5 EKİM DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ

İki genç Eğitim Devrimcisi Kızkardeş;
Zeynep DOĞU ve ablası Mihrâciye ETİ…
Daha önce Muâllim Mektebini bitirmişler…
DTCF açılınca, orayı da…
Birlikte Fransa’ya gitmek ve lisansüstü eğitimi almak için
babalarının direktifi ile “izin almak” ve
Askeri oldukları “ATATÜRK”ün elini öpmek üzere Köşk’e çıkıyorlar.
-“Olmaz!” diyor, GÂZİ…
-“Siz Cumhuriyetin ilk kuşağı, ilk önderleri, ilk Öğretmenlerisiniz, öğretmen ihtiyâcım çok âcil!…”
-“Mamak diye bir yer var; yeşillikler içinde, çok severim…
150-200 hâne ve dünyâ kadar çocuk var ama okul yok.
Oraya bir ilkokul binâsı ve iki de lojman yapıldı…”
-“Evet Paşam?”
-“ Hemen Mamak’a gideceksiniz, orada eğitime başlayan İlkokul’da öğretmen olacaksınız!…”

 

Öğretmenler başımızın tacı.

Ve

Öğretmenler günün kutlu olsun anneciğim.

Biraz oradan biraz buradan

Hayvanlar, kurban ritüeli ve vejeteryanlık konuları:

Besin zinciri önemli ve komplike bir konudur fakat bilimsel incelemeler haliyle her birinin AYRI varlık oluşu inancı üzerine temellendirilir . Böyle olunca da çıkan sonuçlar insanları pek tatmin etmiyor. Çok çeşitli düşünsel prensiplerin hemen hepsinde (istisna içeriyor), insanın içindeki hayvandan kurtulması gerektiği vaz ediliyor! O halde onu öldürerek ya da yiyerek bunu başarmaya çalışanları da fazlaca suçlamamak lazım. Molla Nasreddinin eşeğine dediği gibi; “sen kokladın ben topladım!O halde şimdi niye beğenmiyorsun bu …!”

*

Vücudumuzu Oluşturan Atomların Hemen Hemen Hiçbirinin Geçen Yıl Vücudumuzda Bulunmaması: Yazı için tıklayınız

Tüm bu nedir, nasıldır, çıldırıyorum gibi nidalar, hep lineer zaman algımızla ilgili. Çok boyutlu idrak edemiyor oluşumuz olan biten şeyler hakkında bizi derin şaşkınlığa düşürüyor ve birçok kişiyi de cevap bulma arayışıyla mistik kanallara sevkediyor. Bence bu örüntü atom altı varlıkların dünyasını anladıkça gizem biraz aralanır fakat şunu da unutmamak lazım, BİLİNMEYEN, BİLME hızımızdan daha hızlı büyür. Sistemin doğası şaşırmak için bizi yarı cahil bırakmak üzerine kurulu 🙂 Benim çıkarımım şimdilik budur.

*

Diyelim ki bulunduğumuz yere zehirli hava saçılmış, ne yaparız?

