Kuantum dolanıklık ve Laniakea

13230934_10154786639608356_503004406_oDolanıklık, deneylerle defalarca kanıtlanmış gerçek bir fenomen, ancak arkasındaki mekanizma tam olarak açıklanamıyor. 2012 yılında araştırmacılar, iki ada arasında bir Qubit’i 143 km’lik uzaklığa ışınlamayı başarmışlardı. Kuantum ışınlama, özellikle uydu tabanlı bir kuantum iletişim ağının kurulabilmesinde özel öneme sahip. Bilimkurgu filmlerdeki ışınlama olgusu, teorik olarak zaten bu yöntemleri içeriyor. İnsanlar, ileride, Işınlanan Qubit’leri ileten yapay uyduların gücünü, maddenin enerjiye dönüştürülerek uzay-zamanda hareket ettirilmesinin muhteşemliğini, uydularla ışınlamanın, küresel ışınlama sistemi düzeyine erişmesini ve kuantum interneti deneyimleyebilir. Fotonlar arasındaki mesafe ne kadar uzak olursa olsun, bir tanesinin gösterdiği tepki diğerini de etkiliyor. Kuantum Dolanıklık konusunda, zamana karşı iki parçacığın dolanık olabileceği matematiksel olarak tanımlanmış. Sadece birkaç atom kullanarak, bir yerden başka bir yere kuantum teleportasyon olasılığı için Kuantum Dolanıklık kavramı gündeme gelmektedir, buna kodlama olasılığı dahildir. Teleportasyon, uzaklara ayni anda bilgi iletirken, geçmişten gelecek zamana akan ve iletilebilen bir mesaj aktarımı söz konusu olabilir mi? Neden olmasın, bu fikir; Kuantum Dolanıklık olgusu yüzünden olası. Zamanda hareket eden bir kuantum mesajına hazır mıyız? (muhtelif alıntılardan)

İç rüyanın dışa yansıması süreci oldukça gizemli bir işlem. Birilerinin hayal etmesi gerekiyor bu kaçınılmaz. Birileri de hayal edilip projekte edilmiş olanları daha 3B’de gerçekleşmeden – ama başka frekansta oluşuma geçenleri- önce görebiliyor, medyumlar, vizyonerler gibi. Her şey kuantum dolanıklık alan/an’da oluyor. Biz ise hala çaresizce lineer anlamaya çalışıyoruz. Bence kendi sınırlarını zorlayarak ellerinden geleni yapıyorlar tıpkı her birimiz gibi. Ve hepsine teşekkür borçluyuz. Bu konuları kurgulaştırabilmek ve görselleştirebilmek başlı başına mucize. İşte Laniakea da bunu deneyenlerden biri ve daha sıcağı sıcağına geçtiğimiz hafta raflara çıktı..

Zihin ötesine yolculuk

Radikal Kitap’tan….

Sibel Atasoy’un yeni romanı ‘Laniakea’nın daha ilk sayfalarında fantastik olduğu kadar hayalinizdeki bir gerçekliğin kapısından içeri adımınızı atıyorsunuz…

20.05.2016 00:45

FERYAL ÇEVİKÖZ

Sıradan bir gün nasıl sıradışı bir maceraya dönüşür?

Genç bir çift motosikletle dağda kamp yapmaya gider. Karanlık çökmeden çadırlarını kurmaya çalışırken birden kadın ortadan kaybolur. Erkek de ertesi gün bir çoban tarafından bir ağacın içinde ölü bulunur. Adeta kısmen ağaçla bütünleşmiş gibidir. Meydana gelen olay öylesine sıradışı ve mantığa aykırıdır ki yetkililerce derhal yüksek seviyeli ulusal güvenlik kapsamına alınır ve istihbarat elemanlarınca bir dizi soruşturma başlatılır. Hikâyenin gelişim evrelerinde, okuyucu kendini kahramanımız Serap’la birlikte, birçok farklı zaman ve boyutta gezinirken bulur.

