Karar verme süreçleri ve şirinlik

Başkalarını da ilgilendiren bir karar alma söz konusuysa, Uzlaşma ya da görmezden gelme yerine Zar yöntemi, aklın çılgınlığa geçit vermesidir. Akıllıcadır çünkü o çılgınlıklar gün oldu bütün medeniyetleri alaşağı etti. Basıncın tehlikeli düzeyde yükselmemesi için tansiyon düzenleyicisi! 🙂 Fakat kabul edeyim ki cesaret işi. (Bakınız Zar Yöntemi)

**

Hücrelerimi taklit ediyorum, öyleyse varım.

**

İnsanlar neden birleştiler? Birlikten güç doğduğunu biliyorlardı şüphesiz ve o gücün koruma kalkanı içinde kalmak, dışında kalmaktan daha iyi göründü gözlerine.
Hep sürüden ayrılanı kurt kapar mantığı! Oysa sürüden ayrılan kendini hala koyun sanıyorsa kurt da onu kapar tabi 🙂

Böylece insanlar görünüşte ikiye ayrılır gibi oldular; birleşmek isteyen ve sürüler halinde dolaşanlar ile yalnız kurtlar! Aslında her iki gurup da tam olarak ne yaptığını bilmiyor bence.
Çünkü birleşenler BİRleşemiyorlar! Sadece şemsiye altına sığınıyorlar. Ya liderin ya da fikrin sultası altında özlerini törpületiyorlar.
Gurupların ille siyasi olması da gerekmiyor, niyet her ne olursa olsun bu aksaklık ortaya çıkıyor.

**

Yakında egzoz gazının da sağlığı kötü etkilediğinii keşfedebilirler! Hazırlıklı olun.
Fakat sigaranın yararları konusu daha epeyce bekleyecek gibi görünüyor. En azından Obama-Erdoğan ittifakı devam ettiği sürece 🙂 A tabi Emine hanım insafa gelirse bi ara onu bilemiyorum. Harika! Bilinmezlerle dolu bi dünyamız var.
Duyduğuma göre,sayın Obama araştırmacı biliminsanlarından sigaranın yararları konusunu şimdilik açmamaların rica etmiş, en azından sn erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını da bitireceği zamana kadar erteleyebilirlerse iyi olurmuş. Dedikodulara pek inanmam ama bu bana oldukça mantıklı geldi.

**

Somut ile soyut arasında bi tercih yapmak durumunda değiliz, ikisi de birbirinin -dışa vurumu/içe dönüşü olarak-ayna yanı aynıdır. Bu sebeple spritüel söylemdeki gibi maddenin ve somutun kötülenerek soyuta geçilmesi yolundansa, güzelleyerek, ihtişamı görerek geçilmesinden yanayım.
Bu tıpkı bi sevgiliden ayrılma zamanı geldiğinde onu kötüleme çirkinleme ve suçlama eğiliminin baş göstermesine benziyor. Oysa madem zamanı geldi, onurlandırarak ayrılsan herkes için daha iyi olur. Velakin bunu yapabilecek erk var mı sende?

**

Bir insan dört yaşına kadar olan hayatının her saniyesini sesli ve görüntülü olarak arşivleyebilmeli bence; çünkü hakkımızdaki gizlerin büyük bölümünün orada olduğunu sanıyorum. Şüphesiz o kayıtların hepsi bedenimize sinmiş durumda zaten var, biz artık ona uygun yaşamaya başlamışız ama neyin nerden geldiğini bilmek harika olmaz mıydı?

Aşkın şaşkın :)

Aşkın yapısı bin yıllardır şöyleydi:  “Önce örülecek, sonra görülecek, sonra vurulunacak”

Şimdi işler biraz değişiyor tabi 🙂

Geçmiş ve gelecek giderek birbirine yaklaşıyor. Bi an gelecek ki…
Eh işte AN olacak sadece.

Anda kalınca, sadece anın örgüsüne aşık olabilir insan dolayısı ile her an aşk olur…

Sürekli ışık! Bir görünen bir kaybolan güneş ya da taklitcisi ay gibi değil, kendinden taşan ışık, aşk.

**

Kadınlar ne düşündükleri ve ne hissetiklerini ifade etmekte isteksiz olunca, sessizliği erkeklerin -çoğu zaman-sonuçsuz ve kuru iddialaşmaları dolduruyor. Malum evren boşluk sevmez 🙂

**

“Dünya sahnesinde boy göstermek” ve benzeri cümlelerde sıkça kullanılmıştır; “Dünya sahnesi” terimi. Bilenler hep vardı, hatta şimdikinden bile fazlaydı belki. (mutlak değil oransal olarak tabi)

Baş ve son yanılgısı başımı ağrıtıyor:)))

**

Kendin dahil tapınılacak hiç bi şey yok. Eğilimlerin var. Onlar da zamanla değişir, dönüşür. Öldü zannedersin döngüsel biçimde başka bi isimle yeniden döner. Döngü, dön baba dönelim 🙂

**

Köleler! Yeter artık efendiler ürettiğiniz. Bırakın da dinlensinler biraz ayol.

