Rüyalar, Hayaller ve Gerçekler

Hepiniz çocukları bilirsiniz en azından çocukluğunuzu bilirsiniz. Onların dünyasında rüya ile hayal arasında fark yoktur. İkisi de aynı gerçekliktedir. Hatta onlara göre ikisi bazen gerçeklerle karışır. Bir çocuk rüya gördüğünde veya hayal kurduğunda bunu gerçekten olmuş sanabilir. Bu yüzden bazen inanılmaz yalanlar söyleyebilirler. Onları suçlamak yerine henüz gerçeklik algılarının tam oturmadığının farkına varmamız gerekir.

Nedir peki insanın gerçekliğinden hayallerinin kopmasının zamanı? Ne zamandır aradaki fark açıldı? Şu bir gerçek ama. Hayalleri ve rüyalarını kendi gerçekliğinde yaşamayı sürdürenler çok yaratıcı oluyorlar. Mozart, Einstein bunlardan bazıları. Belki bizim daha sonraları 3 kategoriye ayırdığımız bu dünyalar aslında aynı yola çıkıyor.

Eşiniz (veya sevgiliniz) tarafından aldatıldınız

  • Hemen ayrılırım, bir daha da konuşmam
  • İntikam almaya çalışırım ben de onu aldatırım
  • Eşime veya sevgilisine fiziksel zarar vermeye çalışırım
  • Eşime duygusal, psikolojik zarar vermeye çalışırım
  • Konuşup anlamaya çalışırım, ne yapacağıma konuştuktan sonra karar veririm
  • Çok önemsemem, her şey devam eder
  • Kendime zarar veririm
  • Bunların dışında bir tepki gösteririm

Fareli Köyün Kavalcısı

Önce bi masalı dinleyelim sonra sohbetimize geçelim 🙂

Olay örgüsü nasıl başlamış?

Öyle ya da böyle (burada cimrilikten diyor velakin hangi sebeple olursa olsun) KEDİler topluluktan kovulmuş!

Nedir kedinin simgesel değeri?
Çözümlenmesine katkı sunduğum binlerce rüyada, rüya görenler(insanlar) kediyi hemen hep benzer şekilde açılımladı: Bağımsız, nankör, talimatla iş yaptırılamayan, kendini sevdiren, kendine özgü…

Bu söylenenler onların duyması için geri çevirdiğimde bir çoğu bu özelliklerin “dişileri”  andırdığını söyledi 🙂

Demek ki masalda olay örgüsü, dişilerin topluluktan defedilmesi ile başlıyor!

Dişiliği, kadının gözden düşürülmesi ve her insandaki dişi yönün suçlanması ve bünyeden çıkarılması olarak her iki şekilde görelim. Sizce bu işlem dünyada ne zaman başladı?
Bana sanki feodal düzenle başlayıp, giderek tek tanrılı dinlere geçildiğinde şiddetlendi gibi geliyor. Her halikarda bu işlem ANİMİSTİK dönemden çıkışı işaret eder!

Peki bu işlem neden gerekti? Sebep insanların paylaşma sorunu(cimrilik) çekmesinden midir yoksa başka bi şey mi?

Oysa biliriz ki animistik dönem zaten kolektif yaşamlardır, anaerkil ve paylaşımcıdır. Fakat onlar bunu tercih ederek yaşamazlar, bilmeden yaşarlar. Oysa evrimimizde öyle bir an gelir ki, neyi neden yaptığımızın farkına varmamız, kendimizi bilmemiz talep edilmeye başlanır.

Bu talep, en sade tanımlamayla “birey olma” bireyleşme sürecine davettir.

Bireyleşebilmek için, birleşikliği, kendiliğindenliği, paylaşımı, rüyayı, gerçeklik zenginliğini -yani dişilik- reddetmek gerekmektedir.

Eh İşte bu masalda insanın bireyselleşme sürecinin sancılarını görmekteyiz.

Neymiş bu süreçler hadi sizler de dekod işlemine ortak olun, siz söyleyin ben buraya ekleyeyim…

Bütün öyküler, özellikle de zamanları aşan anonim öyküler bünyelerinde insanlık ve hatta dünyanın tüm evrelerini içeren paternler-kalıplar (Jungca söylersek arketipler) taşıyan ulaklar gibidirler. Bunları ayaklarına çiçek tozları bulaşmış arılar gibi görebilirsiniz.

Einstein, kıyameti arıların kaybolmasıyla bağıntılarken, sadece fiziki döllenmeyi kastetmemişti şüphesiz 🙂 Dönüp duran mana kalıplarını görme şansımız kalmaz ise zaten biz öldük, ölüyüz demektir.

Arılar yok olursa, anonim öyküler ve deyişler kaybolmuş demektir. Önce kokusu(mana) kaybolur, sonra dokusu!

K-OKu: Kozmik OKU ve D-OKu: Dünyasal OKU :))))

Bişeyden kokusunu(esans) çıkardığınızda dokusunun nasıl birdenbire kaybolduğunu anlamak için ressam şirine dikkatlice göz atmanızı öneririm.

Masal bunlar diye gülüp geçmek, görmezden gelmek mi istiyorsunuz? Buyrun yapılan geniş bir araştırmaya kulak verin: Bakınız. Çocukların şimdiden %65i kavalcının peşine takıldı gidiyor!

Manipülasyon

Kısaca tanımlayacak olursak.

Psikolojik manipülasyon, insanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme veya yönlendirme anlamına gelir. Bu etkileme ve yönlendirme sonucu insanlar davranış değişikliği ya da kanaat değişikliği gösterebilirler.

Benim merak ettiğim ise kişisel deneyimleriniz. Kolay manipüle olur musunuz? Veya karşınızdaki manipüle etmek için ne tür yöntemlere başvurursunuz.

Başınıza ne gibi olaylar geliyor iş yerinde, evde veya sokakta. Bu konudaki deneyimleriniz benim için çok önemli, teşekkür ederim.

İlişkileri tüketmek

Bizler ilişkilerimizi tüketiriz. Tıpkı bir yemeği tüketir gibi. Bu tüketim merak duygusuyla bağlantılıdır. İlişkinin ilk başlarında karşımızdaki sevgilimizi merak ederiz. Her şeyini. Geçmişini, düşüncelerini, duygularını. Zamanla bu merakımız bizi öğrenmeye güdüler. Öğrendikçe merakımız ve ilgimiz azalır. O kişiyle olan bağlarımız farklı bir şekle dönüşmeye başlar. O kişiyi artık kalıplaşmış öğrenmişliklerimizle değerlendirmeye başlarız.

Ayrıca kendi tecrübelerimden edindiğim bazı deneyimlere göre, insanların bazı özellikleri başkaları tarafından bilindiğinde bir beklenti oluşturuyor ve doğallığını kaybediyor. Ben hediye almayı çok severim. Fakat bunu ne zaman öğrenseler, dile getirseler artık hediye alamaz oluyorum. Sanki doğal isteğim bir nevi zorunluluk, sorumluluk duygusuna dönüşüyor.

İlişkilerimiz tükendiğinde malesef geriye dönüşümü olmuyor. O yüzden meraklarınıza yenik düşüp sevgilinizi tüketmeyin. Aslında yaşamınızda hiç bir şeyi tüketmeyin. Onlara dokunun, etkiniz olsun, etkilenin ama tüketmeyin.