Ustalık ve asansör

Kısaca, öğrenci kendini usta sanır, oyuncu ise bi bok olmadığını bilir; fakat olma ümidindedir diyebilirim. Usta ise ümidini bile kaybetmiş olandır. Çünkü ümidin en büyük engel olduğunu bilir.

Go oyununda usta olmak için oyuna kendinden bir şeyler koymak gerekirmiş. Yani artık önceden hazırlanmış göze hoş gelen şekilleri kendince değiştirebilen, tesuji yapabilen, usta sınıfına giriyor.

Usta artık, oyun atlamaya adaydır tabii belli zamanlarda gelen asansörü yine de bekleyecek. Yani hasat ya da kıyameti(evrensel asansör-bakınız the cube filmi).

Ustalığında kendi içinde dereceleri var. Zaten her iki ucun arasında sayısız kademeler, kademelerin altında sayısız alt kademeler var. Eğer buna girecek olursak kendimizi kaybederiz.

Size anlattığım her şeye, aslında gündelik hayatınızın içinde ve belki bir günde yüzlerce kez şahit oluyorsunuz.

Örneğin, öğrenci-oyuncu-usta sınıflaması için olimpiyat oyunlarını bir gözden geçirin. Olimpiyat için milyonlarca insan hazırlanmaya başlar; ama yalnızca bir tanesi madalya alır. Altın madalyalı bir sporcunun ne zaman gezgin olduğunu, nasıl alt oyunların etkisine kapılabildiğini ve nasıl derecesinden düştüğünü, bilen bilir.

Fakat bütün bunlar bana göre yine de boş şeyler. Oyun oyundur.

-Bir Kadını Öldürmek- Kitabından alıntı

Tesuji: Belli bir alandaki en başarılı, verimli hamle; beceri dolu taktik hamlesi; belli bir bölgedeki taşların en verimli kullanılmasını sağlayan hamle.

Çağdaş köleliğin günleri sayılı!

Böylece, geçen ay o kapıları açıp da geçmiş potansiyellerin gelip sizi Şimdi ânında ziyaret etmesine izin verdiğinizde, bu potansiyellere izin vermekle Tanrı benliğinizin yarısına izin verdiğinizi ileri sürüyorum. Geçmişte belli şeyler deneyimlediniz – işten kovuldunuz, örneğin. Bu iyi bir şeydir. Tobias buna değindi ve ben de pekiştireceğim. Er ya da geç, sevgili dostlar, köleleştirmeye dayalı o ağır kitle bilinci ağından çıkmanız gerekecek – ve ben açıkça ona bu adı veriyorum. Bu, çağdaş (modern) günlerin köleliğidir. Lütfen. Lütfen – size özgür olduğunuz söyleniyor, ama değilsiniz. Bunu biliyorsunuz. Diyorlar ki, “Ha, istediğin herşeyi yapabilirsin.” Bir kez olsun bunu yapmayı deneyin. Özgür değilsiniz. Bu köleliktir ve biz onunla da oynayacağız. Onu aşacağız.

Bu, kendi adınıza çalışmanızla ya da en azından kesinlikle sevdiğiniz bir şey yapmanızla sonuçlanacak. Ama eğer o işte ya da o döngüdeyseniz… ben bunun bugün Dünya’da hâlâ var olduğuna bile inanamıyorum, ve giderek de beter olacak. Sürekli kölelikten, bir başkası için çalışmaktan, ‘o adam’ için çalışmaktan, maaş çekinden ve oturmaktan oluşan bu sistem… Ah Tanrım, eğer küçücük bir bölmede oturuyorsanız, Pazartesi günü gidip onu bir balyozla yıkın. (kahkahalar) Ve sonra iyi bir avukat bulup mahkemeye gidin ve deyin ki, “Bir insanı böyle bir bölmeye koymak insanlık dışıydı”, ve sonra tazminat olarak büyük bir para talep edin ve büyük bir olasılıkla da kazanırsınız. Ya böyle olur, ya da bunu gerçekleştirirken çok iyi bir zaman geçirmiş olursunuz. Ama bunların hepsi yanlıştır. Hepsi yanlıştır.

Böylece, biz geçmişe gittik. Potansiyelleri açtık – hiç gerçekleştirilmemiş ya da eyleme geçirilmemiş olanları, ama onlar yine de oradadır. Enerjileri orada, potansiyelleri orada, sevgileri orada. O, hiç iletişim kurmadığınız bir veçhedir, böylece onu içeri aldık.

Bugün, geleceğe gidelim… geleceğe. Bu, biz yola çıkmadan ilginç bir soruyu gündeme getiriyor. Gelecek, alnınıza yazılı mıdır? Hayır. Dünya’daki insanlarla bir anket yapılsa, yaklaşık yüzde 99.7’si için kesinlikle öyledir. Onlar buna izin veriyorlar. Bunu seçiyorlar. Yani bizim bakış açımızdan bakacak olursanız, onlar bir yazgı kalıbını izliyor.

