Kuantum Zilli kız

Olasılık dalgası görünümündeki bir elektron bir yörüngeden diğerine geçmeye niyetlendiğinde, gelecekteki durağanlığına yönelik, sonunda yerleşebilme olasılığı     olan tüm yörüngelerin nabzını aynı anda ölçer! Buna Sanal geçişler ismi verilmektedir.

Danah Zohar bunu Kuantum Zilli KIz adını verdiği bir örnekle öyle güzel açıklamıştır ki, kuantum çalıştığım 25 yıllık dönemde ben de bu örneği sık sık yazarak ve anlatarak paylaşmışımdır. Nedir öyleyse kuantum Zilli Kız Örneği? Bunu bu kez bizzat Zohar’ın sunumuyla görelim (Kuantum Benlik Kitabından)

20160415_092908

Rahatsızlık konumu

Cumhurbaşkanlığı seçimi ya da başka herhangi önemli bir durumda yaşadığımız netleşmeme ve dolayısıyla rahatsızlık veren bir çengel hissetmemiz normaldir.
Buna kararsızlık diyemeyiz henüz, normal bağımsız bir insan olarak kendimizi “sanal geçişler” yapmaya olanak verecek biçimde nötr bulunduruyoruz.
Bu işlem fazla sürmez, sanal geçişler enerji harcatmayan (ya da minimize eden) ve zihnimizin takip edemeyeceği hızda cereyan eden kuantum bir durumdur. Bu sürecin bittiğini dengenin hafifçe bozulması ve ardından karar/seçim yapabilme yetisinin oluşmasıyla anlarız.
Kararı verdiğimizde yeniden rahat ve nötr pozisyona da dönmüş oluruz.

*

İhtiyaç- İstek ve Niyet
Eğer gerçek ihtiyacımızla, ihtiyacımız olduğuna inandığımız şeyler (isteklerimiz) birbirine eş değer olsaydı bunlar hemen nerdeyse anında karşılanırdı. Fakat insanlığın geneli azmettirilmiş isteklerle dolu olduğundan bu evrensel kural da sanki işlemiyormuş gibi görünüyor. Tabi zilli kız örneği yöntemi de secret’vari yöntemler de tam anlamıyla işlemiyor. Burası ilk engel.
Diğer yönü ise yani “niyet” ile ilgili kısım ise muhtemelen kolay anlaşılacaktır. Niyet, kuantum bütünlüğümüzün ihtiyacıdır ve burada yani 3B deki lineer benliğimizin istekleriyle hiç uyuşmayabilir! Niyet, daha yüksek bir bütünlüğün ifadesi olduğundan isteğe oranla çok önceliklidir. Buradaki handikap ise 3B benliğimizle niyetimizi anlamanın nerdeyse yolu yoktur! Nerdeyse dedim çünkü “imkansız” değil fakat çok büyük azim gerektiren süreçlere gereksiniyor.
Kültürel bakımdan “her şeyin hayırlısını dilemek”, bilmeye yaklaşamadığımız Niyetimize boyun eğmektir ki gerçekten gönülden yapılabilse bazı psikolojik çerçevedeki acıları ve toplumsal çatışmaları sonlandırabilir.

Soru: İsteklerin gerçekleşmesi niyetle uyumlu olunduğuna, gerçekleşmemesi uyumsuzluğa işaret eder diyebilir miyiz ?

İstek, gerçek bir ihtiyaca dayanıyorsa (yani azmettirilmiş değilse) sanırım niyetle çelişse dahi realize oluyor. Benim gözlemim ve anlayışım bu yönde. Sebebi de Niyet’in çok kapsamlı ve uzun soluklu oluşunun içinde 3B bir isteğin fazlaca bir engel teşkil etmemesi olabilir. Ayrıca çok boyutlu bir niyetin bizim aklımızı zorlayacak kadar çeşitli ve zıt görülebilen 3B isteğini zaten kapsıyor olabileceğini de hayal etmek zor değil. Sorudaki mantık esas olarak çok doğru ve yerinde.

Barış Ararken…

Barış adeta bir güneş gibi anlayıştan doğar, bilinmeyenden korkarak batar. sa
İşte bu sebeple 3B dünyasında barış ve savaş birbirlerini gece ve gündüz gibi şaşmaz bi kararlılıkla takip eder. Ta ki bilinmeyenden zevk alana kadar devam eder. Sürprizlere açık olmak, yaratıcı 5B boyutunun temelidir. Sonsuz, tanımsız yaratıcının, sonsuz şefkatini bir kere hissettiğinizde, bilinmeyene karşı hazırlıklı olma telaşı kaybolur, şu an ve burada mantıksız (!) bir güven kaplar içinizi.

