Dut, hem tadı güzel…

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

Değerli okuyucu, bu hafta sizlere beyaz duttan bahsetmek istedim. Şu sıralar tam mevsimi. Onu ilk defa 80’li yıllarda araştırmaya başlamıştım. İlk sorduğum soru, “neden bir yaz meyvesi olduğu” idi. O, bir kış meyvesi de olabilirdi… Kimyasını araştırdıkça neden bir kış meyvesi olamayacağı sorusunun cevabını bulmuştum.

Dutun en az 20’nin üzerinde türü vardır. Bunlar arasında en çok tanınanları şunlar:
Morus alba (beyaz dut), Morus bombycis, Morus nigra (karadut), Morus latifolia, Morus rubra (kırmızı dut), Morus notabilis, Morus liboensis
İç Anadolu ve Kemaliye bölgesinde yetişen beyaz dut türleri, Anadolu topraklarının endemik bitkisidir.
 Dut, dalından veya toplanır toplanmaz tüketilmelidir. Toplandıktan birkaç saat içerisinde tadı yavaş yavaş değişmeye başlar. Çünkü içeriğinde bulunan bazı etkin maddeler toplandıktan birkaç saat sonra değişime uğrar. Özellikle petunidin maddesi özelliğini toplandıktan kısa bir süre yitirmeye başlar. 

Dutun kurutulmuşu kış aylarında misafirlere ikram edilir ve uzun kış gecelerinin sohbet-lerinde ağzı tatlandırır, hem tatlı ihtiyacımızı karşılar, hem de o dönemlerde farkında olmadan koruyucu ve önleyici olarak doğal antibiyotik özelliğinden faydalanmış olunurdu. Yaz aylarında da dutun tazesini dalından tükettiğiniz zaman doğal bir antibiyotik tüketiyorsunuz demektir.

Kapanmayan yara için
Anadolu’da beyaz dut ve yapraklarının bazı iltihaplı hastalıklara karşı kullanıldığı Osmanlı’dan beri bilinmektedir. Dutun yapraklarında kendine özgü doğal antibiyotik ve antiseptik özelliği olan etkin maddeler bulunmaktadır. Şeker hastalarının derilerinde kapanmakta geciken yaralara karşı taze dut yaprağından Devamını oku “Dut, hem tadı güzel…” →

Kadın Sünneti

TBMM, Avrupa Parlamentosu’nda ‘Türkiyede kadın sünneti olduğu’ yolunda soru önergesi veren İngiliz Parlamenter Silk’e ‘kınama’, Türkiye’yi ‘savunmasız bıraktığı’ için AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Rehn’e de ‘sitem’ mektubu gönderdi

‘Savunmasız bıraktınız’
“Sorunuz, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı ve bir kadın parlamenter olarak beni son derece şaşırtmış ve üzmüş bulunmaktadır. Sizi, bu bilgisizliğinizden ve eksik bilgiyle ithamınızdan dolayı kınıyorum. Türkiye’deki kadınlarla ilgili bu iddianın gerçekle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Ancak bazı ülke ve kabilelerde var olduğu söylenilen böyle vahşi ve ilkel bir uygulamanın ne ülkemiz tarihinde ne de İslam tarihinde yeri ve dayanağı vardır. Kaldı ki yeryüzündeki hiçbir semavi dinin (İslamiyet, Hıristiyanlık, Musevilik) böyle bir uygulamayı tasvip etmediği bilinmektedir. Bu dinlerde kadın sünnetinin uygun görüldüğüne dair hiçbir kayıt ya da belge mevcut değildir.”
Akşit, Silk’e, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye’yi haksız ve gerçek dışı bir ithamla karşı karşıya bıraktığını belirterek, “Sizi bir kez daha kınıyor ve Türkiye Cumhuriyeti hakkındaki bilgisizliğini gidermek suretiyle özür dileyeceğinizi umuyorum” dedi.
Akşit, Rehn’e de Silk’in Türkiye’de kadın sünneti sorusuna gerekli yanıtı vermediği için sitem etti. Akşit, Rehn’e gönderdiği mektupta ise şöyle dedi:
“Bu yazılı soru önergesini, ‘Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nce garanti altına alınan hak ve özgürlüklere tam saygı sağlamaya yönelik olarak, gerekli bütün önlemleri alması gerektiği’ şeklinde cevaplamak suretiyle, bu ithamı cevapsız ve Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmasız bırakmış olmanız beni şaşırtmış ve üzmüş bulunmaktadır.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı ve bir kadın parlamenter olarak Türkiye’yi diğer Avrupa Birliği yetkililerine kıyasla daha yakından tanıdığınızı düşünerek hukuken ve dinen böyle bir uygulamanın olmadığı hususunu daha net bir şekilde ifade etmenizi beklerdim. Ne ülkemiz tarihinde ne de İslam dininde böyle bir uygulama yoktur. Ancak bazı ülkelerde özellikle Orta Afrika ülkelerindeki kabilelerde görüldüğü söylenilen bu ilkel ve vahşi uygulamayla Türkiye Cumhuriyeti’nin itham edilmesi son derece haksızdır. Konuya gereken duyarlılığı göstereceğinize ve gereken cevabı vereceğinize inanıyorum.”

Not: Kadın Sünneti Konusuna “Sır Mısır” kitabında genişçe yer vermiştim.