Şimdi, bu yazgı bir anlamda kişisel bir yazgıdır, çünkü onu bir noktada seçmişlerdir. Ama yaşamlarını diğer insanların  yönetmesine izin vermişlerdir. Yaşamlarını, veçhelerinin yönetmesine izin vermişlerdir. Kendileri vazgeçmiştir. Yalnızca kendilerini kontrol etmekten vazgeçmiş değillerdir – onlar kendilerini fazlasıyla kontrol eden varlıklardır – ama diğer herşeyden vazgeçmişlerdir. Teslim olmuşlardır. O nedenle de yazgıları belirlenmiştir. Karmik yollarını izliyor ve bunun olmasına izin veriyorlar. Diyorlar ki, “Bu benim karmam,” karma sözcüğünü kullanmasalar bile.

Onlar, ruhun lineer (doğrusal) gelişimine inanıyor ve onu izliyorlar. Aptallık; sanki bunu yapmaları gerekiyormuş gibi, sanki bunu onlara Tanrı yaptırıyormuş gibi, sanki başka seçenekleri yokmuş gibi. Onlar ayrıca kitle bilincinin yazgısına da inanıyorlar, ki bu çok, çok yoğun, çok, çok ağırdır; o matriksten, o ağdan kurtulmak zordur – ya da değildir. Bu, bir seçim yapmak kadar kolay olabilirdi, ama o zaman yaşamınız değişir. Çoğu insan bunu gerçekten istemez. Ve ben eleştirel değilim, bir gözlem yapıyorum. Bunu beğenmiyor musunuz? Eleştirmiyorum, yalnızca gözlemliyorum. (kahkahalar, Adamus güler)

Böylece onlar yazgıdan oluşan bir hayat yaşıyorlar, ayrıca, çok güçlü inanç sistemlerine sahiplerse, özellikle de dinsel açıdan, spiritüel inanç sistemlerine sahiplerse, bu da yazgıyı yaratır. Onlar, cennet ve cehenneme gitmenin yolu budur ve bunlar iki (ayrı) yöndür diye inanıyorlar. Bu, yazgıdır. Bu, iki seçenekli yazgıdır, ama kendilerine verdikleri tek seçenek budur.

Böylece çoğu insan yazgıyla yaşıyor ve aslında, çoğu insan yazgıya inanıyor. Onlar, kendileri adına yazgıyı seçen ve onlara ne olacağını söyleyen beş para etmez bir Tanrı’ya inanıyor. Ve bu hiç umurlarında olmadı… biliyor musunuz, zihin bazen ne kadar kısıtlanmış olursa olsun, durup da “Eh, Ruh’un neden umurunda olsun ki. Ruh bana bunların tümünü neden yaptırsın ki? Ne yani, kendimi kime kanıtlayacağım? Neye kanıtlayacağım?” diye sormak için çok da keskin bir zihne gerek yoktur. Mantık istediği kadar değişsin, bu mantıklı değildir. Bu hiç de mantıklı değildir. Ama programlama, ipnoz, örtücü-katmanlar öylesine güçlü ki, aksi halde çok parlak olan adamları ve kadınları alıp onların aptallaşmasına, çok aptallaşmasına neden oluyorlar.

Yani… çoğu insan yazgının yönlendirmesiyle yaşıyor, oysa yaşamak zorunda değiller. Yaşamak zorunda değilller. Sudan çıkmış balık gibiler. Ha, bunun neye benzediğini bilirsiniz – yani yazgısız olmanın. Siz geçmişte şöyle diyen bir deneyimden geçtiniz, “Rehberleriniz gitti. Artık kural mural yok. Kontratlarınız bitti.” Bu, yazgı değil midir? Kısa bir dönem için sanki eğlenceli değil miydi, ama sonra eskimedi mi? Bu, kendi kendinize yüklediğiniz bir yazgıdır. Ama sonuçta gerçekten bir yazgı yoktur. Ama eğer yazgının çatısı altında yaşamışsanız, (yazgısız olmak) bir süre sonra gerçekten biraz daha rahatlaşır. Bir süre sonra kolaylaşır ve siz kendinizi çıplak, korunmasız ve incinebilir hissedersiniz, bir yazgı olmadığında çok incinebilir halde hissedersiniz. Ama yazgı yoktur. Gerçekten yoktur.

Peki, bir dakikaya kadar yolculuk edeceğimiz gelecekte ne var. Ve aslında biz gerçekten oraya yolculuk edeceğiz. Ve etmeyeceğiz! (kahkahalar) Artık hiçbir şey gerçek değil. Çok akışkan – çok, çok akışkan – ve bu iyi bir şeydir.

Adamus

Ustalık serisi- Gelecekteki potansiyeller

Deneyimlerinizin İzini Sürün ve Paylaşın

Ustalık Serisi -1- devam 7

Ben sizden deneyimlerinizin izini sürmenizi isteyeceğim. Bu bir günlük olabileceği gibi, bir blog ya da kendiniz için aldığınız notlar da olabilir; uzun uzadıya yazmak zorunda değilsiniz, ve bunu her gün yapmanız da gerekmiyor. Biz birlikte yeni topraklarda bir maceraya atılıyoruz. Siz Yeni Dünya’ya giriyorsunuz, ama bu kez Yeni Dünya Avrupa’nın öbür tarafındaki toprak parçası değil. Yeni Dünya yeni bilinçtir, Yeni Enerji.

