Laniakea’nın küçük kız kardeşi

İlk kitap SKA; Sırıtkan Kırmızı Ay ile Laniakea arasında karşılaştırma yapılmış.    Teşekkürler Nihat Çavdar

“Laniakea’da  polisiye ve casusluk gibi artı unsurlar var. Zaman kayması olayın tamamı değilmiş gibi her şeye rağmen hikaye dünya dışı durumlarda var. İlk kitapta (SKA) olaylar belirli kişilerin arasında oluşuyor ve gelişiyor. Kahramanların çok yakın tanıdıkları bir kaç kişi devreye girerken (L) da hiç bir bağlantısı olmayan kişiler bazı yerlerde devreye giriyor ve hemen yok oluveriyorlar, ya bunlara ne oldu diye düşünmüyorsun. Temelde kurgu (L)da çok çeşitli hale gelmiş ve hiç dağınıklık yok, neredeyse her şey iç içe geçmiş ağ gibi örülmüş. Ama şurada böyleydi de gibi bir şey uyandırmıyor. Hikaye sonuna kadar bir bütünlükle devam ediyor. Yani ilkin tadına daha bir lezzet katılmış.!

NİHAT ÇAVDAR

Süper-Galaksiye otostop çekmek ister misiniz?

Tatil kitaplarınızı aldınız mı?
Peki Süper-Galaksiye otostop çekmek ister misiniz?


Sibel Atasoy’un yeni kitabı Laniakea, onun on beş yıldır rüyalar konusundaki çalışmalarına, on yılı aşkın süredir devam ettirdiği Toltec bilgeliği etkinliklerine, Lemuryan Hawaii Şamanlığı, kuantum fiziği ve holistik evrenle ilgili uygulamalarına dayanmaktadır. Sibel Atasoy’un Anayurt Lemurya Üçlemesi’nin ilk kitabı Laniakea, işte bu yüzden Türkçe yazılmış fantastik bilim kurgu kitapları arasında bir başyapıt.

https://indigodergisi.com/2016/06/bir-fantastik-bilim-kurgu-romani-laniakea/


Laniakea romanı tüm internet kitapçılarında satışa sunulmuştur.

*Hakkımızda güncel haberler almak için sayfamızı beğenmek isteyebilir, https://www.facebook.com/Laniakeakitap/
Devamını oku “Süper-Galaksiye otostop çekmek ister misiniz?” →

Bir fantastik bilim kurgu romanı: Laniakea

Sibel Atasoy’u tanımam dokuz yıl öncesine dayanıyor. Editör olarak o zamanlar yazdığı kitap üzerinde çalışırken onun ne kadar farklı bir insan ve yazar olduğunu daha ilk günden anlamıştım. Kalemi son derece kuvvetli, anlatımı oldukça akıcı bir yazarla çalışmak bir editör için bulunmaz bir nimettir; hele ki yazdığı kitabı okurken bir sonraki cümleyi merak ediyorsanız cennettesinizdir.

Aradan geçen dokuz yıl boyunca birbirimizi uzaktan da olsa takip ettik; oturup sohbet etme imkanını ise ancak yeni kitabının ertesinde, yani geçen ay bulabildik. Son görüşmemiz daha dün gibi olduğundan kaldığımız yerden konuşmaya devam ettik. Zaten hayattaki her şeyin birbiriyle bağlantılı olması zaman ve mekan kavramlarını yok etmiyor mu?

Sibel Atasoy ve Laniakea

Sibel Atasoy’un yeni kitabı Laniakea, onun on beş yıldır rüyalar konusundaki çalışmalarına, on yılı aşkın süredir devam ettirdiği Toltec bilgeliği etkinliklerine, Lemuryan Hawaii Şamanlığı ve “integral bakış”, holistik evrenle ilgili uygulamalarına dayanmaktadır. Günde on beş saatini bilim, felsefe dahil birçok kitap okuyarak geçiren Sibel Atasoy’un Anayurt Lemurya Üçlemesi’nin ilk kitabı Laniakea, işte bu yüzden Türkçe yazılmış fantastik bilim kurgu kitapları arasında bir başyapıt.