Alan W. Watts’ın “Aslında ‘dünyaya gelmek’ değil yaptığımız, dünyadan çıkmak: Tıpkı yaprakların ağaçtan çıkması gibi. Okyanus nasıl dalgalanırsa evren de insanlanır” sözüyle giriş yaparak, insanın dünya yolculuğu için belirişine farklı bir bakış açısıyla yaklaştığını yeniden vurgulayan Sibel Atasoy’un ‘Laniakea’sı; Anayurt Lemurya adını verdiği fantastik bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı.

Romanın daha ilk sayfalarında fantastik olduğu kadar hayalinizdeki bir gerçekliğin kapısından da içeri adımınızı atıyorsunuz. Özellikle belirtmek gerekir ki bu roman kesinlikle sadece bir fantastik bilim kurgu değil, geçmişi ve geleceği birleştiren bilimsel bir öngörü. Bir yazarın kitaplarına baktığınızda, hayatın içinde durduğu yeri de görebiliyorsanız, yazar yazının hakkını vermiş demektir. Sibel Atasoy da her romanında olduğu gibi bu gerçeği bir kez daha, hatta daha güçlü kanıtlıyor. Aynı biçimde, insanların zihin ötesini kaleme almak gerçek bir ustalıktır. Yazar farkındalık penceresinden bakıldığında, gerçek olanı efsanevi bir masal tadında anlatıyor.

Dünyanın hızla değiştiği, kadim uygarlıkların önemli izlerinin birer birer su yüzüne çıktığı günümüzde, artık hiçbir şey eskiden olduğu gibi ‘öğretilmiş, kabul görmüş’ bilgi kirliliklerine pabuç bırakmayacak kadar uyanış halinde.

İnsanın içinde var olan ve en küçük zerresine kadar (DNA ya da atomlar deyin isterseniz) doğadan şifrelenmiş kodları içeren yeniden yapılanma, yeniden doğuş, geniş ve kapsayıcı farkındalık bir bir su yüzüne çıkmakta… Artık eski defterler sadece bir hologramın figürleri olarak tebessüm ettiriyor Urban Şaman’lara… Rüyaların sadece bir gece fantezisi olmadığı da adeta kanıtlanıyor… Hepimiz, büyük ve ilahi bir gücün zerresi olmanın bilincine varırken zerrenin ne kadar büyük ve ilahi bir hakikati içerdiğini de bilir hale geliyoruz. İşte bazen bir yazar, tüm bunları evimizin içine kadar taşımaya aracı oluyor…

Laniakea hakkında
Sibel Atasoy:
Kitabı yazmaya başladığımda dosyanın ismi ‘Boyutlararası Yolculuk’tu fakat bir sabah aniden onu değiştirip ‘İsimsiz Roman’a dönüştürdüm. ‘İsimsiz’le yaklaşık otuz bin kelimelik yol aldığımda, oluşan enerji kendine isim talep etmek adına üzerimde güçlü bir baskı uygulamaya başladı ve adını ‘Laniakea’ olarak değiştirdim. Kitabı yazdığım süreçte güneşimizin bağlı olduğu Samanyolu galaksisinin içinde yer aldığı devasa bir süperküme keşfedildiği haberini okumuştum. Ona verilen isim beni şaşırttı, çünkü ben bu ismi bir yerlerden anımsıyordum. Biraz düşününce Laniakea’nın Huna bilgisinde ‘sonsuz cennet’ anlamında kullanıldığını hatırladım (hatta onun hakkında yazılmış küçük bir özeti de kitabın sonundaki gri sayfalara ekledim), ilginç geldi, gülümsetti ve unuttum gitti. Bana hep böyle olur. Unuttum zannedermişim aslında! Size tüm hayallerin, vizyonların ve yeni diye iddia ettiğimiz her şeyin unutulmuşların çorbasından çıktığını, onun sadece yeni bir bağlanış gerçekleştiren eski olduğunu söylesem nasıl karşılarsınız?