Bir günlük tutun. Ona ihtiyacınız olacak. Onu isteyeceksiniz. O, özellikle zor olan günlerde bir noktadan ötekine nasıl geldiğinizi anlamanızı sağlayacaktır. Ben ‘zor’ derken, eski tarzların, biçimlerin zorluğunu kastetmiyorum; zorluktan kastettiğim, zihnin kandırılması, hiç mantıklı gelmemesi anlamındadır.

Bu da dikkatinizi çekmem gereken bir başka nokta, bazı şeyler size hiç mantıklı gelmeyecek. Sizden bu konuda rahat olmanızı isteyeceğim. Bir yanınız anında devreye girip analiz etmek ve mantığını falan anlamak isteyecek, ve onda hiçbir mantık bulamadığınızda, her türlü mantığa ve fizik kurallarına kafa tuttuğunda, çok rahatsız olacaksınız. Ve o zaman gerçekten çok tuhaf hissedeceksiniz. Kendinizi fazlasıyla kontrolden çıkmış hissedeceksiniz. Eski Enerjinin güvenliğine geri koşmak isteyeceksiniz.

İşte bu, durup derin bir nefes almak ve deneyimlemek zamanıdır; bunun nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek. Bunların tümünü bırakın gitsin. Bazılarınız başının döndüğünü hissedecek, aklınızı şimdi sandığınızdan çok daha fazla kaybediyormuşunuz gibi hissedecek, gözleriniz kararacak, gözlerinizde sorunlar, ve tüm o diğer şeyler olacak. Bırakın geçip gitsin. Bunlar Yeni Enerjiyi bütünleştirme deneyiminin bir parçası, öncüler olarak birlikte yaptığımız yolculuğun bir parçasıdır.

Not tutun. Bu, diğer Şambrayla paylaşmanıza da yardımcı olur, ve paylaşımda – kendi öykünüzü, kafa karışıklığınızı bir başkasıyla paylaşmakta – büyük bir güzellik vardır. Şimdi, siz öykülerinizi paylaşırken, bu öyküleri okuyan ya da dinleyenlerin ahkâm kesmemesini istiyorum. Paylaşımın altında “önerilerinizi takdirle karşılayacağım” demedikçe, bir dolu istenmeyen öğütler vermeye kalkmayın. Hiç kimseye, neyi doğru ya da yanlış yaptığını söylemeye başlamayın.

Şu anlayış – Tobias geçenlerde bunu gündeme getirmişti – yanlış bir şey yapmadınız. Yanlış yapamazsınız. Bana güvenin. Yapamazsınız. Gerçekten kötü olan birçok deneyim yaşayabilirsiniz, ama yanlış yapamazsınız.

Ben kimsenin kimseyi deneyimi yüzünden eleştirmesini ya da fazlasıyla analiz etmesini istemiyorum. Ben o deneyimin onurlandırılmasını istiyorum. Paylaşımın bir nedeni de budur, onurlandırılmak için, başkaları ondan öğrenebilsin diye. Ben kimsenin bu deneyimleri küçümsemesini istemiyorum. Öykünüzü paylaştığınız için asla utanmak zorunda kalmanızı istemiyorum – tabii benimle yapacağınız soru ve yanıt için buraya çıkmadıysanız. (kahkahalar) Yani Şambra, öykülerinizi paylaşın.

Onurlandırmak

Sizlerle dört nokta üzerinde duracağım. Benden ve yoldaşlarımdan tekrar tekrar onurlandırma kelimesini duyacaksınız. Onurlandırma. Bu çok önemlidir. Biz tek tek her birinizi onurlandırıyoruz, ne olursa olsun. Yaptığınız herşeyi, olduğunuz herşeyi onurlandırıyoruz. Yargı yoktur.

İlerlerken, sizin de aynı şeyi yapmanızı isteyeceğim. Diğer herkesi onurlandırın. Hoşlanmadığınız insanları onurlandırın. Sizi kızdıran insanları onurlandırın. Birlikte çalıştığınız insanları onurlandırın. Bu mesaj tahtasında iletişim kurduğunuz insanları onurlandırın, ki bu arada, bu mesaj tahtasının temizleneceğini umuyorum. Orada çok az onurlandırma var. Orada bir dolu dram var, bir dolu onurlandırma yok.

Onurlandırmak, birine saygı duymak demektir, aynı fikirde olun ya da olmayın, ama bulundukları yere saygı göstermek. Bu, onların seçtiği deneyimdir.

