Antik Mısırda Aydınlatma

ANTİK MISIR’DA AMPUL KULLANILARAK AYDINLATMA YAPILIYORDU..

Mısır’da özellikle Dendera Tapınak Kompleksi’ndeki Hathor Tapınağı’nda bulunmalarıyla dikkat çeken bazı duvar resimleri, Antik Mısır’la ilgili oldukça ilginç bir bilgiyi gün yüzüne çıkarmıştır. Aşağıda incelenen duvar resimlerinin büyük kısmı Mısır’daki Dendera Tapınak kompleksinde yeralmaktadır. Bu resimlerde Mısırlıların günümüzde kullandığımız ampül ve ark lambası tekniğini kullanarak aydınlatma yaptıkları görülmektedir.Hathor tapınağının duvarlarındaki bu resimler dikkatlice incelendiğinde, tıpkı günümüzdeki gibi yüksek voltaj yalıtımının o günlerde de kullanıldığı görülür: Ampul görünümündeki şekil dikdörgen bir sütun (bu sütun izolatör olarak kullanıldığı tahmin edilen ve ced sütunu olarak adlandırılan bir sütundur) tarafından desteklenmektedir. Resimdeki şeklin günümüz ampulleriyle olan bu şaşırtıcı benzerliği, çok dikkat çekicidir.  

 

 

Mısır resimlerinde görülen bu sistemin ışık yayıp yaymadığı test etmek için Avusturyalı elektrik mühendisi Walter Garn, kabartmada yer alan resmi çok detaylı olarak incelemiş ve resimdeki ampulü oluşturan yılanlı teli, duyu, ced sütunu olarak kullanılan izolatörün aynısını yapmıştır. Ortaya çıkan sistem ışık yayarak etrafı aydınlatmıştır.

 

  

Dendera Tapınağındaki bu resimde ise solda dört geniş filaman (lambalarda ısınmayı sağlayan parça) lamba görülüyor. Resmin solunda görülen dev bir elektrik bataryasından uzanan kabloyla bu lambalara güç veriliyor.
Resim dikkatlice incelendiğinde bataryayı lambaya bağlayan elektrik kablolarının sıra sıra dizilmiş küçük boncuklarla kaplı olduğu görülmektedir. Bu tip boncuklar kablodan geçen elektriğin izolasyonu için kullanılır. Aşağıdaki resimde 19. yüzyılda üretilen ilk ark lambalarından biri görülmektedir. Bu ark lambasında da aynı Antik Mısır’da olduğu gibi boncuk benzeri materyaller kullanılarak yalıtım yapılmıştır.
 

 

Antik Mısır’da bugün kullanılan klasik ampulle aydınlatma yapılmıştır.  Mısır resimlerine baktığımızda insanların ellerinde filaman telleri, duyu, akım telleri olan ampul benzeri araçlar görülmektedir.  Aşağıdaki resimde, soldaki kişi elinde tuttuğu lambaların ışığıyla etrafı aydınlatarak duvarda yazılı resimleri okuyor.
 

 


Bu resimde Mısırlıların ellerinde tuttukları lambalarda ampullerin içinde elektrik akımının geçişini sağlayan filamanlar çok net olarak görülmektedir. Filamanlar bugünkü ampullerde olduğu gibi antik Mısır’da da sarmal biçimindeydi. Günümüzde uygulandığı şekilde elektrik akımıyla birlikte ısınan bu sarmal filamanın ışık yaymasıyla aydınlanma sağlanmaktaydı.

Resimde görülen Thomas Edison tarafından icat edilen ilk filaman lamba antik Mısırlıların ellerinde tuttukları lambalarla büyük bir benzerlik göstermektedir.
 

 

Denderah Tapınağındaki bir mezarın duvarında bulunan bu resimde de üç ampullü lambadan elektrik kablosu uzanıyor.
 

 

Bu resimde de soldaki kişilerden birinin elinde batarya ve kablo diğerinin elinde elektrik lambası görülüyor.
 

