Ohhh dünya varmış!

Hafif bir yağmur altında ormanda yürümek gibiyiz
Yolun sonu görünmüyor, sanki sonsuzca yürüyecekmişiz gibi
yol hep aynı ufuk görüntüsünde…
Derken yağmur hızlanıyorrrr… Birden ayıyorsunuz, bi şeyler değişti değişecek galiba… Aman Allahım.
evet evet evet koşmaya başlıyoruz, yağmur şiddetini arttırdı.
Ufuk aynı ufuk sadece bulanık biraz
Aniden durdu yağmur. Güneş de çıkardı başını ulu bir ağacın göz çukurundan…
Ohhh dünya varmış! Demek ki bi şey değişmiyor… Ufuk aynı ufuk!
my god!
galaksiler aşkına biri bir şey yapsın
yağmur bile durdu
asa – 13.05.2017/Beylerbeyi

https://youtu.be/y3uBbaCMZxs

Müziği dinlerken okunması önerilir

Enerji Kokusu

Dilimizde “Burnu iyi koku alıyor” diye bir deyim vardır, bilirsiniz. Birisi iyi bir yatırım yaptıysa, tam zamanında ihtiyacı olan bir şeyle karşılaşacağı bir yerde olduysa, burnu iyi koku alıyor deriz. Bunun burunla ilgisi yoktur tıpkı GÖRMEnin gözle ilgisi olmadığı gibi. İşte bu kokusunu alma durumuna Adamus “Enerji Kokusu” demiş ve bunun üstatlığın habercisi olduğunu da söylemiş. ugh! Galaksiler aşkına. Aloha be yaw 🙂

…muhtemelen bugünlerde giderek daha çok oluyor. Basitçe herhangi bir şey için çok güzel bir his ortaya çıkıyor. Ben bunu enerji kokusu diye adlandırıyorum.
Mis gibi bir koku. Koku. Latince bir sözcük olan ve his- hissetmek anlamına gelen “sentient”ten gelir. (İng: Scent; koku-sezi) O bir duyu gibidir ve ben son zamanlarda, duyularınıza geri gelin ile ilgili çok konuştum. İşte koku da bununla bağlantılı. Oda güzel kokabilir. O sadece fiziksel bir koku değildir. Odada bir enerji vardır, belirgin bir enerji. Sizin evinizdeki odalardan birisi böyledir, orası belki yatak odanız, belki de tuvaletinizdir.
O belki de bir kahve dükkanıdır; gittiğinizde çok rahat ettiğiniz bir yerdir. Bu belki siz oranın bir süredir müdavimi olduğunuz için böyledir ama ben size, sizin oraya güzel bir enerji kokusu olduğu için gittiğinizi söyleyebilirim. Orada gerçekten ahenkli enerjiler vardır.
Bu bir internet sayfası olabilir, bir web sitesi ve siz basitçe orada olmaktan hoşlanıyorsunuzdur. Sizin basitçe gerçekten rahat hissettiğiniz yer belki Crimson Circle web sitesidir, belki de başka bir web sitesi ama orada gerçekten rahat hissedersiniz çünkü oranın güzel bir kokusu vardır, güzel bir aurası vardır. Bu belki de herkese değil sadece size öyle gelebilir ama iyi hissettirir, tıpkı bir şarkı gibi. Sadece iyi hissettirir.
Siz gün geçtikçe bu tip reaksiyonlara, bu kokulara daha çok sahip olacaksınız.
sizden bir an durmanızı ve sadece hissetmenizi istiyorum – yerleri, şeyleri, insanları – etrafınızda oldukları için iyi hissettiğiniz yaşamınızdaki insanları. Onlar en derin sözcükleri söylemiyor olabilirler, onlar en akıllı olmayabilirler. Belki farklı bir kültürden geliyor olabilirler, farklı politikalara sahip olabilirler. Ama bilirsiniz işte, siz onların yanında basitçe iyi hissedersiniz. Bu bir enerji kokusudur.
Bir koku yayarsınız. Bir koku yayarsın.
Adamus

*

Mevcut fiziki düzlemde hep bir aracı gibi hissettim kendimi. Dünyayı çok ama çok sevdim, seviyorum. Fakat aynı zamanda soyut alanlardaki faaliyetim çok yoğundu. O faaliyetlerin belki %95ine anlam veremedim Sibel bedeni ve olanaklarıyla; ama kalan %5 lik kısmı iyi ifade edebilmek ve ortak mutabakat gerçekliğimize kazandırabilmek ve paylaşmak için çırpınıp durdum. Çok çalışıyorum, beni tanıyan herkes buna tanıktır. Sibel olarak kendimi bebe gibi görüyorum. Elimden gelen bütün gücümle ona daha çok farkındalık kazandırabilmek ve evrenin mucizelerinden bir nebze aktarabilmek, hücrelerini bunlarla yenileştirmek, geliştirebilmek istiyorum çünkü sonuçta bu bedeni ve yapabildiğim tüm iyileştirmeyi Dünya anaya bırakacağım. Farkına varabildiğim her şeye müteşekkirim. Onun bize sunduğu tüm güzelliklere karşılık olarak değil tabi ama minicik bir katkı sunabileceğim için tıpkı bir çocuk gibi gururlanıyorum. Hay Allah iyiliğimi versin!

