Bir kardeşimiz, Kur’an ın haram dediği bir şeye, Allah ın sırf yasakladığı için uymak, hikmeti nedeniyle uymaktan çok daha iyidir demiş. Bir başka arkadaşımız da, sorgulamadan itaat etsek, kıyamet kopar herhalde diyerek düşüncesini yansıtmış.
Acaba böyle mi düşünmeliyiz? Allah Kur’an da bizlerin, böyle mi iman etmesini istiyor? Hiç düşünmeden, araştırmadan mı iman etmemiz daha güçlü, sağlam bir iman olur, yoksa ikisini birleştirdiğimizde, yani düşünerek, araştırarak iman etmemiz mi daha doğru olur. Bu konuda doğru bir yol üzerinde olmak istiyorsak, Kur’an ın bu konuda ki düşüncesini önce öğrenmeliyiz.
Elbette ilk yapmamız gereken, kesin itaat etmemiz çok önemlidir, bunda şüphe yok. Çünkü herkes aynı kapasitede değildir, her şeyi hemen anlayamaz düşünemez, ama emredilen hükmün nedenlerini, hikmetini araştırmak da, bizlerin asli görevi olduğunu bilmeliyiz.
Bir başka şekliyle söylemek gerekirse, Allah ın emrini, hükmü ayrı, hikmeti ayrı gözüyle bakmamalıyız. Allah ın ayetlerinde dikkat çeken en önemli unsur, sorgulayan ve düşünen bir toplum yaratılması adınadır. Yaradan düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı istiyorsa, bu sorgulayan bir toplum olmamızı istediği içindir.
Yaşantımızdan bir örnek verelim. Hastasınız ve doktor size ilaç verdi. Siz sırf doktor ilaç verdi diye mi o ilacı aldığınızda memnun olur, en kısa zamanda sağlığınıza kavuşursunuz, yoksa o ilacın etkisi, sizin üzerinizde yapacağı olumlu sonuçlarını bilmeniz, bu konuda yapılan açıklamalar mı, sizin için daha iyi sonuç verir?
Kur’an bizlerin, öyle iman eden bir kul olmamızı ister ki, Allah ın emrine önce kuşku duymadan boyun eğen, ama böyle kalmayıp, emredilen hükümlerin üzerinde düşünen, aklını kullanan bir kul olmamızı ister. Allah ayetlerinde hükmünü verir ve en sonunda bakın nasıl bizleri düşünmeye, araştırmaya yönlendirir.
( Hâlâ düşünmüyor musunuz? Fakat düşünen mi var. Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız? Dileyen onu düşünüp öğüt alır.)
Daha açıkçası, yaptığını bilen, bilinçli, kendisinden emin olan, aklı başında kullar olmamızı ister Kur’an bizlerden. İmtihanımızın da özünde, düşünmek aklımızı kullanmak yatmıyor mu? Bilinçsiz ve düşünmek den uzak bir imanın, nefsimizde etkisinin gerektiği kadar etkin olmayacağını, Rabbimiz Kur’an da bizlere anlatmaya çalışır. Tabi Kur’an ı bilerek, anlayarak okuyup düşünenler, bu gerçeği görecektir.
Bizlerin dine ve Kur’an a yaklaşımı, eğer yalnız nefsi ve duygusal olurda aklı, mantığı bir kenara bırakmışsak, şeytanın ve şeytanlaşmış insanların aldatmacalarından asla kurtulamayız. Onların bizlere karşı tuzaklarının, farkına varamayız.
Kalıcı, sağlam bir iman üzerinde olmak istiyorsak, nefsimizi, duygularımızı mutlaka akıl ile kontrol altına almalıyız. Aklın var olduğu yerde, şeytan asla hüküm süremez. Çünkü şeytan bizleri nefsimizle, duygularımızla aldatmaya çalışır.
Düşünen ve aklını kullanan bir Müslüman, Allah ın emrettiklerinin hikmetini aklıyla, mantığıyla, ilimle anladıkça, imanı daha da güçleneceğinden şüphe yoktur.
Kur’an da ki müteşabih ayetler, sizce ne için var hiç düşündünüz mü? Allah bu ayetlerin anlamını, bir ben bilirim, birde ilim tahsili yapmış olanlar diye açıklama yapar bizlere. Hatta kalbinde eğrilik olanlar, anlamlarını bilmedikleri için, bu ayetlerin peşine düşüp, anlamsız şeyler söylerler diye dikkatimizi çeker. İman edenler ise, bunun Allah dan geldiğini bildiği için, kuşku duymadan iman ettiklerini söyler. Dikkat ediniz lütfen, herkesin anlayamayacağı, zamanla ilimle anlaşılacak ayetlerin nedeni ne olabilir?
