Oyun Kuramı’nın yedinci yılına girmişiz. Bana sanki çok daha uzunmuş gibi geliyor. Bu yıllar içinde bi kaç kez o satırları daha anlaşılabilir hale getirmek gerektiğini düşündüm ama sadece düşündüm. Bunun için gereken motivasyonu bulamadım.. Sihirli bi el omzuma dokunup “işte şimdi sırası” demedi.
Bugün evimde köklü bir tadilat başladı, bikaç senedir akılda olan ve yine yukardaki sebeple öyle yüzer gezer bekleyen bir iş. Umarım kolayca hallolur. Ve ben sessiz sedasız ortalarda gezinirken (ustalardan talimat gelir diye hazır nazır beklemekteyim) birden oyun kuramına neden açıklamalar getiremediğimi anladım. O zaten bendim altı tam bitmiş yıl önceki ben. İnsan kendi hakkında (aynaya bakmaksızın) nasıl açıklama yapabilirdi ki?
Şimdi, yedinci yılın içinde kendimi ona yabancılaşmış hissediyorum. Sanırım artık başka bir yapılanma içindeyim. İnşaat ne zaman biterse ben de o zaman yeni bir gözlükle bakabilmeye başlayacağım. Geçen bu yıllar zarfında yüreğimi kıpırdatan şeylerle ilgilendim, değilse parmağımı bile oynatmak gelmedi içimden. Giderek daha az mantık kullanan biri oluyorum galiba. Bu halim denizin altında sürüklenen bir mayını andırıyor.
Birkaç gündür yeni bir yapmama uygulaması içindeyim. Gerçekten de düşünmeyi durduran bir eylem “yapmama”. Her zamanki gibi beklentisizim. Boşum, gereksizim hatta.