Paylaşım ?

Bir sorum ya da sorunum ya da hepimizin sorunu var… Birşeyin cevabını arar dururdum bir dönem… Soru sorar, sonrada ipuçları ile yola koyulur cevabını arar dururdum. Bitmek bilmedi bu arayış…

Hep hah buldum dediğimde, aslında bulamadığımı gördüm. Ne aradığımı bilmiyordum.

İnsanların saygı veya sevgi ile bahsettiği, ya da korku ve dehşet ile döz ettikleri haller çok sıradan ve anlamsız gelmekte. Dünya hali bu dedi yoldostu buna…

Dünya hali ciddi anlamda saçma sapan geli verdi. Önceleri ayak uydurayım dedim. Bir köprünün yükseliğini ya da bir ilacın en hızlı nasıl beni göçertir onu düşünmeye başladım. Gene aynı yere geld,im…. çok düşünen bir beyin dedim…

Bazıları fazla açıksın dedi. Bazıları sen savaşçısın felsefe yapma dedi, bazılarıda sadece fazla şey görmüşsün ondan biraz kafan karışmış dedi…

İyide herkes birşey diyor.. hatta burada bile herkes birşeyler olmaya birşeyler demeye çalışıyor…

nedir deliliğiniz dediğim an… Bir kendini üstad sanan çıkıp ağız payı vermeye çalışıyor…

iyide nedir deldiğiliğin üstadım…

Ölüyorum ben, yavaş yavaş değil, hıphızlıca…

farkında değilmisin, chi ile dans eden sevgi dolu kalp, farkında değilmisin. reiki ile nefesi toz pembe gösteren varlık. ee sendemi farkında değilsin. doğup batıp benle dalga geçen güneş ve ay…

ulan nedir derdiniz, dindi, kurdu, çurdu. varlıkdı, bilmemneydi… ölüyorum diyorum sana… bana daha fazla okuyup okuyup kitapları kusup, ya da beni zayıf görünce, eğitirim modlarında üstadlık yapma.. çlüyorum diyorum sana…

tek derdim ölüm. korkusuda aşkıda bir. başka birşey belimden aşağıda değil… nasıl tutunulmalı dünyaya, mesleğim ile takılarak… peki ya çok bilen üstad şimdi bana yol gösterme… istemiyorum desem… neden yazıyorsun diyeceksin… ee üstadsın akıl et. ölüyorum diyorum. daha fazla boş boş gevezelik yapma bana. rahat bırak benide. göreyim dingince. öleyim zevklice…

saygımda yok sevgimde, şarkımda yok seximde, nefretimde yok, kinimde… ölüyorum o kadar…. öl be dost öl diğip gülmekteyim yol dostuma: )

SKRUPULOSİTE *(Dini Tip Obsesif Kompulsif Bozukluk)