Peki, bu ayetlerin anlamlarının ortaya zamanla çıkması sonucu, biz insanlarda ne gibi bir duygu hâsıl olur diyor Kur’an? İnananların imanları artar diyor. Buradan da anlaşılıyor ki, imanımızın daha güçlü olması için bazı etkenler var. Bu etkenlerin ana kaynağı ilim ve akıl olduğu anlaşılıyor.
Demek ki bizler elbette kuşku duymadan önce iman edeceğiz. Ama öylece oturmak yok. İmanımızın daha güçlü ve sağlam olabilmesi için de, araştıracağız düşüneceğiz. İlmin ışığında yaşayacağız. Ne yazık ki bizler bunu yapmayı başaramadık, her zaman göz ardı ettik.
Ne yazık ki bugün İslam toplumu, bu gerçeği göz ardı ettiği için, Kur’an ın emrettiği İslam ı yaşayamıyoruz. Düşünmeyi bıraktığımız içindir ki, nelerin Allah emri olduğu, nelerin olmadığı kargaşası içinde boğuşup duruyoruz. Çünkü akıl devre dışı kalmış, rehber Kur’an olması gerekirken, beşerin kitapları rehber olmuş. Böyle olunca da, sonuç ortada.
Allah birçok ayetinde, düşünmeye, akla vurgu yapıyor ve aklını kullanmayanları pislik içinde bırakırım diyor. Dikkat ediniz lütfen, Allah sırf ben söylediğim için iman edin demiş olsaydı, aklınızı kullanın, ayetler üzerinde düşünün der miydi?
Ne dersiniz? İnancımızı, imanımızı daha güçlü ve sağlam bir temel üzerine inşa etmemiz, daha doğru olmaz mı? Kendi kendimize sorular sorup acaba neden, niçin demektense, onun hikmetini araştırıp bilmemiz, imanımıza güç katmaz mı sizce? Yorum ve karar sizlerin.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
Hapishanelere selam…
Yurt Gazetesinden Hakan Gülsevenin yazısı,
“Tekirdağ F tipi hapishanesinden, gıyaben tanıdığım arkadaşım Hikmet Kale bir mektup yolladı. Uzun lafın kısası, artık Tekirdağ hapishanesindeki hücrelerde kişi başı 10 kitaptan fazlası bulundurulamayacakmış. Hapishane ‘Eğitim Kurulu’nun bu kararına gerekçe, fazla kitabın ‘genel aramaları engellemesi’ ve ‘kurumun fiziki yapısını bozması’ imiş!..
Duyduk duymadık demeyin! Fazla kitap hapishane kurumunun fiziki yapısını bozuyor!..
Ama istisnalar var. Eğer kitaplar dini içerikli olursa, istediğiniz kadar bulundurabiliyorsunuz. Yani, dini içerikli kitaplar ne genel aramaları engelliyor, ne de ‘kurum’un fiziki yapısını bozuyor!..
Siz hiç bu kadar ahmakça bir karar gerekçesi duydunuz mu?
Bitmedi… Hücrelerde artık 10 dergiden fazlası da bulundurulamayacak. Dergilerden arşiv yapmak, bunlar üzerinde çalışmak artık yasak!..
Bitmedi… Hücrede dünya atlası ve Türkiye haritası gibi şeyler ya da coğrafya kitapları bulundurulursa, çok fena ve tehlikeli bir durum oluşuyor. Bunlar ‘örgütsel amaç için kullanılabilecek materyal’ olarak değerlendiriliyor! Hikmet Kale, hücre arkadaşı olan değerli kardeşim Hasan Polat’la beraber, muhtemelen dünya haritasına eğilerek devrim planları yapıyordur, hiç kuşkum yok. Lakin F tipi de olsa, haritalara el koyarak insanların düşlerini kazıyabileceklerini mi sanıyorlar, işte ben işin o kısmını merak ediyorum…
Kitap siyasi tutsakların hayatında neredeyse her şey demek. Çoğu uyduruk iddianamelerle ve siyasi kararlar neticesinde yıllarını zindana gömen bu yiğit insanlar, kitapla yaşıyor. Evet, tecavüzcüsü, rüşvetçisi, hırsızı sembolik cezalara mahkûm edilip salıverilirken, Deniz Feneri gibi zimmetçiler yargılanamazken, on yıllarını hücrede geçiren sol siyasi tutsaklar, o yıllara ancak kitaplarla katlanabiliyor ve bu rejim kitapları da ellerinden alarak onları bilinçte teslimiyete zorluyor.
