Önemli şeyleri serin bir üslupla dışa vermek

Kitabımı bitirdim  Venüs Bağlantısı, Sibel Atasoy.
Keşkeleri olan biri değilimdir. İlk 25 sayfayı okuduğumda , keşke ilk yazdığında okusaymışım dedim. İçimden her şey olması gereken zamanda olur , uygunluğu vardır diye sayıkladım.
Kitabı bir gecede bitirmek mümkünken ben demleyerek okudum . Çünkü güzel kurgulanmış polisiye öykünün arayüzü benim için bir kronolojik dizilim sunuyordu. Tek tek geri yürüyerek tespitlerimi yaptım.
Sibel’in diğer okuduğum kitaplarında olduğu gibi benim kendi zamanımla ilgili bir durumu da vardı. O nedenle sorularımın cevabı için acele etmedim.
Akıcı, sürükleyici olmasına rağmen 
Çok derli toplu bilgilerin verildiği, bence tekrar basılıp dağıtılması gereken bir eser. Öyle incelikli bir uslupla verilmiş ki her şey, hayran olmamak elde değil.
2009 da kendi orionlumla karşılaşmamı ve o süreci de gülümseyerek andım.
Lizen!!! seni tanıyorum  Tabi Yov’u da  Mor hale kolay gelmiyor 
Teşekkürler Sibel, içtenlikle teşekkürler. Kişinin kendi kendine uzun yıllar içinde biriktirdiği bilgileri, bir çırpıda “o değilden” tavrınla aktarıveriyorsun  Bu bir Anadolu deyişidir ve önemli şeyleri serin bir uslupla dışa vermeyi anlatır. Film haline getirmek için birileri totosunu kaldırsa iyi eder
Berrin Pirgon

Belirsizliğin koynunda ilk uykusu 

Laniakea

Kitabı aslında bir kitap gibi okumadım daha çok bir yazarın nerelere kadar gidebileceğini ve okuyucuyla kurduğu bağdaki etkileşimi izleyerek okudum. Bu konu ve bu türe ait tecrübem az olmasına rağmen.

Her kitabın bu etkileşimi nasıl yarattığı ve oluşturduğunu izlerim içimde. Bir kitaba başlamak zordur benim için onu bitirmek iki katı zor. Bu kitabı bitirebildim.

Bu nedenle kitap benim için bir çok iyi romanda hissettiğim tadı hissettirdi. Belirli bir yere kadar daha az inişli ve çıkışlı bir yapıyla takip ederken bir noktaya gelindiğinde aniden bir yükseliş enerjisiyle doldurur okuyucuyu, bunu Laniakea’da da hissettim diyebilirim. Daha çok duygular üzerinden yerini alan bir okuyucu kategorisine girebilirim tabii.

Bazen Karar Vermek Zordur bölümüyle başlayan ani yükseliş tekrar bir şok yaratarak güzel bir bağıntı oluşturdu devam etmek konusunda.

Kitabın en başında dönecek olursak ilk bölümlerindeki tasvirler bir şiir ikliminden gelen biri olarak okuyucuyu cezbeden bir nitelikte olduğunu söylemeliyim. Bazen bir şiirde olsa garipsenmeyecek dizeler gibiydi benim için not aldıklarım…

-Belirsizliğin koynunda ilk uykusu 
-Bulanık bir saydamlık 
-Islak olmayan sıvı bir hal 
-Sonra beyaz bir kelebek peydah oldu 
-Beyaz baloncuklu bir bulut

Sonraki bölümlerde ise zihnin ve sezginin olanaklarına teslim edilmiş bir yapı hakimdi. Bir çok tadın bir arada olduğu ve uyumlu bir masa gibi Laniakea. Polisiye, fantastik, bilim kurgu ve gerçeğin katmanları. Algı kapıları, şimdi geçmiş gelecek zaman, kuantum, şamanizm bu masada uyumlu bir şekilde bir araya gelmiş ve okuyucuya güzel bir ziyafet sunan keyifli bir zaman hediye ediyor. Lezzetliydi de efendim.

Romanın ana dinamiği Serap’ın zamansız bir bölgede geçen etkileşimler, deneyim ve keşfetme dikkatinde bulunmaktadır. Bu durumda oluşan vizyonlar olanaklar ve çeşitliliğin uyumu sürekli anın ihtiyaçlarına göre yer değiştirmekte ve canlı bir hazır oluş halinde devinmektedir. Bu devingenlik hayali gibi görünse de gerçeklik zamanında yaşayan formlara özgüdür de.

Okuduğum dönemle de ilgili sanırım, bir çok konuda ortak buluşmalar yakaladım. Meraklandım ve bütüne doğru ilerlemekti okurken yanyana ilerleyen.

