Paralel Evrenler

Benim bu konu hakkında söyleyeceğim çok şey vardı. Bununla birlikte, Gelişmiş Tanrı düzeyinin altında olan biri için bunların pek azı anlaşılabilir nitelikteydi.

Paralel Evrenler konusunda söyleyeceklerimin arasında cesaret verici olan tek şey, bu kavramı anlayabilmeniz için en ufak bir şansınızın bile olmadığıdır. Dolayısıyla “Ne?” ve “Yaa!” gibi ünlemler kullanabilir, hatta gözlerinizi şaşılaştırıp saçmalayabilirsiniz.

Paralel evrenler hakkında ilk anlamanız gereken şey, onların paralel olmadığıdır.

Diğer bir önemli noktaysa, bu paralel şeylerin tam anlamıyla evren olmadıklarını anlamaktır, ama bunu daha sonra, yani şu ana kadar anladığınız hiçbir şeyin doğru olmadığını anladıktan bir süre sonra kavramaya çalışmanız en kolay yol olacaktır.

Bunların evren olmayışlarının sebebiyse, herhangi bir evrenin aslında böyle bir Her Çeşit Genel Karman Çormanlık olmayışı ve teknik adıyla, yalnızca HÇGKMÇ’ye, yani Her Çeşit Genel Karman Çormanlık’a bir bakış şekli olmasıdır. Her Çeşit Genel Karman Çormanlık diye birşey aslında yoktur ve olsaydı bile, o da kendisine yönelik farklı bakış açılarının topyekün toplamından başka birşey olmayacaktır.

Evrenlerin pararel olmayışlarının nedeni denizin paralel olmayışıyla aynıdır. Bunun hiçbir anlamı yoktur. Her Çeşit Genel Karman Çormanlık’ı istediğiniz gibi dilimleyebilir ve sonunda genellikle, birilerinin ev olarak adlandırabileceği birşey elde edersiniz.

Keman ve kemancı

Nerden çıktı şimdi bu diyeceksiniz. :)))

An üfledi ben karışmam.

Kadınların keman, erkeklerin de kemancı olduğunu düşünüyorum.

Özlenen ise Vivaldi’nin doyumsuz müziği (ya da bir başka ilahi-kozmik müzik)

Keman zor bir alet, bunu kabul etmek lazım. Ondan “bugün okullu olduk, sınıfları doldurduk” bile çıkarmak baya bi iş!

Kaldı ki Dört mevsim’i nasıl çıkaracaksın?!

Bunun üzerine derin derin düşünmek lazım.

Keman bi alettir; ilk okul öğrencisine hitap edebilecek olanı da, virtiöz’e hitap edebilecek olanı da bulunur. Fakat tek başına hiç bişey ifade etmez.

Dört Mevsim’i çıkaracak olan erkektir.

Peki günümüzde erkekler virtiöz olmak üzere mi yetiştiriliyor? Ne gezer!

Daha ikinci gıygıyda bütün hevesleri tükeniveriyor. Bu ne biçim sestir diye fırlatıp atıyolar kemanlarını çatıarasına. Sonra bi ömür bu iki gıygıyın hikayesi ile avunuyorlar.

Erkek olsaydım eğer; asla virtiöz olma hayalimi kaybetmezdim (bunun için her gün, her an çalışırdım), üstelik asla “nerden bulacağım o kaliteli kemanı” demezdim; çünkü bilirdim ki o ERK bana geldiğinde, virtiöz kemanı da gelecektir.

Üstelik bi acemi, en müthiş kemandan “daha dün annemizin kollarında…” yı çıkaramazken, bir virtiöz, en ucuz kemandan “dört mevsim” i çıkarır. Belki konserlik olmaz ama kesinlikle durulup dinlenilir.

Nneyyyyyse…

Bi acımadır gidiyo çevrede. Kendine acımalar en sık görüleni. Vah vah vah diyosun, yapacak bişey yok! Kendine acıyana ne yapılabilir ki!

Kendine acımak; enerji vampirliğidir.

Görülen lüzum üzerine:

Bir erkek olmadığım halde eğer olsaydım diyerek yaptığım şey tabii ki tevatür olmuş, saçmalamışım. Bu olsa olsa temenni olabilirdi.

Aslında kemana dişi, kemancıya eril kutup demeliydim. Böylece bazı karışıklıkları da ortadan kaldırırdık. Yine de fırsatı kaçırmadık, cinsiyeti, cinselliği (kutupluluğu) anlatmaya çalıştığım bi yazı vardı, belki onu dabuluruz bi yerlerden.

  1. Günlükten

Anasının Karnından Dizisi