Kız Kral ve diğerleri

The Girl King

Descartes’in fikirlerinden esinlenerek ülkesini yönetmeye çalışan İsveç Kraliçesi Kristina’nın gerçek hayatından uyarlanan bir yapıt. İsveç Kraliçesi Kristina 6 yaşındayken tahta çıkmıştır. Büyüdükçe bir yandan ülkesindeki muhafazakar düşünceyi değiştirmek için reformlar yapmaya çalışırken, bir yandan da özel hayatını yaşamasına izin vermeyen toplumsal baskıya karşı direnmek durumunda kalır.
İlginç bir kesit gösteriyor bize yönetmen. Descartes lı sahneler özellikle ilgini çekti; kraliçenin ve asılzadelerin huzurunda bir cesedin kafatasını kesip pineal bezini çıkardı ve onlara ruh ve maddenin birleştiği organ olarak takdim etti! Film pineal bezinin mucidi olarak descartes’ı prezante ediyor! Ne derece gerçeği yansıtıyor bilmiyorum

*

Hail, Caesar (Yüce Sezar)

Bence çok güzel bir film olmuş. Eleştirmenler ne demiş umurumda değil. Fakat (eyvah!) filmin ilk yarım saatini, boynu bükülü sessizce duran bir tomurcuğun aniden sarsılarak açılmasını bekler gibi beklemelisiniz. Biraz sabır çünkü ödül güzel geliyor. Ben çok güldüm bu filmde. Evet güldürüyor ama kolay yola kaçıp bel altına vurduğu için değil hatta orta ölçekli bir seçimle duygu sömürüsü yaparak da değil, gri hücrelerinizi harekete geçirerek güldürüyor. Bu çok nadir oluyor, ya da bana rastlamıyordu ama artık oluyor işte 🙂
Hele Simenon’un müfettiş Maigret’sini andıran tipiyle şu sinema yapımcısının rol tanımı müthiş, açıklaması hem zor hem gülünç. Coen kardeşleri kutlamak lazım.
İzlemeyenlere mutlaka öneriyorum. Ha bir de kızıl yıldızlı denizaltının sudan çıktığı dolunayda çalan müzik! bir “oh mon dieu” da benden Yazarken bile hala gülüyorum. Aradım buldum Soundtrack 25 Echelon’s Song, The Red Army Choir, Tıklayınız
*
 3 Nesil -3 generations
Kız olarak dünyaya gelen Ray, çocukluğundan beri erkeksi özellikler gösterir ve gençlik döneminde de cinsiyet değiştirmeye karar verir. Yıllardır erkek çocuğu gibi yaşayan Ray, artık hormon tedavisi olmaya hazırdır. Ancak tedavinin başlaması için ailesinin yasal izni gerekmektedir. Ray’in bekar annesi Maggie, Ray’in biyolojik babasından yasal izin almak için onu bulmaya çalışır. Ray’in lezbiyen büyükannesi Dolly ise artık erkek bir torunu olduğunu kabul etmekte zorlanır. Güçlü bir aile olup, birbirlerini anlamak için herkes kendi kimliğiyle yüzleşmeye ve değişimleri kabullenmeye çalışır.
New York’ta yaşayan bir ailenin üç kuşağının karışık ve dokunaklı öyküsünün anlatıldığı filmin başrollerinde Elle Fanning, Naomi Watts ve Susan Sarandon yer alıyor.
Türünü komedi dram olarak vermişler filmin, belki de öyledir. Filmde bu işin neden başlarına geldiğine dair yönetmenin bir fikri olmadığını ve çözümü seyircilere bıraktığını anladım ben. Bırak dağınık kalsın durumu olmuş sanki.
–
Bu hafta dört kitabı birden okuduğumdan hiç biri bitmedi, bittikçe söz edeceğim. Beat Zen, Kurumlaşmış Zen ve Zen hakkında bi şeyler paylaşmıştım isterseniz tıklayınız. Daha çok kendim için hatırlatma notları bunlar biliyorsunuz 🙂

Pinealime dokunma!

Floridin pineal bezini kireçlendirdiği doğru mu?

