Fikirlerin Doğal Seçilimi: Bilimsel Teoriler Neden Ölür?

Bir bilimsel teori doğar, rakipleriyle mücadele eder, çevresine uyum sağlamaya çalışır ve bazen sessizce fosil kayıtlarına karışır. Bu betimleme yalnızca şiirsel bir benzetme değildir. Evrimsel epistemoloji, bilginin gelişimini canlıların evrimine benzer bir süreç olarak ele alır: Fikirler çeşitlenir, sınanır, elenir ve başarılı olanlar bir süreliğine hayatta kalır. Buradaki önemli ifade bir süreliğinedir. Çünkü bilim mezarlığı, zamanında yenilmez sanılan teorilerle doludur.

Teorilerin pençeleri ve kamuflajları

Canlıların doğada karşılaştığı seçilim baskısının bilimdeki karşılığı deneyler, gözlemler, mantıksal tutarlılık ve açıklama gücüdür. Bir teori yalnızca güzel olduğu için yaşayamaz; gerçekliğin sert kayalarına çarptığında dağılmaması gerekir. Karl Popper’ın yanlışlanabilirlik ilkesi bu mücadeleyi keskinleştirir: Bilimsel teori, kendisini öldürebilecek bir sınamaya açık olmalıdır. Hiçbir koşulda yenilmeyen fikir güçlü değil, zırhının içine saklanmış demektir.

Evren Bir Mantık Bulmacasıysa, Eksik Kareleri Nasıl Dolduruyoruz?

Bir matris mantık bulmacasının başına oturduğunuzu düşünün. Elinizde birkaç sayı, kimi dolu hücreler ve bir dizi kural var. Bütün tablo görünmüyor; yine de görünmeyen karelerin nasıl doldurulması gerektiğini çıkarmaya çalışıyorsunuz. Önce küçük örüntüler yakalıyor, sonra bunları genelliyor, çelişkiyle karşılaşınca geri dönüyorsunuz. Garip biçimde tanıdık, değil mi? Bilim de çoğu zaman dev bir tabloyu, sınırlı ipuçlarından hareketle doldurma sanatıdır. Fakat önemli bir farkla: Evren, çözümün arka sayfada yazılı olduğunu garanti etmez.

İpuçlarından yasaya

Bulmacada art arda üç hücrenin belirli bir düzene uyduğunu gördüğümüzde, aynı düzenin başka satırlarda da geçerli olacağını varsayarız. Bilimsel tümevarım da gözlenen tekil durumlardan genel önermelere ilerler. Demir ısıtılınca genleşir, bakır ısıtılınca genleşir, alüminyum ısıtılınca genleşir; buradan metallerin ısıtıldığında genleştiği sonucuna ulaşırız. Ne var ki bu sonuç, mantıksal açıdan zorunlu değildir. Bin beyaz kuğu görmek, bin birinci kuğunun siyah olamayacağını kanıtlamaz. Bulmacanın boş karesi de beklenmedik bir sembol saklıyor olabilir.