Sibel Atasoy kitabın arka kapağında şöyle diyor:

“Kitabın hazırlık sürecinde güneşimizin bağlı olduğu Samanyolu galaksisinin içinde yer aldığı devasa bir süper küme keşfedildiği ve Laniakea ismi verildiği haberini okumuştum. Biraz düşününce Laniakea’nın Lemuryan Huna bilgisinde sonsuz cennet anlamında kullanıldığını hatırladım, ilginç geldi ve sonrasında unuttum.
Size tüm hayallerin, vizyonların ve yeni diye iddia ettiğimiz her şeyin unutulmuşların çorbasından çıktığını, onun sadece yeni bir bağlanış gerçekleştiren eski olduğunu söylesem nasıl karşılarsınız?”

Her şey bir rüyayla başladı

Laniakea kendimizi anlatıcının rüyasının içinde bulmamızla başlar. Anlatıcı neredeyse öyküde “etkisiz” eleman olduğunu, bazen de birinci elden anlatılanları yorumlamaya çalıştığını söylerken, biz de onunla birlikte gelişen olayları anlamaya çalışırız.

2014 yılı ilkbaharında İzmit Körfezi yakınlarında, kırklı yaşlarında bir kadın (Serap) ve bir adam (Coşkun) dağda kamp yapmaya giderler. Yol tahminlerinden uzun sürmüştür ve karanlık basmadan çadır kurmak için uygun bir yer bulmak istemektedirler. İşte ne olursa da çadır kurmak için durdukları bu yerde olur. Kadın kaybolur ve adam da ertesi gün bir çoban tarafından hayatını yitirmiş olarak bulunur.

Olay yerine gelen istihbaratçılar şok olmuşlardır; çünkü adamın boynundan yukarısı ve sağ kolu oldukça geniş bir ağacın gövdesinden dışarı çıkmış, sol ayağının topuğuysa dışarıda kalmıştır. Bedeninin geri kalanı görünmeyip orantısal bir biçimde ağacın gövdesinin içinde sıkışıp kalmış gibidir.

Üst derece ulusal güvenlik koduyla iletilen olayda eldeki veriler, oldukça garip bir şekilde ölmüş bir adam, bir iki çamaşırı dışında gerçekliği bile tam kanıtlanmayan bir kadın ve beyaz pardösü giymiş, komik fötr şapkalı bir adamdır.

Olayın çözümü sırasında kendimizi birçok farklı zaman ve boyutta buluruz: 2014, 2037, Samanyolu galaksisi 5.67.

2037 yılı ev robotlarının, düşünsel mesajların, hava sörf tahtalarının ve mükemmel bir İstanbul tasvirinin de olduğu bir zaman dilimi. Yazarın, Gezi’yle başlayan doğa bilinci ve insana önem verilen İstanbul tasviriyle inanın hepimizin içi açılacak.
Samanyolu galaksisi 5.67’deyse hiçbir şey insanca algıya hitap etmediğinden Serap kendini bir çeşit rüyada olduğuna ikna etmeye çalışacak.
Tüm kitap boyunca zamanda yolculuk, teleportasyon ve hatta soyut boyutların, bir uzay gemisine sahip olmasanız da nasıl ulaşılabilir olup iç içe sürülebildiklerinin şaşırtıcı kurgusuna şahit olacaksınız.

Laniakea’nın sonundaki gri sayfalar

Sibel Atasoy kitabının son fasikülünde (yani gri sayfalarda) okuyucuyu bu serüvenden, evlerindeki günlük ve standart konumlarına sağlıcakla dönebilmeleri için, bilim ve felsefe insanlarının beyanlarından oluşturduğu bir manifesto sunuyor. Aslında dikkatli bir okuyucu bu kitapta anlatılanların, fantastik gelen tüm olayların dünyanın kaçınılmaz kaderi olarak bilim, felsefe ve teoloji tarafından öngörülmekte olduğunu fark edecektir.

Sibel Atasoy’un yeni kitabı Laniakea’yı, yani Anayurt Lemurya Üçlemesi’nin birinci kitabını internetten temin edebilirsiniz.

