Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı

Sosyal paylaşım sitelerinde de yayınlayıp mümkün olduğunca geniş bir kitleye ulaşmak istiyoruz. O nedenle kendi sosyal ağlarınızı da bu olaydan haberdar ederseniz seviniriz.

“Kedv (kadın emeğini değerlendirme vakfı) dar gelirli bölgelerdeki çocuk merkezlerine oyuncak kütüphaneleri kuruyor.
Sizler ve yakınınızdakiler kullanmadığınız oyuncakları vakfa bağışlayın, oyuncağı olmayan çocukların hayallerini güçlendirin.
Adres: Bekar sokak No:17 Beyoğlu /İstanbul”

Dualarınıza dikkat edin.

Aylar önce msn’imi açtığımda senin adresinin yanına yazdığın ve o zaman bana önemsiz gelen ama yinede dikkatimi çeken küçücük bir not yazmıştın. “Artık Güneşin battığı yerde olmak istiyorum…” ve dileğin gerçekleşti güneşin battığı yere gittin.. O sonsuza, o bilinmeyene gittin… o küçücük notu okumamın üzerinden 24 saat bile geçmeden haberin geldi… Çıldırdım o an.. halimi görseydin, görebilseydin vazgeçer gitmezdin…neden böyle bir dilek diledin? neden böyle bir dua ettin? çokmu sıkıldın bu hayattan? yarım kalanlar ne olacak? Yanlızmı yaşayacağım. Bir elmanın öteki yarısı olmadan o elma çürür aşkım.. Bilemedinmi bunu..giderken benide dileseydin oda gelsin deseydin, herşeyi arkamda bırakıp geleceğimi bilmeliydin.. bana elini uzatsaydın hiç soru sormadan o eli tutardım halada tutarım, elini uzat yine gelirim.. Beni bir sürü cevapsız sorularla ve keşkelerle bıraktın.. Tam 21 sene sonra yaptın bunu bana… Kendine iyi bak demiştim sana, bana bakar gibi bak demiştim.. Hiç dinlememişsin beni hemde hiç..Bazen seni yıldızlarda arıyorum bazen bulutlarda.. Ama aramak yetmiyor aşkım bulamıyorum seni, sana artık dokunamamak, seninle gülememek, bunları düşünmek içimi acıtıyor.Toprağını ellerimin arasına alıp koklamak yetmiyor… Ya birdaha hiç görüşemezsek ya bittiysek biz.. Bunun acısı herşeyden ağır. Anlıyormusun canım acıyor, gittiğinden beri çok canım acıyor.Çaresizlik belimi büktü.Boyun eğdim herşeye…

gön: Genc Kürt Siviller

Sevgili Türkler

Kürt olarak doğmak bizim tercihimiz değildi.
Tıpkı Türk olmak da sizin tercihiniz olmadığı gibi.

Bu topraklarda yaşamaya biz karar vermedik, tıpkı sizin de karar
vermediğiniz gibi.

Yanlış anlamayın,
Kürt olmaktan gurur duyuyoruz, bu topraklarda yaşamaktan da hayli memnunuz. Niçin? diye sorarsanız bunun bir cevabı yok.

Tıpkı bir Japon´un Japonluğundan,
bir Kenya´lının siyahlığından gurur duyması gibi.
Tıpkı bir arabın çölüne, bir Norveçlinin buzullarına aşık olması gibi.

Yapmadığımız tercihler, vermediğimiz kararlar neticesinde yan yana düştük.

1000 yıldır birlikte yaşıyoruz.

Bu güzel ülkede yaşayan Kürtler olarak mutluluklarda küçük, acılarda büyük ortağız. Ama ortağız işte.

YENİ MÜZİĞE YENİ SES

YENI MÜZIGE YENI SES

Eger çalisma saatlerini azaltarak toplumsal üretime yeni makine güçleri kazandiriliyorsa, isçileri, ürettikleri mallari tüketmeye zorlayarak büyük bir is ordusu kazanilmis olur. O zaman, evrensel tüketimci görevinden kurtulmus olan kentsoylu sinifi, tüketmede ve savurganlikta kendisine yardimci olmalari amaciyla, yararli ugraslarindan koparip aldigi asker, yargiç, berber, pezevenk vb. güruhunu bir an önce basindan atmaya çalisacaktir. Iste o zaman, is piyasasi dolup tasacak ve çalismayi yasaklayan demir gibi sert bir yasa koymak gerekecek: tahta bitlerinden daha kalabalik, üretmeyen isçi yiginina is bulmak olanaksizlasacak. Bunlardan sonra da anlamsiz ve pahaliya mal olan gereksinim ve zevklerini karsilamakta olan kisileri düsünmek gerek.

Artik, sirmalar takinacak usaklar ve generaller, dantellere bogulacak evli ve bekãr orospular, delik açan toplar, yapilacak saraylar olmayinca, o zaman, sirma, dantel, ütü ve insaat islerinde çalisan kadin-erkek isçileri, sagliklarini kazandirmak ve soylarini gelistirmek için, sert yasalarla kürek sporlari, dans ve bale figürleri yapmaya zorlamak gerekecek. Oldugu yerde tüketilmeyen Avrupa ürünleri çöpe atilmayacagina göre, gemicilerin, küçük tekne sahiplerinin, kamyoncularin oturup derin derin düsünmeleri gerek. O zaman, çok mutlu Polinezyalilar, uygarlasmis Venüs’ün tekmelerinden ve Avrupa’nin ahlak hocalarindan korkmaksizin, sere serpe sevismeye birakabileceklerdir kendilerini.

Artık suda nefes alınabilecek mi?

İsrailli bir mucidin, insanların su altında balık gibi nefes almasını sağlayacak bir sistem icat ettiği bildirildi.

İnternetteki livescience.com’da yer alan habere göre, Alan Izhar-Bodner adlı İsrailli, sudaki havayı çözerek su altında insanların kullanımına ve balık gibi solumasına imkan veren bir düzenek geliştirdi.

Sistemin bir sıvıdaki gazın çözünme miktarının sıvı üzerindeki basınç ile orantılı olduğunu öngören ”Henry Yasası”na dayandığı ifade edildi.

Bu yasaya göre, sıvı üzerindeki basınç artırıldıkça sıvıda bulunan gazlar daha fazla miktarda çözünmekte ve sıvı üzerindeki basıncın azaltılmasıyla bu çözünen gaz ortaya çıkmakta.

Bu sistemin tam olarak, gazoz şişesinde basınç altındaki sıvı içinde çözünen karbondioksit gazının şişenin açılmasıyla basıncının düşmesiyle gaz salıvermesine benzer şekilde işlediği belirtildi.