**

Şimdi de kahve, depresyona girmeyi engelliyo diyo amerikalı araştırmacılar. Bütün bu araştırmalar için trilyonlarca para döküyolar, oysa bi köşeye geçip çaktırmadan beni izleseler çok daha ucuz ve hızlı olacak :)))

Komik bi çocuksun

Orda burda gezinirim ben, her fotoğrafta yokum o sebeple.
Oysa içinde olduğum şey; anlaşılmaz şekilde çekicidir, dalgın ve geçirgen, gizemli ve umutvar olurlar.

“Ölümün gözleri” diyorsun, evet o da var, yadsınamaz.; ancak benim olmadığım yerlerde rastlayabilirsin ona. Bu, bildiğin bi ikicilik değil, ona benzer evet ama o değil.

İnsanlar beni görür görmez tanır ve peşime düşerler; ancak ben bir orda bir burdayım çocuğum. Bunu anlamanız zor oluyor.

“Seni her zaman tanıyana ne olur? Böyle bişey mümkün mü?”

Divane olur, ciddiye alamazsın onu.

“Peki var mıdır şu anda? Ya da herhangi bi devirde oldu mu?”

Komik sorular bunlar çocuğum. Sen süreklilik peşindesin, bi şeyle yarışmak, boy ölçüşmek isteyen bi çocuksun.

Görünmeyen arabanın tekerleri

“Uzakta kaybolan şu gölge

Belli ki orman perisi.

Neden köylere hiç uğramazsın, söyle.

Sen hiç korkmaz mısın orman perisi. Görünmeyen bir arabanın tekerleri

Gıcırdıyor galiba.

Hayır, dolaşan orman perisi.

Deniz olmasın uğulduyan…

Böyle garip sesler duyar geceleri,

Orman perisinin ülkesinde kalan.

Orman perisine sataşmazsınız,

Size kötülüğü dokunmaz.

Bahçesinde salkırn salkım meyve,

Tadlarına doyum olmaz.

Yan gelin çimenlere yorgunsanız.

Ne tatlı kokular Sürünmüş orman perisi

Tarla sürmez, ekin ekmez.

Ama ambarlar dolusu yiyecek var bahçesinde.

Vedalar

Gündem’den

İtalyan “La Repubblica” Türkiye yazısında “Türkiye dünyaya meydan okuyor. Yeni Türkiye Avrupa defterini kapadı” ifadelerini kullandı. – AA
Çok naz aşık usandırır. Avrupa da “yeterince” yi öğrensin.

**

Diktatörlük, ilginç bir olgu. Öyle bi karizması var ki, boynunu vuracak celladı mutluluktan uçarak seçersin, öyle seversin ki, baltanın keskin ucunu bile hissetmezsin!

Güce tapınma, ruhumuzda var galiba 🙂

**

Dünya gerçekten de eskiye oranla paçozlaştı mı?

Bi seviyeden bu görüşlere katılmamak mümkün değil ancak, değerlendirmeyi ortaçağdan başlatmaz epeyce gerilerden beri tarihi tarar isek, bilinçlenmenin bi dalga gibi yükseldiğini sonra bi çok kumu çakılı sürükleyerek aynı hızla geri çekildiğini görürüz, bu geri çekiliş kaybolma emaresi olmamıştır hiç bi zaman. Daha yüksek bi şekilde geri geleceğinin habercisidir bi anlamda 🙂

Bilgi eskiden sadece belirli elit, ariistokrat ve yer altı örgütlerinin elindeydi, oysa şimdi birden bire tüm kullanıma açılıverdi. Bilginin her devirde toplam bi kütlesi olduğu söylenegelmiştir. Az sayıda insan elindeyken onların birim başına düşeni çoktu ama şimdi aynı miktar bilgi birdenbire yedi milyara bölünüverince, birim insana düşen bilgi miktarı az görünüyor :))) Yani zenginler parayı, bazı aristokratlar bilgiyi, siyastçiler gücü paylaşmaktan hoşlanmazlar, bu bir matematik meselesi! Aslında herşey matematik ve fizikle açıklanabiliyor bana göre.

Herkesin kolayca paylaşabildiği yegane şey, öbür dünyadaki servettir :)))