 

Bu resim Denderah tapınağının aydınlatma şeması hakkında bilgi veriyor. B bölümünde kırmızı renkteki bataryaların beyaz elektrik lambalarına bağlandığı görülüyor. Resmin A bölümünde ise bataryalarından çıkarılmış ampüllerin elde taşıma için kullanılan lambalara takıldıkları görülüyor. C bölümünde; elektrikli lamba, içinde güç kaynağının olduğu uzun ince bir standın üzerinde duruyor.. Lambanın zemininde sağda ve solda iki spiral görülüyor. Bunlar muhtemelen alttaki güç kaynağının biri pozitif ve diğeri negatif olan kutuplarına gitmektedir. D bölümünde ise çiçekli reflektörler (yansıtıcı) birbirlerine kablolarla bağlanmış halde duruyor. Kabloların arasında da vida somunları görülüyor.
Mısır’da elektriğin kullanılmış olabileceğini gösteren bir başka delil de piramitlerin İÇ DUVARLARINDA HİÇ İS İZİNİN BULUNMAMASIDIR. Eğer evrimci arkeologların iddia ettiği gibi, aydınlatma için meşale ve benzeri malzemeler kullanılmış olsaydı duvarlarda mutlaka is olması gerekirdi. Ancak piramitlerin en içteki dehlizlerinde dahi böyle bir is izi yoktur. Gerekli aydınlatma sağlanmadan, inşaatın devam etmesi, daha da önemlisi duvarlardaki gösterişli resimlerin yapılabilmesi mümkün değildir. Bu da Mısır’da elektriğin kullanılmış olma ihtimalini daha da kuvvetlendirmektedir.

 

 

 

Mısır hiyerogliflerinde sıkça rastlanan ced sütunu,
bir tür elektrik malzemesini sembolize ediyor olabilir.
Ced sütunu, jenaratör görevi görüyor ve
bu şekilde aydınlatma sağlanıyor olabilir.

ELLERİNDE ARK LAMBALARIYLA ANTİK MISIRLILAR

Ark lambalarında iki iletken çubuk arasında oluşan ışık arkı sonucunda aydınlatma sağlanır. Zıt kutuplu iki çubuk önce birbirine değdirilip daha sonra birkaç milimetre birbirlerinden uzaklaştırıldığında oluşan akım ışık oluşmasına sebep olur. Ark lambaları klasik ampullerden 200 kez daha güçlüdür ve çok güçlü, parlak bir ışık yayarlar. Bu ampuller güçlü olmaları nedeniyle atölyelerde, ışıkla tedavide, ışıldak ve projeksiyon lambalarında ve sinemacılıkta kullanılır.
 

 

 

19. yüzyılda yapılmış ilk ark lambalarından bir model..

Bu resimde sağda ve soldaki kişi ellerinde
birbirine zıt kutuplu iki metal malzemeyle elektrik
akımı oluşturarak ışık şelalesi oluşturuyorlar.

 

 

Soldaki canlandırma Denderah Tapınağındaki  ark lambalarının
nasıl kullanıldığını göstermektedir. Sağda ise zıt kutuplu iki karbon
çubukla oluşturulan ışık arkı görülüyor.

Günümüz projektörlerinde kullanılan çok güçlü aydınlatma sağlayan
Antik Mısırlıların kullandığı gibi ark lambası prensibinde çalışan bir ampul.

 

 

 

Bu resimdeki kişi araba aküsünden elektrik alarak zıt kutuplu
iki karbon çubukla basit bir ark lambası oluşturmuş.
Antik Mısırlıların ellerinde tuttukları ışıklar da altlarında kendi
bataryaları (akü) olan küçük el lambaları şeklinde görülmektedir.

1996 yılı Eylül ayında Amerikan ABC Televizyonu’nda yayınlanan bir belgeselde de Mısırlıların bu ışık sistemi bilimadamları tarafından kameralar önünde test edilmiştir. Bir kez daha başarı elde edilmiş ve ışık oluşmuştur. Bu aslında bir ampuldür ve antik Mısır resimlerinde belirtildiği gibi uygulanan yöntemle sistem çalışmış, ışık elde edilmiştir. Aşağıdaki videoda Antik Mısır’da uygulanan yöntemlerle nasıl ışık elde edildiğini izleyebilirsiniz.

