Herşeyin Suçlusu Olan Bana…

Ayrılıkların ardından, tükenmişlikler yaşanır ya, şaşkın, üzgün bir o kadar da ne yapacağını bilemezsin.. İşte bu duygulara bulanmış vaziyetteyim. Aşklı hayattan rutin normal hayata geçen dönemlerin verdiği tatsızlık bu sanırım. Aşk derken bunun karşılıklı bir aşk olduğu anlaşılmasın sakın. Bu sadece, sade ve katkısız bana ait bir olgu. Benim duygularımın, bana oynadığı bulmaca varı bir şakacık Gerçek bir aşk değil, aşkın kopyası belki de karbon kağıdına. Hani denir ya “doğru zaman, doğru mekan, doğru insan” yani 3D kuralı. İşte bu ondan değil sanırım. Belki sadece insanı uydurduk bu 3D kuralına ama ona da zaman geç kalmış, mekan ise zaten hiç var olamamış.

Oldukça zor bir yaşam, oldukça değersiz günler ve sürekli bir yorgunluk hissi bedenimde. Beynim ise iki arada bir derede gidip gelmekten usanmış, içinden sayıyor durmadan bana, sövmenin bini bin para.

Fermi Soruları

Bir büyüklük mertebesinde iyi sonuçlar veren hesaplamalar “Fermi soruları” olarak bilinir. Enrico Fermi hiç bir veri yokmuş gibi görünen problemlere nümerik yaklaşımlar bulup çıkarma yeteneğiyle ünlüydü.

Fermi probleminin ilk örneği New York şehrindeki piyano akortçularının sayısının hesaplanmasıydı. New York’ta 107 mertebesinde insan bulunur, demek ki, 2×106 aile bulunur. 10 aileden birinin piyanosu vardır, demek ki New York’ta 2×105 piyano bulunur. Her piyano 2 senede bir akort ediliyorsa her yıl 105 akort yapılır. Bir akortçu günde 5 piyano akort eder ve yılda 200 gün çalışırsa şehirde 102 mertebesinde piyano akortçusuna ihtiyaç vardır. 10’dan az ya da 1000’den fazla olması ihtimali yoktur.

Ayrılmak – Ayrılık, Bir Sanattır…

Giden günlerin ardından bakakalmak, bir nevi “seni sevemiyorum bitti artık” demenin diğer adıdır ayrılık. “Anlaşamıyoruz !! Birbirimizi yıpratmanın anlamı yok” da denilebilir bazen. Kalan gidenden daha mı çok acı çeker? O bölüm kapalı kutu.

Acı çekmek, gidenin gidiş sebebine bağlı olmakla beraber, genel olarak kalanın acısı daha büyüktür diye düşünülür. Bazen daha çok acıyı giden de çekebilir. Ayrılığın sebebi ya da sebepleri de önemli bir unsurdur tabi. Ne kalan ne de giden tam olarak çözemediyse konuyu hep bir yeniden başlama umudu vardır içlerinde. Konuyu çözen taraf zaten rüzgâr hızıyla uzaklaşır, ardına bile bakmaz. Çözemeyen taraf ise elleri yüzüne yapışık, göz pınarları kurumuş, kafasında türlü akla hayale sığmayacak gideni geri döndürme planları ki; bunlar plan (a, b,c,ç,d,e,f…) sürüp gider. Sonuç : planlar işe yaramazsa geriye artık pislik yapma tarafı kalır ve içinde ne var ne yok, ya adam gibi döker kağıda kimi, ya da giden zatın yüzüne kusar içindekileri.
İşte tam bu sırada insanın aklına şu nokta gelir takılır. Başlayışlar son derece kibar, son derece sevecen, son derece anlayış içeren düşüncelerden oluşurken, aynı tavır neden bitişlerde gösterilmez?

Beyliğe Reddiye

nezaket hanımın beyi
nazik eşini çok kıskanıyor
pabuç bıraktığı yok sana, bana, ona
nezaket hanım yalvarıyor oysa beyine
beni bıraksana, bana dokunmasana
dönüyor nezaket bana sana ona
ne olur beni de aranıza alsanıza
sen, ben, o biz olabiliyor
hayranım size
neden gelmiyorsunuz bize

olmaz nezaket hanım olmaz
bizimkiler size sığmaz
ben sen o çok kalabalığız
sizin ev bizi almaz
alsa da beyiniz razı gelmez
siz buyurun bize,
kırmaz da gelirseniz eğer
geçin şu sazdan köşkümüze
siz sığarsınız bizim içimize
inceliği bölüştük biz
daha incedir sizden her birimiz

nezaket hanımın beyi
yarısını çok kıskanıyor
tamamını istiyor bey-efendi
bu yüzden nezaket hanımın beyi
katliam yapıyor
kıyıyor sana bana ona bize
devam edin bey-efendi
katillik çok yakışıyor size

Masal Masal Matitas

Oltayı salladın attın denize,
Ne çıkarsa dedin kısmetimize.
Kadere inanmaz bahtsız bedevi,
Uyuyacak mı sandın sen beni.
Bak bakalım kanacak göz var mı bende?
Dikkat et oltana taktığın yeme.
Sulu dereden, su almadan getiririm de seni,
Seni gidi haddini bilmeyen seni.
Ne sanıyorsun yahu sen kendini?
Hindistanda dokunan kumaş değilsin,
Her zaman önünde delişey eğilsin.
Gaza gelmem, tafra çekmem,
Herkes bunu böyle bilsin.
Güven, sevgi, sadakat’in,
Başımın üstünde yeri,
Sende hangisinden var,
Söyle bakalım geriii.
Ne anlatıyorsun sen,
Ona buna zıplayıp
Gideceksen yol açık
Seni kaybetmek bana,
Değil çokkk büyük kayıp.
Biraz lak lak, sohbet üç beş,
Yok öyle üç köfte yirmibeş.
Delişey dursun şöyle bir kenarda,
Nasıl olsa her daim elimin altında.
Gökten düşmüş üç elma,
Ama hepside bana,
Masal bitti güzelim,
Sen avucunu yala…