Öğrencinin Duası

Yarın hem annemin doğum günü hem de dünya Kadınlar  günü, onları şimdiden kutluyor ve Umberto’nun şiirini hediye ediyorum.

Öğrencinin duası şiir- Umberto Maturana
(Bir biyoloğun oğluymuş)
Ruhsal bakımdan sağır bir kültürde, ruhsal bakımdan (SQ) zeki olmak kolay değil

*

Önce şu videoyu izlemek isteyebilirsiniz, tıklayınız

Devamını oku “Öğrencinin Duası” →

Pozitif Psikoloji

İnsanlara mutlu olmayı öğretebilir misiniz? Para mutluluk getirir mi? Neden kimileri diğerlerine göre daha mutlu görünür? İnsanlık haline ilişkin bu yaygın ve temel sorunlar, yakın geçmişe kadar psikologlar tarafından nispeten gözardı edilmiştir.

Pozitif psikoloji bireylerde ve gruplarda olumlu duygulara, erdemli davranışlara ve optimum performansa neden olan etmenleri ve süreçleri araştırır. Mutluluk psikolojisi üzerine ilk kitaplar 1980’lerde görülmeye başlandı. Ardından bu konuda uzman bir kaç akademik dergi ortaya çıktı. Milenyumla birlikte araştırmalar arttı ve bugünse daha geniş kapsamlı çalışmalar yapılır hale geldi.

Mutluluk psikolojisi filozoflar, teologlar ve siyasetçilerin yıllardır peşinden koştuğu bazı temel soruları yanıtlamaya çalışır. İlk soru dizisi mutluluğun tanımı ve ölçütleri ile ilgilidir; ikincisi neden bazı grupların böylesine mutlu ya da mutsuz olduğu; üçüncüsü ise, mutluluğu arttırmak için kişinin ne yapması (ya da yapmaması) gerektiğidir.

Mutluluk bir işe yarar mı?

Elbette! Araştırma kanıtlarına göre, bağışıklık sistemleri daha güçlü olduğundan, mutlu kişiler mutsuzlardan daha sağlıklı ve daha uzun bir hayat sürerler. İşlerinde daha başarılı olma ve daha iyi sosyal ilişki kurma eğilimi gösterirler. Diğerlerinden daha çekicidirler. Mutsuz kişilere göre kendileriyle daha barışıktırlar. Mutlu kişiler daha yerinde kararlar verir ve daha yaratıcı olma eğilimi taşırlar. Mutsuz kişilerse, tehlike ya da başarısızlık işaretlerine karşı tetikte bekleyerek zamanlarını ve enerjilerini boşa harcıyor görünürler. Bu da onları tüketir.

Kendini iyi hissetme halinin kalıtsal olduğuna dair kanıtlar vardır. Ancak özellikle yaşamın ilk dönemlerindeki aile ve ev ortamı gibi çevre etmenlerinin de mutlaka rolü vardır. Bazı toplumların ve bireylerin, tek kelimeyle diğerlerinden daha mutlu olduğuna dair kanıtlar vardır. Örneğin Latin halkları Pasifik kıyıları haklarından daha mutlu görünmektedir. Topyekün ulusal mutluluk iki şeyle ilgili görünmektedir: insanların içinde yaşadıkları toplumun refah, denge ve demokratik niteliği; olumlu duyguları yaşayıp olumsuzlardan kaçınma arzusunu yöneten toplumsal norm ve gelenekler.

Mutlu olmayı öğrenmek

İnsanların daha mutlu olmak için yapabilecekleri basit birçok şey vardır. İlki, başarıyı mutlulukla karıştırmamaktır. İkincisi, kendi hayatının ve programının kontrolünü eline almaktır. Mutlu davranışlar sergilemeniz başkalarının da size farklı yaklaşmasını sağlar ve kendiniz gerçekten de mutlu hissedersiniz. Yetenek ve tutkuları geliştirecek işler ve boş zaman etkinlikleri yaratmak da çok yararlı olur. Düzenli egzersiz yapmak, düzenli uyumak ve sağlıklı yemek insana kendini iyi hissettirir. İlişkilere zaman ayırmak ve özen göstermek mutluluk açısından önemlidir. Başkalarını onaylamak, yardım etmek ve yaşamına şükretmek de mutluluğu arttıracaktır.