Bu toplumun en namuslu insanlarına bilinçte eziyet etmek istiyorlar.
Kitapların ‘kurum’un fiziki yapısını bozduğunu ileri sürecek kadar ahmakça gerekçeler üretebilen bu AKP rejimi, darbe dönemine rahmet okutacak kadar da ileri gidiyor. Düzene yağcılık yapan liberallerin ‘demokratikleşme’ tatavası bir kenara, AKP kendi faşizmini her yerde adım adım örüyor. ‘Dini kitaplara sınırsız özgürlük, insani kitaplara yasak’ uygulaması AKP faşizminin hapishanelerdeki ideolojik saldırısından başka bir şey değil.
Peki başarılı olabilecekler mi?
Zannımca, AKP faşizmi her tarafı teslim alabilir… Ama hapishaneleri asla…”
Gümüştabaka saygılarımla.
Bazen birileri cikiyor inanc geni bulundu falan diyorlar. Demekki dogru. Bazi insanlarda bu gen var bazilarinda yok. Cok ozur dileyerek yaziyorum ama Haluk bey bu yazdiklariniza inaniyormusunuz gercekten ??
Yani bunu düşünen insan bir adım sonrası nasıl düşünemez ben de onu merak ediyorum. Bir çok gelişmiş ülke Kuran’dan değil de beşerin kitaplarını rehber alır. Görüldüğü gibi sonuç ortada. Bence düşünmeyi bıraktığınız doğru, hem de epey uzun bir zamandan beri.
En önemli örnek bu konuda Mısır. Öncesinde dünyanın en gelişmiş medeniyetiyken önce hristiyanlık hemen ardından müslümanlık ile şimdi neredeyse en sonlarda olan bir topluluk. Hiç mi düşünmezler? Keza arap yarımadası için de aynı şey söylenebilir.
Ve hatta, daha da ilginci;
Başlık neydi?
Güçlü bir iman için ne yapmalıyız?
Soru:
Senin imanın güçlü mü?
🙂
İnancı ve imanı sağlamlaştırmak için daha çok düşünmeye davet etmek yanlış bir hamle olur..Yapılması gereken onları mümkün olduğunca köşe sıkıştırmak,korkutmak muhtaçlıklarını arttırarak çaresizliklerini beterleştirmek etkili yöntemdir.
Şu xenix’in alıntıladığı kısım insan aklına hakarettir. İnsan düşünmediği için mi bütün bu teknolojiyi geliştirmiş veya işte bu bilgi birikimini yapmış.
Bir yazı yazıp bir daha o başlığa bakmıyorsun muhtemelen. Ama ben gene de bu alıntı üzerine şu soruyu sormak istiyorum. Kuran olmasa adam öldürmemen gerektiğini düşünemeyecek misin? Yardıma muhtaçlara yardım etmen gerektiğini Kuran’dan mı öğrendin ve her insanlara iyi davranmanı öğütleyen kitaba tapar mısın?.. Öyleyse, Kuran’ın farkı ne? Toplumla nasıl uyum içinde yaşaman gerektiğini öğrenmek için bi kitap mı okuman gerekiyor? “Her insan sorunlu bir bireydir” senin tanrının postulatı bu mu?.. Aslında Kuran’ın varlığı insanı aptal yerine koyuyor. Sorular arttı ama her zamanki şeyler işte, bence sen o kitabı bi daha ve bi daha oku.
Müslümanların okuduğunu anlamada güçlük yaşadığı veya hiç okumadığı iddiasına katılıyorum.
KaptanMosey yazdi; “..Toplumla nasıl uyum içinde yaşaman gerektiğini öğrenmek için bi kitap mı okuman gerekiyor?…..”
sahiden gerekmiyor mu ? halbuse su yazdiklarin dahi okulsuz/kitapsiz degil..
insanlar arasinda yüzde yüz uyum olsa zaten kitaba ihtiyac olmaz zira orasi cennettir:)
slm.
Şu kitap söz konusu sorunları çözmüş olsaydı.. ya da hiç olmazsa bu yolda bir adım.. bir adım ileri taşısaydı insanları. Ne benim ne başkasının söyleyecek bir sözü olmazdı.