‘Yıldızları görmek için belirli bir karanlık gereklidir.’ Demiş Osho

İşte her şey bundan ibaret. Bilinçle bilinçaltı perdelemesi, bu sebepten oluşturulmuş bi oyun. Hızlanmak için…
Şimdi ben Barış isterken, anlayışı derin biri çıkıp “işimizi yavaşlatıyorsun Sibel” derse ona “evet aynen kardeşim” derim

*

Sebepleri anlamak, anlayışta derinlik kazandırır. En azından bana öyle oluyor:)

İç görülerimle (yüksek benliğimle) bağlantım hep iyidir ve çoğu kez de onun yol göstericiliği ile yaşadım, sadece böyle de yapabilirdim ama doğam başka türlüsünü gerektiriyordu, buna ilaveten sebep-sonuç ilişkileri kurarak mantığımı da ikna ederek, çift dikiş ilerledim. Her birimiz benzersiz kendi dinimize (hayat yolu) sahibiz.

Halleri deneyimlemek icin sebep sonuc analizi gerekmiyor ancak o haller de tipki ruya gibi kontrolsuz dolasimlar ve cok hos tabi bi yaniyla. Ancak HALden makama transfer icin bilincli cabalar gerekiyor güm üstatlar da bunu desteklemisler. Zaten bi makama demir attiginizda yine farkli halleri gelisiguzel dolasmayacaksin diye bi durum yok, bu sonsuz bi yolculuk. Kuantum fiziginde buna Sanal Geçişler deniyor. Bu durumda makam için de kuantumun Gercek Geciş tabirini kullanmakta sakinca olmaz sanirim.

Bu gezintilerde kaybolma olmuyor cünkü halen zaten bi makamin var, yani birlesim noktasinin sabitlendigi bir noktan var (psikolojik agir bi vaka degilse insan), yerine ruyadan uyanir gibi tip diye donuveriyorsun 🙂 Fakat yeni bi makama cengellenmek icin ve hal gezintilerine KENDI IRADENLE çıkıp istedigin zaman donebilmek, istedigin yere bilerek gitmen gibi bilincli geziler hep Cc nin ogrettigi ustalasma calismalarini gerektiriyor 🙂

  • Turan Erdal Ben “mantigimi ikna etmek”ten bunu anladım. Yani çocuk avutmak gibi bişey mi?
  •  Sibel Atasoy Mantık bi canlılık değildir ki, o bi kavramdır, yöntemdir, soyuttur yani çocuğumu ikna etmeye benzemez. Ona bu gezegendeki insanlık BİLGİsini ikna etmek denilebilir:) Yeni olanı (yeni bi ifade yeni bir bağlama biçimidir zaten) eskiyle hemhal etmektir. Eski ölüp yeni gelmez, her zaman bunla birbirlerinin içinde pişerler ve ortaya yeni yani sentez çıkar. Demek ki benim yöntemim buymuş, bilmiyordum, sorduğun için teşekkür ederim
  • Turan Erdal Demek ki mantık sürekli sentez yapmakla meşgul. Yani meşgul olmak için sürekli etkin olmak zorunda. Diğer tarafta dingin birşeyin de olmadı gerekiyor, aynı okyanustaki dalgalar gibi. Dalgaları mantık kabul edersek tabii.
  • Sibel Atasoy Güzel bi çıkarım yaptın. Zihnim sentez süreciyle meşgul olduğu için benimle pek uğraşmaz, o sebeple sakinim ve yüksek benliğimle sürekli bağlantı içindeyim.
  • Turan Erdal Zihnin senden ayrı bişey mi? O zaman sen kimsin?
  • Sibel Atasoy Tanık diyebiliriz belki, pek düşünmedim ancak onun ölümsüz sonsuz bi şey olduğunu hep bilirim, hatta çocukluktan beri ölememekten çekinmişimdir, çünkü belki bu başka bi çeşit mahkumiyettir. Fakat son yıllarda bunları daha iyi oturtabiliyorum ve korkum geçti
  • Turan Erdal Mantığını susturdun yani ,-)
  • Turan Erdal Yani senin için “doğru-yanlış” pek yok mu diyorsun?
  • Turan Erdal Yani kimin neyi nasıl cevap verdiği onun algı seviyesini gösteriyor diyorsun.
  • Sibel Atasoy Onun mu benim mi artık! Fark etmez canım 🙂

AŞK ve Sanal geçişler…

Kuantum fiziğinde sanal ve gerçek geçişler diye iki kavram var:

Olasılık dalgası görünümündeki bir mütevazi elektron, bir yörüngeden diğerine geçmeye niyetlendiğinde, gelecekteki durağanlığına yönelik, sonunda yerleşebilme olasılığı olan tüm yörüngelerin nabzını aynı anda ölçer!