Eğer doğruysa (ki tıp biilgisinden yoksun olduğuma göre sezgilerime güvenmek durumundayım ve bana makul görünüyor!) bu durum dünyadaki pek çok şeyi açıklar!

Pineal bezi ne işe yarar?

*Pineal bez, görme sisteminin bir uç organı olarak ritmik ışık mesajının organizmadaki her organa iletilmesi işlevini görür.(GÖRME!)

*Pineal bezle immün sistem arasında anatomik ve fizyolojik bir ilişki söz konusudur. (BÜYÜME-gençlik ve DAYANIKLILIK)

*Pineal bezin erken yaşlarda harap edilmesi humoral ve hücresel immün yanıtların gelişmesini durdurur. Pinealin immün düzenleyici aktivitesi şu anki bilgilerimize göre büyük oranda melatonine bağlıdır.

*Melatoninin özellikle yaşlanmaya bağlı immün yetersizliklerde de immün yanıtı arttırıcı etkisi bilinmektedir. Pineal bez ve ürünlerinin doğrudan
veya dolaylı olarak yaşlanmayı geciktirebildikleri veya yaşlanmayla birlikte seyreden hastalıkları önleyebildikleri gösterilmiştir. Bu bulgulardan dolayı da melatonine “yaşlanma karşıtı hormon” veya “juvenil hormon” adlarıda
verilmiştir. Yaşlanma, bu teoriye göre, pineal bezin yaşlanmasına bağlı serotoninden melatonin sentezinin ve melatonin/serotonin oranının azalması sonucu ikincil olarak gelişen bir sendrom olarak da tanımlanabilmektedir.

Melatoninin vücuttaki etkileri:

  • Melatonin uyku getirir,uyumamızı sağlar.
  • Ergenlik hareketini başlatır,büyümeyi sağlar.
  • Üreme üzerinde etkisi vardır.
  • Vücut ısısında azalmaya yol açar.
  • Antioksidan etkisi vardır.

Melatoninin karanlıkta salgılandığı biliniyor ve son zamanlarda uyku ve rüyayla ilşkilendirilen yazılar görüyoruz. Bir iddiaya göre, gündüz olmasına rağmen kişinin pineal bezi hala melatonin salgılıyorsa, bu durum kişide depresyon etkisi yapabilirmiş.

Bu kısa tanıtımdan sonra yeniden Floride, yani ana konumuza dönelim.

Florid nelerde var?

En çok:

1. İçme suyunda (Ki içmesek bile her yediğimiz şeyi orada yıkıyoruz, onunlla yıkanıp yemek pişiriyoruz!)

  1. Çayda var!

Eh işte geldik zurnanın zırt dediği yere.

Çay nerenin içeceği olarak bilinir? Doğu ülkelerinin! Ülkemizde en çok içilen içki olma ünvanı var! Hem de musluk suyuyla yapılanı pek bi daha güzel olur! Oy oy oy… Her köşe başında, anadoluyu karış karış kaplamış, içinde kahve içilmeyen –çünkü sadece çay içilir)- kahvehanelerimizi bi düşünün dostlarım! (Köy erkekleri hakkında söylediğim incitici olabilecek tüm laflarımı geri alıyorum)

Nazi Almanyasında yapılan deneylerde floridin beynin belli bir bölgesini uyuşturduğu ve bireyin direnme gücünü kırdığı tespit edilmiş!

Benim anladığım kadarıyla FLORİD, askere verilen ŞAP mahiyetinde bi şey.

Beyni uyandıran, odaklanma becerisini artırdığı söylenen tüm maddeler yasak (Kahve, tütün, psikedelik maddeler vs). Eh güzel, ben ne diyeyim. Birden bire gözümün önünden bi esrar perdesi kalkıverdi!

Bana şöyle geliyor, Pineal kireçlenmesi=dualitik görüş=ikili DNAsarmalı

Üçüncü gözü (hatta 12 ye kadar gider inşallah) açmak için yeni bir kampanya öneriyorum, slogan için önerilerinizi beklerim. Şu an benim aklıma gelen:

Pinealime dokunma!