Basit ve mucizevi

Birçok insan hayatının bir evresinde değişiklik ister ve o an ya buna gücü yetmez ya hayaller tamamlanmamıştır, yani zamanı vardır. Bu durumda kişi, mevcut konumundaki yaşamına küser ve her an her cephede sevimsiz şeyler olmaya ve olmaya adeta kendisini her an onaylar biçimde berbat olmaya başlar. kendi kapanına yakalanmak gibi bir şey bu. Oysa insan dileğini, hayalini yapıp unutmalı (o geldiğinde kendini hatırlatır) ve tüm gücünü becerisini yaşam sevincini içinde bulunduğu konuma; evine, işine,çevresine akıtmalıdır, bunun getirisi mucizevidir.

Her gün kahrettiğin bir düzen sana nasıl cevap verir sanıyorsun? Muhtemeldir ki seni onaylar biçimde gelişip gidecektir. Hayalini şu an ve burada gerçekleştirecek gücü bulamadıysan ona şöyle davran (eskiden pehlivanları çayıra salan hakemler gibi): Saldım çayıra, mevlam kayıra!

Ve derhal onu unut ve kendini mevcutlarına çevir onları mutlu etmeye çabala, ta ki YENİ için gücün toparlanana kadar…

*

“Çözümlemeye,bölmeye, şeyler ɑrɑsındɑ kıyɑslɑmɑ yɑpmɑyɑ son verin. Sɑdece evrenin merkezinde olduğunuzu görün, Her şeyi ve her vɑrlığı; Sonsuz bedeninizin bir pɑrçɑsı olɑrɑk kɑbul edin.” Diyor Lao Tzu…
Gezgin şamanın yolundaki ayrılığın; bir amaç uğruna oluşturulmuş keyfi bir şey olduğu ve aslında her şeyin bir olduğu prensibinin iz düşümüdür bu söylem ve tüm coğrafyaların bilgeliğine Lemurya kökünden yansımaktadır. Çok boyutlu düşünmeye çalıştığımızda bu yansımanın çok çok eskiden olmuş bitmiş bir işlem değil halen ve sonsuzca devam etmekte olduğunu çıkarsayabiliriz.

Rahatsızlık konumu

Cumhurbaşkanlığı seçimi ya da başka herhangi önemli bir durumda yaşadığımız netleşmeme ve dolayısıyla rahatsızlık veren bir çengel hissetmemiz normaldir.
Buna kararsızlık diyemeyiz henüz, normal bağımsız bir insan olarak kendimizi “sanal geçişler” yapmaya olanak verecek biçimde nötr bulunduruyoruz.
Bu işlem fazla sürmez, sanal geçişler enerji harcatmayan (ya da minimize eden) ve zihnimizin takip edemeyeceği hızda cereyan eden kuantum bir durumdur. Bu sürecin bittiğini dengenin hafifçe bozulması ve ardından karar/seçim yapabilme yetisinin oluşmasıyla anlarız.
Kararı verdiğimizde yeniden rahat ve nötr pozisyona da dönmüş oluruz.

*

İhtiyaç- İstek ve Niyet
Eğer gerçek ihtiyacımızla, ihtiyacımız olduğuna inandığımız şeyler (isteklerimiz) birbirine eş değer olsaydı bunlar hemen nerdeyse anında karşılanırdı. Fakat insanlığın geneli azmettirilmiş isteklerle dolu olduğundan bu evrensel kural da sanki işlemiyormuş gibi görünüyor. Tabi zilli kız örneği yöntemi de secret’vari yöntemler de tam anlamıyla işlemiyor. Burası ilk engel.
Diğer yönü ise yani “niyet” ile ilgili kısım ise muhtemelen kolay anlaşılacaktır. Niyet, kuantum bütünlüğümüzün ihtiyacıdır ve burada yani 3B deki lineer benliğimizin istekleriyle hiç uyuşmayabilir! Niyet, daha yüksek bir bütünlüğün ifadesi olduğundan isteğe oranla çok önceliklidir. Buradaki handikap ise 3B benliğimizle niyetimizi anlamanın nerdeyse yolu yoktur! Nerdeyse dedim çünkü “imkansız” değil fakat çok büyük azim gerektiren süreçlere gereksiniyor.
Kültürel bakımdan “her şeyin hayırlısını dilemek”, bilmeye yaklaşamadığımız Niyetimize boyun eğmektir ki gerçekten gönülden yapılabilse bazı psikolojik çerçevedeki acıları ve toplumsal çatışmaları sonlandırabilir.

Soru: İsteklerin gerçekleşmesi niyetle uyumlu olunduğuna, gerçekleşmemesi uyumsuzluğa işaret eder diyebilir miyiz ?

