufallonun ruhu onlarda yeniden vücut buluyor.
Aynı şey Kuzey Asya insanlarında (kendi kökümüz) geyik için söz konusuydu. Bu yüzden onlara geyik insanları deniyor.

**

Kendimi kaptırıp bi şeyler söylerken (konuşma-yazı fark etmez) çok ciddiyim velakin bi an sonra kendimi hiç ciddiye alamıyorum. safi kahkaha atasım geliyo kendime.

Sanırım benim eril ve dişil yanlarım ayrı ayrı kendi havalarında gayet uyum içinde yaşayıp gidiyorlar. Bu müessesede patron yok! Buna rağmen son yıllarda hiç tartışma yaşamıyorlar bazen kahkahalarını duyuyorum fakat içeriklerini pek bilmiyorum.

**

Hani güzel bi yetenek görüldüğünde denir ya; “Tanrı vergisi” diye, doğru galiba; bunlar için bi vergi alıyor o!

Özel Zamanlarınız?

Kendinizi iyi ,verimli ,mutlu hissettiğiniz gün içierisinde özel bir zaman varmı? Böyle hissetmenize ne neden oluyor?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Çoğu kez sabah uyandığımda, kahvenin kokusu, her şeyin ve kendimin hala hayatta olduğuma dair farkına varmak, önümde bütün bir hayat gibi duran gün ve hele varsa güneşle ilk bakış ve kucaklaşma…

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben sadece tatsız olduğum zamanları anlarım…örneğin karnım bazen gaz yapar…bazen birine karşı direnç gösterdiğimi fark ederim…canımı sıkan şeye bakarım o zaman..yani kısaca ben tersten anlıyorum:))) bu gibi haller dışında verimli-mutlu olduğumu gösteriyor bu durum :))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben geceleri severim..Karanlık ve sessizlikte kendi iç seslerimi ve dışarıdaki huzuru daha iyi ayırt edebiliyorum.Gece sanki günün hasılatının toplandığı zaman..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Günün hasılatı… Süper bi çıkarım 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben de sevdim bu günün hasılatını..annem derdi ki ben her gece yattığımda günü düşünür ne yaptım kime nasıl davrandım hepsinin gözden geçiririm..günün hasılatı yani:)))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben de çocukluğumdan beri annenin yaptığını yapardım bilmeden, belki o sebeple “özetlemem” nisbeten kolay geçiyor.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sizin anneniz gerçek bir hediye imiş…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü evet bize de bu alışkanlığı öğretmişti..şimdi bana ne güzel hatırlattınız onun bu güzelliğini…hayat öykümdeki tüm zorluklara rağmen kalbimin kelebek aklımın berrak olmasının gerçek nedeninin kavradım birden teşekkürler..aslında o öğretmiş bana özetlemeyi:))

Gece

Yağmur durdu saat oldu sabaha karşı üç

Çıkarmış başını geceden puslu ay tepemizde

Saçaklardan, ağaçlardan son damlalar düşmekte

Amansız bir sessizlik var ki gecede vay!

Çıt yok, hayvanlar bile susmuş, ne bir araba sesi,

Ne korna ne ambulans sireni

Vay güzelim gece ben sana hasret sen bana hasret

 

Sa

 

08.04.09 – Fethiye