Taygada

Taygada insan izine rastlayamazsın, varsa da sana aittirler.

Tayganın belirli yönleri yoktur, sonsuzdur, hiçbir yeri, hiçbir saati ya da günü, diğerleriyle aynı değildir.

Deuter-Land_of_Enchantment-09-Wind_of_Dawn

Bazı geceler rüzgar sanki hangi yöne gideceğine karar vermeye çekiniyormuş gibi durur. O zaman tüm yaban kulak kesilir; fakat insanoğlu rahatça uyur.

*

Bazen güneş nesneleri fazlasıyla aydınlatır, o zaman sadece gölgelere dikkat ederim. Eğer o an hafif şaşı bakarsam aralaarında bir yerlerde gerçeğin gizlenmiş olması gerektiğini sezerim.

(Ateşin Efendisi şaman)

Özgürleş!

Enerji, tutku ve netlikten gelir. (A)

Yıllardır samimiyet eşiği diye (kendi uydurduğum) bi şeyden bahsederim. Ve tabi Bir CC terimi olan Sarsılmaz Niyetle birleştiririm.
Eh işte matrak Adamus, birleştirdiğim bu iki uzun cümleyi hooop diye sadeleştirmiş ve ne güzel demiş değil mi?

Özgürlük. Geçmişten özgürleşme. Kitle bilincinden özgürleşme. Eski fikirlerden özgürleşme. Eski şablonlardan özgürleşme. Sizin gerçekten istediğiniz şey, özgürlük. Kendiniz için özgürlük.(A)

Kendin,yani bütünlüğün olabilmek zaten özgürleşmek anlamına geliyor. Peki ya KENDİN nedir dostlar? İşte bu 65000 kere 65000 pesoluk bi soru; çünkü IQ ile ya da zihinle üstesinden gelinebilecekgibi değil.

O halde ne yapmalı?

Beklentisiz kalabilmeyi başarmak bi şeyleri başlatıyor bundan eminim. Gerisi kendi gelir 🙂

Bana kısa mesaj: Gölge etme başka ihsan istemem.

Dün rüyacıları yolcu ettikten sonra üst üste belki 30 kez hapşırdım. Aman ne yoruucu bi şey, bilirsiniz insana zaman zaman oluyor. Neyse, Adamus da şöyle dedi: Böyle hapşırmaya devam edersen İsa’yı çarmıhından düşüreceksin!
Ve ben de çok güldüm. Tabi ancak tahriş olan göğsüm ve boğazım dengelendikten sonra!
Saçmalamayı seviyorum

**

Seraph son derece kişiseldir. Velakin bir kişiye kendi serabını görebilmesini sağlayacak yöntemler de vardır. İşte ben de bu yöntemlerden birinin aracılığını yapmaktayım.

Boşlukta 3 dakika

Derin bir nefes alın, müziği dinlemeye “bilmiyorum” diyerek başlayın ve müzik süresince zihninize gelen şeyi yine bilmiyorum diyerek ve yeniden derin nefes alarak öteleyin.
Üç dakika boşlukta durun bu şarkı boyunca lütfen.

11 Echo of the East

“Bilmiyorum”la başlamak beni Seraph’a vardırdı. Serap ise Kahine.

Matrix’de insanların özgür seçim yapmalarını gerçekten isteyen tek program Kahindir. Aynı zamanda geleceği görebiliyor, çünkü programın kodunu biliyor. Aynen tanrı gibi. Bu bize Seraph’ın neden onu koruduğunu gösteriyor.

Serap nedir?

Matrix’de ajanları yenebilen iki program vardır: Neo ve Seraph!
Kimdir Neo?
Neo yetenekli bir bilgisayar korsanı ve onun ilahi bir şekilde varolması dünyayı ele geçiren orjinal makinaların yapay zekalarını bulan insan üzerine dayandırılmış olmasıdır.
Nasıl? İlk filmin başında Neo’ya gelen adama Neo’nun verdiği diske bakın. Üzerinde “DISC AI” yazıyor. Yani yapay zeka diski. Neo diski “Simulacra ve Simulasyon” isimli içi boş kitabın içinden alıyor. Bu kitap Fransız Postmodernist Filozof Jean Baudrillard tarafından yazılmıştır. Neo “Nihilizm üzerine” yazan kısmı açıyor!!!
Nihilizm hiçbirşey gerçekte bilinemez demektir. Baudrillard’ın simulasyon kavramı gerçekliği yaratmanın kavramsal ya da mitolojik modeller sonunda olduğudur. Bu modellerin gerçekçilikle ne kaynağı ne de bağlantısı vardır. Model gerçekliği sezişimizdeki kararlılık olmuştur. Ve morpheus ilk filmde “Gerçekliğin çölüne hoşgeldiniz” demektedir. Bu kitabin Matrix’e ilk adımın atıldığı yer olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden disk yapay zekaya giden anahtarı taşıyor ve böylece makinaları nasıl yokedebileceklerini bilebilecekler.
Nedir peki Neo’nun sırrı?