LANIAKEA
Sibel Atasoy
Cinius Yayınları, 2016

http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/zihin-otesine-yolculuk-434177

Garden Tiki ziyaretinde sürpriz

Dün gece uyumadan önce birkaç gündür görüşemediğimiz en içten dostumla(güç hayvanım) buluşup hasret giderdik. Sonra kimin teklifiydi bilmiyorum benim Garden Tiki’ye (Kahikideki bahçem) gittik. Orada büyük bir sürprizle karşılaştık (aklımda fikimde yoktu), sevgili Paramahamsa Nithyananda bahçemizi ziyarete gelmişti. Bunun nasıl bir mutluluk olduğunu anlatamam. Onu elimizden geldiği şekilde ağırladık hatta yine epeydir ziyaret etmediğim ELF yerleşkesine gittik birlikte. Her gidişimde bambaşka oluyor onların yerleri, çok yaratıcı ve espritüel insanlar doğrusu. Bize yine o tuhaf ışık lokumlarından ikram ettiler. Bu kez herkes havada süzülüyordu, yerçekiminden sıkılıp onu kaldırmışlar bir süre sanırım. Harikaydı. Sonra üstat Nithyananda ve can dostumla birlikte okyanusun üzerinde gezindik ve nedense ani bir kararla Lemurya batığına gitmeye karar verdik. Okyanusun dibine doğru uzunca yol aldıktan sonra bizi yunuslar karşıladı. O derinlikte bunu beklemediğim için çok şaşırdım ve aynı anda inanılmaz bir ayma anı yaşadım, yunusların Lemuryan ruhlar olduğuna dair bir hatırlamaydı bu ve daha önce hiç böyle bir şey duyup okumamıştım. Uzun bir vizyon olduğu için şimdi hepsini yazamıyorum ama uykuya geçtikten sonra sabahaçok yakın son derece canlı bir rüya gördüm. Bu da beni son derece şaşırttı, şimdilik onu anlatmayacağım 🙂 Aloha
İkinci seviye urban shaman eğitimi alan pireşamanlar, kendi garden tikilerine gidiyorlar mıdır acaba diye merak ettim?
Not: Üstat Nithyananda’nın tüm bedeni gözle fark edilmeyen yeşilimsi bir sis tabakasıyla çevrili ve bu inanılmaz bir lezzette, onu tatmana izin veriyor çünkü tükenmez bir kaynağı var sanırım. Bal gibi ama pek de tanımlanamaz bir madde bu. Ondan akan şifadır diye çıkarsıyorum. Bunu normal hayatımda (mutabakat rüyası) da bir kez yaşamıştım, hiç beklenmeyecek biri aynı yeşilimsi sis mantosunu giyiyordu.
İkinci not: ELFler benim garden tiki’de kiracı olarak oturuyorlar, yani ilk gittiğimde onları orada buldum, ilginç bi şatoydu o zaman. Bana burada kalmaya devam etmek istediklerini söyleyip izin istediler. Bu benim için bir şerefti doğrusu. Çok bağımsız, ilginç insanlar 🙂
Garden Tiki Nedir: Hawaii bilgeliği Huna geleneğinden bir terim olup, hayal ederek yarattığımız, çeşitli amaçlar için rüya bedenleri ile gidebildiğimiz kahiki (orta dünya) içinde bir yerdir. Orada merak ettiğiniz her şeyi sorabilir, normal hayatta bir araya gelemeyeceğiniz kişi ve olaylarla birebir görüşüp, karşılaşabilirsiniz. Bahçe, içsel dünyamızın tutarlı bir kısmıdır çünkü PO’nun yakın bölgelerinde bulunduğu için daha tanıdıktır.

Laniakea Tanıtım ve imza günü

LANIAKEA İLE TANIŞMA ZAMANI!

Zamanda yolculuk hakkında ne biliyorsun? Paralel dünyaların varlığını sorguluyor musun? Farklı boyutlarda zamanın nasıl işlediğini merak ediyor musun? Peki, ya kuantum dolanıklık kavramı hakkında ne düşünüyorsun? Bu sorular ilgini çektiyse eğer…

Şimdi unuttuğun her şeyi yeniden hatırlama zamanın geldi demektir.

