O gerçeklikte buluşsak, konuşmadan anlaşsak

Merhaba Sibel Hanım, Lanıakea’nın son satırını da bitirir bitirmez size sıcacık teşekkürlerimi belirtmek ve tebrik etmek istedim.

Ben de aslında Serap gibi bu güzel eserinizde konu edinilen durumlara hiç aşikar değilim. Son zamanlardaki uzaktan uzağa ilgimi saymazsam. Sizi de aslında kitabınızı almadan bir şekilde el yordamıyla bulduğum ve 1 yıldır tamamen amatörce uyguladığım ho’oponopono sayesinde tanıdım. Bu konularda değil emekleme ‘agu’nun ötesine bile geçememiş bir okuyucunuz olarak (ki bloğunuzu da takip ediyorum) kendim ve bütüne nasıl bir faydam olur, nasıl bir yol iz sürmeliyim sorularına cevap aramaktayım. Ümidim odur ki bana vereceğiniz tavsiyeler vardır. (kitap, blog hatta gücümün yeteceği belki bir eğitim).

O gerçeklikte bulussak, konuşmadan anlaşsak, herkes kibar ve naif olsa diye düşündüm okurken. 😇 Elbet İke, Mana, Manawa ve diğerleriyle de tanışmak pek bir hoş olurdu.
Polisiye okumayı çok severim. Kurgu da çok yerli yerinde. Okuyucuyu yoran hatta kimi zaman kafasını karıştıran düzensizlikler hiç yok kitabınızda.

Şimdi diğer kitaplarınızda sıra, emeğiniz için teşekkürler, yolunuz hep açık olsun. Sevgiler.

Ece Kavaklı Timoçin

Sevgi ve Saygımızı paylaşmak için geldik

Bizim ruhlarımız, Dünya’ya gelmeden önce, Andromeda,Sirius ve Orion galaksilerinden ve diğer boyutlardan güneş sisteminizdeki Venüs’e göç etmişlerdir. Biz orada fiziksel-olmayan, buharımsı bedenlerde yaşıyor, sıvı gazlardan oluşan sıcak okyanuslarda yüzüyorduk. Bazı bakımlardan Venüs bizim en sevdiğimiz yerdi.
Uzun tekamül devremiz boyunca, Yaratıcı Kaynak, Evrensel yasalar ve bilgelik ile bağımızı ve birlikte getirdiğimiz destekleyici,birleştirirci bir ortak bilinci sürdürdük. Bizler doyumlu ve dingindik, aynı zamanda neşe dolu ve eğlence-oyun severdik. Dünya’ya yalnızca fiziksel insan olmayı öğrenmeye değil bilgimizi ve sevgimizi ve Dünya’nın tüm canlılarına olan saygımızı paylaşmaya geldik. Lemurya Yolu

Bir kadını Öldürmek – Sibel Atasoy

“Gözlerinizi odaklamayı öğrendiğinizde her şey apaçık hale geliyor…”. Kitapta rekor sayıda tekrarlanan kelimeler var fakat okuyucunun keyfini bozmamak için kopya vermemeyi tercih ediyorum.

“Bir kadını Öldürmek” kitabı, bir erkeğin, bir kadını öldürmek niyetini açık eden oldukça sarsıcı cümlelerle başlıyor. Kahraman, bu kadının nesi olduğunu söylemekte gönülsüz olmakla birlikte onun neden öldürülmesi gerektiğini ve öldüreceği kadının açık tarifini net olarak yapıyor.  Sonra sahneye öldürülmesi gereken kadın dahil oluyor. Müstakbel katil ile kurbanının ilişkilerine kısaca göz atma fırsatı buluyoruz. Fakat yazarın bu konumda rahat etmemizi planlamadığı bir gerçek. Çünkü bizi güncel ortamdan alıp erkeğin aşık olduğu kadınlara sürüklüyor. Bu, adeta kahramanımızın bir günah çıkarma seansı gibi. Onun kadınlarında nasıl var olduğunu ama daha önce her birinde nasıl ölmüş olduğunu seyretmeye başlıyoruz.

Rakam bölümlerinin sonuna yaklaştıkça girişte karşılaştığımız ve öldürüleceğinden emin olduğumuz kadını gözden yitirmeye başlıyoruz. Neredeyse bu cürmün işleneceğine dair ön bilgimiz aklımızdan uçup gidiyor.

Bu noktada yazar hafızamızı tazelemeye karar veriyor ve bizi aniden bölüm kırmızı ile yüzleştiriyor, ki burada gerçekten ölü bir kadın var! Bu kadının kim olduğuna dair en ufak bir fikriniz olmadığına şaşırıyorsunuz. En azından ben şaşırdım.

Kitap, önceki deneyim acıları ve onların felsefi açılımlarını kapsayan havasından kurtulup bir polisiye havasına dönüşüyor. Dedektiflerin çabalarını izlerken onların hayatlarına da göz atıyorsunuz ve zanlının izlerinin zamanı ve mekanı aşar biçimde ilişkiler kurduğunu fark ederek şaşırıyorsunuz. Doğa üstü diye tanımlanabilecek bazı olayların ve kişilerin yalnızca fantastik filmlerde değil aramızda, an be an bizimle olduklarını bildiriyor bize Atasoy.

Her şey olabilme potansiyeli; OYUN HAMURU

Gözlerinizle gördüğünüz dünya/maddi gerçeklikler yalnızca duygu/düşünce bileşiminizin dışa yansıtılmasından ibarettir. Ve bu haliyle de gerçektir tabi, sizde olandır. Gördüğünüz/algıladığınız dünya; kurduğunuz mantıksal bütünlüğe ve duygularınızın dalgalı ritmine boyun eğerek masumca varoluyor.
 
O varoluş, çocuklar için hazırlanmış yumuşak, renkli, güzel kokulu bir oyun hamurudur.
 
Yaratma işlemi, düşünme ve hayal etme kabiliyeti ile yapılmakta olup, kullandığı araçlar; başta kelimeler olmak üzere, dışarı üflediğiniz her şeydir.
 
Böylece düşündüğünüz/hayal ettiğiniz (bunu ister mistik isterse bilimsel yöntemle yapın fark etmez) her şey, olmak mecburiyetinde kalır. Eğer düşündüğünüzle özdeşlik kurabiliyorsanız sizin fiziki varlığınız bunu yaşar, yok özdeşlik kurmuyorsanız, fiziksel varlığınızın dışındaki ben’ler bunu yaşar.
 
Aynı anda olmuyo gibi görünmesinin sebebi; yeterli enerjinizin olmamasındandır. Yani zaman; DÜŞlerinizin taksitle fizikileştirilmesinin aracıdır. Zaman=Taksitlendirme
 
Yeterli erki olan kişi için zaman yoktur, her şey düşünüldüğünde maddileşir.
Her şey olabilme potansiyeli olan OYUN HAMURU adı üzerinde sonsuz sınırsızdır.