Biz onurlandırmayı pekiştireceğiz. Onurlandırma şefkattir. Tobias, sevgi hakkında çok konuştu, ve bu güzeldi. Sizin sevgiye susamış olduğunuz bir zamandı, sevgiyi tartışmamız gerekti, ama şimdi onurlandırmak zamanı – diğer herkesi onurlandırmak. Biliyorum, birçoğunuz başkalarına karşı eleştirelsiniz. Şimdi onları onurlandırmaya başlayın. Bu, aynı fikirde olmanız gerektiği anlamına gelmiyor, ama onurlandırın.

İnsanların bulundukları yere nasıl geldiklerini onları onurlandırarak anlamaya başlayacaksınız. Kendi bulunduğunuz yere nasıl geldiğinizi anlamaya başlayacaksınız. Dünyanın kesinlikle mükemmel olduğunu anlamaya başlayacaksınız. Siz onurlandırmanın dışına çıktığınızda Dünyadaki hataları, ya da hata olduğunu sandığınız şeyleri görüyorsunuz, çünkü yargılayıcı gözlerle bakıyorsunuz. Korkan gözlerle bakıyorsunuz aslında. Şeyleri onurlandırdığınızda, onların tam olarak olması gerektiği yerde olduğunu anlarsınız.

Kendinizi onurlandırdığınız zaman, artık işlemden geçirmelere gerek kalmaz. Ben kara tahtamda bunun altını çizeceğim. Kendinizi onurlandırdığınızda, artık işlemden geçirmelere gerek duymazsınız. Kendinizi onurlandırdığınızda, asla bir kurban değilsinizdir. Biz “onurlandırmayı” tekrar ve tekrar yineleyip duracağız, taa ki gerçekten içinize işleyene dek.

Rol Yapın

Bugünü açarken değindiğim bir başka önemli şey de, ben bir aktör olmaya bayılırım. Yani, sanki Adamus değilmiş gibi hissedilen Şaudlar ve atölye çalışmaları olacak, oysa odur. Ben farklı zamanlarda farklı biçimlerde geleceğim size.

Rol yapmak harikadır. Tek tek her birinizi bunu yapmaya başlamanız için cesaretlendireceğim. Onlar sadece sizin veçhelerinizdir, ama sizi seven ve sizin de onları sevdiğiniz ve geri gelen veçhelerinizdir. Kendinizin bu karakterlerini yaratmaya başlar ve aslında yaratıdaki enerjinin ne denli akışkan olduğunu fark edersiniz. Ama kendinizin o sıkı sıkıya tanımlanmış karakterinde sıkışıp kalır ve salıvermeye korkarsanız, kalıplarınızı tekrar ve tekrar yineleyip durursunuz.

Yaratın

Çok önemli – çok, çok önemli – olacak bir başka şey de, bir şey yaratmaktır, herhangi bir şey. Yaratı, içinizdeki Tanrı’yı ifade etmenin doğal yoludur. İnsanlar, yaratan-olmamaya, rutinlerin, alışkanlıkların peşinden gitmeye şartlandırıldılar. Alışkanlıklar oluşturuldu, yerlerine yerleştirildi, ve sizden de onların peşinden gitmeniz talep edildi. Ve bu öyle bir hal aldı ki, enerjinizi çok körelmiş, çok yıpranmış bir duruma getirdi.

Bir insan herhangi bir şey yaratmadığı zaman depresif olur. Endişe, vesvese içinde olur. Üzgün olur. Kafesin içinde tutsak kalmış bir hayvan gibi olur. Bu nedenle, ben sizden herhangi bir şey yaratmaya başlamanızı isteyeceğim. Herhangi bir şey, ne olursa.

Bugün burada bazı kitapların yaratıldığını gördünüz. Yaratılmış olan bir müzik dinlediniz. Taştan bir duvar yaratın, eğer yapmayı seçtiğiniz buysa. (kahkahalar) Bir akvaryum satın alın ve evinizde bir akvaryum yaratın. Bir şey yaratın, Şambra. Ben sizlerin yaratıcı olmadığınız, alışkanlıkların peşinden gittiğiniz günlerin yüzdesini farkında olmaya başlamanızı istiyorum.

Yemek yapmak – yaratmanın ne muhteşem bir yolu, üstelik mideniz ve bedeniniz de buna bayılıyor. Yaratıcı olmak, nereye gittiğini bilmeden arabanıza atlayıp gitmek anlamına da gelebilir. Alışık olduğunuz yollardan gitmek yerine, öylesine uzun uzun yol almak.

Şu anda buraya bağlanmış olan bazılarınızın harika fikirleri var, oyun gibi – oyun tahtaları gibi. Onları yaratın; yaratmadığınız için kendinize bahaneler uydurmaktan vazgeçin.

Bu Şambra enerjisiyle ilerlemenin gereklerinden biri de yaratmaktır. Yaratmayacak olursanız sizi bundan sorumlu tutacağım. Bunun öyle muhteşem bir şey olması gerekmiyor. Dünyayı değiştirmesi gerekmiyor. Çok basit olabilir. Tığ işi yapın. Herhangi bir şey. Bir resim yapın. Bir şarkı söyleyin. Bir şiir yazın. Farketmez. Sanatsal olması gerekmiyor, sadece yarattığınız bir şey olması gerekiyor. Herhangi bir şey. Bir takı. Bir film. Herhangi bir şey.