Sibel Atasoy altıncı kitabı Laniakea‘da tüm bu sorular ekseninde seni boyutlar arası bir maceraya davet ediyor.

Anayurt Lemurya üçlemesinin ilk kitabı olan Laniakea, gelişmiş fiziğin, spiritual ve felsefi çıkarımların birbirlerinden hiç de uzak olmadıklarını fantastik-bilimkurgu tarzı ile ortaya koyuyor.

Kitabın tanıtım ve imza gününde Tuva Sanat‘tayız, seni de bekleriz.

19 Mayıs 2016

Perşembe / 16.00-20.00

Dönüm Noktası

İnsan, keskin bir şekilde bağlı olduğu konumundan sihirli biçimde başka yerlere uçuvermek isteğinde olmuştur hep. Bazıları bunu zamanda yolculuk gibi resmeder, bazıları sihirli halıyla ya da ışınlanarak mekânda değişiklik gibi hayal eder. Mitlerde, masallarda, rüyalarda bu arzunun sayısız yansımalarını görmek mümkün. Temelde, bağlı olunan konumdan ayrılmanın zorluğu bir mucizeyle aşılmaktadır ve böylece kişi kendi öz konumu değişmeksizin (aksi takdirde bu bir seyahat değil taşınma olurdu, şüphesiz bu seyahatler de kişinin ilerde değiştirmek istediği kalıcı konum için kuantumsal ifadeyle sanal geçişler niteliğindedir) farklı yepyeni bir şeyi deneyimleme olanağı bulacaktır. Konumumuzla kaderimiz birbirlerine iki aşık gibi sarmalanmıştır, dört kuvvetin en hafifi olan yerçekiminin gizil yapısıdır nefretle sevgiyi birbirine dönüştürebilen. Bu gizemli gibi görünen fizik yolculuğun yakıtı ise ne uçan halı ne de yüksek oktanlı uzay yakıtıdır, bunlardan çok çok daha yakından bildiğimiz arzudur. Bu yakıtla insan konum değiştirmenin sayısız yollarını icat etmeye muktedir olmuştur. Şamanlar, büyücüler, filozoflar, sanatçılar, bilginler, özellikle de çocuklar farklı amaç ve araçlarla olsa da bu seyahati yapabilmiş fakat çok azı bunu başkalarına izah edebilme olanağı bulabilmişlerdir.
Konum, üç boyutlu mekân bilgisiyle zamanın bir birleşiminden oluşuyormuş zannedilirse korkarım bir hayli eksik kalır. Çünkü söz konusu bu ölçüleri lineer değerlendirmekteyiz, beşinci unsur olan algılayan (gözlemci) kendinden önceki bileşenlerin yapısını lineerden çok boyutlu biçime geçiren muazzam bir işleve sahiptir. Yani lineer –doğrusal- bakıldığında görülemeyen ama her zaman orada olan sihirli bir katılımcı. Aslında sadece bu mu, her şey sihirdir; kullandığımız kelimeler, sayılar, kavramlar… Bunlar adeta bir çocuğun önüne kendini geliştirmesi için konulan legolar gibidir. Çocuk için lego eğlendirici oyuncaklardır, yapar, bozar, emeğine acımaz fazlaca; çünkü çoğu yetişkinin aksine araçların sevgi talep eden doğasına bütünüyle teslim olmazlar.
Konum bilgisi bu sebeple büyük öneme sahip sevgili okuyucu. Örneğin bu kitapta benim konumum -etkisiz bir eleman, sevecen bir anlatıcı olarak- kendi koordinatlarımdan bazı güncel gelişmeler aktarmaktır. Benden bir nevi kontrol kulesi çalışanı gibi, araçların yolcuların konumlar arası seyahatlerinin zevkli ve güvenli geçmesini temin etmek için kendi sınırlarımın elverdiği mesleki donanımı kullanmam bekleniyor. Sibel Atasoy

Laniakea-gri sayfalardan