Kimin Umrunda?

Yeşilköy gibi İstanbul’un müstesna bir semtinde oturuyorum 12 yaşındaki oğlum Bisiklet yolu olmayan caddelerin kenarından sahile bisiklete binmeye gidiyor,tabiki üstüne oturarak.

Ne diyeyim gidemezsin mi? Ben arabanın arkasına atıp bisikletini seni sahile götüreyim sen gidemezsin mi?  Allah korusun (ki bu ülkede ki tek dayanağımız bu kelime) yolda Alkollünün ,  ehliyetsizin ,telefonla konusurken arabayı düzgün götüremeyen bir hıyarın ona çarpabileceğini mi anlatayım? öz güvenini yok mu edeyim?

(Kİ gazete okuyan bir çocuğun paranoyak olmama yüzdesi nedir bilemiyorum)

 Yoksa hepinizin mahallesinde bir park yollarınızda bisiklet yolu ,üzerine araba park etmemiş kaldırımlarınız var da benim mi haberim yok?

Ama evet ya bu ülkede ben hep suçluyum zaten çocuk doğurduğum için,tek cocuk doğurduğum için,

Nereye gittiğini bilemediğim vergilerimi ödediğim için. Her gün camıma bayrak astığım için (ki zabıta gelip ikaz etti –yine bir ki Bayrak asma yönetmeliği var)

Saygılarımla.

 N.O

Dünyanın Tartıştığı Yaratıklar

Bir Kanada firması (Bio-genica), “Bu bir oyuncak yada robot değildir” diyerek piyasaya sürdüğü garip canlılar dünyada tartışma konusu oldu.

Bio-genica isimli firmanın bir grup çılgın genetikçiye yaptırdığı bu garip yaratıklar, firmanın iddiasına göre canlı.

Firma bu yaratıkların evcil hayvanların yerini alacağını iddia ediyor. Yeni çağın evcil hayvanları olarak adlandırdıkları projede kullanılan hayvanlar da genetik değişime uğramış mutant hayvanlar ve içlerinde chip de takılı.

Nefes alıp verebilen, kalp atışları değişen ve günlük olarak beslenilebilen bu canlılar, minimal bir yaşam destek ünetisiyle birlikte satılıyor.

Bu yaratıkların hepsinin karakterleri de birbirinden farklı.

Markette “raflardaki” hayvanlar, bir boru ile özel yapım raftaki besleme sisteminden besleniyorlar ve sürekli “taze”kalıyorlar.

Raftaki hayvanı beğendiğinizde hayat destek sisteminden çıkartıp paketi açıyorsunuz.Pakette sol altta görülen dört tane lamba hayvanın “son kullanım tarihini” belirliyor. Bir tane kaldığından artık”değiştirme zamanının yaklaştığını” ifade ediyor.Bir yıl ömürlü ve üç yıl ömürlü iki ayrı “model” olarak sunulan hayvanların. karakterleri paketteki renklerle ifade edilmiş. Bu renklerin anlamı şöyle:

Kırmızı: Atletik ve enerjik

Yeşil: Yardımsever, uyumlu ve barışçıl

Mor: Gelişime açık ve ruhsal olarak gelişkin

Mavi: İletişimci

Turuncu: Maceracı, kendinden emin ve meraklı

Sarı: Oyuncu ve eğlenceli

Paketlerin içinde sıra sıra asılı olarak mağzalarda duran genpet’ler(bu hayvanlara bu isim verilmiş), paketteyken bir hortum vasıtasıyla yavaşça besleniyorlar ve hayatta kalıyorlar. Bio-genica firması bu sistemi evde de kullanabileceğini böylece tatili vs. giderken hayvanı bitkisel hayata yatırabileceğimizi de belirtiyor!

Bu hayvanların diğer özellikleri ise şöyle:

Büyümüyorlar (zaten en büyük boyutları paketteki halleriymiş), konuşmasalar da sesler çıkarabiliyorlar, duygularını ifade edebiliyorlar, paketten çıkarınca 20 dk. içinde uyanıyorlar ve gözlerini açıyorlar. Haftada bir kere özel yemleri ile beslenmek yetiyor ve sorunuz olduğunda “teknik destek deparmanını” arabiliyorsunuz.