Bu sizi o ağır örtücü-katmanların bazısından, sizin depresyon dediğiniz şeyden kurtaracaktır. Ki o depresyon falan değildir. Sizi etkileyen bir durgunluk, bir tıkanıklıktır. Ha, ve siz, “Eğer kendinizi depresif hissediyorsanız; sanki kimse sizi sevmiyormuş gibi, hiç enerjiniz kalmamış gibi, ve yorgun hissediyorsanız, şu hapları alın” diyen o televizyon reklamlarını izliyorsunuz. Hayır, hap almayın. Yaratıcı olun. Ne olursa.

Biz bundan tekrar tekrar söz edeceğiz, ve benim ayağa kalkıp gözlerimi açtığım, izleyicilerin arasında dolandığım ve yaratılarınızı sorduğum zamanlar olacak. Yani lütfen hazırlıklı olun. (kahkahalar)

Ha, şimdi söylemem gereken bir şey daha var. Cauldre, şu gözlerin açık olması olayından hoşlanmıyor. Ama sana hemen şimdi söyleyeyim, Cauldre, evet, izleyicilerin arasında dolaşacağım. Eğer bunu gözlerin kapalı yapmak istiyorsan, bu senin bileceğin iş. (kahkahalar) Ama sana şimdiden söyleyeyim, gözlerin açıkken bunu yapmak daha kolay olacaktır.

Bir Hayvan Totemi

Eğleneceğimiz bir şey daha, çok önemli. Ben sizin – hayal gücünüzle – kendiniz için bir hayvan totemi yaratmanızı istiyorum. Bugünden başlayın. Bunun çok iyi bir nedeni var. Biraz açıklayayım. Bazılarınız hayvan totemlerine çok aşina. Aslında ona verilen çok eski bir ad var. Bu çok eski bir uygulamadır, ama biz onu bir Yeni Enerji biçiminde kullanacağız.

Size ait olan bir hayvan yaratın. Bu bazılarınız için bir ayı olabilir, bir baykuş olabilir, güzel bir atmaca olabilir, harika bir tavşan olabilir. İstediğiniz herhangi bir hayvan olabilir – şu anda Dünya’da varolan bir hayvan. Dünya’da varolan bir hayvan – varolan bir tür – ve ben sizden onu hayal etmeye başlamanızı istiyorum.

Diyelim ki, hayvan toteminiz olarak bir geyik seçiyorsunuz. Ben sizden, gerçek hale gelene kadar onu hayal etmeye başlamanızı istiyorum. Yani öyle bulanık bir resim olması değil de, onu neredeyse hissetmeye başlamanızı – kürkünü, derisini; onu gerçekten koklayabileceğiniz noktaya gelinceye kadar – ille de av eti gibi kokması gerekmiyor, ama onu koklayabileceğiniz, gözlerinin içine bakabileceğiniz noktaya gelinceye kadar.

Biz bu aracı, bu totemi, önümüzdeki uzunca bir zaman boyunca yapacağımız birçok şey için kullanacağız. O sizindir. Başka herhangi birinin değil. Sizin dışınızda değildir. Sizin bir parçanızdır.

Biz bu totemle, hayal edilmesine yardımcı olduğunuz bu hayvanla çalışacağız, ve o sizden geliyor. Şu rol yapmanın bir parçasıdır. Bu, sizin can dostunuz, hizmetkârınız, evcil hayvanınız olacak bir varlıktır. Sizi anlayacaktır. Onu (bir yerlere) gönderebileceksiniz. Siz sıradan insanca şeylerle meşgulken, kendinizin bu parçasını, başka şeyler yapmak üzere geçmişinize ve geleceğinize ve başka boyutlara gönderebileceksiniz.

Bu totem ayrıca size yardım edip – korumak doğru kelime değil, Cauldre – tüm çevrenizdeki enerjilerin farkında olmanızı sağlayacak. Evet, şu an Dünya’da bazı çok karanlık enerjiler, çok manipüle eden enerjiler var, ve onlar aslında artıyor, şiddetleniyorlar. Doğrusu, gelip içinize korku salmak istiyorlar, çünkü bu yoldan besleniyorlar. Enerjinizi, manipüle edebilecekleri bir yere getirmek istiyorlar. Bunların büyük bir kısmı fiziksel olmayan varlıklar, ama hâlâ bu karanlık sanatların bazısını uygulayan fiziksel varlıklar da var. Bunun yalnızca onlara karşı çalışacağını hâlâ öğrenmiş değiller.

Ama totemleriniz tüm çevrenizdeki, sizi hemen kuşatan boyutlardaki ve çok uzaklara genişleyen boyutlardaki enerjilerin farkında kalmanıza yardımcı olacaklar. Birlikte geçireceğiniz bu birkaç yıl boyunca en iyi dostunuz olacaklar. Ona hemen bir ad takmayın; biz bunu daha sonra yapacağız. Şimdiyle, birlikte yapacağımız bir sonraki toplantı arasında bunu geliştirmeye başlamanızı isteyeceğim.