Muhammed’in ve haleflerinin iktadırını meşrulaştırdı ve işlevini sürdürüyor.
Ayrıca ebubekir, şu sitede en uyuz olduğum imza senin şu pişkin selamın. Bana yazarken selam verme, selamını başkalarına sakla. İmzasız yorumlarının adresi de belli olmuş olur.
xenix,
Mısır…… ayni zamanda bir “rahip”ler medeniyeti..
dinsiz olmuyor:)
slm.
dinsiz olmuyor evet. tek tanrılı falan olması da fark etmez he mi ebu? din olsun da sen haklı çık he mi?
slrm..
KaptanMosey,kusura kalma birilerini memnun etmek gibi bir vazifem oldugunu düsünmüyorum..
slm.
kopya koyun dolly,
dinsiz olmuyor SA suc benim mi ?
alla alla..
olsa dükkan senin:)
slm.
olmazsa olmaz dediğin din senin kitabında ve senin kitabının bolca alıntı yaptığı bir ton başka kitapta defalarca lanetlenmemiş olsa anlamam kolaylaşacak ama işte var bi temassızlık. neyse, madem, dükkan benimse kervan senin.
slrm..
Tamam sen yine dinlen ama yanlış dinlenme. 🙂
Yanlış dinlerin hali ortada, pratikten bir türlü onay alamadılar hep geriye doğru gidiyorlar. Hani putperestlik bile sünnettir, Latta Uza Menat hatrına.
xenix,
yanlis/dogru hayattan onay almis “din”siz (“din”lenmemis) bir tek ülke ve otorite gösterebilirmisin ?
daha ne “ONAY”i bekliyorsun meleklerin inmesini mi ?
🙂
slm.
He, tabi gösteririm. Buyur; Estonya.
(gerçi bütün ülke ateist olsa, sen ateizmi de dinden saydığın için sana göstermek zor tabi 🙂 )
(Ayrıca bütün laik ülkeler dinsizdir, din devlet işlerine karışmıyorsa ülkenin dini olmaz)
arkadaşın biri geçen bir söz söyledi bunca zaman nasıl duymadım bilmiyorum , sizin de belki durumunuz budur hemen paylaşayım;
xenix,
vikipedi ayni görüste degil ama okuyalim;
“……Estonya’da dini inanç özgürlüğü anayasa ile güvence altına alınmıştır.
Dentsu Communication Institute şirketinin yaptığı araştırmaya göre Estonya dünya üzerinde oran olarak en yüksek dinsiz nüfusa sahiptir.
Halkın %75.7 sinin herhangi bir dini inancı yoktur.
Eurobarometer’in 2005 yılında yaptığı araştırmaya göre de Estonların sadece %16’sı tanrının varlığına inanmaktadır.
Bu oranla birlikte Avrupa Birliği içinde de en yüksek dinsizlik oranına sahip ülke konumundadır.
Estonya’da
en yaygın din diğer İskandinav Ülkeleri’nde olduğu gibi Hıristiyanlık dininin Lütercilik mezhebidir. Ülkede yaşayan Rus azınlıklar genel olarak Hıristiyanlık’ın Doğu Ortodoksluk mezhebindendir.
Ülkede
Yahudi cemaati ile az sayıda da olsa Tatar ve Azeri kökenli azınlıklardan kaynaklanan Müslüman bir nüfus da mevcuttur.
Eston geleneklerinde, halen, eski Pagan Dini’nden kalma etkiler vardır.
Bugün, Estonya’da bulunan dini inançları yüzde ve sayı yönünden belirtecek olursak:
% 13,6 Estonya Evancelikal Lüterci Kilisesi
% 12,8 Ortodoks Kilisesi
yaklaşık 6.000 Baptist
yaklaşık 5.700 Roman-Katolik
yaklaşık 1.900 Yahudi
yaklaşık 1.300 Müslüman
Ülkede az sayıda Protestan ve Pagan da mevcuttur…..”
bak onlarda “din”lenmeden yapamiyor:))
din´in etkisi olmayan,din´in karismadigi ülke/otorite yoktur sadece “doz” farki vardir..
almanya mesela laiktir,vatandasindan “kilise vergisi” toplar,basta kilise tüm inanclarin ibadethane ve derneklerine vergi muafiyeti ve yasal kolayliklar saglar bence hic de dinsiz degiller..
simdi sira sende..
slm.
Ee? O kadar wikipedia da okumuşsun, peki neymiş Estonya ülkesinin/otoritesinin dini?