Pozitif psikoloji, odak noktasını, kişisel zayıflıkları araştırıp onları düzeltmek ya da değiştirmekten, güçlü yanların ve meziyetlerin incelenmesine kaydırmaktadır. Amacı, gerçek mutluluğu ve iyi yaşam sürmeyi devam ettirerek sağlığı da desteklemektir. Bir disiplin olarak giderek hız kazanan pozitif psikoloji insanın bu en temel halini bilimsel olarak incelemeye dönüştürmektedir.

Siz de Birdman’i yeni izleyenlerden misiniz?

Aslında dün gece izledim ama uyudum uyandım halen izlemeye devam ediyor gibiyim. Filmi izledikten sonra Oscar öncesi yerli yabancı film eleştirmenlerinden dinlediğim hararetli tartışmalar zihnimde yüzeye çıktılar. Gerçekten de bu film bazıları için yüzeysel bazıları için çok katmanlı denebilecek, bazılarının sinir olacağı ve birilerinin bayılacağı tarzda insan ana yapısının tezat çeşitliliğinin yansıması gibi görünüyor.
Bana göre film, Amerikanın kendi üzerinden tüm dünyaya ve hatta fırsatını bulursa uzaya pazarladığı büyük amerikan rüyasının çöküşünü anlatıyor. Bu açıdan bakıldığında filmde -uzunluk açısından-büyük bir rolü olmayan Edward Norton’un neden bulunuyor oluşu da tesadüf değil sanki; çünkü film Dövüş Kulübünün bir başka, iletişim çağı versiyonu gibi görülebilir.
Oyunculuklar mükemmel. Tipik hızlı akış, Amerikan tarzına alışık olmayanları serseme çevirecek düzeyde. Eğer filmin repliklerini duymazdan gelirseniz kullanılan simgeler hemen hemen aynı şeyleri çok daha derin düzeyde ortaya koyacaklardır, öylesine etkin ve bol kullanılmış. Eminim ki bunların bir kısmı yönetmenin senaristin bilgisi dahilindedir ama daha çoğu bilinçsizce bu filmin içine sızmışlardır. -Küçük bir not: Amerikan Tanrılarını okumayan kalmasın.-  Ben bunu kendi yazdığım kitaplarda net olarak görüyorum, planlamadığım ve bilinçli yapmadığım o kadar çok şey-simge ve anlam doluşuyor ki içeri, o artık nerdeyse benim diyerek sahipleneceğim kişisel bir yaratım olmaktan çıkıyor.
Tabi ki filme sıradan bir seyirci olarak bakıyorum, eleştirmenlerin kıstası nelerdir bilmiyorum, öğrenmek de istemiyorum. Cahil kalıp filmin havasının ezici bir şekilde üzerime yüklenmesini ve beni bilmediğim bir hale sürüklemesini isterim. İşte ben böyle seyrederim ve okurum.
Bu film hakkında söylenecek çok şey olduğunun farkındayım ama filmin başarısına bakın ki, onlar ayrışmaya direniyorlar! Kafamın içinde kaotik bir gümbürdeme, şiddetli bir fırtına olarak kalmak istiyorlar.
Bu cümleden olarak Birdman, 4 oscarı hakkıyla almış diyebilirim.