Şimdi, anında bir tepkiyle toteminizin, örneğin, bir ayı olacağını söyleyebilirsiniz, çünkü ayıları hep sevmişinizdir. Ya da kaplumbağlara duyduğunuz yakınlık yüzünden bir kaplumbağ olacağını söyleyebilirsiniz. Ama bunu bir süreliğine salıverin. O gelişmeye başlayacaktır. Siz geliştirmeye başlayacaksınız. Tümüyle farklı bir şey ortaya çıkarsa, şaşırmayın. Ve sonra ona nefes vermeye başlayın. Hayatınızı ona soluyun. O sizdir.

Tam olarak neye benzediğini hayal etmeye başlayın, ama değişebileceğini de anlayın. Gelişebilir. Onun niteliklerini hissetmeye başlayın ve diğer boyutlara nasıl uçup gidebildiğini ya da sürünebildiğini; sizin adınıza nasıl araştırabildiğini; sürekli tetikte kalarak size nasıl hizmet edebildiğini hissetmeye başlayın.

Böylece, ev ödeviniz budur – bu totem. Gelecek ayki toplantımızda bunun kadim geçmişi hakkında ve ilerlerken onu nasıl uygulayacağımızı da konuşacağız. Ama bu önümüzdeki ay boyunca kendinizin bu yeni parçasıyla aşina olun.

O sizin – nasıl desek – alemleri gören köpek gözünüz ya da gören balık gözünüz olacak, totem olarak hangi hayvanı seçtiyseniz. Ve farketmez. Hangi hayvanın daha güçlü ya da daha akıllı ya da daha hızlı ya da her neyse olduğunu düşünmeye başlamayın. Farketmeyecek. Gerçekten, farketmeyecek. Bu daha çok  kendinizin bu parçasıyla kurduğunuz ilişkiyle, onu sizin adınıza bir yere gönderebilme yeteneğinizle, sizi farkında ve tetikte tutmak üzere onu orada bulundurma yeteneğinizle ilgilidir.

Biliyorsunuz, bilgi paketleri ileten şu Internete sahipsiniz. Pakauwah’lar sizin deneyim, his, duygu; sıfır ve birlerin (bilgisayarın temel sisteminin) ötesinde bir şey iletmenize yardımcı olacaklar, ama… Bu – ben cesur bir bildiride daha bulunacağım – bizim totemlerle ya da Pakauwah’larla gerçekleştireceğimiz şey, temelde, elektronik İnternetinize karşı, Yeni Enerji “bilinç İnterneti”nin başlangıcı olacak. Biz yavaş yavaş başlayacağız, ama siz kapsamlı hisleri başka insanlara nasıl gönderebileceğinizi keşfedeceksiniz. Sadece küçük küçük mesajlar ya da görüntüler değil de, kapsamlı hisleri. Böylece bu onun başlangıcıdır.

Şimdilik tek bir mesaj olacak, çünkü biz, özellikle de önümüzdeki yıl ilginç ve dengesiz gibi hissedilebilecek topraklara adım atacağız, ama bu (yeni alan) hiç de dengesiz değildir. Sadece sizin insan benliğinizin kafasını karıştıracaktır.

Böylece, bugünü bitiriyoruz. Bugün soru ve yanıt olmayacak. Gidip yaşamı deneyimlemek için özgürsünüz, ve sevgili Şambra, herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu, hatırlayın.

Evrende herşey yolunda, ve bu yüzden, ve bu nedenle Ben o Ben’im, Adamus.

Geçmişin Kilidini Açmak

 Ustalık dizisi 1 – devam 6

Biz, benim şahsen ilgilendiğim bir şeyi araştıracağız. Biz, geçmişin kilitli ya da saklı potansiyellerini araştıracağız. Geçmiş, muazzam miktarlarda sevgi içerir. Geçmiş, Yeni Enerji denen bu şeyle birleşmeye çalışıyor, ama geçmişin büyük bir bölümü inanç sistemlerinde ve tarih içinde kilitli kalmış. Bu arada, tarih… tüm tarihi bir kenara atabilirsiniz, çünkü o çok lineer bir biçimde yazılmıştır. Kendi tarihinizi/geçmişinizi de (kenara atabilirsiniz). Geriye bakıyor ve diyorsunuz ki, “Sen ne söylüyorsun, Adamus, benim çok açıkça tanımlanmış bir geçmişim var, en azından bu yaşamımda.” Hiç de değil. Diyorsunuz ki, “Ama Adamus, işte tüm fotoğraflarım burada. Sana doğduğum andan bugüne kadar olanları gösterebilirim, geçmişim gayet açık tanımlanmış bir halde.” Siz kendi tarihinizin, kendi geçmişinizin yalnızca bir dilimini görüyorsunuz.