Bir gün önce okuduğum Enerji Tıbbı kitabından bir alıntı selamlıyor gibiydi kelimelerin arasında dolaşan bir şimdiyi: 
“Belki Einstein’ ın inandığı gibi, yalnızca tek bir enerji vardır,”birleşik alan” 
Teşekkürler ve sevgiler…Sibel Atasoy

Cemil Yüksel

Gözüm yaşardı Cemil Bey. İşte böyle anlarda, yazarken çektiğim ve hala bazı sağlık sorunları olarak çekmeye devam ettiğim sıkıntıların bir ilacı gibi geldi yorumunuz, teşekkür ederim.
O birleşikliği beynimin içinde seyretmeden önce bir kelime bile yazamayanlardanım ben. Önce yaşayıp sonra çok çok az bir miktarını kayıt altına, zaptı rapt altına alabiliyorum, çoğu altın çiçek tozları gibi savrulup gidiyor dünyaya kozmoza. Zaten yıldızlardan gelmedik mi? Bizden de karşılığı gidiyor, hiç bir şey tek taraflı değil, tekil hiç değil.

Aradan 2 yıl geçti, zaman zaman Serap’ı görüyorum, devam ettiği üç yıllık hayatını seyrediyorum, şeyler gelişiyor, ilk kitapta geçitten adım atmıştı şimdi gerçek bir takla atmak gerekiyor gizemin merkezine dalmak için, onu yapabildiğini de görüyorum. Bazen tam yatmışken gözümün önüne geliyor bir kahkaha atıyorum onun hallerine.

İyi Enerjiler Dükkanı

Yazar Görüşü

Sibel Atasoy

Bir ülkede bilimsel bir yeniliğin ve ardı ardına inovasyonların yaşanması için öncelikle toplumda birilerinin bunları hayal etmesi gerekir ve ardından bilimsel metodoloji takip edilerek araştırmalar sürdürülür ve bir sonuca ulaşılır ya da ulaşılmaz. Burada asıl önemli konu hayal edebilmektir. Bir toplum hayal etme becerisini yitirmişse o toplumdan insanlık medeniyetine büyük katkılar yapmasını bekleyemezsiniz. Bilim kurgu, fantastik gibi edebiyat türleri tam bu noktada devreye girerek hayal gücümüzün sınırlarını genişletir.

Yazılı ilk edebi eser olan Gılgamış Destanı, Uruk Kralı Gılgamış’ın ölümsüzlüğü aramasını konu alır. Böylelikle diyebiliriz ki edebiyat, fantastik kurgu ile başlamıştır.
Destanlar, mitolojiler ve hatta doğruluğu halen tartışılan tarihi yazıtlar bile fantastik kurgunun özü ve kaynağıdır.
Düşleri ya da macera duygusu olmayan bireyler de toplumlar da durağanlığa hapsolur.

Çocukluktan beri sözlü ve yazılı olarak ifade ettiğim masallar, öyküler ve hatta daha sonra yazdığım romanlarda konu ne olursa olsun içinde gizemcilik adına öğeler bulunduğunu, bunların bazen Bilim-Kurguya bazen Fantastik yana belli belirsiz yaslanmakta olduğunu fark ederim.

Bilim kurguyu ve fantastik örgüleri güzel yapan tek şey hayal gücümüzü geliştirmesi de değildir. Bilim kurgu, felsefe gibi alanlardan güç alır. Bugünün dünyasına, geleceğin dünyasına yönelik bu tartışmalar toplumlar için ayna görevi görür. Kendimize, yanımızdaki insanlara bakışımızı yeniden değerlendiririz.

2003 yılında okurlarımı hem düşündürmek hem de biraz gülümsetmek adına yazdığım kısa öykü ‘İyi Enerjiler Dükkanı’ aklımın ve gönlümün kıyısında bir gün film olarak karşımıza çıkacak bir tema olarak varlığını sürdürdü. Okuyucularım, Altan’ın serüvenini hep merak ettiler, sonra ne oldu diye birçok mesaj göndererek bu arzumu yıllar boyunca canlı tutmayı başardılar.

Özellikle şiddet içermeyen, insanı evrenselliği ile buluşturmaya teşvik eden, gençlerimizin bu ihtiyacını yalnızca yabancı kaynaklardan değil kendi kültürümüz içinde bulabilecekleri filmler yapılması arzum öylesine derin ki ‘İyi Enerjiler Dükkanı’ senaryosunu yazmak için tüm niyetimi ve elimden geleni ortaya koymayı hedefledim.

Bu niyetle tasarladığım senaryo T.C Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü‘nden destek aldı ve 2017 yaz ayları itibariyle tamamlandı.

Şimdi yönetmen ve yapımcısını arıyor.

