Bir bilimsel teori doğar, rakipleriyle mücadele eder, çevresine uyum sağlamaya çalışır ve bazen sessizce fosil kayıtlarına karışır. Bu betimleme yalnızca şiirsel bir benzetme değildir. Evrimsel epistemoloji, bilginin gelişimini canlıların evrimine benzer bir süreç olarak ele alır: Fikirler çeşitlenir, sınanır, elenir ve başarılı olanlar bir süreliğine hayatta kalır. Buradaki önemli ifade bir süreliğinedir. Çünkü bilim mezarlığı, zamanında yenilmez sanılan teorilerle doludur.
Teorilerin pençeleri ve kamuflajları
Canlıların doğada karşılaştığı seçilim baskısının bilimdeki karşılığı deneyler, gözlemler, mantıksal tutarlılık ve açıklama gücüdür. Bir teori yalnızca güzel olduğu için yaşayamaz; gerçekliğin sert kayalarına çarptığında dağılmaması gerekir. Karl Popper’ın yanlışlanabilirlik ilkesi bu mücadeleyi keskinleştirir: Bilimsel teori, kendisini öldürebilecek bir sınamaya açık olmalıdır. Hiçbir koşulda yenilmeyen fikir güçlü değil, zırhının içine saklanmış demektir.