Olan şuydu, geçmişinizin potansiyelleri kilit altındaydı. Onlar saklıydı, çok, çok akıllıca saklanmışlardı, böylece bir zamanlar sahip olduğunuz gerçek kimlik yerine, şimdiki kişi olduğunuzu düşünecektiniz. Siz onları kilit altına aldınız, başkalarının kilit altına almasına izin verdiniz, ve kendinizi çok dar bir spektrumda tanımladınız. Ama bu hiç de kim olduğunuz değildir.

Geçmişe gidip onun potansiyellerinin ve onun, sizin deyiminizle, alternatif gerçekliklerinin kilidini açmak – ki bunlar hiç de alternatif değildir, çünkü gerçekten var oldular; siz yalnızca onları görmezden gelmeyi seçmiştiniz – ama geçmişe gitmek çok tehlikeli bir şeydir. Geçmişin kapılarını koruyan canavarlar ve şeytanlar var. Siz onları kısmen kendi güvenliğiniz için, kısmen de yanılsama algınız yüzünden oraya yerleştirdiniz. Biz şimdi geçmişe gidip o potansiyellerin kilidini açacağız. Bu, sizin geçmişinizi değiştirecektir. İlle de bir başkasının geçmişini değiştirmeyebilir, ama sizinkini değiştirecektir. Buna hazır mısınız? (izleyiciler karşılık verir) Hmm, koşulları bilmeden evet demeyin! (kahkahalar)

Aynada gördüğünüz kişinin ya da burada oturmakta olan kişinin, gerçekte kim olduğunuzun hiç de iyi bir temsilcisi olmadığını anlayacaksınız. Ama biz geçmişe döndükçe, görmeyi pek de istemeyeceğiniz şeyler göreceksiniz – tabii şimdiye kadar olduğunuz insan gözüyle bakıldığında. Başka bir deyişle, siz bir yıl önce ya da iki yıl önce buna hazır değildiniz, ama şimdi buna hazırsınız.

Ben, her günün ve her gecenin her ânı sizinle olacağım. Bu, tek tek her birinize verdiğim sözdür. Ben hep orada olacağım.

Benimle birlikte çalışan bir varlıklar grubu var; şimdilerde Dünya’ya geri gelen ve bizim bağlı olduğumuz Yükselmiş Üstatlar var; sürekli bağlantı ve iletişim kurduğumuz veçheleriniz var. Ben yolun her adımında sizinle olacağım. Benden bunu sizin yerinize  gerçekleştirmemi istemeyin, benden yanıtı istemeyin, ama ben sizinle olacağım, sizi onurlandırarak.

Benden kaçıp saklanmayın, ama bunu yapacağınızı biliyorum. Kendinizden ve eylemlerinizden öylesine utanacağınız zamanlar olacak ki, benim orada olmamış olmamı isteyeceksiniz. Sanki ben yokmuşum gibi davranacaksınız, ve ben de bu yüzden sizin için orada olmayacağım. Ama kendim için olacağım. (kahkahalar)

Sevgili Şambra, biz geçmişe, aslında, geleceğimizi keşfetmek için gideceğiz. Biz çok dinamik, sevgi dolu, ama bazen de korkutucu bir enerjinin kilidini açmak için geçmişe gideceğiz ki, tanımların içinde sıkışıp kalmayın, kendi kristalinizin içinde tutsak kalmayın. Ben 100.000 yıl boyunca bir kristalin içindeydim dediğim zaman, güldünüz. Siz ne zamandır kendi kristalinizin içindesiniz biliyor musunuz? 100.000 yıldan daha uzun süredir. Kristaliniz sizin geçmişinizdir, ve siz onun içinde kilitli kaldınız. Aynı zamanda da ondan soyutlanmış haldesiniz. Biz geri gidip onu açacağız.

Ben şu anda bunu nasıl gerçekleştireceğimiz konusuna girmeyeceğim. Sınıflarımızdan birinde buna gireceğiz. Ama siz bunun ne büyük bir rahatlama olduğunu, ne çok enerjinin tıkanıp kaldığını, üzerinizde ne büyük bir ağırlık olduğunu anlayacaksınız. Sanki tüm bu zaman boyunca toprağın altında gömülüymüşünüz gibi. Geçmişe gidip de onun her bir parçasının kilidini açtığınızda, şimdiki zaman değişir. Geçmiş değişir. Tarihinizin gidişatı değişir. Herşey değişir. Kendinizle ilgili öyle şeyler keşfedeceksiniz ki, şaşıp kalacaksınız.

Adamus

Ustalık konusu

Bir önceki konuda aklıma gelen pasajı buldum:

 Bireyselleşmiş olan ruh, oyuna tekrar döndüğünde (yeni bir bedende can bulduğunda) çok önemli bir kaza olmazsa artık bu konumunu hep devam ettirecek demektir. Taa ki “usta” oluncaya kadar.

 Dünya oyununda öğrenci ile oyuncu arasında ne gibi farklar var?

 Bu farkları yazmaya zahmet etmeyeceğim. Kısaca, öğrenci kendini usta sanır, oyuncu ise bi bok olmadığını bilir; fakat olma ümidindedir diyebilirim. Usta ise ümidini bile kaybetmiş olandır. Çünkü ümidin en büyük engel olduğunu bilir.