Çünkü Tanrı yaptığımız her şeyi gözler…

Kendinizi Sınayın
– Dindar mısınız?
– Gerçekten dindar mısınız?
– Biraz daha muhafazakâr giyinmeniz gerekmez mi?
– Cehenneme gideceğiniz kesin mi?
İç Ses
İsa’yı kalbinde taşımayı unutma. Lütfen, iyi ve kutsal olan her şeyin adına, İsa’yı kalbinde taşı! Dikkatinin dağılmasına izin verme. Bu dünya tam bir günah ve kötülük batağı. Şeytan her köşe başında seni çelmelemek için bekliyor. Şeytandan söz açılmışken, köşeden gelen şu kıza bak. Bu kadar kısa bir etek giyecek kadar ahlaksız olduğuna inanabiliyor musun? Utanılacak şey. İşte bu tür şeylerden kaçınmalısın. Baksana, üzerinde sanki hiçbir şey yok gibi…
Ah, hayır. Yargılıyor muydun, yoksa sadece bakıyor muydun? Kalbinden şehvet duyguları geçti mi? Pekala, şehvete kapılmış gibi görünmüyorsun. Antipati duygusu sadece. Fakat bekle – antipati Hristiyan erdemlerinden biri değil. Antipati şeytanın araçlarından biri! Kalbinin, o fazlasıyla kısa eteği giymiş ve yanlış yola sapmış genç kıza duyduğun sevgiyle dolup taşmalı, şehvetle değil.
Şu haline bak. Beş dakikalığına bile şehvet duygusunu kafandan atamazken kalbinde İsa’yı taşıdığını nasıl iddia edebilirsin? İsa ne düşünecek? Sen olsaydın kendin hakkında ne düşünürdün? Dur, kendini İsa’yla, Efendinle, Kurtarıcınla mı kıyaslıyorsun? O mini etekli ve harikulade bacaklı bahtsız kızdan bin kez daha kötüsün! Hemen günah çıkarmaya gitsen iyi edersin. Oradan geliyor olman bir şey değiştirmez. Dön ve tekrar git. İsa senin korkunç, o çok korkunç günahların için çarmıhta can verirken zahmete girme kaygısı taşıdı mı sence?
Tanı
Skrupulosite esasen aşırı dindar davranışlarla tezahür eden bir obsesif Kompulsif bozukluk tipidir. Kendinizi, Tanrının sizi günahkâr olarak yargıladığı, her hareketinizi gözlemlediği ve cehenneme biletinizi kesmek için tökezlemenizi beklediği korkusuyla boğuşurken bulursunuz.
Skrupulositeden mustarip olanlar Tanrıyı çeşitli şekillerde gücendirdikleri sanısına kapılırlar, dindar eylemleri gerçekleştirirken bile. Daha mı çok mum yakmalıydın? Muhtemelen. Az önce İncil dükkanında çalışan güzel tezgahtara dair pis bir düşünce mi geçti içinden? İsa’nın senin günahların için çarmıha gerildiğinde çektiği acıyı hissedebilmek için elinden geleni yapmana rağmen? İşin bitti senin. İsa’ya kendini nasıl affettireceksin? Daha çok mum yakarak mı? Mumlar yeterli olacak mı? O dükkana bir kez daha gitmeyi göze alabilir misin?
Skrupulosite genellikle suçluluk konusunda uzmanlaşmış olan Katoliklerin bir sorunu olarak algılanır, ancak yiyeceklerin kaşer (Yahudilikte din esaslarına göre hazırlanmış yiyecekler) olmasına özen gösteren dindar Yahudilerin bu konuda birinciliği kimseye kaptırmayacaklarını da eklemek gerekir.
Nedenleri
Sanılanın aksine, çoğu skrupulosite vakası dine aşırı düşkünlükten kaynaklanmaz; saplantılı kişiliklerden kaynaklanır. Zihniniz fena halde size işkence edebileceği bir şeyler bulmak ister ve dindarsanız bu gayet iyi iş görür. Belki hepsinden daha da iyi. Din binlerce yıldır psikolojik işkence aracı olarak kullanıldığına göre.
Diğer obsesif Kompulsif bozukluklar gibi skrupulosite, ruh halini, uykuyu, iştahı ve diğer işlevleri düzenleyen bir nöro-transmitter olan serotonin dengesizliğinden kaynaklanır.
Tedavi
Skrupulosite eğilimlerinin belli antidepresan ilaçlara yanıt verdiği biliniyor. Hastaya, saplantılı düşüncelerini bozukluğun bir işlevi olarak kabullenmeyi, nedeninin anlamayı ve geçmesini beklemeyi öğreten maruziyet ve yanıt önleme terapisi de olumlu sonuçlar vermekte.
Hiçbir ciddi dini örgüt skrupulositeyi sağlıklı bir dinsel ifade olarak kabul etmez. Bu yüzden kiliseler, sinagoglar, aşramlar, zendonlar ve Scientology dernekleri bu konuda rehberlik hizmeti sunar. Her büyük inancın özünde merhamet felsefesini yattığını unutmamak gerekir.
Ya da bütün yüreğinizle dua edip Tanrının sizinle ilgili fikrini değiştirip değiştirmeyeceğini kendiniz görebilirsiniz.