Bazı kişilerce iddia edildiği yeni amerikan rüyasında (evrilmeye çalışılan) kötü niyet var mı emin değilim, tabi ki yerliler ve afrika kökenlilere yapılan soy kırım ile ilişkilendiriyorsunuz bu rüyayı ancak ben bunun tek elden çıktığını sanmıyorum, böyle bir iz bulamadım. Yeni Dünya dini olarak Amerika tarafından dünyaya tanıtılan ve pazarlanan paketin içinde bize sunulan bir çok seçenek var; uzaylılar, eski ırklar, doğu dinleri, Atlantis, Lemurya ve kökeni, sağlık, mutluluk, kuantum düşünce, çok boyutluluk, özgürlük, aydınlanma(!) vs vs… Hepsi de bilimsel dile tercüme edilmiş, revize edilmiş Hristiyanlık çerçevesi içinde sunuluyor, hatta öyle ki buna şamanlık, Mevlana ve tasavvuf filan bile dahil edilmiş. Bu arada spiritüalizm akımı bu reçetenin en başında yer alıyor ve bilimsel terminoloji ile harmanlanıyor. Bu durumu kötülediğim sanılmasın, sadece tarafsızca gözlüyorum, hoşuma gidenleri kendi öznel gerçekliğim yapıyorum
Bu arada ben herhangi bir dinden olunabileceğini de sanmıyorum çünkü herkesin kendine özgü tek kişilik bir dini olduğu ve zaten tanrının bu çeşitliliğin getireceği bilinç artışına talip olduğunu sanıyorum.
İkinci not: Geçen gün de Boyhood’u seyretmiştim ve onun neden Birdmanle yarışamadığını da anlamış oldum. Boyhood bir klasik olarak 100 yıl sonra da amerikalılarca ve onları merak edenlerce izlenecek ama Birdman muhtemelen  tıpkı Dövüş kulubü gibi kısa sürede unutulmaya çabalanacak, aksi takdirde yaşamaya devam edemezsin o amerikan rüyasının devasa çöplüğü içinde.
Üçüncü not: Tansiyonun yükseldiği de belli, dövüş kulübünde kendini acımasızca dövmeye başlayan insanlar Birdman’de artık kendini öldürüyor ve böylece kurtuluyor, uçup gidiyor!

VARsıl- YOKsul

Yoksulların açlığını gidermek kolay. Asıl sorun, zenginlerin açlığının giderilmesinin imkansız olması!

Demişler, doğrudur da neden? Sebebini düşündünüz mü?

  • Turan Erdal İlki bedensel, digeri zihinsel oldugu icin…

    Jaan Eric Maslow ihtiyaclar semasinin en alt basamagindakiler icin karnin doymasi en temel ihtiyac, karni doydugunda toktur artik, bir dahaki acikmaya kadar. Yukseldikce tatmin, beklenti yukseliyor, paranin hersey oldugu bir deger anlayisi yaratiliyor, realiteyi yaratanlar oldugumuz unutuluyor veee sonuc hep aclik..

    Sibel Atasoy Söyledikleriniz gayet yerinde görünüyor. Benim de ilk aklıma gelen “sürdürülebilirlik” oldu. Bi şeye bir kez ulaşmak nisbeten kolaydır. Yeterli ve saf arzu bile bazen şans çarkını işletir. Fakat o şeyi sürdürülebilir kılmak büyük bi iştir! İşte bana göre zenginlerin tasası ve doyamaması seviyelerini sürdürülebilir kılmak olunca açlık bitmez. bu sadece parasal refah için değil, sürdürmek istediğiniz her şey için geçerlidir ve belki paradan çok aşk konusunda kendini alanen gösterir.
  • Jaan Eric Zorla guzellik olmuyor, zer(altin, para, mal) ile de olmuyor, birakmayi hatirlamak icindir belki de hersey 🙂

    Turan Erdal Surdurebilirlik guzel bir tez. Zenginler ellerindeki olanları kaybetmekten korkuyorlar. Bir seyi olmayanın da kaybedecek bir seyi olmaz.

    Jaan Eric Tabi birakmaktan muradim, kendi kilifindaki sen sanislari birakmak, yoksa disarida birakilacak birsey yok, kilifin sanislari sustukca icerdekinin sesi yukseliyor, ozgurce 🙂
  • Çağla Necat Çünkü açlık korkusu olanın açlığı hiç giderilemez.