 Go oyununda usta olmak için oyuna kendinden bir şeyler koymak gerekirmiş. Yani artık önceden hazırlanmış göze hoş gelen şekilleri kendince değiştirebilen, tesuji yapabilen, usta sınıfına giriyor.

Usta artık, oyun atlamaya adaydır tabii belli zamanlarda gelen asansörü yine de bekleyecek. Yani hasat ya da kıyameti.

Ustalığında kendi içinde dereceleri var. Zaten her iki ucun arasında sayısız kademeler, kademelerin altında sayısız alt kademeler var. Eğer buna girecek olursak kendimizi kaybederiz.

Size anlattığım her şeye, aslında gündelik hayatınızın içinde ve belki bir günde yüzlerce kez şahit oluyorsunuz.

Örneğin, öğrenci-oyuncu-usta sınıflaması için olimpiyat oyunlarını bir gözden geçirin. Olimpiyat için milyonlarca insan hazırlanmaya başlar; ama yalnızca bir tanesi madalya alır. Altın madalyalı bir sporcunun ne zaman gezgin olduğunu, nasıl alt oyunların etkisine kapılabildiğini ve nasıl derecesinden düştüğünü, bilen bilir.

 Fakat bütün bunlar bana göre yine de boş şeyler. Oyun oyundur.

 Kendim yani BEN, düzensiz ipeksi atalarımın bir kırışığıyım.

Ve bu kırışıktan yani kendimden sonsuza kadar vaz geçiyorum. En azından bu niyetle cesaret biriktiriyorum.

Tutmayın beni! Ben geleceğimden sonsuza kadar vaz geçiyorum.

Evvelden beri korktuğum şeyler için biraz alışma zamanı istemişimdir. Örneğin soğuk suya giremem, en az on dakika alışmam lazım. Dişçiye gideceksem, bir haftadan önceye randevu almam. Cesaret kolay birikmiyor. Niyetin dolup dolup, bardağı taşırması lazım. Fakat niyetlendiğim şeyden vazgeçtiğim görülmemiştir. Zaten bu benim elimde mi? Niyetim gerekeni yapmak için bütün şartları benim için hazırlar, hatta son adımda tereddüt edersem, arkamdan bir gül yaprağı kadar nazikçe itekleyiverir.

Bırakın da son kez kendime ağlayayım.

Derin bir ümitsizlik halindeyim.

Ölesiye sıkılıyorum

Ölesiye yalnızım

Zaman geçmiyor, hiçbir şey beni dünyaya çekmiyor!

Bu kederli hali ne yapacağız biz?

Daha önce sevdiğim şeyler, soluk hatıralar gibi bakıyorlar bana:

Terastaki rengarenk çiçekler, öbek öbek geçen bulutlar

Ve taa ilerlerden  ufukla birleşmiş Marmara!

Yiyip içtiklerim, okuyup yazdıklarım

İşte bütün bu şeyler, anı defterinin içinde özenle kurutulmuş gibiler.

İsteklerimin böyle kolayca gerçekleşmesi dahi şaşırtıp sevindirmiyor artık beni

Sıradan “fark etmez” durumları yani!

Bütün bunların üzerine “Gösteri Peygamberi’ni” okuyorum!

Sen ne diyorsun Palahnıuk arkadaşım yaaa?!

Biz bu filmden de usandık.

Usanmadığımız bişey kalmadı!

Fakat aklımdan intiharın İ si bile geçmiyor.

Bekleyip bu işin sonunu görmem lazım

Kendi kanımda boğuluşumu izlemem lazım

Artık düşünecek hiç bir şey kalmadı

Kara bitti, deniz bitti, hava bitti

Ateşteyiz herhalde, cehennem diyebilir miyiz buna?

Ölesiye bunalma duygusu!

Kuru öğürmeler gibi bişey

Geride çıkaracak safra kalmama durumu

Buyur buradan yak!

Hep birlikte yakalım, önden buyur Palahnıuk yoldaş

Kimseyle görüşmek istemiyorum, bunaltım vazgeçilmeyecek denli ilginç!

 Eğer bir damla sevebilsemmmm???

Önce Molla Nasreddin gibi oturduğum dalı kesiyorum

Sonra düşüşümü seyrediyorum!

Hiç bi boka benzemiyor

Sonra kestiğim dalın kendimden başka bişey olmadığını görüyorum.

Saatin tersine doğru dönüyorum

Soğancığımda bir tutukluk hali, ensem odunlaştı

Vücudum hissiz

Hiçbir yaşam belirtisi yok burada

Her şey kurgu!

Geber inşallah! Bütün bunları seyretmek durumunda kalan bana söylüyorum bunu.

 Artık kendi cesedim bile ağlatmıyor

Tam tersine kahkaha atma isteği geldi şimdi

İki saattir ilk gelen tepki bu oldu.

Yaz kardeşim saat 15.35

Gülme sinyali alındı!

 

-Bir Kadını Öldürmek- Kitabından alıntı