İstek, gerçek bir ihtiyaca dayanıyorsa (yani azmettirilmiş değilse) sanırım niyetle çelişse dahi realize oluyor. Benim gözlemim ve anlayışım bu yönde. Sebebi de Niyet’in çok kapsamlı ve uzun soluklu oluşunun içinde 3B bir isteğin fazlaca bir engel teşkil etmemesi olabilir. Ayrıca çok boyutlu bir niyetin bizim aklımızı zorlayacak kadar çeşitli ve zıt görülebilen 3B isteğini zaten kapsıyor olabileceğini de hayal etmek zor değil. Sorudaki mantık esas olarak çok doğru ve yerinde.

Niyet ve İstek

Che sera sera
Her bir kişi isteği değil gizli niyeti uyarınca baht edinir.
Niyet neden gizlidir?

  •  
    Turan Erdal Niyet ile istek arasinda fark var mi?
     
  • Sibel Atasoy İsteklerimizi eğer üzerine eğilirsek hatırlayabiliriz çünkü bilinçli alanda muhtelif zamanlarda-çoğu kez biirberiyle çelişerek-yapılmışlardır. Niyetimiz ise bilinçsiz alanımızdan gelir ve biz onun ne olduğunu bilmeden yaşar ölürüz.
    Turan Erdal O halde niyet tikel birsey olamaz, tümel olmasi gerekmiyor mu?
    Sibel Dlgç Blg gizli niyet enerji olarak sadece yaratıcı kaynakla niyet eden arasında kaldığı için belli bir saflıkta mı kalıyor acaba? ortaya döküldüğünde başkalarının enerjileri de alana karışıp tabiri caizse enerjiyi kirletiyor veya değiştiriyor olabilir mi?
  •  
    Sibel Atasoy Sibel hn,söylediğiniz gibi olabilir bu konuda bazı deneyimlerim oldu ancak tek bi farkla, niyeti bilirseniz başkalarının enerjileri ile değil bizatihi kendi bilincinizin yönlendirmesine maruz kalarak saflığını yitiriyor olabilir.
    Turan işte onu tam çıkarsayamadım henüz, yani niyet tikel midir, tümel midir bilemiyorum. Tekil olamaz gibi hissediyorum ve yüksek ihtimalle tikeldir.Sibel Dlgç Blg niyet bilince gelmezse nasıl niyet olabilir ki? ilahi yaşam amacı gibi birşey mi? o zaman tezahür ettiğinde nasıl anlarız ki niyet ettiğimizi? bu çok daha farklı bir bilinç durumu galiba.
    Turan Erdal ” yüksek ihtimalle tikeldir” burada “tümel” demek istedin herhalde.Sibel Atasoy Müthiş bi durum. Ancak derinlemesine çalışan kişilerce varlığı hissedilir bu olgunun. Hayır Turan, tikel ile tekil farklı şeyler, tikel belli bir gurubu temsilen kullanılırTuran Erdal Yani birden fazla niyetin oldugunu mu sölüyorsun? O halde bir “ana niyet” de olmasi gerekmiyor mu? Her niyetin dem aldigi bir niyet.Sibel Atasoy Hayır öyle söylemiyorum. Tümel olsaydı nyet bildiğimiz herşeyi temsil ederdi, tekil olsaydı sadece bir kişiyi temsil ederdi. Tikal ise belli bir gurubu örneğin sadece bizim güneşimizi, ya da sadece dünyayı veya sadece kuzey yarım küreyi temsil ediyor gibiSibel Dlgç Blg o zaman teslimiyet ve güven önem kazanıyor olmalı.Turan Erdal O zaman ayri ayri niyetin olmasi gerekmiyor mu? O halde bunlar birbirleri ile nasil baglaniyorlar?Sibel Sibel Atasoy: Ben daha bir kişinin saklı niyetini çözememişken sen bana niyet piramidini açıklatmaya çalışıyorsun! Sibel hnm, neye teslimiyet ve güven? Biraz açabilir misin? 

    • Sibel Dlgç Blg gizli niyeti eden her neyse ona güven ve akışa teslimiyet. zira bilinç düzeyinde bunu bilemiyorsak ve isteklerimiz de bizim bahtımızı belirleyemiyorsa, ortada gizli bir niyet var ve herşey buna göre belirleniyorsa o zaman sadece buna güvenmek kalıyor bize. boşuna debelenmeye gerek yok. öyle değil mi

       Sibel Atasoy Gizli niyet kişinin bütünlüğüne ait, yalnızca bilincine çıkmamış. Malum bilinç adası devasa bir okyanusta bi ceviz kabuğu

      Sibel Dlgç Blg grup vitaminin kurcalama bozarsın diye bir şarkısı var, nedense o geldi aklıma. sabahtan beri aslında tüm bu çaba boşaymış gibi geldi birdenbire. yaşa gitsin. sır yok, gizem yok, ilahi hiçbir şey yok. sadece yaşam var ve de sevgi. başka herşey boş. hiçlik.
      Sibel Atasoy Eğer insanlar yaşamlarından tat alamıyor, dayanılmaz acılar çektiklerinden şikayet ediyorlarsa bunları kurcalamak ihtiyacı oluşuyor, sırf şefkatten Değilse aynen katılıyorum sana
       