Et Yiyen saat

 İki İngiliz tasarımcı, James Auger ve Jimmy Loizeau tarafından prototipi üretilen bu cihaz, öldürdüğünüz sineklerin boşa gitmesini önlüyor.
Sürekli dönen bir yapışkan bant ve LCD ekrandan oluşan bu cihaz, yakaladığı sineklerden enerji üretiyor. Yapışkan banta yakalanan sinekler cihazın “sindirim” bölümüne düşüyorlar. Burada gerçekleşen kimyasal reaksiyon sayesinde üretilen enerji LCD ekran üzerindeki saatin çalışmasına ve yapışkan bandın dönmesine yetecek kadar enerji üretiyor.

Endişe verici bir haber!

Hareket Eden Taşlar

ABD’de ‘hareket eden taşlar’, Venezuela’da ‘dinmeyen fırtına’, ‘Yanan gökkuşağı’, Danimarka’da ‘kara güneş’, Hindistan’da ‘kızıl yağmur’. Bu olaylar yıllardır açıklanamıyor.

HAREKET EDEN TAŞLAR: ABD’nin Kaliforniya ile Nevada eyaletlerinin sınırında bulunan Death Valley (Ölüm Vadisi), “hareket eden taşları” ile yıllardan beri bilim adamlarını çekiyor. Günlerce gözlemlenen taşların yer değiştirmesi ise tüm araştırmalara rağmen açıklanamıyor. Bir teze göre, rüzgar, taşların kum üzerinde kaymalarını sağlıyor. Ancak yüzlerce kiloluk taşları hareket ettirecek kadar şiddetli rüzgarlar kaydedilmiyor. Ayrıca aynı noktadan hareket etmeye başlayan taşların nasıl olup da farklı yönlere yöneldiklerini kimse açıklayamıyor. Rüzgar teorisine karşı çıkanlar “Rüzgar, aynı noktadan hareket etmeye başlayan iki taşı aynı yöne kaydırır. Ama burada durum farklı” diyor. Büyük muamma sürüyor. Diğer fenomenler ve fotoğraflar için: http://www.milliyet.com.tr/galeri/yeni/goster.asp?prm=0,9860932&id=1&galeriid=6967#galeriStart

Tarihi Küçülme

Ekonomide tarihi küçülme

Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 13.8 daraldı. Bu oran, 1945 yılındaki yüzde 15.3 küçülmeden sonra Türkiye tarihinin en yüksek küçülmesini gösterdi.

Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin ikinci en yüksek küçülmesini gördü. Yılın ilk çeyreğinde ekonomi yüzde 13.8 küçüldü. Bu oran, 1945 yılındaki yüzde 15.3 küçülmeden sonra Türkiye tarihinin en yüksek küçülmesini gösterdi.
Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla yüzde 13.8 azalarak 24 milyar 518 milyon TL’den 21 milyar 145 milyon TL’ye inerken, cari fiyatlarla GSYH yüzde 2.2 azalarak 215 milyar 846 milyon TL’den 210 milyar 997 milyon TL’ye geriledi. Dolar bazında cari fiyatlarla GSYH yüzde 29 azalarak 180 milyar 19 milyon dolardan 127 milyar 812 milyon dolara düştü.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), GSYH I. Dönem (Ocak, Şubat, Mart) 2009 sonuçlarını açıkladı. Ekonomi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13.8 küçüldü.

SAVAŞLAR ARDINDAN KURULAN CUMHURİYETTE BİLE GÖRÜLMEDİ
Türkiye 1945 yılında gördüğü yüzde 15.3’lük küçülmeden sonraki en yüksek küçülmeyi bu dönemde yaşamış oldu. 1939-1945 yıllarını kapsayan İkinci Dünya Savaşı’ndan ekonomik anlamda çok ağır etkilenen Türkiye 1941’de yüzde 10.3 küçülürken, 1945’te tarihinin halen ulaşılamamış en yüksek küçülme oranını görmüştü. Türkiye 2009 ilk çeyrekte yüzde 13.8 küçülürken, bu orana yakın en yüksek küçülme yüzde 13 ile 1927 yılında görülmüştü. Böylece Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve 1929 dünya ekonomik krizini atlatan genç Türkiye Cumhuriyeti’nin bile görmediği küçülme mevcut krizde ortaya çıktı. Yılın ilk çeyreğinde görülen çift haneli bu küçülme 1932 yılında yaşanan yüzde 10.7’lik küçülme ile birlikte Cumhuriyet tarihinin beş kez yaşanan çift haneli küçülmesinden biri oldu.

TÜRKİYE ARTIK TEKNİK OLARAK RESESYONDA
Türkiye ekonomisi 2009 yılının son çeyreğinde de yüzde 6.2 küçülmüştü. Böylece iki dönem üstüste küçülme yaşayan Türkiye ekonomisi, Avrupa’da kabul edildiği biçimiyle teknik olarak resesyona girmiş oldu.
Ekonomi 2001 krizinin ardından yıllık bazda yüzde 5.7 küçüldükten sonra 2008 son çeyreğe kadar kesintisiz olarak büyümeye devam etmişti. 2008 ilk çeyrekte yüzde 7.3, ikinci çeyrekte yüzde 2.8, üçüncü çeyrekte yüzde 1.2 büyüyen ekonomi, bu büyümede gerileme trendinin ardından son çeyreği yüzde 6.2 küçülme ile kapatmış, 2008’da yıllık büyüme de yüzde 1.1’de kalmıştı. (Milliyet)