İşte en ilginç yanına gelince.Tüm genpet’lerde uzaktan iletişime imkanı veren bir iletişim ve kontrol çipi takılı.Böylece Bio-Genica ağına doğrudan bağlı olarak güncelleme işlemi sizi meşkul etmeden yapılabiliyor.LCD takılı modellerinde hayvanın üzerindeki LCD ekrandan durumunu izleyebiliyorsunuz.

Yakında marketlerin raflarını süslemesi beklenen bu garip yaratıklar için şimdiden tartışmalar başladı.

Genetik canlıların evde bulunması fikrine karşı çıkanlar bu yaratıkların hemen yasaklanmasını istersen özellikle psikologlar, Genpetlerin çocukların psikolojik gelişiminde kapanmaz yara ve travmalara neden olacağını savunuyor.Bu yaratıkların yetişme çağındaki çocukları gerçekle hayal dünyası arasında bırakacağını belirten psikologlar, ürünün yasaklanmasından yana görüş bildirdi.

http://www.genpets.com/index.php

Not: Bana ilk anda çok kötü bir his verdi!

Üzücü

güncellenme zamanı  5.11.2009

 İNGİLTERE’DEKİ bir laboratuvar çalışanının kaydettiği görüntüler, görenlerin kanını dondurdu

Tüyler ürperten karelerde, Hants’teki Wickham Laboratuvarları’nda üzerinde yeni bir kırışık tedavisinin test edildiği tavşanlar görülüyor. Kulaklarına botoksa rakip olarak üretilen “dysport” maddesinden enjekte edilen ve küçücük kutulara sadece kafaları dışarda kalacak şekilde tıkılan tavşanlar, işkence görüyor. İçişleri Bakanlığı, hayvan eziyetine göz yummayacağını açıkladı. (Milliyet)

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=5&ArticleID=1158278&Date=05.11.2009&b=Bilimsel iskence

KOLESTEROL OYUNLARI:

260 Kolesterol iyidir ile başladık. İlaç satışları düştükçe, sağlıklı yaşam için gerekli kolesterol miktarı da düşürüle, düşürüle 120 ye indi.Baktılar bu da satışları arttırmaz oldu, Şimdi diyorlar ki; Statinler (Kolesterol ilaçları) Alzaimer’i önlüyor. Oysa bu konuda tek bir araştırma yok.

Unutmayın metabolizma erkeklik hormonunu kolesterolden yapar – Prof. Dr. Cankat Tolunay (05.05.2008 ATV Muhabir programı) 

Statinler tüm vücudu koruyor. Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU (28.09.2005 Hürriyet) 