    Sibel Atasoy Çok doğru. Bu korkunun sebebi nedir sence?

    Çağla Necat Bu korku Kur’an da bile geçer.. Hristiyanlar için mi Yahudiler için mi hatırlamıyorum gerçi.. Gökten sofralar inmiş ya yarın inmezse diye saklamalarından cezalar verildiği söylenir.

    Turan Erdal Bulundugumuz yerden dusmek surekli insani korkutur.

    Sibel Atasoy Neden neden, ah bu çileli başımız nedennn? (beste yaptımm) :))))
  • Çağla Necat Hadislerde en çok övülen davranışlardan biri cömertliktir. Hem para hem de yiğeceğini verme yiğeceğinden vazgeçme ve açlığa sabretme. Bu çok büyük bir nefs terbiyesi yoludur. Açlık bizim insani değil belki de hayvani yönümüzdür.

    Sibel Atasoy Hiç sanmam, hayvanlar doyunca doyar, özel durumlar haricinde biriktirme faaliyetleri yok onların.

    Turan Erdal Senin söylediğin süreklilik ile korkuyu birlestirebilirsek çok güzel bir teori olur.

    Sibel Atasoy e zaten birleşik onlar :))) Bizler algılayanlarız. Algıladıklarımızın rasgele değil sürdürülebilir olmasını isteriz. Bütün rüyalar bu istek sebebiyle kuruluyor. Einstein bile tanrının zar atmasını hazmedemedi 🙂
  • Turan Erdal İnsan kendi ınsaa ettiği şeyleri kaybetmekten korkuyor. Einsteinde de durum aynı galiba, yıllarca emek verdiği bir teorinin yıkılmasını görmek.
  • Sibel Atasoy YOKsul ve VARsıl, oyunun dengeye gelip yavaşlaması hatta sona ermesi tehlikesine karşı alınmış önlemler gibi geliyor bana. Dengede de uyunabili! Uyanık olmak için akla hayale gelmeyen mekanizmalar var hayat oyununda 🙂

Özel Zamanlarınız?

Kendinizi iyi ,verimli ,mutlu hissettiğiniz gün içierisinde özel bir zaman varmı? Böyle hissetmenize ne neden oluyor?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Çoğu kez sabah uyandığımda, kahvenin kokusu, her şeyin ve kendimin hala hayatta olduğuma dair farkına varmak, önümde bütün bir hayat gibi duran gün ve hele varsa güneşle ilk bakış ve kucaklaşma…

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben sadece tatsız olduğum zamanları anlarım…örneğin karnım bazen gaz yapar…bazen birine karşı direnç gösterdiğimi fark ederim…canımı sıkan şeye bakarım o zaman..yani kısaca ben tersten anlıyorum:))) bu gibi haller dışında verimli-mutlu olduğumu gösteriyor bu durum :))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben geceleri severim..Karanlık ve sessizlikte kendi iç seslerimi ve dışarıdaki huzuru daha iyi ayırt edebiliyorum.Gece sanki günün hasılatının toplandığı zaman..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Günün hasılatı… Süper bi çıkarım 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben de sevdim bu günün hasılatını..annem derdi ki ben her gece yattığımda günü düşünür ne yaptım kime nasıl davrandım hepsinin gözden geçiririm..günün hasılatı yani:)))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben de çocukluğumdan beri annenin yaptığını yapardım bilmeden, belki o sebeple “özetlemem” nisbeten kolay geçiyor.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sizin anneniz gerçek bir hediye imiş…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü evet bize de bu alışkanlığı öğretmişti..şimdi bana ne güzel hatırlattınız onun bu güzelliğini…hayat öykümdeki tüm zorluklara rağmen kalbimin kelebek aklımın berrak olmasının gerçek nedeninin kavradım birden teşekkürler..aslında o öğretmiş bana özetlemeyi:))