Gerçi dedim ya, sen dinsizliği de bir din olarak gördüğün için sana her yer trabzon. 🙂
xenix,
“…Estonya’da dini inanç özgürlüğü anayasa ile güvence altına alınmıştır….”
dinsiz devlet dedigin bumudur ? bana uyar..
almanya´dan bir örnek daha..
“….Almanya anayasa mahkemesi, pazar günleri işyerlerinin acık olmaması yönündeki talebi kabul etti.
mahkeme verdiği kararda pazar günlerinin kutsallığını da işaret ederek,ailelerin kendilerine ve çocuklarına bugüne ayırmalarını
tavsiye etti.
Kilise rahiplerinin de Pazar günlerinde işyerlerinin acık olmasını karsı çıkması üzerine karar veren Anayasa mahkemesi,
Rahipleri hakli bularak su sonuca vardı.
Mahkeme
“Pazar günlerinin bir özelliği olması lazım.
Eğer o gün işyerleri açılırsa insanlar hem ibadetlerine hem de ailelerine vakit ayıramazlar….” (www.sagduyu.de)
(Kirchen feiern Ladenschluss-Urteil Karlsruhe. Der Sonntag ist in erster Linie ein Ruhetag – und soll es auch bleiben. Mit seinem heutigen Urteil hat das Bundesverfassungsgericht nicht nur den Schutz der Sonn- und Feiertage gestärkt, sondern auch die Position der Kirchen unterstützt.)
slm.
:)) Ya ne olmalıydı?
Dinsiz deyince kafanda ne canlanıyor?
Almanya’yı din devleti sanıyor.
İnsanın kendi ideallerini uğruna hertürlü olguyu çarpıtmasına çok rastlarız. Fakat bu dinci denen illet güruhu şaşırmışcasına (Biraz da ümitsizce) başka devletlere sarılmıyor mu işte en çok garibime giden bu… Hani onlar gavurdu ?
Peki dinsizler için bir devlet modelin yok mu ? Onlar sana mı tabii olsun ?
xenix,
dinsiz deyince aklima özellikle islam inanirlarini bir kefeye koyup dislayan/asagilayan ortodox türkisch ateist geliyor..
estonya,bir ab ülkesi o nedenle inaclar güvence altinda dinsiz/ateist devlet olsaydi sscb/arnavutlik vs. benzeri olurdu..
slm.
xenix,
bak oikos döktürmüs yine tipik ortodox türkisch ateist yorum..
slm.
Kafaya bak kafaya. Meğer Dinsiz gördükçe sinir uçları ondan zıp zıp zıplıyormuş.
)kapa parantez
acparantez,sinirleri zipliyan ben degil ortodox ateistler küfürlü yorumlar kanit..
slm.
Güçlü bir iman için, imanı ora, bura, ona, buna, şuna, etrafa sıçratmama, bulaştırmama yapmak lazım…
…ki alayı size kalsın, çok olsun, güçlü olsun.
Yani dinsiz ülkeye örnek istedin, ben de verdim.
Ama sonra anladık ki dinsiz denince senin aklına
bu geliyormuş.
Önce istersen kafandaki tanımları biraz daha evrenselleştir ondan sonra devam edelim.
Yanlış hatırlamıyorsam sen Dawkins, Georgle Carlin vs için de ortodox türkisch ateist demiştin. :)) Pardon onlara çakma ateist demiştin. Senin için bir tek Aziz Nesin gerçek ateistti. 🙂
Bu arada ne Oikos, ne hola ne de gamaro hatta ne de ben müslümanları dışlayıp aşağılamıyoruz. Hani seni aşağılamış, dalga geçmiş olabilirler onun sebebi de burada yazdığın şu yorumlardır. Yoksa senin müslümanları temsil etmek bir yana müslüman olduğuna bile inanan olduğunu sanmıyorum saydığım isimler arasında.
arkadaş nüfusunun sadece 16% sinin tanrı inancı olduğu bir ülkede din etkisinden mi bahsediyor…yoksa ben mi yanlış anlıyorum?