 Kolesterol İcat edilmiş bir hastalıktır – Shane Ellison

Kolesterolümüzün yükselmesinden çok korkuyoruz. Çünkü diyetisyenler ve hekimler, basın-yayın organlarında, kolesterolün kalp ve damar hastalıklarına neden olduğu yönünde hemen her gün bizi uyarıyor. Ancak sesleri diğerlerinin arasında kaybolsa da aksini iddia eden uzmanlar da var. Yüksek kolesterolün, söylendiği gibi sağlığımız için tehlike oluşturmadığını söylüyor, hatta kandırıldığımızı iddia ediyorlar. Geçtiğimiz günlerde ‘Bir Masalmış Kolesterol’ adlı kitabı Türkçede yayımlanan Shane Allison, aslında bir hastalık tanımlandıktan sonra onunla ilgili bir ilacın yapılması gerektiğini belirtiyor ve şöyle diyor: ‘Kırmızı pirinç mayası denen mantarın, kolesterol düşürücü etkisi olduğu keşfedilince ilaç endüstrisi sırf ilacı satmak için insanları yüksek kolesterolün bir hastalık olduğuna inandırdı. Önce ilacı yaptılar, sonra hastalığı icat ettiler.’ Benzer görüşleri Türkiye’de dillendirenler de var. Prof. Dr. Ahmet Aydın ve biyolog Mevlüt Durmuş bunlardan ikisi. Bu üç uzmanla kolesterol üzerine yaptığımız röportaj, hiç duymadığınız bilgi ve yorumları içeriyor.
Kolesterolümüzün, uzmanların yaşımıza ve cinsiyetimize göre belirlediği değerlerin üzerine çıkmasından fena halde korkuyoruz. Çünkü yüksek kolesterolün damar tıkanıklıklarına ve kalp rahatsızlıklarına sebep olduğu yönünde, yayın organlarında hemen her gün bir uzman uyarısı ile karşılaşıyoruz. Sesleri, kolesterolü yükseltecek gıdalardan şiddetle kaçınmamız gerektiğini söyleyenler kadar çıkmıyor; ancak aksini iddia eden uzmanların sayısı da hızla artıyor. Kolesterolün yüksek olmasının sağlık için bir tehlike oluşturmadığını, hatta ticarileşen tıbbın, ilaç tüketimi için icat ettiği bir hastalık olduğunu söylüyorlar. Kitaplar yazıp, sanal ortamda seslerini yükseltiyorlar. Geçtiğimiz günlerde Hayy Kitap’ın ‘acil serisi’ dizisinden çıkan ‘Bir Masalmış Kolesterol’ adlı kitabı buna bir örnek. Kitapta, yükselecek diye ödümüzün koptuğu kolesterol ile ilgili ilginç iddialar öne sürüyor, organik kimya uzmanı Shane Ellison. Kitabın yayınını fırsat bilerek, sentetik tıbbı terk edip bağımsız bir araştırmacı olarak çalışan Shane Ellison ile bir söyleşi yaptık, kendisinden pratik öneriler aldık. Kolesterol ile yaygın kanıların aksine tezleri ile bilinen Prof. Dr. Ahmet Aydın’a ve biyolog Mevlüt Durmuş’a mikrofonumuzu tuttuk. İşte kolesterol ile ilgili pek sık duyamayacağınız türden açıklamalar…
Senelerdir kolesterol ile ilgili olarak kandırıldığımızı yazıyorsunuz. Peki, bu ‘kandırmaca’ neden?
Çünkü sadece karlarını düşünüyorlar. ‘Bir Masalmış Kolesterol’ kitabımda gösterdiğim gibi, sağlık mafyası hem toplumu hem de doktorları kandırmak için istatistik cambazlığı yapıyor. Kendi yazdıkları -veya yazdırdıkları- yazılar uzmanlar tarafından yazılmış gibi gösteriliyor. Her iki taktik de kolesterol düşürücü ilaçlar ve kalp hastalığı hakkındaki gerçekleri gizliyor. Kitabımdaki gibi gerçeklerle karşılaşıldığında, ilaçlar olmadan da kalp hastalığından korunabileceğimizi görüyoruz.
Doktorların ‘kötü’ dediği LDL-kolesterolün kötü olmadığını söylüyorsunuz. Kolesterol ve LDL-kolesterol nedir?
Kolesterol vücutta en bol bulunan steroid moleküllerden biridir. Birkaç görevi vardır. Hücre zarını bir arada tutar. Miyelin kılıfını oluşturan parçalardan biri olarak beynin çalışmasına yardımcı olur. Bizi viral ve bakteriyel enfeksiyonlardan korur. Hormon seviyemizi düzenler. Tüm bu görevleri yerine getirebilmek için kolesterol 100.000 mil uzunluğundaki arterler boyunca ‘lipoproteinler’ tarafından taşınmalıdır. En önemli lipoproteinlerden biri de düşük-yoğunluklu-lipoprotein (LDL)’dir. Temel görevi ihtiyaç duyduğumuz kolesterolü vücudun çeşitli parçalarına dağıtmaktır. LDL-kolesterol olmasaydı ölürdük. Kitabımda da gösterdiğim gibi, LDL-kolesterol düştüğünde sağlığımız da çöküyor; fikir liderleri bize ne söylüyorlarsa tam tersi!
Peki, dediğiniz gibi kolesterol bu kadar faydalı bir molekülse, neden uzmanlardan aksini duyuyoruz?
Çünkü ilaç endüstrisinin kolesterolü düşürecek bir ilacı var. Kolesterol düşürücü ilaçların ortaya çıkmasından itibaren (1970 senesi civarında), insanların kafasına vura vura ‘yüksek kolesterol kalp hastalığına sebep olur’ mesajı verilmekte. Aslında bir hastalık tanımlandıktan sonra onunla ilgili bir ilacın yapılması beklenir. Fakat bu örnekte bunun tam tersini görüyoruz… Kırmızı pirinç mayası denilen mantarın, doğal ortamında istilacılarına zehir olarak ürettiği bir salgının kolesterol düşürücü etkisi olduğu keşfedildi. İlaç endüstrisi insanlar üzerinde de aynı etkiye sahip olduğunu gördü. Böylece bunu izole edip kendileri üretmeye başladılar. Artık, ilacı sa tmaları için yapmaları gereken tek şey insanları kolesterolün tehlikeli olduğuna, yani yüksek kolesterolün bir hastalık olduğuna inandırmaktı. Bu mesajı yeteri kadar yaydıklarında insanlar ilaçları kullanmaya başladı. Önce ilacı yaptılar, sonra hastalığı icat ettiler.
Kolesterol ilaçlarının etkisiz olduğunu gösteren bir bilimsel kanıt var mı?
Hem de tonlarca… Statinlerle ilgili yapılmış bilimsel araştırmalara topluca ‘kolesterol düşürücü ilaç deneyleri’ deniyor. Kitabımı okuyanlar, bu araştırmalarda, ilaçların faydasının görülmeyip tehlikelerinin belgelendiğini öğrenecekler. Bu gerçeklerin doktorlardan ve toplumdan nasıl saklandığını da açıklar.