Bu, yoklama mahiyetinde etrafa gönderilen dokungaçlara sanal geçişler denir. Elektronun sonunda geçtiği kalıcı evine ise “gerçek geçiş” denir.

Bu konu hep ilgimi çekmiştir. Olayın kah dokungaçlar kısmına, kah yerleşebilme olasılıklarına yöneliyorum. Ve alabildiğince anlamlar yüklüyorum. :)))

Ah bugün tamamiyle akan bir su gibiydim. Bu tespitden, plesebo dahil her yere gittim, gezdim. Hepsini toparlayıp anlatabilmem için epeyce bi dirayetimi takınmam lazım ama nerdeeee! Her zamanki; tembel, şapşal, zevkine düşkün gezginim ben.

Gezintide uğradığım yerlerden biri de AŞK oldu.

Aşık olduğumuz her bir kişiyi sanal geçişlerden biri olarak g-ördüm.

Veeee son olarak, mütevazi bi elektron gibi gerçek geçiş yaptığımız yer ise ebedi AŞK, bir olanın sınırsız potansiyelinin hiçliği olacak inşallah.

Fakat bir de şu var tabii; Niyet şart!

Sonra;

niyetlendiğinde, gelecekteki durağanlığına yönelik, sonunda yerleşebilme olasılığı olan tüm yörüngelerin nabzını aynı anda ölçer!

“Aynı anda ölçer” lafı beni büyülüyor. İçimde fesetalar halinde çiçekler açıyor; büyüyor, büyüyor; herşey oluyor. Kendimi büyülenmişçesine aşık hissetmeme sebep oluyor. Bu bir mucize, bir deha eseri… Hayranlaştıkça, aptallaşıyorum.

4/9/2005 ·

-Anasının Karnından Dizisi-

Sanal Geçişler Nedir?

  • 9. Bu kesintili yolda “gerçekliğin” sabit bir edimsellikten değil, bilebileceğimiz bir takım edimsellik olasılıklarından ibaret olduğu dünyada, bir parçacığın hareketini ne kadar derinden incelerseniz o denli anlaşılması zor hale gelir. “Anlaşılmazlık” kuantum hareketinin en büyük sorunudur; daha büyük sorun ise bütün o kayıp olasılıkların nereye gittiğidir!
  • 10. Doğanın türlü olasılıklarından biri hangi aşamada ve niçin , kendini “gerçek şeyler” dünyasında sabitler?

            Olasılık dalgası görünümündeki bir elektron bir yörüngeden diğerine geçmeye niyetlendiğinde, gelecekteki durağanlığına yönelik, sonunda yerleşebilme olasılığı     olan tüm yörüngelerin nabzını aynı anda ölçer! (Zilli Kız örneği!)

            Bu yoklama mahiyetinde etrafa gönderilen dokungaçlara sanal geçişler denir.            Elektronun sonunda geçtiği kalıcı evine ise “gerçek geçiş” deniyor. 

  • 11. “Sanal geçişler” enerji tutmazlar ve bu yüzden de enerjiyi daha ileri gitmeden tersine çevirirler. (Yukarıda dokuzuncu maddedeki “bütün kayıp olasılıklar” tanımı sanal geçişler için kullanılan bir ifade.)
  • 12. “Çok dünya” kavramı, her birinde bir versiyonumuzu bulabileceğimizi ve bu farklı versiyonların farklı olaylar zincirinin gelişmesini sağladığını öne sürer. “hiçbir kayıp olasılık yoktur!” Bunun izlerini evrimin mucizevi ilerleyişinde görebiliriz. Az ömürlü iki mutasyon uzun ömürlü (asıl geçiş) bir melez oluşturabilir. Biz insanlar büyük bir olasılıkla böyle iki “sanal türün” melez birleşmesinden oluştuk.
  • 13. Eğer tüm potansiyel şeyler tüm yönlere doğru sonsuz olarak uzanıyorsa bunlar arasında bir ayrılık olabilir mi? Bütün şeyler ve bütün anlar her noktada birbirleriyle temas halindeler; “tüm bu sistemin BİRliği onu mükemmel kılmıştır. Parça bütünde ve bütün her bir parçadadır. Zaman ve mesafeler anlam yitirirler. Kuantum şu ana kadarki en büyük kavramsal meydan okumadır.