      Sibel Dlgç Blg peki ya bu acılar da gizli kalması gereken niyetten dolayı oluyorsa…
      Sibel Atasoy Şüphesiz Bazi insanları kusuru-sapması da şefkattir
      Turan Erdal acilar bölünmüslükten kaynaklanabilir.
      Sibel Atasoy tamamen katılıyorumTuran ancak yalancı bölünmüşlüğün birey bilincini geliştirmek için bulunan yegane çare olduğunda hemfikir olmuştuk sanırım. Yani iş yine gelir denetimli deliliğe dayanır!
      Turan Erdal Asil sorun bu bölünme nasil geri cevrilebilir oldugu. Denetimli delilik yeterli mi?Sibel Atasoy Araştırmalarıma göre şu ana kadar bulabildiğim yegane çözüm
       

Neden istekleriniz olmuyor?

Daha önce -deneyerek bulduğum- yöntemi bi kaç kere buradan paylaştım.

Olmadığını düşündüğün isteğini engelleyen sözleşmelerim nelerdir diye bağırarak -bütünlüğüne- soracaksın. Sesin içten ve gerçekten etkin çıkmalı. Anında bu isteği engelleyen diğer karar, istek ve uçucularla sözleşmelerin, bilgisayar gibi alt alta -gözünün ardında bi ekrana-dökülmeye başlıyor.

Onları incele, geçerliliğini yitirmiş olanları sokağa doğru bağırarak sözleşmeyi bozduğunu, teşekkür ettiğini ve s.olup gitmesini emret.
Hala vaz geçemediklerin olduğunu da göreceksin. Olsun, o kararların sana ait olduğunu ve şimdilik sürdürmek istediğin için yeni isteğinin olmadığını anlamak sana yeterli ivmeyi kazandırır. Aceleye gerek yok. Ne yaptığımızı biliyorsak her şey mübahtır.

Emretme, br kabalık ya da başkalarını manipüle etme amacıyla değil, yalnız ve yalnızca “yaptırım gücü olan” sesi çıkarabilmek için yaptığım teşbihtir. 🙂

Bu işleme;

CC literatüründe kontrollü delilik-iz sürücülük.
Gurdjieff ve bi çok eski öğretide: Kendini bilmek!
Yeni jargonda kendinin farkında olmak…
Bu sözcükleri buralarda kim görse “beğeni” işaretliyor, seve seve paylaşıyor, hatta yarışıyor… Velakin kimse nasıl yapacağını bilmiyor, hatta yapılması gereken bi şey var mı diye aklına bile gelmeyen çoğunluktadır. Zihnin bildiğini kendinin zannetme vahim hatası!

Değiş-Tokuş

Eski yıllarda şimdi ne olduğunu bile hatırlayamadığım bi şeyin olmasını istiyordum (genelde böyle bi durumla sık karşılaşmam, yani isteklerim daha bilincime pek çıkmadan karşıma gelir, öylesine hazır bulurum); fakat bu isteğimin bendeki tamlık durumuna karşın bana ulaşmasının fiziki olarak bazı şartlara tabi olduğunu da biliyordum her nasılsa.
Demiştim ki; sibel kızım istediğin bu şeyi nasıl satın almayı düşünüyorsun? Karşılığında ne vereceksin? Bu soruyla karşılaşınca hemen olası mevcutlarım bir bir aklıma geldi. Bi muhasebecinin bilanço aktifindeki assetleri gibi! 🙂 Şimdi tek tek ele alıyorum, bakıyorum bunu versem mi diye, içim elvermiyor. Bi diğerini alıyorum ele; yok yok arkadaş hiç birini veresim gelmedi. E şimdi bilançonun aktif/pasif dengesini bozamazsanız yeni bi şey de alamazsınız. Normal halimde bu iş bilinçsiz olarak yapılmaktaymış meğer bende, o yüzden böylesi bi debelenme olmuyormuş. Neyse işte geçmiş gün, galiba o isteğim için gereken denge yitimini sağlayamayacağımı anladım ve onu derhal unuttum!
Baksanıza hala hatırlayamıyorum neydi :))))
Çok zevkli… diye bitirecektim anıyı ama nedense aklıma zevzek kelimesi geldi. ikisi de Z ile başlıyo,bi alakası var mı diye sorgulamadan öylesine bırakacağım bunu… hahahahahaha
Gününüz zevkli geçsin frekanslaaarrrr

**

Öyle durduk yerde yaptığım beyanlar, kendim ve Sibel içindir. Bi soru yöneltildiğinde yaptığım beyan ise kendim ve soran içindir. Tabi hangisini seviyosun, tercih ediyorsun derseniz, tercih yapamıyorum ikisi de kendiliğinden, zaptedilemez bir akış.:)