Kitapseverlere önemli not: Sibel Atasoy’un Sırıtkan Kırmızı Ay, Venüs Bağlantısı, Bir Kadını Öldürmek, Sır Mısır, YENİ’den Doğanlara adlı kitaplarını da Laniakea kadar ilgi çekici bulacağınızdan ve severek okuyacağınızdan eminim.
İyi okumalar!

Zeynep Küçük – İndigo Dergisi

Yazının tamamı için tıklayınız

https://indigodergisi.com/2016/06/bir-fantastik-bilim-kurgu-romani-laniakea/

Laniakea -Sonsuz Cennet

Yapısı itibariyle heyecanlı bir fantastik-Bilimkurgu olan Laniakea, içinden Lemurya bilgeliği olan Huna Bilgisini geçiriyor, yani urban shaman rüyası görüyor.

İçinde hiç savaş olmayan bir Bilimkurgu (interstellar gibi) nasıl olur acaba diye merak edenler için bir öneridir Laniakea.

Tıklayınız

Laniakea – İlk Yorumlar

Beklediğim kadar iyi olmuş kitap.. Hatta çok daha iyi.. Dahası,  “işte budur” dedirtti bana kaç defa.. Yani o kadar kafamdaki modele yakın..
Seninle aynı frekansı yakalamış olmaktan – bilmiyorum kaçıncı defa – derin bir memnuniyet duydum yine.. Sen yalnızca filozof değilsin güzelim, yeni dünyanın kurucularındansın.. Tamam rüya, tamam senin anladığın birlikte yaratma ama ben hep derim varlıkların özgül ağırlık dereceleri farklıdır. Biliyorsun astrolojide anne karnındayken aldığımız tutulma etkisi, bu reenkarnasyondaki  varoluş nedenimizi işaret ediyor.  Senin tutulman  Oğlak burcunda.  Yani yeni sistemler, kurallar  ve yapılar kurmak için buraya gelenlerdensin.. Bence ele başlarından hem de.
Okuyanları çok değişik düzeylerden anlam çıkaracak tabi, ama yine de bu gerçekliğe biçim verecek , çünkü çok güçlü bir şekilde ifade edildi.
Daha detaylı yorum için bir daha okuyacağım canım.
Ruhuna, kafana, eline sağlık
Rezzan Terzi-Nisan/2016
💜💚💛
Hayatımda ilk kez bir Türk yazarın yazdığı Türkçe Bilimkurguyu bu kadar büyük bir zevkle ve merakla okuyorum Sibel’cim. Okuduğum (ki iyi bir okuyucuyumdur bu konuda çocukluktan beri) kadarıyla Bilim Kurgu’nun priması olmuş. Ama aynı zamanda bence hakikatin de özü. Bir de okurken resmen o alemlere gidiyorum yani tasvirler muhteşem. Tabii ben de yetenekliyimdir imajinasyonda 🙂
Tam okurken iç sesim “Kolektif Bilince Yolculuk” diye bir şey söyledi. Bilmiyorum artık…
Tüm kalbimle söylüyorum çok beğendim. Beni bu kadar heyecanlandıran ve meraklandıran ilk Türkçe bilim kurgu polisiye ama bu betimleme bile az.
İyi ki varsın. Seni seviyorum.
Feryal Çeviköz Nisan/2016
💜💚💛
Yeni Dünyanın kutsal kitabi bu olmalı☺ Çok etkilendim, birçok kısmı tekrar tekrar okuyacağım. Bütün gizemleri açığa çıkarmış gibi, bütün kilitli kapıları açmış gibi. Her sey bir yana o yarattığın şahane gelecek beni kendi adıma o geleceğin yaratıcılarından biri olmaya talip ettiren umut dolu pırıl pırıl bir kitap. Ellerine varlığına sağlık, teşekkür ediyorum ☺
çok daha fazlası aslında. Şimdilik ancak bu kadar Çıkıyor ağzımdan. Büyük bi sevgiyle yapmışsın bu isi, bunu çok yoğun hissettim. Aynı zamanda bu kurgunun gercekleşmesinin ne kadar mümkün ve elimizde olduğunu hissettirmişsin. Kocaman sevgiler☺
Hanife Altuntaş – Nisan/2016
💜💚💛