Kolesterol dediğiniz gibi suçlu değil de masum ise kalp hastalığına aslında neler sebep oluyor?
Hareketsiz bir hayat sürmek, yeteri kadar C vitamini almamak, güneşe yeteri kadar çıkmamak, çok fazla şeker ve yapay tatlandırıcı yemek gibi alışkanlıkların tümü kalp hastalığına sebep olabilir. ‘Bir Masalmış Kolesterol’, kalp hastalığını önlemek için, ilaç kullanmaksızın yapabileceğimiz şeyleri de gösteriyor. Kardiyovasküler sağlığımızı korumak için en önemli şeylerden biri hareketli bir hayat sürmek. Düzenli ve hafif spor yapmak genel sağlığımızı korumak için yapabileceğimiz en iyi şey. Hareketsiz kalmak, vücudumuza, ona artık ihtiyacımız olmadığı mesajını veriyor.
‘Şeker, vücudumuzun bir numaralı düşmanı’ diyorsunuz. Gerçekten bu kadar kötü mü?
Sükroz, früktoz, yüksek früktozlu mısır şurubu (nişasta bazlı sıvı şeker) formundaki şekerler ve aspartam, sukraloz gibi yapay tatlandırıcılar en kötü şeyler arasında. Bunlar vücudumuzda obezite, diyabet, kalp hastalığı hatta kansere davetiye çıkaran bir ortam oluşturuyorlar.
Kalp-damar hastalıklarını önlemede bize yardımcı olacak, önereceğiniz yiyecekler var mı?
Kalp hastalığını önlemek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri işlenmemiş, rafine edilmemiş, fabrikadan çıkmamış yiyeceklere yönelmek olmalı. ‘Yiyecek bir kutudan veya ambalajdan çıkıyorsa uzak durun’ diyorum kısaca. Kalbi korumak için yenebilecek en güzel gıdalar doğal ortamda otla beslenmiş dana-sığır eti, brokoli, karnabahar, yumurta (doğal ortamda yaşayan tavuk yumurtası), çilek, ahududu, böğürtlen gibi meyveler ve ıspanak…
Yakın zamanda Türkçeye çevrilecek başka bir kitabınızın daha olduğunu duyduk, öğrenebilir miyiz? Devamını oku “KOLESTEROL OYUNLARI:” →