Devamını oku “Biraz oradan biraz buradan” →

Mutantlar ve Evrilme çabaları

Homo Neanderthalensis’e göre mutant kuzeni Homo Sapiens, bir çeşit sapkınlıktı. Beraberce barış içinde yaşadılarsa bile bu durum uzun sürmedi. Araştırmalar istisnasız olarak gösteriyor ki; bölgeye yeni bir mutant insan türü geldiğinde daha az evrimleşmiş akrabaları yok olmuştur.” -Profesör Charles Xavier
Mutantlar ve evrilme çabaları hakkında:
Bir çok başarısız görünen denemenin – bütüne bakabilseydik- başarıyı getirdiğini, bunların her birinin başarının bir unsuru olduğunu görebilirdik. İnsan olarak ömrümüz kısa olduğu için olayı gezegensel ya da evrensel olarak değerlendirme imkanımız olmuyor. Her nasıl bir deney türü olacaksak bile bu devasa bütüne başarılı hizmetin sebebi her birine özgür irade verilmiş olmasıdır! Özgür iradenin olmadığı yerde değişimden ve evrilmeden bahis edilemez zaten, isterseniz orayı cennet yapın ve ilan edin, ölüdür, yaşamıyordur evrim açısından. Esasında her bir özgür iradeli varlığın bir evren, bir deneme evreni olduğunu söylemekle pek de yanılmış olmayız. Paralel evrenleri (aslında paralel gerçeklikler demek gerekiyor belki)uzayda arayanların kulağı çınlasın. Her bir evren de kurduğu yapıyı/gerçekliği sever ona tapınır ve onun bozulmaması için tüm gücünü ölümüne ortaya koyar. Her bir paralel evrenin (özgür iradeli varlığın) istemediği bu değişimi, evrimi, gelişimi sağlayacak şey nedir öyleyse? Bunun bulabildiğim cevabı KAZA/Şans dır diyorum, ya da daha komplike haliyle KAOS. Düşünsel hayatımda bana kişisel olarak çağ atlatan da bu olmuştur; düzen ve Kaosu inceleyip ne olduklarına dair bir karara varmış olmak!   Tabi bunları bir bilimkurgu yazarı ve bir düşünür olarak söylüyorum, bilimsel bir iddiam yok ve kendimi hiç bir prensibe bağlı hissetmiyorum.
Annem bir önceki kitabımı yazarken çektiğim sıkıntı ve acıları görerek bana şöyle demişti; “Aman kızım anlaşılmayan şeyler yazma!” Aslında eleştirmeyi seven annemin bu sözü eleştiri değildi, bana acıyordu! Tamamen saf biçimde edilmiş bir rica ve dilekti bu. Çektiğim acının boşa gitmesi, gidecek olması üzüyordu onu. Ve ben ona hiç bir varlığın hiç bir düşüncesi, edimi ve sıkıntısının boşa gitmediği yapıyı tarif edemiyorum, daha o kadar ustalaşamadım.
Günaydın ve Aloha frekanslar

Kova-Aslan ekseninde Ay Tutulması

Bu ay tutulmasında ay, “Masa başındaki büyük iş adamı” sembolünde.
Ve bize kesinlikle kendimize özgü ışığımızla tam kapasitede parlarken, bir arada ve birlik olarak daha yüksek bir amaca hizmet etmemizin yollarını öğretecektir.
Bu sembol diyor ki, hayatınızın yöneticisi sizsiniz. Kaderinizi ve esenliğinizi siz yönetiyorsunuz. Size olan her şeyi kendi sorumluluğunuz olarak görürseniz, size ait ve her zaman sizde bulunan gücünüzü fark edersiniz. -Mor Alev
🏵️Olan biten olacak her şeyin yazılı olduğu bir parşömen kağıdı gibiyiz. Her AN, sanki bir su damlası bir kelime, bir cümle üzerine düşüyor ve onu mercek etkisiyle büyütüyor! Öyle gözalıcı ki kendinizi sadece o sanabilirsiniz evet hem o ama hem de diğer tüm olasılıkların yazılı olduğu parşömen olduğunu akılda tutmanın mucizevi bir etkisi var. Buna eskiden olmadığı kadar sık şahit olmaktayım.
ALOHA’nın anlamını düşünmeden, hatırlamadan geçemiyorum:
Sevgi birlikte büyümektir, şimdi ve burada bir deneyim paylaşarak sevinç bulmaktır.
Aloha
*
ALAN (yer), bizi konuşturur mu?
Hem de nasıl! Hele bir boş bulsun,bülbül gibi şakırsınız.
Hayretiniz şaşabilir
😎😏🐬🐌