* Skupulosite : Bu rahatsızlık kitapta tek bir din üzerinden örneklenmekte, ancak tüm dinlerde görülebilmektedir. (y.n)

Paranoyak – Ruh Sağlığından Şüphe Duyanların El Kitabı

Pek çoğumuz, kendine itiraf edemese bile, ortaya çıkmak içni fırsat kollayan bir deliliği olduğuna inanır. Kimi kötü ruhlu ikizinin şerrinden korkar, kiminin penisi çalınacak diye ödü kopar. Kimi annesinin gizil bir robot olduğundan şüphelenirken, kime güne Fransız aksanıyla başlar. Bazıları akşam yemeğini İngiltere Kraliçesiyle yediğine yemin ederken, bazıları çoktan ölmüş olduğuna yürekten inanır. Bazısı elma tadındaki perdelerin masmavi bir Çarşambaya çok yakıştığını düşünürken, bazısı ilgi görebilmek için kolunu kesmeyi göze alır. Bazılarının ruhu bedenine sığmazken, bazılarının elleri arabaya sığmayacak kadar kocamandır.

Sadece o kadar mı? Peki ya fırından yeni çıkmış nefis bir turta yerine tebeşir yemeği tercih eden Pikkalar? Ya da karısını lezzetli bir biftek gibi gören Windigolar?
Paranoyak kitabı, en yersiz obsesyonlardan en imansız psikozlara kadar nedenleri ve tedavi önerileriyle, birbirinden tuhaf 45 ruhsal bozukluğu tanıtıyor. Aslında “İç Ses”lere bakacak olursanız, her hastalık kendini anlatıyor.

Dünyaca ünlü tıp yayıncısı Elseiver’in editörü, aynı zamanda mizah yazarı ve komedyen Dennis DiClaudio, aynadan her gün size bakan hergelenin çok da kötü niyetli olmadığını, herkesin herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, herhangi biri olabileceğini söylüyor. Hem zaten Nabokov A harfinin “yıllanmış tahta renginde” olduğunu söylüyorsa, köşe yazarı Ja’far Abbas penis – eritici robot tarağına karşı okurlarını uyarıyorsa, insanlar seçimlerde kitleler halinde folie a plusieurs (çoklu çılgınlık) yaşıyorsa, korkacak bir şey yok.
Niye mi? Çünkü “hayat kaygısız geçirilemeyecek denli kısa”.

(arka kapak)

Müslüman Ateistler

Bir kaç zamandır gözlemdiğim ve girdiğim tartışmalarda bazı tespitlerimi dile getirmek istiyorum. Müslüman ateistler diyebileceğim bir insan grubu gözüme çarptı. Bunların çoğu Kuran’ı farklı yorumlama eğilimde. İşin içine bilimi katma çabalarında. Bir çok islam geleneğini, yaşantısını yanlış buluyorlar. Onlara göre gerçek islam hiç bir ülkede yaşanmıyor. Yaşanmamış da. Sadece Muhammed zamanında gerçek islamın olduğu yönünde bir inançları olsa da aslında onun dönemindeki İslam’ı bile gerçek bulmuyorlar. Allah’ı sadece kendileri ve batılı bilim adamları anlayabiliyor.

Bunlar tespitlerimin bir kısmı. Aslında tuhaf ama ben bu insanların ateist olduklarını, hiç bir dini ritüeli beğenmediklerini, dini ve etkilerini saçma bulduklarını fakat içlerinden atamadıkları bir korku olduğunu seziyorum. Bu korku uğruna kendilerine müslüman diyor, islamı kendi gerçek hallerine (ateistliğe) uydurmaya çalışıyorlar.

Sosyal Evrimini Tamamlayamayanlar

Yaşadığım şehirden bazı gözlemlerim. Sizler de paylaşırsanız sevinirim sosyal evrimini tamamlayamayanları.

  • Özürlü asansörlerini kullanan sağlam insanlar.
  • Bir toplu taşıma aracına binerken önce inenlere müsaade etmeyen, yüklenip girmeye çalışanlar.
  • Taşıma aracında çocuğu için para ödemezken, koltuktan kaldırıp başkasına yer verdirmeyenler.
  • Kornayı olur olmaz her şeye çalanlar.
  • Yere tükürenler, çöplerini fütursuzca atanlar.
  • Gençleri ele ele veya öpüşürken görünce cık cıklayanlar.

(Aklıma geldikçe eklerim.)