16% ile de başa bela olunabilir demeye mi getiriyor yoksa…
🙂
xenix,
basarili insan gerekce ne olursa olsun kimseyle dalga gecmez ve küfretmez bunu ayiplanmasi gereken bir davranis bozuklugu
sayar..
zaten insanlarla “dalga” gecmeyi matah bisey sanan kisi üni´li de olsa basarisiz,caresiz,ezik, kisiligi oturmamis “bos” insandir yaptigi sadece muhatabinla dalga gecerek, asagilayarak tatmin olmaya calismaktir..
evrensel kurallar ? tamam iste o kurallara göre de insanlari asagilamak onlarla dalga gecmek yanlis ve ayiptir buna ragmen sen
(bir modern ! kisi) dalga gecmeyi sevdigini yazmistin..
dalga gecmek yada asagilamak aliskanlik yapar nitekim kisi ya dalga gecer yada dalga gecenlere “sukut” ile ortak olur nitekim belirttigin “üc ismi” aklama cabandan anlasiliyor..
ilaci varmi ?
kozmik (budizm/ (ruh) /tasavvuf) egitim yararli olabilir:)
örnek,
1-kürtlerle dalga gecip yok sayan ve asagilayan modern ! lerin düstügü hale bakin..
2-özelde müslümanlarla genelde dindarlarla dalga gecen,asagilayan modern ! ler hizini alamayip tayyip erdogan “muhtar” olamaz iddiasini dillendirdiler sevincleri nasil kursaklarinda kaldi malumunuz..
siz siz olun istediginizi elestirin lakin asagilamayin,dalga gecmeyin sayisiz örnekler de görüldügü gibi bumerang etkisi yapiyor..
sonra cikar bir molla kasim:)
slm.
Ebubekir sen fırsatını bulduğunda ateislerle, komünistlerle, şamanlarla, kemalistlerle, atatürkçülerle, bdp ile, chp ile, askerle, profösörlerle, niçe ile ve daha saymadığım bir çok şey ile dalga geçmeye çalışıyorsun.
Sebebi ezik olduğun için miydi?
(yukarıda yazdıklarımın hepsini ispatlayabileceğimi biliyorsun, hatta yalan haberleri dalga gecmek için kullandığını da biliyoruz)
soytarı olacaksın…dalga geçilmeyecek.
yalanın bini bir para olacak…ses çıkartılmayacak.
adamın sinirini hoplatacaksın…küfür edilmeyecek.
öfke tohumları ekeceksin…mal mal sırıtılacak.
sen herkesi takkeli liboş mu sandın güzelim?
ilk yapılması gereken öncelikle kesin itaatse kişinin daha sonraki tüm araştırmaları itaatine uygun dayanaklar bulma çabası olarak kalacak ve ötesine geçemeyecektir sanıyorumki.bu salt gerçeği bulma çabasından çok uzak bir durum/araştırma.öyleyse nedir amacı,nedendir? cevap bulamadım.bu durumda araştırma,araştırma olmaktan çıkmış mıdır? çıkmamış mıdır? öncelikle rasyonalizmin yolu bu değil,çok bariz.önce inan sonra araştır diye bir şey olamaz gibi geliyor.kişi içinden geldiği için inanıyorsa da zaten muhtemelen dayanak aramaz/gereksinim duymaz sanırım.mesela “beni neden seviyorsun?” sorusunu bu konuya çok benzettim.”çünkü sadece seviyorum/çünkü sadece içimden öyle geliyor.”
bu arada rasyonalizmin tamamen karşısında olmasalarda bu noktada bazı “inançlı bilimsellerce” düşünülen bir şey var,onu da belirtmek isterim.bilimselliğin kiliseye karşı çıkarken bir süre sonra onun da salt kavram olarak kiliseleştiği ile ilgili bir görüş bu.(yazının tamamını ve yorumları okumadan yazdım ne yazıkki.okuyacağım en kısa zamanda)
Hem iktidar olup hem ezik olmak gibi bişey mi veya bu tip yalakalığın herhangi bir yaptırım gücü var mı ?
Çünkü bi yandan ağzından demokrasiyi eksik etmeyip bi yandan “monarşi” isteriz demenin en ufak mantıksal göstergesi yok.
Not: Padişahı daha düne kadar Kürtlerle dalga mı geçiyordu ? Düşünmeden edemiyorum; ya başkan olamazsa ? Ne olacak düşündünüz mü?
xenix,kendine yontmadan yapabiliyorsan buyur..
slm.
HoLa,
sinirleri ziplatilan tek kisi sen degilsin buna ragmen bel alti vuruslara tenezzül etmiyorum etmeyenler var diline hakim olmak icin üni´li olmak gerekmez nitekim “eline,diline,beline hakim ol” formulasyonuyla ünlenen de üni okumamis..
slm.
Buradaki itirafı bulana +1 ,
🙂