Sağ Kulağa söyleyin

“İsteklerinizi sağ kulağa söyleyin”

İtalyan bilim adamları, “isteklerin yerine getirilmesi için sağ kulağa konuşulmasının” gerektiğini ortaya koydu. İtalyan araştırmacılar, yaptıkları 3 ayrı deneyde kişilerin, sağ kulaklarına söylenilenleri yerine getirmede daha iyi olduklarını gösterdi. Bilim adamları, bilgiyi işlemede daha iyi olduğu bilinen beynin sol tarafının, sağ kulaktan gelen bilgileri değerlendirdiğine işaret ediyor. Bilim adamları, araştırmaları için yaptıkları ilk deneyde, arka fonda yüksek desibelli müzik çalarken konuşan 286 deneği izledi. Bu kişilerin yüzde 72’sinde etkileşimin dinleyenin sağ tarafında olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, ikinci deneyde 160 denekle anlamsız ifadelerle fısıldayarak konuştu ve bu deneklerin duymak için ya sağ ya da sol kulaklarını kullanmalarını izledi. Araştırmacılar, daha sonra her denekten duyulacak tonda birer sigara istedi. Deney sonucunda bu kişilerin yüzde 58’sinin sağ kulağını, yüzde 42’sinin de sol kulağını kullandığı belirlendi. Son deneyde 176 denekten ya sağ ya da sol kulağına doğru konuşularak sigara istenildi. Bunun sonunda da sağ kulaklarına konuşulan deneklerin sol kulaklarına konuşulanlara nazaran daha çok sigara ikram ettikleri gözlemlendi. Deneylerin sonunda sağ kulaktan giren kelimelerin beynin sol kesiminde daha iyi işlem gördüğüne karar verildi.
Araştırmacılar, insanların telefonla konuşurken ahizeyi sağ kulaklarına tuttuklarına da dikkati çekti.

Sibelin Notu: İstekler dünya ile ilgiliyse sağ kulağa söylemek mantıklıdır çünkü her ikisi de Tonalle ilgilidir. Nagual ile ilgili işler için sol yanı tercih etmekte yarar var 🙂

Nasa ve Volkan…

 NASA‘nın uzay aracı tesadüf eseri dünyadan uzaya ulaşan inanılmaz görüntüleri yakaladı.

Dünyanın en aktif volkanlarından biri olan Sarychev Volkanı‘nın Japonya‘nın yakınındaki Kuril adalarında 20 yıldır sakin bir şekilde oturduktan sonra, 12 Haziran’da aniden patladı. Bu sırada NASA uzay aracının tesadüfen tam yukarıdan geçiyor olması, bu muhteşem olayın görüntülenmesini sağladı.

NASA uzay aracı her 24 saatte 16 kez Dünya’nın etrafında dönüş yapıyor.

Fotoğraflarda volkandan çıkan gaz ve küllerin üzerinde bir çatı misali biriken, buhar ya da su buharı olduğuna inanılan oluşum göze çarpıyor. ‘Mantar bulutu’ olarak bilinen oluşumun nadir görüntüsü de böylece yakalanmış oldu. (Milliyet)

Seslerden ibaretmişiz.

Yok anladım sahiden ya da anlamadım senden.
Yok düşmüşüm aslında ya da hep yatay duruyorum
Bİr düşmüşüz aslında ya da hayal görüyoruz topluca
Seslerden ibaretmişiz ya da narsist bir melodimiyiz
Sahi hangi sanatkar ruhun iptidai başkaldırısıydık biz
Sanatının sürreal olgularını açıklayamayan bir acemi gibi
Neden sürtünerek ilerlemeyi seçmişiz ki
Düpedüz züppelik en değerlisi iken
Dur tahmin edeyim istemli değil bunlar
Öylesine kendiliğinden çıkagelmişiz.
Uzaklardan esip gelen yabani tohumlar gibi.
Öylesine işte…

Epica-Sensorium eşliğiyle…

alıntı: http://fethiparisa.sosyomat.com/blog/2282311

Bi kaç gündür düşünüyordum, aslında hepimiz birer melodiyiz, bir şarkıyız evrende diye. Az önce iste versin Google’da arattım benden başka böyle düşünen var mı diye, varmış! 🙂 Yukarıda alıntıladığım şiirimsi, çok hoş, gayet tanıdık. Acaba günbegün orası burası olgunlaşan bir şarkı mıyız, yoksa doğduk öldük aynı şarkı mı? Belki de nota okumayı bilmek lazımdı.

Bu arada “Epica-Sensorium ” u da buldum, bilmiyordum daha önce, şu anda dinliyorum evet oldukça kafa yapıcı 🙂

Şarkıyı dinlerken benim aklıma Etika geldi nedense. Kitap elimde olsaydı da bi daha okusaydım keşke diye hayıflandım. Sipinoza hayranlık verici biri olarak görünmüştü bana. Bi de onu aratayım bakalım ne demişler dedim; İtü sözlükte bulduğum tanım hoş geldi:

“ahlâk” diye çevirebileceğimiz baruch benedict d’espinoza‘nın 1667’de ancak ölümünden sonra “tractatus politicus” ve “gökkuşağı üzerine” adlı iki risalesi ile birlikte basılan en önemli eseridir. eserin tam ismi “ethica more geometrico demonstrata” yani “geometrisinin doğruladığı ahlâk”tır. bu kitabıyla tanrı’nın olmadığını kanıtlamakla itham edilmiş o da bunları büyük bir alaycılıkla reddetmiş ve sadece gülüp geçmiştir.

