After Life ve Son Tiryaki

After Life

Yine çok güzel bir Netflix dizisi, karakomedi. Sadece 25 dakikalık 7 bölümden oluşuyor. Bir Ricky Gervais yapımı olması yanında beni en çok etkileyen yanı da İngiliz Country side’ında geçiyor olması. Bayılırım o arka plana.
Çok sade bir anlatımla her bölümde yarım adım daha ileri geçerek nerden nereye varıyorsunuz, kahramanla birlikte.
“sadece kendimiz için değil başkaları için de yaşıyoruz. ”
“kendimize acıyıp başkalarını da mutsuz etmenin manası yok. ”

*

Son Tiryaki-Öykü Kitabı

Ülkemiz sınırları içinde faaliyet gösteren düşsel edebiyata katkıda bulunan yazarların ne kadar önemli olduğunun en büyük kanıtlarından biri Müfit Özdeş. Kitabın yazılışı 20 küsür yıl öncesine dayansa da, içinde çok daha eski öyküler mevcut. Üstelik ben daha yeni okudum! (yerli kitap ve kurgulara ilgisizliğim maalesef kötü bir ihmalkarlık )Yazar, yıllarca biriktirdiği öyküleri bu yapıtında bir araya getirdiğini söylüyor.

Müfit Özdeş‘in çok beğendiğim bilimkurgu öykülerinden FİRAR
ve diğer öykülerini de sayfasından okuyabilirsiniz, gerçi ben kitabını alarak nadir bulunan yerli bilimkurgu yazarına katkıda bulunmanızı arzu ederim.
*
Yeniden The OA

Devamını oku “After Life ve Son Tiryaki” →

Aşk Notları ve Dokuz Öykü

Aşk Notları olarak çevrilmiş The History of Love, duygusal bir film.Harika bir kurgu. 2017 oscarlarında 6 ödül kazanan La La Land filminden bana göre 50 kat daha iyi bir film. Bir çok zamanını iç içe ilerlediği hatta son sahneye kadar birleşmeyen bölümleri ardı ardına geçişlerle izliyorsunuz, her şey çok akıcı ve anlaşılabilir geliyor. Oysa bir çok bilinmeyen, sürprizler, ters köşeler yerleştirilmiş film boyunca ama yine de hepsini sıkılmadan çözmekle kalmıyor,duygulanıyor ve takdirle doluyorsunuz.

*

The Adjustment Bureau

Kader Ajanları olarak gösterilen bu film, çokça Fringe, biraz Matrix ve yine mühim oranda 2003 yılında yazıp yarım bıraktığım Venüs Bağlantısı kitabının devamının bir birleşimi gibi olmuş.Zevkle izledim. Derinlik biraz daha iyi olabilir miydi? Evet. Yine de hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Film genel olarak Özgür irade ve kader ikilemini bir aşk hikayesi üzerinden anlatıyor diyebiliriz. Matt Damon da göz dolduran çizgisinde ayrı bir tat katıyor tabi.

*

Dokuz Öykü

J.D.Salinger’in kitaplarına başladım. İlk sıraya Dokuz Öykü’yü almıştım. İlginç bir anlatım tarzı. Yazar anlattıkları kişilere ve onların sorunlarına sanki zorla katlanıyormuş gibi bir his taşıyor sanki, ya da bana öyle geldi. Bitirince daha teferruatlı bir fikrim olacaktır.Ha bu arada Franny ve Zooey ile aynı anda okuma kararı aldım,ne de olsa roman ayrı öykü arı bir tekniktir ve ben Salinger’i tanımak istiyorum (tüm kitaplarını aldım)

Not: zaten kendisi inzivaya cekilmis br adam, dünya ve insanlardan umudu kesmiş ve sanırım o doğal paylaşma içgüdüsü (kendimden biliyorum) onu yazmaktan alakoyamamış bir şekilde.

*

Extremely Loud & Incredibly Close   

Tom Hanks, Sandra Bullock, John Goodman, Max von Sydow, Viola Davis gibi büyük oyuncuların olduğu Çok Gürültülü ve Çok Yakın ismiyle gösterime giren film
Jonathan Safran Foer’in romanından beyazperdeye aktarılmış ve 11 Eylül saldırılarında babasını kaybeden 9 yaşındaki bir çocuğun öyküsü anlatılıyor. Çocuk aslında baş rol oyuncusu ve müthiş bir oyun çıkarıyor.

İkiz kuleler hakkında herhalde çok film yapıldı sanırım ama bu film hem oyuncuları hem kurgusu itibariyle ve dozunda duygusallığı ile beni etkiledi. Olayın terör ya da resmi kurumlar yanına değil, kulede ölen bir babanın çok zeki ve özel oğluna odaklanan bir film.