Referandum ve Aklımdaki Sorulardan

Anlamadığım ne çok şey var.
Örneğin, “Vatan bölünmez” sloganlarıyla -ki dün gece balkon konuşmasında bile bunun seremonisi yapıldı- Eyalet yönetim şekline geçişin onayını almak bir çelişki gibi durmuyor mu?
Ya da belki böyle anlamayı terk etmek gerekecek bilemiyorum.
Kant’ın kulağı çınlasın insanların çelişkiler içinde olmalarına rağmen nasıl akıl sağlıklarını yerinde tutabildiklerine şaşırıyordu!
Uzun zamandır siyasetten uzağım fakat bu bi şeyleri merak etmeyeceğim anlamına gelmiyor, örneğin şimdi bu eyalet sistemi nedir, nasıl işler, AKP’nin önerdiği sistem tam olarak nedir gibi sorularla doluyum.
Bu konularda bilgimi artırabilmek için önerilere açığım.

Aklımdaki sorulardan biri; “yeni yönetim şekli” nedir anlatıldı mı halka? Evet diyenler bu sorunun cevabını bilerek mi oy kullandılar?

Bu arada ben eyalet sistemi iyidir ya da kötüdür diyemem çünkü konuya vakıf değilim, uygulaması olan bir ülkede yaşamadım, teorik olarak detaylarına vakıf değilim. Fakat gelinen durumda cumhurbaşkanımız gözümüz aydın yönetim sistemimiz değişti dediği için öğrenme gereği duyuyorum. Basit bir refleks yani. Eyalet idari sistemini bilimsel manada analiz eden yayınlanmış bir inceleme ya da eleştiri varsa okumak isterim.

Malum her sistemde bir çok kötü şeyler olur çünkü sistemler kendilerini işletemez, onları uygulayan insanlar ise her devirde, yerde ve sistemde insandır. Dolayısı ile duygusal ya da tepkisel beyanlar bana fikir vermiyor, tabi ki onları büyük dikkatle dinlerim ancak kararımı çok etkilemez. Kişisel deneyimler, kurgular hepsi son derece kıymetli olsa da ben yine sol beynime de hitap edecek bir şeyler ararım, yapım böyle.

Bu soruların cevabını bilmeden mi oy kullandığımı düşünenler olabilir. Evet detaylarına pek vakıf değildim ama demokrasiler için olmazsa olmaz kuvvetler ayrılığı konusuna çok önem verdiğim için zaten mevcut anayasayla bozulan dengenin yeni anayasayla düzelmeyeceğini, daha da tehlike arz edeceğini, tek kişiye fazla yetki verilip duygusallığa açık hale gelmesinin fazlaca hiyerarşik bir yönetim olacağını düşünerek oyumu belirledim. Belki de yanlış yapmışımdır, şu anda bunu bilemiyorum. Ben gelişen dünyada heterarşik bir toplum yönetimine gidilmesini bekliyorum. Ve bunun hayal olmadığnı da biliyorum. Eninde sonunda…

Aslında Türkiye’de taraflar ayrıştı, kesinleşti gözüyle bakılıyor uzun süredir ama ben bundan da emin değilim. Çok bulanıklık var benim gördüğüm ortamda. Yaptığımız çıkarımlar aslında hep kişiye özel olduğu halde bunu bir tarafa yükleme eğilimi had safhada! Her zaman uyarmaya çalıştığım bu tarafgirlik bizi bilinçsel olarak geriye çekiyor sanki 🙁

Not:Devlet kaynaklarının bu tür kampanyalar için savurganca, sorumsuzca ve eşitsiz bir şekilde harcandığına dair üzüntüm de cabası. Eğer bu bir haklı çıkma yarışı ise oyuncuların ellerindeki imkanlar gerçekten eşitsizlik numunesiydi.

Not. 2 : Hiyerarşi, her şeyin tepedeki büyük bir sisteme bağlı olduğu yönündeki geleneksel yönlendirici kuvvet sistemini simgeler. Heterarşi ise, temeldeki birçok parçacığın karşılıklı etkileşimlerine dayalı olarak oluşturulan ortak mutabakatlara dayalı kuvvet alanı sistemine dayanır. Yani biri tepeden tabana örgütlenmeyi, diğeri tabana dayalı örgütlenmeyi gerektirir.

Şu yazıya da göz atmayı isteyebilirsiniz, lütfen tıklayınız.