Kazanmak ne güzeldir değil mi? Her zaman kazanmak… Ne olursa olsun kazanmak…
Kazanmanın tadı, kolay vazgeçilmeyen bir hazdır.
Küçük büyük, önemli önemsiz, kazanmamızı sağlayan hiçbir şeyden vazgeçmek istemeyiz. Doğamız buna göre programlanmıştır ve her birey farklı konularda ve dozda kazanma hırsı taşır içinde. Başarının ve kazanmanın en önemli kriterlerinden birisidir hırslı olmak. Her türlü donanıma sahip olabilirsiniz ama bu donanımları değerlendirip, başarıya çevirmeye yeterince hırsınız yoksa yerinizde sayar durursunuz.
Eksikliğinde başarısızlığa neden olabilecek bu duygu; şiddet dozu ayarlanmadığında ise, kısa dönemde çevrenizdekilere, uzun dönemde de kendinize zarar verir.
Hırsın artık muhterisliğe vardığı noktada, kendi kendini kontrol iyice zorlaşır. O hazzın kadehinden gereğinden fazla içip, artık başınız dönmeye başlamışsa, insan olmak adına tehlike çanları çalmaya başlamıştır.
İç görü denilen kendini olduğu gibi, yani hatalarıyla görebilme yetisinin geliştiği kişiliklerde bu sarhoşluk kısa sürüp, hırsın fazlasının oto kontrolü yapılabilir. Fakat gelin görün ki, dünya yüzeyinde bu tür kişilerin sayısı diğerlerine göre epey azınlıktadır. Aksi olsaydı, dünya bu kadar mutsuz insanla dolu olmazdı çünkü.
Bir bakın etrafınıza şöyle, tanıdıklarınızı ve sevdiklerinizi düşünün, sözlerime hak vereceksiniz.
Kimileri var daha çok para kazanmanın hırsında, kimileri var işinde bir numara olmanın hırsında, kimileri var sürekli haklı olmanın hırsında, kimileri var asla yenilmemenin hırsında, kimileri var bütün dünyaya sahip olma hırsında…
Amacı ne ise onun hırsına kendini tamamen teslim etmiş ve gözü tek noktaya dikilip sabit kalmış, diğer güzel duygularının ve yakınındakilerin duygularının farkında olmayan ve çevresine sürekli acı çektiren bu tür insanlara acımak gerek diye düşünüyorum. Her ne kadar bu hırsları nedeniyle onlar kendilerini başarılı sansalar da, gerçek başarıyı zaman gösterecektir aslında onlara.
Yaşadığımız bu sistemde hiçbir şeyin karşılıksız kalacağına inanmıyorum kendi adıma. Yapılan her hatanın bedeli bir gün ödenecektir.
Daha çok kazanmak veya üstün olduğunuzu ispat etmek için vazgeçmeden üzüyorsanız, evrenin bütün gizli uyarılarına rağmen hala bazı şeyleri anlamakta zorlanıyorsanız, aslında sizin olmayan ve giderken götüremeyeceğiniz değerler için bir tek yüreği bile incitiyorsanız daha çok yolunuz var demektir, işte bu yüzden acımak gerek size…
Vazgeçemediğiniz şeyin ne olduğuna dönüp bir bakın ve değip değmediğini bir daha bir daha düşünün bence. Gözünüzü kapatıp giderken ne götüreceğinizi ve ne bırakacağınızı bir kez daha tartın içinizde. İnsan olmak adına içinize konan uyuttuğunuz hakikatı uyandırmayı ve duymayı başarırsanız, o size söyleyecektir ne götürüp ne bırakacağınızı.
Yine o hakikat söyleyecektir, paranın en büyük miktarlarının bile sevdiğiniz birinin tek bir tırnağını satın alamayacağını…
s a m i r e