Mozart Etkisi

 … 
5 kucuk serada, kadife cicegi ve petunya yetistiriliyor.  Seralarin hepsi ayni buyuklukteler. Ayni isigi ve suyu aliyorlar. Topraklari da ayni. Birinci seradaki bitki grubuna Bach, ikincisine Hint klasik muzigi, ucuncusune yuksek sesli Rock,  dorduncusune de Country-Western dinletiliyor. Besinci seradaki bitki grubuna hic muzik dinletilmiyor.    
  Sonuc… 
  Bach ve Hint muziginin bitkilerin buyumesini buyuk olcude artirdigi goruluyor. Cicekleri daha bollasiyor. Rock calinan serada ise bitkiler buyumeye direniyor gibiler. Country-Western calinan seradaki bitkilerle hic muzik  calinmayan besinci seradaki bitkiler, neredeyse benzer bir gelisim gosteriyorlar.  
Muzik -goruluyor ki- dogayi bile etkiliyor.
Bu deneyi yapan Dorothy Retallack, once cicekleri uzun sure incelemis. Gozeneklerinin en fazla sabahin ilk saatlerinde, doga, kus sesleriyle canlanirken acildigini, o saatlerde ciceklerin canlandigini, boylarinin buyudugunu saptamis. Aldigi esinle seralara muzik yayinina yonelmis. Muzik, insanlari da mutlu, huzurlu, yaratici, umutlu, heyecanli, guclu, inancli ve cesur kilabilir. Zihni acar, yaraticiligi gelistirir ve “bitkileri oldugu gibi bedeni de iyilestirir.”
Buna, “Mozart etkisi” deniyor. 

  Baska deneyimler de gosteriyor ki, “en sifali” muzigi Mozart yapmis. Basuclarinda her gun 2 saat Mozart dinletilen bebeklerin daha zeki olduklari, ineklere daha iyi sut vermesi icin Mozart dinletildigi… Japonya’da bir bira fabrikasinin bira mayasi olusurken Mozart caldirdigini ve o biranin daha pahali satildigini… 
  Mozart, bir dâhi…Coguna gore klasik muzigin en iyilerinin en iyisi…
  Daha 3 yasinda piyano calmaya baslayan, 7 yasinda ilk bestelerini aristokrasiye dinleten olaganustu ve olagandisi bir muzik adami… Sol eli muhtesem.Yasami, heyecan, nukte ve muziplikle kucaklamis.  -alıntı-

beyaz20kartal1Burada dikkat çekici olan Mozart ile Rock müziğinin tezat etkileri. Alıntının içeriğinden ve tespitin gerçekliğinden emin değilim; fakat sonuçlar gerçekten böyleyse, Mozart’ın, hayatı yani düzeni (Tonali) desteklediğini, rock müziğinin ise bunun karşıtı olarak yıkıcı bir etkisinin olduğunu ve belki kaotik yapıda olduğunu düşünebiliriz. Her zaman bildiğimiz düzen-anarşi dualitesi. Bunların ikisi de kesinkes gerekli, birbirlerinin ayrılmaz parçası, artık bunu iyi biliyoruz sanırım 🙂

İşin ilginci, kişisel anlamda bu iki müziği de severim ancak uzun süre dinleyemem; çünkü başımı ağrıtır! Aynı şekilde Bach da bikaç saati geçtikten sonra içimi bayıltır (İlk ikisinden farklıdır bunun etkisi). Nerdeyse hiç bi şekilde zamana bağlı olmaksızın bedenimin menfi etki vermediği müzik Vivaldi olmuştur (Başka bazıları da var tabi) Keşke bu deneyi bir de Vivaldi ile yapsalar diye düşündüm. Bu konularla ilgili okuyucularımız olursa kendilerinden bu deneyi yapmaları hususunda yardım rica edeceğim. 

Sesler ve kokular konusu hala çok derin bilinmezlerle dolu.

Sansüre protesto

Çin, 1 temmuzdan itibaren ülkede bilgisayarların internet sansürü yazılımıyla satılacak olmasını, internete girmeyerek kınayacak.

Çinli internet kullanıcıları, 1 temmuzdan itibaren satın alınacak bilgisayarlarla gelecek olan “yerleşik sansür” yazılımı Green Dam’i protesto etmeye hazırlanıyor.

Pekin‘in sembolü haline gelen “kuş yuvası” olimpiyat stadını tasarlayan sanatçılardan Ai Weiwei, (yakın zamanda ülkede yasaklanan) Twitter‘dan gönderdiği bir girişte, Çinli kullanıcılardan interneti boykot etmelerini istedi. “İş de yapmayın, sohbet de etmeyin, oyun da oynamayın, e-posta da atmayın,” diyen Weiwei’nin önerisi, Çin internet ahalisi arasında yavaştan yayılıyor.

Uygulamaya bir tepki de Cajing dergisinden geldi. Dergi editörü “Uygulamanın, toplum ahlakına hizmet olduğu söyleniyor. Hizmet, almaya gönüllü insanlara verilir. Toplumun onayını almazsa, kabul edilmeyeceği kesindir,” anafikirli yazısıyla uygulamayı eleştirdi. (Milliyet)