Bir direnişin öyküsü… Sevan yine bürokrasiyi tiye almış görünüyor.
Her ne kadar bu adamın büyük bir egoya sahip olduğuna inansam da (face’deki yazılarından biliyorum), yine de yaptıklarını takdire şayan görüyorum.
Haberin linki 1
Haber linki 2
Bir direnişin öyküsü… Sevan yine bürokrasiyi tiye almış görünüyor.
Her ne kadar bu adamın büyük bir egoya sahip olduğuna inansam da (face’deki yazılarından biliyorum), yine de yaptıklarını takdire şayan görüyorum.
Haberin linki 1
Haber linki 2
Merak ettiğim bir konu var.
Bir dini inanca sahip olan kişiler -özellikle İslam dini bu konuda çok hassas-, onların inancına saygı duyulmadığını, oysa saygıda kusur edilmemesi gerektiğini söyleyip duruyorlar.. Hatta nefret suçlarıyla ilgili dahi hiçbir yasa olmayan Anayasamız, dini inanca sahip insanları rencide etmeyi suç sayan bir maddeye sahip.
Peki sizce bunun mantığı tam olarak nedir?
Benim bildiğim kadarıyla saygı ‘güzel, olumlu, faydalı’ bulduğumuz şeylere gösterilir.. Ben her insana saygı göstermek zorunda olmadığım gibi, her ideolojiye, düşünce ve inanç sistemine de saygı göstermek zorunda değilim.
Örneğin kendi adıma konuşursam; küfür etmekten başka bir şey bilmeyen, kendisini diğer tüm insanlardan üstün gören, egosu şişkin insanlardan hoşlanmam.. Bu insanlara hiçbir zaman saygı duymam.
Veya ırkçılık, milliyetçilik gibi ötekileştirici ideolojilere saygı duymam söz konusu bile olamaz.
Sadece bu tür ideolojiler değil kendisine inanmayanlara bir ağız dolusu küfür eden, onların cehennemde odun olacağını söyleyen, inanmayanların bulunduğu yerde öldürülmesini emreden, kadınlara şiddet kullanılmasını tavsiye eden, kendisi gibi olmayanlardan en azından cizye alınmasını şart koşan ve daha bunun gibi onlarca olumsuz durumu içeren bir dini inanca saygı duymak zorunda mıyım?
Aslında saygı sadece olumsuz şeylerden esirgenecek bir şey de değildir.. Yukarıda söylediğim gibi hiçbir faydası olmayan, hatta espiriye meze olacak şeylere de saygı duyulmayabilir.
Örneğin Mormonluk, Scientology gibi saçma sapan inanışlara da saygı duyulmayabilir.. Bu inanışlarla dalga geçilebilir.
Peki siz ne diyorsunuz?.. Sizce karşımızdaki düşünce, inanç ne olursa olsun saygıyı hak eder mi?.. Saygı duyulmalı mıdır?
Büyütmek için tıklayınız
Türkiye’nin 80 yıllık siyasi tarihi ve bir 80 yıllık geleceği ancak böyle özetlenebilirdi…
Türkiye’de bir algı vardır.. Eğer istenmeyen bir takım olaylar yaşanmışsa, bunun sorumlusu derin devlettir..
Bakın yanlış anlaşılmasın, devlet değil derin devlet.
Bu ifadede sorunlu bir yan var bana göre.. Devleti aklayan, onun aslında iyi olduğunu savunan ama suçu başkasının üzerine yıkan bir anlayış..
Yani bir anlamda ‘Devlet iyi ama çevresi kötü’ durumu..
Ben Türkiye’de derin devlet diye bir şey olduğunu düşünmüyorum.. Kendi vatandaşını asimile etmeye çalışan, gerektiğinde katleden, öldüren bir devlet var bu ülkede.. Dünyada ‘sol’ rüzgarlar esmeye başladığı zaman ‘solcu’ bir darbe yapan ve tüm sağ akımları tasfiye eden, faşizmin/milliyetçiliğin yükseldiği dönemlerde ise sağcı bir darbe yapan ve tüm solcuları tasfiye eden, kısaca rüzgar nereden eserse oraya savrulan otoriter bir devlet.
Türkiye’de derin devlet yapılanmasından ziyade, bizzat devletin bir ideolojisi, bir resmi görüşü var.. Ve bu görüşün karşısında duran muhalifler her zaman tasfiye edilmiştir.. İlk bakışta AK Parti’nin bu resmi ideolojiyle mücadele ettiği, askeri vesayeti gerilettiği düşünülebilir.. Fakat onların da bu devlet ideolojisinin bir parçası olduğu gün gibi ortadadır.. Nasıl ki dönemin Demokrat Partisi CHP’nin devletçi ekonomi politikalarıyla mücadele ettiği halde, siyasi devletçi, milliyetçi ideolojisiyle her hangi bir problemi olmamışsa, AK Parti’nin de TSK’nın veya CHP’nin temsil ettiği resmi ideolojiyle her hangi bir sorunu yoktur.. Kürtler yine binbir türlü militarist politikalara maruz kalıyor.. Ermeni soykırımı, Hrant Dink cinayeti gibi gayrimüslimlere yönelik konular yine milliyetçi bir takım politikalarla yok sayılmaya çalışılıyor.. Aslında her şey aynı yani.. Demokrat Parti veya AK Parti’nin ideolojisi resmi ideolojinin diğer yüzü, bir madalyonun öteki yüzüne benziyor.
Sitede yazan arkadaşların genel olarak hangi siyasi görüşe yakın olduklarını merak etmekteyim.
Siyasetle biraz ilgilendiği halde, kendi siyasi görüşünü bir yere oturtamayan, bu konuyu da merak eden arkadaşlar da olabilir.
Genelde internet ortamındaki siyasi görüş testleri pek işe yaramaz.. Ama benim elimde yararlı bir tane var.. Testi çözmek isterseniz aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz;
Testi bir kaç defa çözmüşlüğüm var.. İlk zamanlardaki sonuç ile şu andaki sonuçlar birbirinden farklı.. Gelişim şu şekilde olmuştu;
Aslında konuyu anket olarak açacaktım, fakat hem bu şekilde bir yorum yazıp hem de anket açamıyoruz sanırım.. Böyle olmasını tercih edelim madem.
Bu başlığı açmayı önceden de düşünüyordum, bugün metafizik19’un sürüdürülebilir nüfus ile ilgili başlığını görünce şimdi açayım dedim.
Rosling, İsveç Karolinska Enstitüsü’nde küresel sağlık üzerine araştırma yapan bir akademisyen.. Sunumları hem bilgilendirici, hem etkili, hem de eğlenceli.
Ben TED sitesindeki bir kaç sunumunu izlemiştim.. İlgili arkadaşların da izlemesini tavsiye ederim; (Subtitles seçeneğinden Türkçe’yi seçebilirsiniz)
Nüfus artışı ve İktisadi büyüme üzerine;
Yoksulluk üzerine;
İstatistikler;
Asya Mucizesi;
Videolarda kullandığı Flash, PowerPoint sunumlarını da aşağıdaki linkten indirebilir veya detaylı bir şekilde inceleyebilirsiniz;
http://www.gapminder.org/world/
http://www.gapminder.org/downloads/