Kısa kısa şeyler ve Zeytin

Büyük iskenderin iltifatına karşılık; “Sizden istediğim tek şey kenara çekilmenizdir. Bunu yaparsanız güneşime mani olmazsınız ve bana vermeniz mümkün olmayanı benden almazsınız.” demiş Diyojen
Platon’a “Diyojen nasıl biri?” diye sorulduğunda “Aklını kaçırmış bir Sokrat düşünün,” demiş.
Bunu düşünmeye çalışıyorum ama sadece kahkaha atabiliyorum.
Diyojen, Atina’da çok sayıda erdem sahibi kişi olmadığını göstermek için gündüz vakti elinde lamba ile dolaşan adam!
Hey gidi Atina,… zeus aşkına be yaw!
Dünyanın ilk demokrasisinin uygulandığı yerde bile muhalif olacaktır çünkü demokrasinin özünde var; Bir gün Diyojen, bir heykelden sadaka isterken görülmüş. “Neden heykelden dileniyorsun,” diye sormuşlar. “Reddedilme antrenmanı yapıyorum,” demiş.
*
Yunan mitolojisine göre, Zeus kendisine en değerli hediyeyi verene kentin koruyuculuğunu verecektir ve bunun için bir yarışma açar. Denizlerin tanrısı Poseidon, Zeus’a uzak diyarlara dahi uçarak gidebilen ve savaşta yenilmeyecek bir at armağan eder. Athena ise zeytin ağacını. Yarışma çetindir çünkü ikisi de Zeus’a dünyanın en güzel hediyesini vermek isterler. Kuşkusuz dünyanın en uzak diyarlarına gidebilecek ve yenilmez savaşçı bir at mükemmel bir hediyedir ancak zeytin ağacı daha mükemmeldir. Zeytin ağacının muazzamlığı karşısında başta Zeus olmak üzere tüm Tanrılar, Tanrıçalar büyülenmiş ve ağacın kustallığı karşısında donakalmışlardır. Tüm hırsına ve kazanma isteğine rağmen Poseidon bile zeytin ağacından o kadar etkilenmiştir ki, aralarındaki çekişmeye rağmen zeytin ağacının üstünlüğünü kabul eder. Bunun üzerine, Athena zeytin ağacından bir dal kırıp Poseidon’a verir ve öylece aralarındaki düşmanlık zeytin ağacının rakipsiz güzelliği karşısında yok olur. O günden sonra Athena’nın ismi Atina kentine verilir. “Düşmana zeytin dalı uzatmak” deyimi de neredeyse tüm dillere tam da bu mitten gelmiştir. Çünkü zeytin ağacı, düşmanınızın dahi kıyamayacağı güzellikte ve kutsallıktadır.
Benim evde duvarlar dahil her şeyi yıkıp değiştirmiştim de mutfak bordürüne kıyamamıştım. İlginçtir buna düşünceyle karar vermedim hatta zeytin dalı olduğunun bile bilincinde değildim sanırım fakat ağaç sevgim ya da genetik bir güdüyle onları evde muhafaza etmişim ☺️
Bu arada yukarıda alıntıladığım mitolojik hikayenin ufak farklı versiyonları da var ama ana fikri değiştirmiyor. Bazı versiyonlarda (yunanlı rehberin anlattığında da) Poseidon onlara göl armağan etmiş, o zamanlar kadınlar da oy veriyormuş ve oylama yapılmış tüm kadınlar zeytini istemiş ve böylece Athena şehrin koruyucusu seçilmiş. Fakat sonrasında erkekler bundan rahatsız olup kadınların oy hakkını ellerinden almış!
Bu arada benim Facebook’daki profil resmi de tamamen tesadüf! Ben onu yunanistan hatırası olsun gibisine eklerken birden face bana kenarlık önerdi ve ben de zeytin dalı sunan güvercini seçtim. Zeytin ağaçlarıyla ilgili bir konu gündemde değildi ya da ben haberli değildim.
*
Her bireyin birleşim noktası/algı noktasının şüpheye yer bırakmaksızın yeni bir noktaya sabitlenmesi gerekiyor, hayat bunu sağlamak için bir senaryo yazıyor ve rolleri dağıtıyor, sen ve ben zeytin ağaçları kesilmesin rolünü seçiyoruz, başka birileri de farklı rolleri seçiyor ve sonra sahneye çıkıp oyunumuzu oynuyoruz, sonuç ne olursa olsun gereken şifa ortaya çıkar. bazen ağrın bi dokunuşla, bazen minik bi ilaç kapsülüyle bazen de 15 saatlik bir operasyonla giderilir! Bazen de milyonlarca rol ölür!

Devamını oku “Kısa kısa şeyler ve Zeytin” →