İyi haftalar Frekanslar

Potansiyeller denizi, içimizi dışımızı, her nefesimizi sarmış durumda, onu işlerliğe mi koymak istiyorsun, o halde ışın kılıcını kullanırsın, yani karar verirsin.sa

**

Enerjiler gelirken, şuan olmakta olan şey, tüm bu atalardan kalma şeylerden dışarı çekiliyorsunuz.
Bazıları söylediğim sözleri yanlış anlıyor. Bunun, aile karşıtı bir tutum olduğunu sanıyorlar. Aileler harikadır – onlara karmik olarak bağlanmadığınız sürece. Lotoyu kaybedip, belirli özellikler başınıza kalmadıkça. Bu beden, senin kendi tutkun, kendi ruhun ve kendi seçimlerinin yan ürünü olmalı. Bundan neyi kastediyorum? Gelmekte olan bu yoğun enerjilerle gerçek anlamda, eğer seçerseniz, bedeninizi, görünüşünüzü dönüştürebilirsiniz. Bazı özellikleri dönüştürmeye başlayabilirsiniz.
Gerçi bunu seçmiyorsanız, bu muhtemelen pek de gerçekleşmeyecektir. Ama eğer şunu söylüyorsanız: ”Hey, bu benim bedenim. O artık benim ailesel geçmişime ait değil. Bu benim hayatım. Benim geçmiş yaşam veçhelerimin bir yan ürünü değil. Bu benim zihnim. Bu sadece hipnotik bir programlamanın yan ürünü değil. Ben benim.”  O zaman gerçek anlamında bedeninizi, zihninizi ve kimliğinizi dönüştürmeye başlarsınız.(A)

**

“Ev temizliği, yeniden organizasyon. Aynısının genellikle içerde de gerçekleşmekte olduğunun işaretidir.” Diyor Adamus… Ben de yıllardır dışarıda olanlara iyi bakın hepsi içerdekilerin yansıması derim ve kendim de titizlikle bunu gözlemlerim.
Sizin dışarılarda neler oluyor?
Örneğin ben iki haftadır  ev taşıdım, eşya tamamladım, rüyalama yaptırdım/yaptım. Anlık değişen durumlarla birlikte akma pratiği yaptım. Hareket yoğun.

Olgunluk

Büyücülük doğal bişeydir aslında, fakat hedef değildir bana göre. Olgunluk, her halin varlığının doğal olduğunu anlamakla başlıyor. Örneğin Don Juan da büyücülük yerine bilgi adamı olmayı arzu ediyordu. Ancak bi bilgi insanı (herhalde anadolucası insanı kamil olsa gerek) özgürlüğüne kavuşur. Ya da tersi, ancak özgürleşen biri, bilgi insanı olur.

**

Erkek-kadın fizik bedeninde olmak eski dünyada isimden sonra en belirleyici ayraçtı ama şimdi artık her iki yön birleşiyor, dengeleniyor ve BİR insan olunuyor. Ben böyle görüyorum. Tabi geçiş aşamalarında huysuzluklar olur biras 🙂

**

Gece rüyaları, gündüz rüyaları, vizyonlar… Şu anın kalitesini yükseltmak için tüm zamanlardan gelen mesajlar. şu anınızın kalitesini yükseltmek ilginizi çekiyor mu?

http://www.facebook.com/RuyaKampiDunyaYili2012

**

Bilinç alanını ,bilinçdışına doğru genişletmeye başlayan birey, iç dünyasını keşfeder, kendini tanımaya başlar, yaşadığı dünyayı yeniden görür ve varoluşsal yolculuğunda bir basamak daha evrilir.

Birey bilinci, gölgelerle çarpışa çarpışa güçlenir.
Tüm zamanların en büyük kandırışı bu manevra olabilir hani…

Lisan’ın dualitik olduğu kadar komik zekası bana kozmik şakayı andırıyor!