Çalışmamın bütünü için; bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=203

Sanal geçişlerin enerji tutmamaları ve sonunda “gerçek geçişe” ulaştırmalarına rağmen bi anlamda maliyetsiz olmaları ilginç değil mi?

Dalga, eneriyi taşıyan titreşim değil miydi? Olasılık dalgası daha farklı bir amaçla kullanılıyor olmalı. Ve bu durumda henüz enerjiyi taşımaya başlamamış! “yoklama mahiyetinde etrafa gönderilen dokungaçlar” bu cümle bana ilk okuduğum yıllardan beri sihirli bir etki yapıyor, hatta bir kitabımda bu dokungaçların yani sanal geçişlerin, onu yanlışlıkla görenler açısından MUCİZE olarak adlandırılabileceğini önermiştim.

Sanal geçiş ve gerçek geçişi, günlük hayattaki karşılakları ile değerlendirecek olursak, bir kişinin “karar” aşamasındaki hayallenmeler diyebileceğimiz hatta halk arasında “boşa koydum dolmuyor, doluya koydum olmuyor!” sözü ile ifade edilen pozisyon Sanal Geçiş’lere uygun düşer galiba.

Hatta çok sevdiğim bi arkadaşım istediği şeyin gerçekleşmesini hiç önemsemezdi; çünkü o hedefle ilgili, günler gecelerce süren olasılık hayallenmelerinin gerçeğinden çok daha zevkli olduğunu iddia ederdi. O zamanlar bu durumu hoş ve ilginç bulmuş olmakla birlikte, onun tembelliğine de yormuştum biraz.  Oysa şimdi bakıyorum da maliyeti olmayan bir yöntemmiş :)))

Zohar, kuantum benlik kitabında bunu”zilli kız” komik ismini verdiği bir örnekle açıklar. Şu an kitap yanımda olmadığı için ben özetlemeye çalışayım :

Kendisine en uygun eşi seçmek isteyen bir hanım kızımız var onu Dome meydanı gibi bir şehir meydanın ortasında farz edin. Bu meydana bakan birçok ev ve otel odası var. Hanım kızımız bu kararı vermek için kendini odakladığında bu meydanı çeviren her evin içinde bir başka erkekle birlikte oluyor, öyle bir eşzamanlılık var ki, dışardan gözlemleyen birisi, kızımızın aynı anda tüm balkonlarda potansiyel eşiyle birlikte görebiliyor. Buradaki vurgu, kuantumun eşzamanlılık, parçacığın dalga hareketi ve potansiyeller denizine yapılıyor doğal olarak. Kişinin zihinsel ve tekil olarak düşünebileceğinin milyon katı bir potansiyele aynı anda giriş çıkış yapılıyor. Bu işleme sanal geçişler ismini veriyor ve neredeyse kişiye hiç enerji kaybettirmiyor. Neden? Çünkü hanım kızımız kendi düşünme kanalını -bilinçli olarak-kullanmıyor. Bu yoklamaların sonucunda (kız bundan habersiz) söz konusu dalga, olasılığın biri üzerine çöküyor. İşte o anda birden kızın içine en uygun eş doğuveriyor.

Bu durumları genelde bilinçli olarak açıklayamadığımız defalarcasını yaşamışızdır. Dalganın çöktüğü olasılık, elektronun gerçek evine geçtiği yer oluyor ya da kişinin sebebini bilmeksizin emin olduğu ve karar vermekte tereddüt etmediği, bazı başka kaynaklarca “bilme hali” denilen durum oluyor. Bütün bu örneği ve bilgiyi bir başka bilginin terminolojisine çevirecek olursak; Niyet, en uygun olasılığı avlıyor hem de zahmetsizce. Buradaki en önemli husus, bilinçli bir çabanın olmayışı ve dalga fonksiyonuna geçmek için kendini nötr (beklentisiz, endişesiz) hale getirmek ve bir süre bu pozisyonda beklemek.