Bilincin 4 farkındalık düzeyi

Bilincin 4 farkındalık düzeyi var

1–Fiziksel düzeyde farkındalık: standart duyularla günlük hayatımızda kazandığımız deneyimler yani Castaneda serisindeki 1. Dikkat seviyesine tekabül ediyor. Gündelik yaşamda kısmi farkındalık vardır. İnsanların birbiriyle sınırlı ilişki kurduğu faydacı bir ilişkisi vardır. Bu gerçek ilişki değildir.

Hareket yönelimlidir.

2-Psişik düzeyde farkındalık:psişik deneyimlerin yaşandığı durumlar. Fiziksel düzeydekinden biraz daha ileri düzeyde diyebiliriz. Telepati, Hipnoz, Kehanet , Basit büyücülük ,Simgeler vs bu düzeye girer. Neredeyse tüm kadınların girip çıkabildiği bir düzey olduğunu söyleyebiliriz.

Hareket yönelimlidir.
Devamını oku “Bilincin 4 farkındalık düzeyi” →

Sapiens ve Bir Kadını Öldürmek

“Hayali düzen dışında bir yol mümkün değil. Etrafımızdaki hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe koştuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz.” diyor sapiens yazarı yuval Harari, bunları 2012 yılında yazmış.
Bunu daha detaylı biçimde OYUN (onun hayali düzen dediği) mekanizmasını 2004 yılında Bir Kadını Öldürmek kitabında anlatmıştım. İşte aşağıda sadece ufak bir alıntı:

Her şeyi birbirine bağlayan ağın her bir ince lifi bir insanın ilgisidir. İnsan ilgi duyduğu şeye anında bağlanır. Bunu internet bağlantısına benzetebiliriz belki. İlgi duyduğu nesne ile kendi arasında karşılıklı bir akış başlar. Fakat bu öylesine ilginç bir bağlanış ki, ilgilendiğiniz objenin ilgilendiklerine de bilmeden bağlanmış olursunuz. Bilmediğiniz bir alanda bir çok şeyle farkında olmaksızın BİRlikte olursunuz.
İlgi bağı, olumlu ya da olumsuz alanda kurulabilir. Yani negatif ya da pozitif bağlanmanın işlev konusunda hiç farkı yok.
İlginin yöneldiği nesnelerin de birbirinden pek farkı yok. Bir kitap, bir fikir, rüzgar, bir kız, ya da pembe bir ev aniden kişinin ilgisini çeker.
İnsan ilgisinin bulunduğu yerde oturur. Aynı dönemler içinde birden çok şey aynı insanın ilgi sahasına girebilir; ancak eğer “an” hesabı yapacak olursak; herhangi bir anda insan (yani onun algısı ya da duygu sinyalizasyonu) yalnızca tek nesne üzerindedir.
Ve bu durumda biz basitçe o insan, o anda, o nesnedir diyebiliriz.
İçinde bulunduğumuz hava bize dokunmak için kıvranan sayısız olta ile dolu, bilmem bunun farkında mısınız?
Size bilinmeyenlerden değil yalnızca bilinenlerden bile bahsetsem bunun korkutucu düzeyini anlayacaksınız.
Şu anda neredesiniz? Kapalı bir mekanda ya da bahçede, bu önemli değil. O küçük odada; Dünyada şu anda yayın yapan tüm
Televizyon yayınları
Radyo yayınları
Telsiz yayınları
Ve
Milyarlarca cep telefonu arama ve mesaj yayınları
Mevcutlar. Siz alıcısını açmadığınızda onların var olmadığını sanmamalısınız. Hepsi alıcı cihazınızı açmanızı bekleyerek trilyonlarca iştahlı dil gibi başınızın çevresinde dolanıyorlar.

Bütün bu tespitler yalnızca dünya seviyesi oyun için geçerlidir. Diğer oyun evrenlerinin sistematiği üzerine pek fikrimiz yok. Pek tabii bazı varsayımlarda bulunabiliriz. Ve bu tür öngörülerimiz, düşüncelerimiz olarak geleceğe gidip fikri bildiğimiz manada inşa etmeye başlar.
Birbirini kapsayan birçok oyun evreni vardır.
Hepsinin kuralları farklıdır.
Bütün oyunlar aynı yerde, aynı zamanda birbirlerini her an güncelleyerek sonsuzca sürüp giderler. Bu bildiğimiz evrim tanımlamasının daha gelişmişidir. Çünkü evrilen eskiyi geride bırakamaz, bir halden diğerine geçilirek ilerlemek söz konusu değil. Diğerini içeren haller halinde ilerlenir/gerilenir. Yön önemsizdir. Zaman yoktur.
Berbat ve mükemmel; dahiyane!
-Bir Kadını Öldürmek